confessions

mitili

- Yazar -

  1. toplam entry 12923
  2. takipçi 2
  3. puan 307398

hüseyin kazım kadri

mitili
siyâset adamı, yazar. 1870 yılında istanbul’da doğdu.
soğukçeşme askerî rüştiyesinde ilköğrenimini, mülkiye mektebini, izmir ingiliz ticâret mektebini bitirdi. kendi kendini yetiştirdi. arapça, farsça, ingilizce, fransızca, lâtince ile grekçe yâni rumca’yı öğrendi. zirâat tahsili için almanya’ya gitti. dönüşünde, aydın vilâyeti muhâsebe kaleminde, istanbul mâliye nezâreti mektûbî kaleminde ve hâriciye nezâretinde memurluklarda bulundu. dârüşşafaka lisesinde astronomi öğretmenliği yaptı. bir sene manisa’daki çiftliklerine çekilerek çiftçilikle uğraştı. 1908’de meşrûtiyet’ten sonra tevfik fikret ve hüseyin câhid ile tanin gazetesi’ni çıkardı. samsun, selânik mutasarrıflıklarında, halep vâliliğinde, istanbul şehreminliğinde, vâli vekilliğinde, selânik vâliliğinde çalıştı. 1912’de meclis-i mebusân’a manisa mebûsu olarak girdi. ittihatçılar tarafından tekrar selânik vâliliğine gönderildi (1912). rumeli balkan harbi ile kaybedilince, ittihatçılarla arası açıldı ve beyrut’a gitti (1914). büyük türk lügati’ni hazırlamaya başladı. sûriye’nin osmanlı imparatorluğundan ayrılması üzerine, yerliler tarafından beyrut vâliliği teklif edildi. fakat kabul etmedi. istanbul’a gelerek yeniden siyâsî mücâdeleye başladı. mütârekede meclis-i mebûsan’a aydın mebûsu olarak girdi ve ikinci başkan oldu.

işgâl kuvvetlerince meclisin dağıtılması üzerine, aynı sene, tevfik paşa kabinesinde ticâret, zirâat ve evkaf nâzırlıklarında bulundu. ankara hükümeti ile olan anlaşmazlığı çözmek için müşir ahmet izzet paşa başkanlığındaki heyette bulundu. bilecik mülâkâtında uzlaşmanın imkânsız olduğunu görerek istifâ etti.

ticâretle uğraşmaya başladı. son yıllarını beylerbeyi’ndeki yalısında geçirdi. hava değişimi için gittiği tarsus’ta öldü. nâşı istanbul’a getirilerek küplüce mezarlığına gömüldü (1934).

ölümünden iki yıl önce değerli kütüphânesini üsküdar’da bulunan selim ağa kütüphânesine bağışladı. dînî eserlerinde şeyh muhsin-i fânî takma adını kullandı. altmışa yakın eseri vardır.

hak ve hakikat, felâha doğru, istikbâle doğru, islâm’ın avrupa’ya son sözü, yirminci asırda islâmiyet, arnavutlar ne yaptı? çar nikola’ya açık mektup, 10 temmuz inkılâbı ve netâyici, nüzûl, beyân, târih hâtıraları, büyük türk lügati, insan hakları beyannâmesinin islâm hukûkuna göre îzâhı, eserlerinin belli başlılarıdır.

hüseyin avni paşa

mitili
sultan abdülazîz’in tahttan indirilip şehit edilmesine sebep olan devlet adamlarından. 1820 yılında doğan hüseyin avni, ahmed adında bir uşağın oğludur. 15 yaşında istanbul’a geldi. bir müddet medresede okuduktan sonra harbiye’ye girdi ve 1849 yılında kurmay kıdemli yüzbaşı rütbesiyle burasını bitirdi. 1855’te paşa olan hüseyin avni, kırım harbine katıldı. sadrâzam fuâd paşanın himâyesinde hızla yükseldi. 1863 yılında müşir rütbesiyle birinci ordu kumandanı ve serasker oldu. girit ve teselya vâliliklerinde bulundu. 13 şubat 1874’te sadrâzam oldu ise de 1875’te azledildi. getirildiği mevkilerde pâdişâh ve devlet aleyhine entrikalar çeviren hüseyin avni, bu sebeple sık sık vazîfesinden alınıyordu. aydın ve konya vâliliklerinde bulunduktan sonra, bir defâ daha seraskerliğe getirildi. çok geçmeden bu görevinden alınan hüseyin avni paşa, bursa vâlisi oldu ve 13 mayıs 1876’da son defâ seraskerliğe getirildi.
hüseyin avni paşa, yakın arkadaşlarından sadrâzam rüşdi paşa, şûrâ-yı devlet reisi midhat paşa ve şeyhülislâm hayrullah efendi ile berâber (ki bunlara erkân-ı erbaa [dörtlüler] denirdi) sultan abdülazîz’i tahttan indirdi. böylece dünyânın en büyük devletinde bir diktatör rolü oynadı.

sultanın varlığından dahi rahatsız olan hüseyin avni, 4 haziran günü de ablülaziz hanı şehid ettirdi. bu günü sabırsızlıkla bekleyen hüseyin avni paşa, saraydan yükselen çığlık sesleri üzerine kuzguncuk’taki yalısında hazır bekleyen kayıkla fer’iye sarayına gitti. şehid edilen sultan abdülazîz hanın ölüm raporunu imzâlamak istemeyen iki doktordan birini hemen trablusgarb’a sürdü. diğer doktor ömer beyin de rütbelerini orada söktü. zîrâ pâdişâhın cenâzesi, karakolda en az bir saat can çekişir halde bırakılmıştı (bkz. abdülazîz han). yaralı kuşlar ve sokaktaki başıboş hayvanlar için bile hastaneler kuran osmanlı sultanlarına, hüseyin avni ve arkadaşlarının revâ gördüğü hakâretler, târihe yüzlerinin karası olarak geçmiştir.

sultan abdülazîz’in daha önceden de hal’ edilmesi için birçok çalışmalarda bulunan avni paşa, pâdişâhın hal’ edileceğini birkaç sene önce londra’da ingiliz nâzırlarına söylemek cesâret ve hıyânetinde bulunmuştu. ingilizlerin devamlı sultan azîz’in intihâr tezini savunmaları bundandır.

hüseyin avni paşanın devlet idâresini ele geçirmesinin sevinci pek kısa sürdü. 15 haziran’da sultan abdülazîz’in kayınbirâderi kurmay yüzbaşı çerkes hasan bey tarafından vurularak öldürüldü. (bkz. çerkes hasan)

hüseyin avni paşa, târihin kaydettiği en kindar şahsiyetlerden biriydi. “ahd-i saltanatında on bir sene ma’zul [azledilmiş, görevden alınmış] bulundum” diye sultan abdülazîz’i açıkça tenkit ediyor ve pâdişâhın aleyhine konuşuyordu. ancak, onun (hüseyin avni’nin) intikam almaktaki ustalığını bilenler, bu sözleri pâdişâha duyurmaktan her zaman çekinmişlerdi. yine “kînim dînimdir!” diyecek kadar ileri gitmesi onun bu yönünü çok iyi ifâde etmektedir. hüseyin avni paşa, geçimsizliğinden ve meziyetsizliklerinden dolayı pek çok defâ azlediliyor sonra çeşitli entrikalarla bir makam kapıyordu. o, iki yüzlü, aşırı kiniyle garazından ve bilhassa önü alınmaz ihtirâsından başka özelliği olmayan bir insan olarak tanınmıştır. tanzimât’tan sonra osmanlı devletinde başlayan ve türk siyâsî edebiyâtında “kaht-ı rical” (adam kıtlığı) deyimi ile isimlendirilen devirde ortaya çıkan avni paşa, bu dönemin bütün karakteristik özelliklerini üzerinde toplamıştı. genel olarak bu devirde vatan sevgisinin, hânedân ve pâdişâha bağlılığın azalması, ahlâksızlık ve körü körüne iktidâr hırsı, üst kademeleri işgâl eden bâzı devlet adamlarının özellikleri olarak sayılabilir.

hüseyin avni paşa; kaba, görgüsüz, lâubâli ve zâlim biri olarak tanınmıştır. bâzı askerî hareketlerde başarısı görülmüş ve fuâd paşa tarafından da himâye edilmesi, yükselmesini kolaylaştırmıştır. tanzimât ricâlinden âlî paşa bu adamdan nefret etmekle berâber, fuâd paşayı kırmamak için yükselmesini engellememiştir.

devlet içinde kendi düşüncesine göre bir şeyler yapmaya meraklı olan avni paşanın, mahmûd nedim paşa tarafından azledilip nişanlarının alınması, pâdişâha bitmez bir kin bağlamasına sebep olmuştur. hüseyin avni’nin azil sebeplerinden bir diğeri de, harem-i hümâyûnda ’hazînedâr’ denilen yüksek rütbeli bir câriyeye sarkıntılık yapmasıdır. ayrıca bir selâmlık alayında, en seviyesiz külhan beyinin bile yapmaktan utanacağı bir hareketle, kadınefendiye lafla sarkıntılık etmesidir.

şurası muhakkak ki, hüseyin avni paşanın bu menfi hal ve hareketleri, sultan abdülazîz’in tahttan indirilmesine ve devletin başına 93 harbi başta olmak üzere seri felâketlerin gelmesine sebep olmuştur. hüseyin avni paşa, son yüzyıl türk târihinin en karanlık ve menfi şahsiyetlerinden biri olarak târihe geçmiştir.

hekimoğlu ali paşa

mitili
osmanlı sadrâzamı. venedikli mühtedîlerden (islâmı kabul eden) hekimbaşı nuh efendinin oğlu olup, haziran 1689’da dünyâya geldi. iyi bir eğitim gördükten sonra sultan üçüncü ahmed han zamânında hassa silahşörlüğü ile saraya alınıp, sonra da dergâh-ı âlî kapıcıbaşıları arasına katıldı. 1713’te zile voyvodalığına tâyin olunan ali bey, 1719’da nevşehirli dâmâd ibrâhim paşanın sadâreti zamânında beylerbeyi pâyesi ile türkmen ağası, 1722’de rumeli pâyesi ile adana vâlisi oldu. bu görevdeyken çevredeki birçok aşîretin elebaşlarını sindirerek güvenliği sağlayıp, haklı bir ün kazandı.
1724’te tâyin edildiği halep vâliliği sırasında serasker köprülüzâde abdullah paşa maiyetinde doğu seferine memur edildi. ali paşa, tebriz’in alınmasında büyük gayret gösterdi. 1725’te vezirlik rütbesi verilip birkaç gün sonra anadolu beylerbeyi ve bilâhare hastalığından dolayı vazîfesinden istifâ eden abdullah paşa, temmuz 1726’da doğu serdarlığı ile tebriz muhâfızlığına getirildi.

bu vazîfedeyken adamları hakkında vukû bulan bâzı şikâyetlerden dolayı 1728’de şehrizor eyâletine nakledildi. aynı yıl sivas, bir yıl sonra da diyarbakır vâliliğine getirildi. nâdir şahın meydana çıkması ile kötü bir hâl alan doğu seferine 1730’da ikinci defâ serdâr tâyin olunan ali paşa, bu sırada tahta çıkan sultan birinci mahmûd han tarafından elmaslı bir kılıç ve bir samur kürk gönderilmek sûretiyle taltif edildi. ali paşa, üçüncü tahmasb’a karşı eylül 1731’de kuzican zaferini kazanarak hemedan, urmiye ve tebriz’i geri aldı. şahın talebi üzerine akdolunan “ahmed paşa musalahası” ile sulh sağlandı.

1732’de sadrâzam topal osman paşanın azli üzerine, sultan birinci mahmûd han zamânında sadrâzamlığa getirildi. üç buçuk yıl süren ali paşanın bu ilk sadrâzamlığı, avrupa’da lehistan verâseti buhrânıyla, doğuda ahmed paşa antlaşmasını kabul etmeyen nâdir şahın iran tahtında bulunan tahmasb’ı indirip yerine üçüncü abbâs’ı getirmesi ve bağdat’a hücum etmesi zamanlarına rastlar. bağdat’ı nâdir şah kuvvetlerinden kurtarmaya muvaffak olan topal osman paşanın 1733’de kerkük civârında baskına uğrayarak şehid ve ordunun perişân olması üzerine sarayda toplanan harp meclisinde sadrâzam ali paşa azlolunarak midilli’ye sürüldü.

ali paşa bir yıl sonra gönderildiği bosna vâliliği sırasında, üç sene avusturya kuvvetlerinin şiddetli hücumlarına karşı kahramanca mukâvemet gösterdi. topladığı gönüllülerle gücünü arttıran ali paşa, banyaluka surları önünde mareşal hildburgausen’e karşı 4 ağustos 1737’de parlak bir zafer kazandı. 1740’ta güvenliği sağlamak ve kölemen beylerini sindirmek vazîfesiyle mısır’a gönderildi. bir yıl sonra anadolu beylerbeyi olan ali paşa 1742’de ikinci defâ sadrâzamlığa getirildi. ancak bir müddet sonra yeniden görevden alınarak midilli’ye sürüldü. 1744’te bosna, 1745’te halep vâliliğine tâyin edildi. ali paşa, aynı yıl nâdir şahın kars üzerine gelmekte olduğu öğrenilince anadolu eyâleti ile ikinci defâ, şark (doğu) serdarlığına tâyin oldu.

1746’da iran ile sulh yapıldıktan sonra anadolu’daki eşkıyâyı sindirmeye memur edildi. karışıklıklar çıkması üzerine üçüncü defâ bosna vâliliğine gönderildi. ali paşa, daha sonra tâyin edildiği trabzon vâliliği sırasında karadeniz derebeylerini ortadan kaldırdı. 1754’te anadolu beylerbeyliğine naklolundu ise de şubat 1755’te sultan üçüncü osman han tarafından sadrâzamlık tevcih edildi. fakat bâzı mâniler sebebiyle üçüncü sadâretinde ancak elli üç gün kalabilen ali paşa azlolunarak kıbrıs’a sürüldü. ali paşa, kıbrıs’ta o kadar izzet ve ikrâm gördü ki, verilen hediye ve para yardımları sâyesinde üç ayda kıbrıs fakirlerine 100 bin kuruştan fazla tasaddukta (sadaka) bulundu. aynı sene oğlunun pâdişâha yazdığı bir arîza ile sürgünden kurtulup, 1755’te mısır vâliliğine getirildi.

1756’da anadolu beylerbeyi olan hekimoğlu ali paşa, bu görevdeyken 14 ağustos 1758’de eyâlet merkezi olan kütahya’da vefât etti. ölürken, istanbul’daki câmii yanına defnedilmesini vasiyet eden ali paşanın naaşı, geçici olarak kütahya’da defnedilmişti. daha sonra müsâade alınarak istanbul’a getirilip türbesine defnedildi.

ali paşa, akıllı, âlim, tedbirli, yiğit, sağlam görüş sâhibi, cömert ve kerîm bir zât olup, idârede şiddetliydi. otuz seneyi aşan vezâreti zamânında başta pâdişâh olmak üzere bütün devlet erkânının itimat ve hürmetini kazanmıştı.

âli mahlası ile şiirler yazan ali paşanın istanbul’da davutpaşa yakınlarında bir câmii, kitaplığı, sebili, türbesi ve zâviyesi vardır.

hasan rıza paşa

mitili
balkan harbi sırasında işkodra savunma kumandanlığı yapan osmanlı paşası. aslen kastamonu vilâyetinin tosya ilçesinden olan hasan rızâ, 1871’de doğdu. bağdat ve kastamonu vâliliklerinde bulunan nâmık paşanın oğludur.
ilk mektebi ve askerî rüştiyeyi istanbul’da, askerî idâdîyi bursa’da tamamladı. 1889-1892 seneleri arasında harp okulunda okudu. 1895’te kurmay yüzbaşı olarak mekteb-i erkân-ı harbiye-i şâhâneden mezun oldu. türk-yunan harbinde, isteği üzerine alasonya ordusu erkân-ı harbiye riyâsetine tâyin edildi ve 7 ekim 1897’de kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu. 21 ağustos 1898’de binbaşı, 18 nisan 1899’da kaymakamlığa (yarbaylığa) terfi ettirildi. 1899 yılı mayıs ayında staj yapmak ve askerî bilgisini geliştirmek üzere almanya’ya gönderildi. almanya’da iken 11 aralık 1901’de rütbesi miralaylığa yükseltildi. 1903’te mirlivalığa ve 10 aralık 1906’da ferikliğe (korgeneralliğe) terfi etti.

ikinci meşrûtiyetin îlânından sonra edirne’de ikinci orduya mensup yirminci nizâmiye fırkası komutanlığına getirildi. 26 eylülde aynı ordunun erkân-ı harbiyesine nakledildi. sultan ikinci abdülhamid hanı tahttan indirdikten sonra iktidâra gelen ittihat ve terakki’nin orduyu gençleştirme ve modernleştirme adı altında devletine, milletine ve dînine bağlı subayları ordudan tasfiye ettiği sırada rütbesi kaymakamlığa (yarbaylığa) indirildi. 4 ekim 1909’da erkân-ı harbiye-i umûmiye üçüncü şûbesinde vazîfelendirildi. 21 mart 1910’da yeniden miralaylığa yükselerek 6. ordu erkân-ı harbiyesine tâyin edildi.

1911 yılında malisor ayaklanmasında garp ordusu kumandanlığı ile işkodra’ya giden birinci ferik abdullah paşanın erkân-ı harbiyesine tâyin edildiyse de, bu vazîfeden istifâ etti. 19 temmuz 1911 târihinde müstakil 24. işkodra nizâmiye fırka kumandanlığına gönderildi. işkodra vâlisi hayri beyin vazîfeden alınması üzerine, 27 mayıs 1912’de işkodra vâliliği vazîfesine de tâyin edildi.

bu sırada ittihat ve terakkî hükümetinin basiretsiz uygulamaları sonucunda balkanlarda osmanlı devletine karşı bir ittifak baş göstermiştir. rusya’nın da tahrik ve teşvikleriyle balkan milletleri 8 ekim 1912’de osmanlı devletine karşı harp ilân ettiler.

bulgar birlikleri batı trakya üzerine hücuma geçerken karadağlılar da işkodra gölünün güneyinden sınırı geçtiler.

24. müstakil işkodra fırkası kumandanı miralay hasan rızâ bey, müstahkem mevki kumandanlığını da eline aldı. karadağ ordusu; kuzey, merkez ve güney olmak üzere üç yığınak grubuyla taarruza başladı. hasan rızâ bey, idâresindeki fırka ile çok zahmet çekerek düşman taarruzlarını önledi. bu sırada bâzı askerler terhis isteğiyle ayaklandılar. hasan rızâ bey bu askerlere nasîhat ettiyse de netîce alamadı. askerlerin bir kısmı, vaktiyle istanbul’da 31 mart vakasına iştirâk edenlerdendi. bu ayaklanma bâzı taşkınlıklarla bir hafta kadar devâm etti. çâresiz kalınınca silâh ve teçhizâtları alınarak terhis tezkereleri hazırlanıp verildi. memleketlerine dönmek üzere ayrılan askerler kısa bir müddet sonra tekrar geri döndüler. osmanlı askerinin böyle olduğu bir sırada taarruzlarını şiddetlendiren karadağlılar taşlıca, akova, gosina ve berena’yı işgâl ettiler. sırplar, bulgarlar ve yunanlıların taarruzları neticesinde bütün rumeli hemen hemen elden çıktı.

yalnız, işkodra’da hasan rızâ bey, bir türlü düşmana teslim olmayıp, kendisine verilen vazîfeyi cânı pahasına yürüttü. işkodra savunmasındaki hizmetine mükâfât olarak mirlivâlığa yükseltilmesi için pâdişâh irâdesi çıktı. ne yazık ki terfiinden haberi olamadı.

hasan rızâ paşa, karadağlılar ve sırplara karşı arnavutları osmanlılar tarafına çekmek için gayret sarf ediyordu. ancak arnavutlarla yapılacak antlaşmanın ayrıntılarını görüşmek üzere esad paşanın evine giderken, 30 ocak 1913 günü akşamı tertiplenen bir sûikast neticesinde silâhlı üç kişi tarafından vurularak şehid edildi. bu sûikast, bilahare sultan ikinci abdülhamid hana hal’ini tebliğ edenler arasında bulunarak velînîmetine hıyânet eden esad toptanî adındaki eski drac mebusu tarafından tertiplenmişti. hasan rızâ paşanın vefâtından sonra da işkodra savunması devâm etti. fakat işkodra’da kumandayı ele alan esad paşa, derhâl karadağ ordusuyla gizlice haberleşerek şehri düşmana teslim etti.

kahraman ve cesûr bir asker olan hasan rızâ paşa, gâyet ciddî ve sert bir kimseydi. husûsî hayâtında latîfeyi seven ve teklifsizce konuşan paşa, vazîfeyle ilgili konularda derhâl sesini ve tavrını değiştirirdi. verdiği emirleri tâkip eder, gevşeklikleri affetmezdi. açık sözlü bir kimse olup, birisi hakkında bildiğini yüzüne söylemekten çekinmezdi. emrindeki birliklerin eğitimlerine ve bütün işlerine bizzat nezâret ederdi. en tehlikeli vazîfeye en sevdiği kimseleri memur ederdi. üstüne aldığı vazifeyi nâmus meselesi addeder ve tam mânâsıyla yerine getirmeye çalışırdı. üst ve âmirlerine, kânun ve nizâmlara çok saygılıydı.

ordunun politikayla uğraşmasına karşıydı. silâhlı kuvvetleri politikaya soktuğu için ittihat ve terakki’yi tenkit ederdi. pâdişâha ve hükümete karşı olan ve kendi saflarında yer almasını isteyen kimselere karşı; “ben bu hükümetin vâliliğini ve kumandanlığını kabul ettim. bunun için ahdettim ve yemin ettim. verdiğim söze ters hareket etmek benim için nâmussuzluktur. ben vâli ve kumandan iken hükümet aleyhine en ufak bir teşebbüsü bile hoşgörü ile karşılamam, âzamî şiddetle hareket ederim” derdi.

emrindeki subay ve erlerin itimâdını kazanmıştı. kesin kararlı olup emirleri kat’î idi. hatâsını anladığı konuda ısrâr etmeyen, fazîlet sâhibi bir komutandı.

hasan can

mitili
yavuz sultan selim hanın musâhibi, yakın arkadaşı. isfehanlı müezzin hâfız mehmed efendinin oğlu, şeyhülislâm hoca sâdeddîn efendinin babasıdır.
1514’te çaldıran zaferinden sonra tebriz’e giren yavuz sultan selim han, hasan can çelebi’yi maiyetine aldı ve daha sonra onu yanında istanbul’a götürdü. babası hâfız, kendisi de sultân’ın nedîmi yâni en yakınlarından oldu. selim han, hasan can’ı dâimâ yanında ve sohbetlerinde bulundururdu. pâdişâh’la birlikte mısır seferine katıldı.

mısır seferinden döndükten sonra, edirne’ye hareket etmek üzere olan yavuz sultan selim, nedîmi hasan can’la saray bahçesini gezerken sırtına batan bir şeyden şikâyet eder. sultân’ın düğmelerini çözüp sırtında henüz baş vermiş, etrâfı kızıl, olmamış katı bir çıban gören hasan can; “pâdişâhım büyük bir çıbandır, henüz hamdır, zorlamak uygun değildir, bir münâsip merhem koyalım” deyince, yavuz; “biz çelebi değiliz ki, bir çıban için cerrahlara mürâcaat edelim” der. daha sonra hamamda çıbanı ovduran sultan, yaranın büyümesi üzerine hasan can’a; “seni dinlememekle kendimizi telef ettik” demiştir.

hastalığının ağırlaşmasına rağmen, edirne’ye doğru yola çıkan yavuz’un hedefi macaristan’dı. ancak, sırt köyüne gelindiğinde pâdişâh, hareket edemeyecek kadar tâkâtsiz düştü. yattığı yerden bir ara nedîmine dönen sultan; “hasan can, bu ne hâldir?” buyurunca, hasan can; “sultânım, allahü teâlâ ile olacak zamandır” der. yavuz ise; “hasan can, bizi bunca zamandan beri kiminle bilirdin? cenâb-ı hakk’a teveccühümüzde kusur mu gördün?” dedikten sonra ondan yâsîn sûresini okumasını ister. hasan can, yâsîn sûresini okurken, pâdişâh da kendisine iştirâk eder. ikinci defâ okurlarken, “selâmün kavlen min rabbirrahîm” âyetini okuduktan sonra kelîme-i şehâdet getiren yavuz, rûhunu teslim eder.

hasan can, sultân’a karşı son vazîfelerini şöyle anlatmaktadır: “hastalığı sırasında, ona hizmet etmek şerefinden bir an mahrum kalmadım. geceleri sabahlara kadar, mum gibi için için yanarak, karşılarında dururdum. bir hizmeti olmadığı zaman, emr-i âlîleri ile döşekleri yanında oturur idim. cerrahlar ilâca giriştikleri sırada kâh omzuma dayanır, kâh cerrahların yaptıklarına bakmaya memur eder, ancak bana itimâd buyururlardı. son nefeslerine kadar bir an yanından ayrılmadım. vefâtında, kur’ân-ı kerîm okumak ve telkînde bulunmak vazîfesini yalnız ben gördüm.”

kânûnî sultan süleymân han tarafından da büyük bir sevgi gören hasan can, enderun’da hocalık yaptı. 1567’de bursa’da vefât eden hasan can’ın oğulları ve torunları arasında pek çok şeyhülislâm, kazasker ve devlet adamı yetişmiştir. kabri bursa’da çelebi sultan mehmed’in türbesi önündedir.

hasan beyzade ahmet paşa

mitili
osmanlı devlet adamı, târihçi. doğum târihi bilinmemektedir. reîsülküttâp küçük han beyin oğludur. istanbul’da tahsilini tamamladıktan sonra, dîvân-ı hümâyûna girdi. üçüncü mehmed hanın eğri seferinde bulundu (1595). daha sonra varad ve uyvar seferlerine katıldı. baştezkirecilik, defterdârlık, beylerbeyliği görevlerinde bulundu. kefe surunu tâmir ettirirken, rus kazaklarının hücumlarını bastırdı. 1636 senesinde istanbul’da vefât etti.

han i hanan abdurrahim han

mitili
bâbürlü devlet adamı ve kumandanı. 16 aralık 1556’da lahor’da doğdu. karakoyunlu oymaklarından baharlu türkmenlerine mensuptur. ekber’in ilk vekîli bayram hanın oğludur. annesi, cemâl han merâtî’nin kızıdır. dört yaşında babası vefât etti. bundan sonra bâbürlü sarayına gelip iyi bir tahsil ve terbiye görerek yetişti.

1572’de ekber’in gücerât seferine katıldı ve mirzâ han lakabını aldı. 1576’da gücerat’a vâli tâyin edildi. 1582’de ekber şahın oğlu selim’e atalık (lala) oldu. aynı târihlerde muzaffer şah guceratî’ye karşı kazandığı zaferler dolayısıyla hân-ı hânanlığa yükseltildi. 1593 yılında veliaht danyal’ın yardımcısı olarak dekkan seferine katılan abdurrahîm han, daha sonraki iki yıl içinde başkumandan olarak yaptığı savaşlarla dekkan’ı fethetti. abdurrahîm hanın devlet içindeki etkili rolü selim cihângîr devrinde de devâm etti. 1612’de dekkan’a vâli tâyin edildi. 1622’de kandehar’ı fethetti. 1626’da ülke içinde isyâncı gruplara karşı savaşa hazırlanırken hastalandı ve delhi’ye döndükten kısa bir süre sonra vefât etti (1627). vefâtında 71 yaşında olan hân-ı hânan abdürrahîm hanın kabri nizâmeddîn evliyâ’nın türbesi yakınındadır.

muktedir bir devlet adamı ve kumandan olan abdürrahîm han, aynı zamanda âlim ve şâir olup, türkçe’den başka, arapça, farsça ve hintçe’yi çok iyi bilirdi. dört dilde de şiirler yazan abdürrahîm han, râhimî mahlasını kullanırdı. nitekim şiirlerini meâsir-i râhimî adını verdiği eserinde toplamıştır.

halet efendi

mitili
osmanlı devlet adamlarından. 1760 yılında istanbul’da doğdu. asıl adı mehmed said’dir. hâlet efendi denmekle meşhur oldu. kırımlı kâdı hüseyin efendinin oğludur.
hâlet efendi, şeyhülislâm şerif efendinin yanında yetişti. bir müddet atâullah efendinin sonra da rikâb-ı hümâyun reisi mehmed râşid efendinin mühürdâr yamağı oldu. bir müddet sonra ohrili mir-i mirân ahmed paşanın hizmetine girdi. burada da uzun süre kalamadı. istanbul’a dönüp galata mevlevihânesi şeyhi meşhur şâir gâlib dede’nin dergâhına girdi. sonra, deryâ tercümanı kallimaki vâsıtasıyla fenerli rumlarla dostluk kurdu. beylik kesedârı maiyetine girerek hâcegânlık rütbesi aldı. kısa süre sonra, baş muhâsebeci ve orta elçi olarak paris’e gönderildi. üç seneden fazla paris’te kaldı. akka’da cezzâr ahmed paşaya yenilen bonapart, mağlubiyetini bir türlü hazmedemediğinden hâlet efendiye yüz vermedi. 1807 târihinde istanbul’a döndü. divân-ı hümâyun beylikçiliğine bir süre sonra da rikâb-ı hümâyun reisliğine getirildi. bu vazifesi sırasında ingilizlerle gizli ilişkisi olduğu ortaya çıkarılınca kütahya’ya sürüldü ise de sonra istanbul’a döndü.

bağdat vâlisi süleyman paşanın yerine vezirlik rütbesi ile said beyin vâli tâyinini temin etmek maksadıyla memur olarak bağdat’a gönderildi. bir müddet sonra tekrar istanbul’a dönünce rikab-ı hümâyun kethüdâlığına tâyin edildi.

fenerli rumların bâzılarına kâtiplik yaptığından, onların lehinde, devlet aleyhine bâzı yolsuz hareketlerde bulundu. fenerli rumlardan elde ettiği paralarla servetini çoğaltarak yeniçerilere para dağıtıp taraftar topladı. mora isyanında rumlar tarafını tutarak tepedelenli ali paşayı kötüledi ve idâm edilmesine sebep oldu. ikiyüzlü politikaya devam ederek yeniçeriliğin ilgâsında dâimâ ikinci mahmûd han’a muhâlif oldu. yeniçeri ocağını elinde tutarak, kendisine dayanak noktası yaptı.

hâlet efendi, zamanındaki âlimlerin en büyüğü mevlânâ hâlid-i bağdâdî’yi de halifeye çekiştirerek devlet için tehlikeli olduğuna iknâya çalıştı. fakat ikinci mahmûd han; “din adamlarından devlete zarar gelmez” diyerek sözüne itibâr etmedi. mevlânâ hâlid-i bağdâdî hazretleri, bunu duyunca halifeye hayır duâda bulunup, “hâlet efendinin işi, pîri mevlânâ celâleddîn-i rûmi’ye havâle olundu. onu huzuruna çekip cezâsını verecektir” buyurmuştur. az zaman sonra sultan ikinci mahmûd han, mora isyanına sebep olduğu için hâlet efendi’yi konya’ya sürdü. 1823 (h.1238) senesinde hassa hasekilerinden ârif ağa tarafından idâm edildi.

hâlet efendi zekî, hitabeti kuvvetli biriydi. son derece kindar olup, muhaliflerini, menfaatine dokunanları bilhassa makâmına rakip gördüklerini aslâ affetmezdi. ikinci mahmûd hana da devamlı muhâlefet etmiştir. bunu devâm ettirebilmek için de yeniçeri ocağının ileri gelenlerini çeşitli hediyelerle elde etme yolunu seçmiştir. yeniçeri ocağının yeniden tâmirine karşı çıkmış ve isyan çıkartmakla tehdit etmiştir. bunun dışında, bir şâir olarak, evini her zaman âlimlere ve şâirlere açmış, ilmî ve edebî meseleler üzerine münâzara etmiştir.

hâlet efendinin “zînetü’l-mecâlis” adlı dîvân’ı ise birçok kasidelerden, bilhassa talebesi olduğu hocalarını övmek için yazdığı şiirlerden meydana gelmiştir. bu eser matbu olup 1842’de basılmıştır. galata mevlevîhânesi içinde bir sebil ile bir kütüphâne yaptırmıştır. bu kütüphânenin kitapları bugün süleymaniye kütüphânesinde ayrı bir kısım olarak bulunmaktadır.

hafiz ahmet paşa

mitili
osmanlı veziriâzamı. 1564’te filibe’de doğdu. bir müezzinin oğluydu.
on beş yaşında istanbul’a gelip enderun’a alındı. uzun seneler saray hizmetinde bulundu. sultan birinci ahmed han zamanında musâhip ve doğancıbaşı oldu. 1607’de vezirlik verilerek kapdân-ı deryâ tâyin edildi. 1609’da şam, daha sonra van, erzurum, bağdat ve anadolu eyâletleri vâliliklerinde bulundu. bilâhare tâyin edildiği diyarbekir vâliliği sırasında, bağdat’ta isyân eden yerli kullar kumandanı bekir subaşı üzerine serdar tâyin edildi. fakat bekir subaşı ihânet edip bağdat’ı teslim için iran şahına adam gönderdi. iran ordusunun yaklaştığını gören hâfız ahmed paşa, bekir subaşı’ya vâlilik verip diyarbekir’e çekilmek zorunda kaldı. iran şahı şehri işgâl edip yağmalattı. hâfız ahmed paşa, 1625’te veziriâzam ve iran üzerine gönderilen orduya serdâr tâyin edildi. bağdat’ı sekiz ay kuşattı. ancak, şah’ın da yardıma gelmesi, osmanlı ordusunu iki ateş arasında bıraktı. serdar, açlık ve sıcaktan bunalan askerin isyâna varan tepkisi karşısında, zafere çok yaklaştığı bir sırada kuşatmayı kaldırmak mecburiyetinde kaldı. bağdat’ı alamadan geri çekilmesi, hâfız ahmed paşa’nın sadâretten azline sebep oldu (1627).

istanbul’a varışında ikinci vezirlik verilip, sultan dördüncü murâd han’ın kızkardeşi ayşe sultan ile evlendirildi (1629). 1631’de tekrar sadrâzamlığa getirildi. bir müddet sonra ayaklanan yeniçeriler, sultanahmet’teki atmeydanı’nda toplanıp, pâdişah’tan sadrâzam hâfız ahmed paşa ve diğer bâzı vazifelilerin kendilerine teslimini istediler. sultan dördüncü murad han, ayak dîvânı tertip edip, zorbabaşılara nasîhat etti ise de, söz dinletemedi. pâdişâh’ı tahttan indirmekle tehdit ettiler. hâfız ahmed paşa, bu durum karşısında; “pâdişah’ım! hâfız gibi binlerce kulun yoluna fedâdır!” deyip, âsîlerin arasına daldı. birkaç zorbayı telef ettikten sonra, pâdişahın önünde şehîd edildi (1632).

sâdık ve iyi niyet sahibi bir devlet adamı olan hâfız ahmed paşa, aynı zamanda kalem sâhibi bir şâirdi. onun bağdat üzerine giderken yolda kaleme aldığı manzûmesinden bir beyit:

bizimle kerbelâ vâdisine hem-derd olan gelsün,
sınansun, arsa-i ferzânelerde merd olan gelsün.



hadım sinan paşa

mitili
osmanlı sadrâzamlarından. doğu bosna’da boroviniç isminde asil bir âileye mensuptur.
enderun’da yetişti. sarayda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra bosna sancakbeyliği ile dış hizmete çıktı (1514). yavuz sultan selim’in iran üzerine hareketi sırasında maltepe mevkiinde (nisan 1514) mustafa paşa yerine anadolu beylerbeyi oldu. çaldıran savaşında osmanlı ordularının sağ kanadına komuta etti. savaş sırasında şah ismâil’in komutanlarından ustaclu mehmed hanın saldırısını başarıyla karşıladıktan sonra karşı taarruza geçip, safevî ordusunu arkadan çevirerek zaferin kazanılmasında önemli rol oynadı. savaş sonunda, şehid olan hasan paşanın yerine rumeli beylerbeyi oldu (eylül 1514).

yavuz sultan selim, çaldıran savaşı dönüşünde daha önceki isyân teşebbüsleri sebebiyle suçlu bulduğu veziriâzam dukakinoğlu ahmed paşayı amasya’da îdâm ettirdi ise de boşalan göreve kimseyi getirmedi. 1515 ilkbaharında sinan paşayı dulkadıroğlu alâüddevle üzerine gönderdi. hadım sinan paşa, alâüddevle’yi mağlup ettikten sonra başını keserek yavuz sultan selim’e gönderdi ve bu başarısından dolayı boş bulunan vezîriâzamlık makâmı kendisine verildi. bu vazîfede üç ay kalan sinan paşanın yerine beşinci defâ olmak üzere hersekzâde ahmed paşa getirildi. ancak hadım sinan paşa’nın azledilmesi herhangi bir hatâ sebebiyle olmadığından kendisine karşı pâdişâh’ın teveccühü devâm ediyordu. nitekim çok geçmeden diyarbekir taraflarında iranlıların bâzı hareketlerinden dolayı pâdişah, hersekzâdeyi azlederek hapsettirdikten sonra yerine tekrar sinân paşayı getirdi (1516). hadım sinan paşa, mısır seferine hazırlanan ordunun seraskeri olarak diyarbekir’e gönderildi. daha sonra elbistan ovasında sultan selim’in kuvvetlerine katıldı. mercidabık savaşının kazanılmasında büyük kahramanlıklar gösterdi (1516). kansu gavri’nin yerine mısır memlûklu tahtına çıkan tomanbay’ın mücâdeleye devâm etmesi üzerine selim han, onu dört bin kişilik kuvvetle gazze üzerine gönderdi. sinan paşa, gazze’yi kısa sürede fethetti. daha sonra ridâniye savaşında yavuz sultan selim, el-mukattam dağını dolaşarak mısır ordularının gerisine sarkarken, sinan paşayı ise kendi yerine osmanlı merkez kuvvetlerinin başında bıraktı. şiddetli saldırılarla geçen savaşı kaybetmek üzere olduğunu anlayan tomanbay, bütün kuvvetleri ile selim hanı öldürmek için otağ-ı hümâyuna saldırdı. yavuz sultan selim düşmanı geriden çeviren kuvvetlerin başındaydı. memlûklar, merkez kuvvetleri başındaki sinan paşayı pâdişâh zannederek bütün kuvvetleriyle bu hatta saldırdılar. sinan paşa göğüs göğüse yapılan bu çarpışmalar sonucu şehid düştü.

savaşın kazanılmasından sonra yavuz sultan selim, cesur, gözüpek, cihângîr ve aynı zamanda muvaffakiyetli olan bu değerli vezîrinin vefâtından pek müteessir oldu ve “yûsuf aleyhisselâmın tahtına nâil oldum, fakat sinân gibi sâdık ve cesûr serdârımdan ayrıldım!” sözleriyle elemini dile getirdi.

hadım ali paşa

mitili
osmanlı sadrâzamlarından. saraybosna kazâsına bağlı drozgometva köyünden olup, babasının adı radoşin’dir.
devşirme olup, sarayda akağalar odasında yetiştirildi. bâbüssaâde ağasıyken ikinci bayezid han tarafından karaman beylerbeyliğine tâyin edildi. semendire, işkodra kumandanlıkları ile mora ve memlûklu seferlerinde gösterdiği başarılar sebebiyle 1484’te rumeli beylerbeyliğine getirildi. bu vazîfedeyken eflak’taki savaşlarda gösterdiği muvaffakiyetler sonucu vezirlik rütbesi verildi (1488). 1501 yılında vezîriâzam oldu. iki yıl sonra bu görevden azledildi ise de, 1506’da tekrar getirildi. ikinci bâyezîd han şehzâdeleri arasındaki mücâdelede selim ve korkud’a karşı ahmed’i destekledi. bayezid han, 1511’de ali paşa ile oğlu ahmed’i şahkulu isyânını bastırmakla görevlendirdi. ali paşa, kayseri ile sivas arasındaki gökçay mevkiinde isyancıları pusuya düşürerek imhâ ederken kendisi de vurularak şehid düştü.

hadım ali paşanın istanbul’da, biri divanyolu’nda diğeri fâtih zincirlikuyu’da olmak üzere iki câmisi ile bir medresesi ve bir imâreti vardır. ilim adamlarını himâye ve teşvik ederdi. şâir mesîhi, ali paşanın yanında kâtip olarak görev yapardı. büyük âlim ve târihçi idris-i bitlîsî onun himâyeleri sonucu heşt behişt adlı eserini yazmıştır.

hacı ivaz paşa

mitili
osmanlı vezîri. tokat ahîlerinden ahî bayezid’in oğludur.
çelebi sultan mehmed’in amasya sancakbeyliği sırasında, timarlı sipâhi olarak onun askerleri arasına katıldı. fetret devrindeki taht mücâdelesinde çelebi sultan mehmed’i destekledi. bursa subaşısıyken, şehri, karamanoğullarına karşı kırk gün müdâfaa etti (1414). bu başarısından dolayı vezirlik verildi. ikinci murâd zamânında ikinci vezir oldu. şehzâde mustafa çelebi isyânının bastırılmasında önemli rol oynadı. veziriâzam çandarlı ibrâhim paşayla anlaşmazlığa düştü. bu sebeple 1427’de vezirlikten azlolundu. bundan sonra bursa’ya yerleşen ivaz paşa, 1429 yılında vebâ salgınında vefât edip, pınarbaşı’nda kuzgunluk mevkiine defnedildi.

hacı ivaz paşa, bursa’da yeşil câminin resmini ve plânlarını bizzât hazırlayıp yapımına nezâret etti (1421). dışardan sanatkârlar getirdi. tokat’ta bir cami, kazova’da bir medrese ve bursa’da kazzâziye (imâdiye) medresesini inşâ ettirdi. mekke ve medîne fukarâsı için vakıflar yaptı.

hacı ilbeyi

mitili
balıkesir’de doğan hacı ilbeyi, karesi beyliği ümerâsından olup, evrenos, ece yâkub ve gâzi fâzıl beylerle beraber orhan gâzi zamanında osmanlı hizmetine geçti. bundan sonra karesi beyi tâyin edilen şehzâde süleyman’ın emrinde olarak, rumeli fetihlerine iştirâk etti ve büyük hizmetlerde bulundu.
konurhisar’ın alınması ile oraya muhâfız tâyin edilen hacı ilbeyi, burasını kendisine bir üs yaparak malkara ve ipsala’yı zaptetti. hayrabolu ve çorlu taraflarına akınlar yaptı. lüleburgaz’ı ele geçirdikten sonra üs merkezi olarak burayı kullanmaya başladı. süleymân paşa’nın ölümü ile ortaya çıkan karışıklık devresinde, karşı akınlara kahramanca göğüs geren hacı ilbeyi, aynı zamanda dimetoka’yı ele geçirdi ve burgaz’a gelen sultan birinci murad’a müjde verdi.

hacı ilbeyi, birinci sultan murâd han (1359-1389) zamanında da faaliyetlerine devâm etti. edirne ve filibe’nin alınmasında bulundu. edirne’nin alınması avrupalıları endişeye sevk etti ve macar kralının kumandası altında sırp, bulgar ve bosna kuvvetleri birleşerek büyük bir ordu ile edirne üzerine harekete geçtiler. bu sırada edirne’de bulunan lala şahin paşa, bu kuvvete karşı koyamayacağını anlayarak murâd gâzi’den yardım istedi. aynı zamanda hacı ilbeyi’ni bir miktar keşif kuvveti ile düşman üzerine gönderdi. gâyesi haçlıların kuvvet ve vaziyetini tetkik ettirmekti. hacı ilbeyi, yanında bulunan 10.000 kişi ile beraber haçlı kuvvetlerinin zafer sarhoşluğu içerisinde ihtiyâtı elden bırakıp zevk ve eğlenceye daldıklarını gördü. elli bin kişi kadar olduğu tahmin edilen haçlı kuvvetleri üzerine gece karanlığından da istifâde ederek şiddetli bir baskın yaptı. asıl büyük türk ordusunun geldiğini zanneden haçlılar müthiş bir bozguna uğradılar. büyük bir kısmı kılıçtan geçirilirken kaçabilenler ise meriç nehrinde boğuldular (1364). macar kralı, canını güçlükle kurtarabildi. osmanlı târihlerine “sırpsındığı” olarak geçen bu savaş, hacı ilbeyi’nin en büyük zaferidir. ancak bu büyük kumandan çok geçmeden 1365 yılında vefât etti.

gazi hüsrev bey

mitili
sultan ikinci bayezid’in torunu ve bosna sancakbeyi. sarayda iyi bir eğitim gördü.
dayısı şehzâde mehmed, kefe sancakbeyi olunca, hüsrev’i de berâberinde götürdü. şehzâde mehmed’in elçisi sıfatıyla moskova’ya gitti. 1521’de bosna sancakbeyi oldu. kânûnî sultan süleymân’ın belgrad seferine katıldı ve zemlin kalesini fethetti. belgrad’ın fethinden sonra macaristan, hırvatistan, transilvanya ve dalmaçya’ya türk akınları devâm etti. mohaç savaşına kadar süren bu akınlara, sinan ve bâli beylerle birlikte gâzi hüsrev bey de katıldı. mohaç savaşında emrindeki deli kuvvetleri ile ihtiyat birliği olarak geride durdu. savaştan sonra obrovaç kalesiyle birlikte stratejik önemi olan pek çok kaleyi zaptetti. 1534’te semendire sancakbeyi olan gâzi hüsrev bey, iki yıl sonra tekrar saraybosna’ya tâyin oldu. 1537’de venediklilere âit solin, kilis ve daha birçok kaleyi fethetti. 1539’da adriyatik sâhilindeki kastelnova kalesi denizden barbaros hayreddin paşa, karadan da gâzi hüsrev bey’in sıkıştırmaları sonucu ele geçirildi.

1540 yılında vefât eden gâzi hüsrev bey’in hayâtı islâmiyeti yaymak yolunda geçti. emri altında bulunan 10 bin kadar deli kuvveti (serdengeçti) ile devamlı olarak hudutlarda mücadele etti. ancak hüsrev bey, bu sırada idâresi altında bulunan saraybosna’yı da îmar etmekten geri durmadı. şehirde pek çok câmi, mescid, medrese, çarşı ve köprü yaptırdı. kurşunlu medrese diye de anılan gâzi hüsrev bey medresesi yıllarca bir ilim ve kültür merkezi olarak hizmet verdi. adâlet ve ihsânı ile halkın sevgi ve saygısını kazandı.

gaspirali ismail bey

mitili
gazeteci, yazar ve siyaset adamı. 1851 senesinde kırım’da, bahçesaray’ın gaspıra köyünde doğdu. ilk tahsîlini bahçesaray’da yaptı; ortaokulu, akmescit’teki rus ortaokulunda okudu ve daha sonra veronej’deki rus askerî okuluna devâm etti. bu okuldan moskova askerî okuluna nakledildi. buradaki panislavizme tepki duyarak türkçülük fikrine yöneldi. okuldan da ayrıldı. bir sene bahçesaray ve yalta’da öğretmenlik yaptı. 1872’de paris’e gitti. 1874’te istanbul’a geldi. subay olmak istedi. bu mümkün olmayınca, 1875’te tekrar kırım’a döndü.
kırım’da yazı hayatına başladı. 1878’de bahçesaray belediye reisliğine seçildi. 1879’da gazete çıkarma teşebbüsünde bulundu. bu teşebbüsüne rusya hükümetince izin verilmeyince, rusya müslümanları isimli eserini, akmescit’te rusça yayınlanan tavrida gazetesi’nde tefrika ettirdi. 1881 senesinde tonguç isimli bir dergi çıkardı. iki yıl sonra tercümân-ı ahvâl-i zaman gazetesi’ni (1883-1918) neşretti. bu gazete, ismâil bey’in fikrî ve siyâsî görüşünün ağırlık yönü olan, dil birliği dâvâsını savunuyordu.

eğitim meseleleriyle de ilgilenen ismâil bey, rusya’daki türklerin kolay okuyup yazmalarını sağlamak için “usûl-i cedîd” denilen bir usûl geliştirdi. bu arada türkistan’a, mısır’a, hindistan’a giderek buralardaki müslümanları uyandırmaya çalıştı. 1909’da istanbul’a geldi. büyük ilgi gördü. ittihatçıların türkçü kanadınca teklif edilen âyân âzâlığını kabul etmedi. hayâtının sonuna kadar gazetesinin başında kaldı. kızı şefika’nın idâresinde âlem-i nisvân’ı (kadın dergisi), 1906’da kahkaha mîzah dergisini çıkardı. 1914 senesinde vefât etti.

ismâil bey, fikrî bakımdan nâmık kemâl, ziyâ paşa ve şinâsi’nin fikirlerini benimsemiş; dînî yönden, meşhur reformcu, mısır mason locası başkanı cemâleddîn efgânî’nin tesirinde kalmıştır.

dilde ve fikirde birlik, imâil bey’in temel görüşüydü. rusya türklerinin, varlıklarını korumaları için, ortak bir yazı diline sâhip olmaları tezini, ortak hareketin ancak bu birlik sağlandıktan sonra gerçekleşebileceği fikrini, hayâtı boyunca savunmuş ve bunun için çalışmıştır.

427 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol