confessions

mitili

- Yazar -

  1. toplam entry 12923
  2. takipçi 2
  3. puan 307399

sahib ataogulları beyligi

mitili
selçuklu veziri sâhibata fahreddin ali’nin oğulları tarafından afyon ve çevresinde kurulan beylik.

vezirliği sırasında konya, sivas gibi bazı şehirlerde büyük hayır müesseseleri yaptırması sebebiyle, hoca sâhibata unvanıyla anılan fahreddin ali, moğol işgalinin en zor günlerinde vazife yaptı.

anadolu’ya hâkim olan moğollar, kendilerinin rahatı için türkiye selçukluları şehzade ve devlet adamlarının iktidar ve mevki hırslarını tahrik ederek ikilik çıkarıyorlardı. sultan gıyâseddin ikinci keyhüsrev’in iki oğlundan her birini, memleketin bir bölümüne sultan yapmışlardı. ikinci izzeddin keykâvus, aleyhteki faaliyetler yüzünden gelen moğol ordusu önünden istanbul’a, bilahare de kırım’a kaçtı. bunun üzerine dördüncü kılıç arslan, idareyi tek başına ele geçirdi. saltanatta hak sahibi olanları kışkırtmakla da kalmayan moğollar, küçük rütbedeki devlet adamlarına yüksek makamlar vererek hem onları rahat kullanıyorlar, hem de memleket içinde otorite boşlukları ortaya çıkarıyorlardı. bu sayede, türkiye selçuklularının devlet adamları ve sultanları, moğolların oyuncağı ve haraç memurları olmaktan öteye gidemiyorlardı.

bütün bu olumsuz şartlara rağmen sâhibata fahreddin ali, memleketin harap olmaması için elinden gelen gayreti gösterdi. mümkün olduğunca birliği temin ederek düzeni sağlamaya çalıştı. selçuklu devletinin idaresinde söz sahibi olmak isteyen bazı hırslı devlet adamları, fahreddin ali’nin iki oğluna kütahya, sandıklı, akşehir ve beyşehir’i iktâ vererek, onları uç beyliğine tayin etmiş ve sâhibata’yı kendi taraflarına çekmek istemişlerdi. fakat çok geçmeden, vezir sâhibata’yı, çeşitli planlar kurarak ve kısa zaman sonra da kırım’da bulunan sultan ikinci izzeddin keykâvus’a para yardımı yaptığı gerekçesiyle tutuklatmışlardı. bu sebeple, daha önce ihsanlarına kavuşmuş olan devlet erkânının çoğu, kendisine cephe aldı. düşmanları, güçlü bir rakipten kurtulmuş oldular. bu sırada sâhibata’nın cesur bir asker olan oğlu tâceddin hüseyin de hiçbir şeyden haberi yokken tutuklandı. daha sonra sâhibata, yargılanmak üzere ilhanlı sultanı abaka’nın sarayına gönderildi. savunmasıyla hayatını kurtarmasına rağmen, eski mevkiini ele geçiremedi.

sâhibata, abaka hanın yanından ayrılıp anadolu’ya geri döndükten sonra, konya’daki evine çekilerek, malları ve vakıflarının idaresiyle meşgul oldu. onu ortadan kaldırmak için can atan düşmanları, özellikle onun büyük servetini ele geçirmeye çalışıyorlardı. sâhibata’yı rahat bırakmayarak, çeşitli vesilelerle gayrimenkullerine ve gelir kaynaklarına el atmaya başladılar. bunun üzerine servetini ve gayrimenkullerini koruyabilmek için eski mevkiine tekrar sahip olması gerektiğini anlayan sâhibata, düşmanlarının meşguliyetinden faydalanarak, konya’dan ayrılıp, muazzam bir servetle, abaka hanın yanına gitti. bir müddet moğol sarayında kalan sâhibata, çeşitli hediyelerle ilhanlı beylerini kendi tarafına çekmeye muvaffak oldu.

üç sene sonra, 1275 yılında, tekrar selçuklu devleti veziri olarak anadolu’ya döndü. bu arada abaka han, sâhibata’nın oğulları tâceddin hüseyin ve nusreddin hasan’ın ellerinden alınan vilayetlerin kendilerine iade edilmesini emretti. muhtemelen, sâhibataoğulları beyliğinin kuruluşu, bundan sonra başlamıştır.

sâhibata, yeniden vezir olarak vazifeye başladıktan sonra herkese iyi davrandı, devlet idaresinde çıkması muhtemel karışıklıkları önledi. bu esnada islâm âleminin lideri, türk-memlûk sultanı baybars’ın anadolu’ya girip moğolları ağır bir mağlûbiyete uğratmasından faydalanan karamanoğulları, arazilerini genişletmeye başladılar. üzerlerine gönderilen selçuklu ordularını yenerek, baybars’ın anadolu’dan çekilmesinden sonra, cimri’yi selçuklu tahtına geçirdiler. karamanoğlu mehmed bey, konya halkını zorla cimri’ye bîat ettirdi. durumu öğrenen sâhibata’nın oğulları, konya’ya yürüdüler. iki ordu, kozağacı mevkiinde karşılaştı. muharebenin en şiddetli ânında sâhibata’nın büyük oğlu tâceddin hüseyin’in öldürülmesi, selçuklu kuvvetlerinin bozulmasına sebep oldu. ayrıca sâhibata’nın diğer oğlu da öldürüldü.

tâceddin hüseyin ve nusreddin hasan’ın öldürülmeleri üzerine, sâhibataoğullarının başına hasan beyin oğlu şemseddin mehmed bey geçti. şemseddin mehmed beyin başa geçmesinden sonra denizli, sâhibataoğulları ile germiyanoğulları arasında nüfuz mücadelesine sahne oldu. bu mücadele yirmi sene kadar sürdü. nihayet 1287’de, germiyanoğlu kumandanı bozkuş bahadır, denizli üzerine yürüdü. şemseddin mehmed bey, bunu önlemek istediyse de giriştiği muharebede öldürüldü. bu sırada dedesi sâhibata, hayattaydı. şemseddin’in yerine karahisar beyi olarak oğlu nusreddin ahmed geçti.

daha sonra sâhibata, yeni kuvvetlerle, karamanoğlu mehmed bey üzerine yürüdü. mehmed bey, sâhibata’nın geldiğini haber alınca, konya’ya sığınmak istediyse de, kale kapılarının kapanması üzerine ermenek taraflarına çekildi. fakat, sâhibata’nın takibinden kurtulamadı. sonunda bir moğol ileri karakoluna baskın yapan mehmed bey, pusuya düşürülerek, kardeşleri ve amca çocukları ile beraber öldürüldü.

türk beylerinin mücadelesinden istifade eden moğollar, müslümanlara çok zulmettiler. bir taraftan moğolların anadolu halkına yaptığı zulümlere, diğer yandan oğullarının ölümüne çok üzülen sâhibata, 1288 senesinde vefat etti.

bu esnada karahisar civarını ellerinde bulunduran sâhibataoğullarının başında, nusreddin ahmed bey vardı. ahmed bey, 1314 senesinde beyliklerin ilhanlı devletine bağlılıklarını kuvvetlendirmek için anadolu’ya gelen emîr çoban’a tâbiiyetini arz ederek mevkiini korumaya muvaffak oldu. germiyanoğlu beyi birinci yakup beyin kızı ile evlendi. ilhanlıların anadolu valisi emîr çoban’ın oğlu timurtaş’ın, hamidoğlu dündar bey ile eşrefoğlu süleyman beyi katledip, karamanoğlu’nu da zorla itaat altına alması üzerine, sâhibataoğulları beyi ahmed, kayınpederi birinci yakup beye sığındı. komutanlarından eretna’yı, karahisar’ı muhasara ile vazifelendiren timurtaş, bu sırada babası emîr çoban’ın ilhanlı sultanı tarafından öldürülmesi üzerine (1327), kendi akıbetinden korkarak mısır’a kaçtı. bu durum üzerine eretna, karahisar kuşatmasını kaldırarak sivas’a döndü. bu hadiseden sonra karahisar’a dönen nusreddin ahmed, germiyanoğullarının hâkimiyetini tanımak suretiyle, beyliğinin başında kaldı. nusreddin ahmed’in 1342’den sonra ölümü üzerine, sâhibataoğullarına ait topraklar, germiyanoğullarına katıldı.

sâhibataoğulları’nın tahta geçiş târihleri

tâceddîn hüseyin ve nusreddîn hasan (müştereken) / 1275
şemseddîn mehmed / 1277
nusreddîn ahmed / 1287-1341
germiyanoğulları hâkimiyeti

ladik beyligi

mitili
on üçüncü ve on dördüncü asırlarda, lâdik’te (denizli) hüküm süren bir türk beyliği. moğol istilâsı önünden kaçarak denizli ve honaz bölgesine gelen türkmenler tarafından kurulmuş olan bu beyliğe lâdik beyliği de denilmektedir.
denizli yöresi, 1071 malazgirt muharebesi’ni takip eden senelerde, anadolu’nun büyük bir kısmı ile beraber, kutalmışoğlu süleyman bey tarafından fethedildi. bir süre türklerin elinde kaldıktan sonra, 1097 senesinde tekrar bizanslıların eline geçti. zaman zaman, bizanslılarla türkler arasında el değiştiren denizli, 1206 senesinde tekrar fethedildi. lâdik (denizli), 13. asrın son yarısında, honaz ve afyonkarahisar ile birlikte, anadolu selçukluları’nın meşhur veziri sâhib ata fahreddin ali’nin oğullarına ıktâ olarak verildi. ancak, 1276 senesinde bölge, germiyan hâkimiyeti altına girdi. 1277 senesinde meydana gelen cimri olayı sırasında, karamanoğulları ve müttefikleri konya’yı zaptedip, cimri’yi, selçuklu tahtına oturttular. cimri olayını bastırıp, konya’ya yeniden hâkim olan selçuklu sultanı üçüncü gıyaseddin keyhüsrev, daha sonra ordusuyla denizli’ye girdi. germiyanlı ali bey tevkif edilerek, afyonkarahisar’a hapsedildi. lâdik, tekrar sâhib ata ailesine verildi. ancak, 1277 senelerinde germiyanlılar burayı yeniden ele geçirdiler ve beyliğin başına da germiyan beyinin yeğeni bedreddin murad’ı getirdiler.

1287 senesinde, denizli yöresinde topladığı kuvvetlerle germiyanlılar üzerine yürüyen sâhib ata’nın torunu, savaşta öldürüldü ve ordusu dağıtıldı. ertesi sene germiyan beyi ile denizli beyi bedreddin murad, selçuklularla sulh yapmak için konya’ya gittiler. sultanın emirlerinden olan has balaban, bunları karşılayarak görüştü ve bedreddin murad’ın beyliğini kabul ettiklerini bildirdi. kısa bir sükûnet devresinden sonra, 1289 senesinde, germiyanlılar ve selçuklular arasında tekrar mücadele başladı. selçuklu sultanının emîrlerinden izzeddin bey, lâdik beyi bedreddin murad’ın üzerine yürüyünce, germiyan ordusu yardıma geldi. günler mevkiinde yapılan savaşta, germiyan ordusu bozguna uğradı. bedreddin murad, bu savaşta öldürüldü. ordusunun bir kısmı da kılıçtan geçirildi. böylece lâdik, tekrar sâhib ataoğulları’nın eline geçti. sâhib ataoğulları beyi, kuvvetleriyle karamanoğlu güneri bey üzerine gidince, bu bölgedeki türkmenler, bağımsızlık yolunda daha rahat hareket etme imkânı buldular. aynı senelerde, ilhanlı valisi geyhatu, ilhanlı tahtına çıkmak için anadolu’dan ayrılınca, denizli bölgesindeki türkmenler, harekete geçti. bunun üzerine geyhatu, hemen geri dönerek 1291 senesinde türkmenlerin üzerine yürüdü. geyhatu, menteşe ve diğer türkmenleri de büyük bir mağlûbiyete uğratarak geri döndü. bu bölge karışıklık içinde kaldı.

on dördüncü asrın başlarında germiyanoğulları hâkimiyetinde bulunan lâdik beyliğinin başına ali beyin oğlu inanç bey getirilmişti. ilhanlıların anadolu valisi emîr çoban, 1314 senesinde anadolu’ya geldiği zaman, ona itaatini bildiren beyler arasında inanç bey de bulunuyordu.

inanç beyden sonra murad arslan, denizli beyi oldu. murad arslan bey nâmına kesilmiş bir sikke ile türkçe fâtiha ve ihlâs tefsîrleri vardır. murad arslan’ın vefat târihi belli değildir. ancak, yerine geçen oğlunun 1360 tarihli bir sikkesi mevcuttur. murad arslan’dan sonra hüdâvendigâr-ı muazzam, sâhib-üs-seyf vel-kalem, celâlüddevle ved-dîn unvanlarıyla anılan oğlu ishak bey bin murad arslan, denizli beyi oldu. denizli’nin 1366’da meydana gelen bir zelzele ile harap olmasından iki sene sonra, 1368 yılında, germiyanlılar tarafından alınması ile, lâdik beyliği son buldu. germiyanoğlu süleyman şah, denizli’de sikke kestirmiş ve zelzeleden yıkılan ulu camiyi yeniden yaptırmıştır. yıldırım bayezid, 1390’da batı anadolu beyliklerini ortadan kaldırınca, denizli de osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

karamanogulları beyligi

mitili
on üçüncü asırda, konya ve havâlisine hâkim olup, 1487 senesine kadar devam eden büyük türk beyliği. karaman aşîreti, oğuzlar’ın avşar boyuna mensuptur.
türkiye selçuklu sultanı birinci alâeddin keykubad (1219-1237), türkmen aşîretlerini bizans ve kilikya hudutlarına yerleştirmişti. bu sırada, 1228 senesinde kilikya, ermenilerden alınınca, ermenek taraflarına da karaman aşîreti yerleştirildi. o zaman, karaman aşîretinin beyi sadeddin oğlu nûre sufî idi. türkmenler üzerinde nüfuz sahibi olan nûre sufî, hıristiyanlara ait yerleri zaptederek topraklarını genişletti. ölüm tarihi bilinmeyen nûre sufî’den sonra oğlu kerîmüddin karaman, aşîret beyi oldu. bu sıralarda türkiye selçukluları devleti, moğol-ilhanlıların kontrolüne girmişti.

karaman bey; ermenek, mut, gülnar, mer’a ve silifke kalelerini muhasara etti. ermenek’i ele geçirdi. sahip olduğu topraklarda, serbestçe hareket ediyordu. bundan dolayı türkiye selçuklu sultanı dördüncü kılıç arslan, karaman beyin hadise çıkarmasından çekinerek ona, lârende (bugünkü karaman) kalesini iktâ olarak verdi. aynı zamanda kardeşi bunsuz da, selçuklu sultanının sarayında “candar” yani muhafız olarak görevlendirildi. fakat, uç beylerinden bazılarının cezalandırılmasından endişelenen ve bir gün sıranın kendilerine geleceğini düşünen karaman bey, beraberinde kardeşi zeynül-hac ve bunsuz olduğu halde, 20.000 kişilik bir kuvvetle konya üzerine yürüdü. ancak, gevele kalesi önünde yapılan muharebede selçuklu veziri muînüddin pervâne, karamanlıları mağlup etti. karaman beyin kardeşleri zeynül-hac ve bunsuz yakalanarak konya’da idam edildi.

karaman beyin, 1262 senesinde vefatı üzerine, sultan dördüncü kılıç arslan, bunun oğullarını gevele kalesine hapsettirdi ise de, vezir muînüddin pervâne’nin müdahalesi ile serbest bıraktı. kardeşlerden en büyüğü olan şemseddin birinci mehmed bey, ermenek tımarına sahip olarak karaman beyi oldu. mehmed bey, aşîret reisi olduktan bir süre sonra isyân eden hatiroğlu ile birleşerek selçuklulara karşı faaliyete geçti ve bedreddin hutenî komutasında üzerine gönderilen selçuklu-ilhanlı ordusunu, göksu derbendinde, âni bir taarruzla bozguna uğrattı. daha sonra konya üzerine yürüyerek, cimri lakabı verilen alâeddin siyavuş’u selçuklu sultanı ilan etti. mehmed bey, yanında alâeddin siyavuş olduğu halde, 1277 senesi mayıs ayının on ikisinde konya’ya girdi ve siyavuş’un veziri oldu. toplanan dîvânda türkçe’den başka dil kullanılmamasına karar verdi. bir süre sonra akşehir ve civarında sâhib atâoğulları idaresindeki bir orduyu yendi. bu sefer dönüşü konya’ya sokulmayan karamanoğlu mehmed bey, ermenek’e çekilmek mecburiyetinde kaldı. bu sırada sâhib cüveynî komutasındaki selçuklu-ilhanlı ordusu, konya’ya geldi. bu ordu ile yaptığı çarpışmada yakalanarak bazı kardeşleri ile birlikte öldürüldü (1277). bu hâdise, bir süre için karamanlıları sindirdi.

mehmed beyin yerine, kardeşi güneri bey geçti. bu da, selçuklu şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesinde büyük rol oynadı. güneri bey, 1286 senesinde tarsus üzerine yürüdü. aynı sene ilhanlılar, lârende ve havâlisini tahrip ettiler. güneri bey, dağlara çekildi. karamanoğulları, bu tarihten sonra moğollarla bazen anlaştılar, bazen savaştılar. güneri bey, 1300 senesinde vefat edince, yerine kardeşi mahmud bey geçti. mahmud bey, 1308 senesinde, ermenilerle savaşırken öldü. iki oğlu arasında çıkan ihtilaflar, beyliğin birliğini sarstı ve beylik, memlûklar’ın tesir sahasına girdi. bu sırada beyliğin başına yahşi bey geçti. yahşi bey zamanında karamanoğulları, tekrar konya’ya hâkim oldu. anadolu beylerinin kendi başlarına hareket etmeleri üzerine, ilhanlı valisi emîr çoban idaresindeki moğol ordusu, anadolu’ya girdi (1314). emîr çoban, konya’yı karamanoğullarının elinden aldı. yahşi beyin ölümü üzerine karamanoğullarının başına bedreddin birinci ibrahim geçti. karamanlılar, bunun zamanında da konya’ya hâkim oldular. bedreddin ibrahim, 1319 senesinde tarsus ermenileri üzerine sefer düzenleyerek bazı yerleri ele geçirdi. ilhanlıların anadolu valisi timurtaş’ın 1327 senesinde mısır’a kaçması üzerine, diğer anadolu beyleri gibi, karamanoğulları da serbestçe hareket etmeye başladılar.

ilhanlıların çöküşü ile karamanlılar hudutlarını genişletmeye devam ettiler. 1328 senesinde gevele kalesine kadar ilerlediler. beyşehir’e hâkim oldular. 1333 senesinde birinci ibrahim bey, beylikten çekilerek yerini, kardeşi alâeddin halil beye bıraktı. bu beyin vefatından sonra, yeniden birinci ibrahim bey, karamanlıların başına geçti. ölümü üzerine yerini oğullarından fahrüddin ahmed bey aldı. beyliği çok kısa süren ahmed bey, moğollarla savaşırken öldü (1350). bundan sonra kardeşleri süleyman ve şemseddin beyler, kısa süreler ile başa geçtiler. karamanoğulları beyliğinde bu iki kardeşi, burhâneddin musa bey takip etti. bu bey, hastalığı yüzünden seyfeddin süleyman ile karaman beyi, lârende’ye göndererek kendisi mut’a çekildi. 1356 senesinde, musa beyin yerine süleyman bey geçti. beş sene kadar saltanat süren süleyman bey, sivas emîri eretnaoğlu mehmed bey tarafından bir hileyle öldürüldü (1361). bundan sonra, ebü’l-feth lâkabını taşıyan alâeddin ali bey, karamanlıların başına geçti.

alâeddin ali bey, başa geçer geçmez, osmanlılar’la münasebet kurdu. ali bey, faal, mücadeleci ve azim sahibi bir hükümdardı. osmanlı sultanı murad hüdâvendigâr’ın kızı nefîse sultan ile evlenerek iki sülale arasında akrabalık tesis etti. osmanlıların anadolu’ya yayılmalarından ve beylikleri elde etmelerinden çekinen alâeddin ali bey, eretnaoğulları ve diğer türk beyleri ile bir ittifak kurma gayretine düştü. fakat sultan birinci murad’ın aldığı yerinde tedbirler, bu gayretleri neticesiz bıraktı. alâeddin ali bey, daha sonra kıbrıslıların elinde bulunan gorigos (kız kalesi) üzerine yürüdü ve kaleyi muhasara etti. kendisini bu sefere teşvik eden moğol kumandanı yelboğa nâsırî’nin muhasara sırasında ölümü üzerine, karamanlılar muhasarayı kaldırarak geri çekildiler. alâeddin ali bey, daha sonra komşu beyliklerin arazisinden bazı yerleri zaptetti. 1376 yılında kayseri’yi muhasara edince, eretnaoğlu ali bey sivas’a çekildi. fakat eretnaoğlunun veziri kadı burhâneddin, alâeddin ali beyi geri çekilmek zorunda bıraktı.

alâeddîn ali bey, kayınpederi ve osmanlı sultanı birinci murad hanın, rumeli’de fetihlerde bulunmasından faydalanarak, osmanlılara ait olan beyşehir’i ele geçirdi. bunun üzerine, rumeli’den anadolu’ya geçen sultan murad han, yaptığı muharebede karamanoğullarını mağlup ederek, konya’yı muhasara etti ise de, kızı nefîse hâtunun ricası ile, aldığı yerleri iade ederek barış yaptı (1386). bu sulh, 1389 senesinde, sultan murad hüdâvendigâr’ın kosova savaşı’nda şehid olması üzerine, karamanlılar tarafından bozuldu. alâeddin bey, tekrar osmanlı topraklarına girdi. bu durum karşısında, osmanlı sultanı olan yıldırım bayezid han, batı anadolu’ya geçerek, saruhan, aydın ve menteşe beyliklerini osmanlı topraklarına ilhak ettikten sonra, karamanoğlu alâeddin ali beyi mağlup ederek, tekrar barışa mecbur etti. daha sonraki senelerde, timur han’ın doğu anadolu’ya hâkim olmasıyla, alâeddîn ali bey, ona tâbi oldu. iki düşman arasında kalan kadı burhâneddîn, karamanlılara karşı harekete geçti ve 1396 senesinde konya önlerine kadar gelerek, beylik topraklarının bir kısmını ele geçirdi. bu hâdiseden iki sene kadar sonra alâeddin ali bey, osmanlı sultanı yıldırım bayezid hanın rumeli seferinde olmasından faydalanarak, tekrar osmanlı topraklarına girdi ve ankara’ya baskında bulundu. bu olay üzerine yıldırım bayezid han, büyük bir ordu ile karaman seferine çıktı. arpaçay muharebesinde, karaman ordusunu bozguna uğrattı. alâeddin ali beyin konya’ya sığınması üzerine, yıldırım bayezid han, konya’yı muhasara etti. on günlük bir muhasaradan sonra konya halkı, şehri sultan bayezid’e teslim etti. alâeddin bey, yakalanarak öldürüldü. böylece, karaman beyliğinin toprakları osmanlılara geçerek, beylik sona erdi (1398). yıldırım bayezid, kız kardeşi nefîse hâtun ile iki oğlu ali ve mehmed beyleri bursa’ya gönderdi. bu iki kardeş, ankara savaşı sonuna kadar burada kaldılar.

yıldırım bayezid’in 1402’de ankara savaşında, timur’a yenilmesi üzerine, karamanoğullarından mehmed ve ali bey, bursa’da hapisten çıkarıldı. timur han, karaman beyliğinin başına alâeddin beyin büyük oğlu mehmed beyi geçirdi. kardeşi ali bey, ona tâbi olarak niğde emîri oldu. mehmed bey, fetret devrinde, osmanlı şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerinden istifade etmesini bildi. sultan çelebi mehmed hanın müttefiki germiyanoğlu yâkub beyin arazisine girdi. bursa üzerine yürüyüp şehri tahrip etti (1413). buna karşılık olarak çelebi mehmed han da, karamanoğulları arazisine girdi ve 1414 senesinde konya önlerinde mehmed beyi mağlup etti. mehmed bey, çok geçmeden tekrar osmanlı topraklarına girdi. fakat, bayezid paşa karşısında bozguna uğrayıp, esir düştü. sultanın huzuruna getirilen karamanoğlu mehmed bey özür dileyince, 1415 senesinde sulh yapıldı. antlaşmaya göre, osmanlılar, zaptettikleri akşehir, beyşehir ve seydişehir’e hâkim oldular.

ramazanoğlu ahmed bey, timur hanın anadolu’da bulunduğu sırada, karamanoğullarına ait tarsus şehrini ele geçirip, memlûk sultanı melik müeyyed şeyh adına hutbe okuttu. iki sene sonra mısır ve şam emîrleri arasındaki ihtilâftan istifade eden mehmed bey, oğlu mustafa bey kumandasında bir ordu ile tarsus’u tekrar ele geçirdi. bu durum memlûk sultanıyla arasının açılmasına sebep oldu. memlûk sultanı müeyyed, oğlu ibrahim kumandasında bir orduyu anadolu’ya gönderdi. mehmed bey, memlûk kuvvetlerinin niğde, konya ereğlisi ve lârende’yi zaptetmesi üzerine taşeli’ne kaçtı. karamanoğulları toprakları memlûk devleti’nin himayesinde olarak, mehmed beyin kardeşi ve niğde emîri ali beye verildi. bu hâdiselerden sonra, karamanoğlu mehmed beyin kayseri’yi ele geçirme teşebbüsü neticesiz kaldı. 1420 senesinde yapılan muharebede, ramazanoğlu nâsıreddîn mehmed bey tarafından esir alınarak kahire’ye gönderildi ve burada hapsedildi.

mehmed beyin büyük oğlu ibrahim bey, osmanlılara sığındı. osmanlıların yardımı ile konya ve lârende’yi ele geçirdi. amcası ali beyi, tekrar niğde’ye çekilmek zorunda bıraktı. osmanlıların, karamanoğullarının iç işlerine müdahalesini hoş karşılamayan memlûk sultanı, mehmed beyi serbest bıraktı. mehmed bey, başa geçer geçmez, osmanlılara karşı cephe aldı. hamidoğlu osman bey ile anlaşarak antalya üzerine bir sefer düzenledi. antalya muhafızı hamza bey, şehri kahramanca müdafaa etti. muhasara sırasında mehmed bey, isabet eden bir top güllesiyle öldü (1423). bu sefere katılan ibrahim bey, babasının cenazesini alarak lârende’ye çekildi. kardeşi alâeddin ali bey ise, antalya’ya sığındı. böylece, ikinci defa karaman tahtına çıkan ibrahim bey, osmanlıların yardımı ile amcası ali beyi tekrar niğde’ye çekilmeye mecbur etti. fakat, daha sonra osmanlılarla olan dostluğu bozdu. kendisini kuvvetli hissedince beyliğin üzerindeki memlûk nüfuzuna da son verdi. memlûklar, isa beyi, kardeşi ibrahim’e karşı destekledilerse de muvaffak olamadılar. isa bey, kahire’ye kaçtı. ibrahim beyin zamanında karamanoğulları, en parlak devirlerini yaşadılar. osmanlılar aleyhine ittifak yapan ibrahim bey, 1433 senesinde macarların, osmanlılara saldırmasını fırsat bilerek beyşehir’i aldı. osmanlı sultanı, rumeli’de macarları yendikten sonra karamanoğlu ibrahim bey üzerine yürüdü. konya’ya kadar birçok şehri zaptetti. ibrahim beyin sulh isteği, aldığı yerleri geri vermek ve bir daha antlaşmaya aykırı harekette bulunmamak şartıyla kabul edildi.

diğer taraftan, memlûk sultanlığı ile dulkadiroğulları arasındaki ihtilaftan faydalanan ibrahim bey, kayseri’yi ele geçirdi. bu durum, osmanlılarla memlûkların arasını açtı. kayseri’den sonra osmanlı topraklarına giren ve amasya kalesini muhasara eden ibrahim beye karşı, sultan ikinci murad han, kendisinden yardım isteyen dulkadiroğlu süleyman beye yardımcı kuvvet gönderdiği gibi, tokat sancak beyine de bu kuvvetlere katılarak kayseri’yi zaptetmelerini emretti ve şehir 1436 senesinde alındı. bundan sonra ibrahim beyin kardeşi olan ve osmanlıların yanında bulunan isa bey, karaman arazisine yaptığı akınlarda akşehir’i ele geçirdi. karamanoğlu üzerine yapılan akınların birinde, isa bey öldü. 1437 senesinde ibrahim beyin, osmanlı devleti ile sulh yapması üzerine, anadolu’da sükûnet hâsıl oldu.

ibrahim bey, 1444 senesine kadar, osmanlı devletine karşı hiçbir harekette bulunmadı. fakat osmanlılar sofya’ya kadar inen haçlı kuvvetlerini karşılamaya gittiklerinde, osmanlı devletini arkadan vurmakta da tereddüt etmedi. karamanoğlu kuvvetleri, ankara ve kütahya’ya kadar olan yerleri tahrip ettiler. sultan murad han, macarları mağlup ettikten sonra, anadolu’ya geçerek, karamanoğulları üzerine büyük bir sefer düzenledi. islâm âleminde suçlu duruma düşen ve çaresiz kalan ibrahim bey, yemin vermek suretiyle, ağır şartlar altında, osmanlı devleti ile sulh yaptı. bu ahidnâmede ibrahim bey, her sene, bir oğluyla kendi askerini osmanlı devleti hizmetine göndermeyi taahhüt ediyordu. edirne-segedin antlaşması bozulup, haçlılar, taarruz ederek varna önüne geldikleri zaman, ibrahim bey yeminine sadık kalarak, antlaşmaya aykırı bir harekette bulunmadı. ikinci kosova savaşı’nda (1448) haçlılara karşı osmanlı ordusuna yardımcı kuvvetler gönderdi.

hıristiyanlara karşı yapacağı bir seferin, üzerindeki kötü intibâı sileceğini hesaplayan ibrahim bey, henüz kıbrıslıların elinde bulunan gorigos’a taarruza karar verdi ve 1448 senesinde, gorigos’u fethetti. 1451 senesinde, osmanlı tahtına sultan ikinci mehmed han’ın (fatih) geçmesi, ibrahim beye yeni ümitler vermişti. fakat, sultan mehmed’in karaman üzerine yürümesi, onu tekrar barışa mecbur etti. istanbul’un fethi hazırlıkları sırasında karamanoğulları, venediklilerle ticaret antlaşması yaptılar. aslında antlaşmada zikredilen düşman, osmanlı devletiydi. ibrahim bey, 1456 senesinde tarsus, adana ve külek taraflarını ele geçirmek için sefer düzenleyince, memlûklar, bir ordu göndererek karaman topraklarını tahrip ettiler. ibrahim bey, fatih sultan mehmed’in kastamonu ve trabzon seferlerinde, antlaşma gereğince oğlu kumandasında asker yolladı (1461).

ibrahim beyin son günleri ıstırap içinde geçti. oğulları, sağlığında karaman tahtına geçebilmek için, mücadeleye başladılar. ibrahim bey, büyük oğlu ishak beyi veliaht ve içel valisi yapmıştı. ishak bey, babasının sağlığında idareyi bizzat ele aldı. fakat, taht mücadelesinde babasıyla beraber kavala kalesine çekildi. diğer oğlu pir ahmed, konya’da hükümdarlığını ilan etti. bu sırada ibrahim bey, kavala’da öldü. ishak beye rakip olarak pir ahmed’in çıkması; osmanlı, memlûk ve akkoyunlu devletlerinin, beyliğin iç işlerine karışmalarına sebep oldu. neticede pir ahmed, osmanlıların yardımını sağlayarak antalya valisi hamza beyin kuvvetleriyle karaman’a girdi. ishak bey, yenilerek silifke’ye çekildi ve yardım için akkoyunlu hükümdarı uzun hasan’ın yanına gitti. pir ahmed, karamanoğullarının başına geçince, osmanlılara yardımları karşılığında beyşehir ve ilgın’ı verdi. fakat, ahmed beyin bir süre sonra akkoyunlu ve venediklilerle anlaşması, fatih sultan mehmed hanın karaman üzerine sefere çıkmasına sebep oldu. osmanlı kuvvetleri konya’yı aldı. ahmed bey, lârende önlerinde mahmud paşa’ya yenilerek tarsus’a kaçtı. fatih sultan mehmed, oğlu şehzade mustafa’yı, karaman vilâyetine tâyin etti ise de, karaman’ın yerli halkı, beylerine sadıktı. pir ahmed bey, kardeşi kasım beyle barışarak karaman beyliği için beraberce mücadele etti. akkoyunlu uzun hasan ve venediklilerin teşebbüsleri, karaman topraklarının osmanlılar tarafından ele geçirilmesini önleyemedi. osmanlılar, otlukbeli savaşı’nda uzun hasan’ı yendikten sonra, karamanoğlu topraklarına tamamıyla sahip oldu. gedik ahmed paşa, önce ermenek, sonra da mennan kalesini ele geçirdi ve silifke’yi zaptetti. şehzade mustafa da develi-karahisar’ı teslim aldı. bu sırada pir ahmed öldü ve karamanoğullarının başına kasım bey geçti. kasım bey devrinde, bütün mücadelelere son verildi.

karaman valiliğine gönderilen şehzade cem sultan, karaman beyleri ile dostluk tesis ederek, onların kalbini kazandı. karamanoğullarının son varisi olan kasım bey, karaman valisi tayin edilen şehzâde cem sultan ve sultan ikinci bayezid han ile anlaşarak, osmanlı himayesinde, ölüm tarihi olan 1483 şubatına kadar, içel taraflarında hüküm sürdü. onun ölümü ile, karamanoğulları beyliği sona erdi. kasım beyin damadı turgut’un oğlu mahmud bey, 1487 senesine kadar içel’de sancak beyliği yaptı. onun, beyliği yeniden ihya etme faaliyetlerine karşılık, üzerine kuvvet gönderildi. karşı duramayan mahmud bey tutunamayıp, memlûklara sığındı, karamanoğulları toprakları sultan ikinci bayezid devrinde, bütünüyle osmanlı devleti sınırları içine alındı.

karamanoğulları, anadolu beyliklerinin, osmanoğullarından sonra en mühimi, en büyüğü, en kudretlisi ve en devamlısıdır. konya’yı, yani türkiye selçukluları’nın merkezini elinde tutan karamanoğulları, kendilerini selçukluların halefi saymışlardır. fakat osmanoğullarının, manevî, siyasî ve jeopolitik durumları, gazâlarının kazandırdığı itibar ve hükümdarlarının emsalsiz dehası karşısında, bu iddiaları, hayalden öteye gidememiştir. karaman-türkmen beyliği, 1250 senelerinden 1487 yılına kadar, yaklaşık iki yüz otuz yedi sene hüküm sürmüştür.

kültür ve medeniyet: karamanoğullarının siyasî ve ticarî ehemmiyeti, memleketlerinin coğrafî durumuna göreydi. bunlar, kuvvetli düşmanları karşısında sarp yerlere çekilerek korunurlar, tehlike geçince tekrar içel ve lârende taraflarına gelirlerdi. karaman beyliğinin ilk hükümet merkezi, ermenek’ti. sonraları toprakları genişleyince, lârende kasabasını uzun müddet merkez olarak kullandılar. konya’yı ele geçirince, devlet merkezini buraya taşıdılar. 1463 senesinde, konya osmanlılara geçince, lârende’yi tekrar merkez yapan karamanoğulları, ikiye bölündü. bu zamanda, muvakkat olarak niğde ve silifke’yi de hükümet merkezi yaptılar. karamanoğullarında, memleketin bütünü, baştaki bey ile ailenin diğer fertleri tarafından idare edildiğinden, bu beylikte hükümranlık, aileye münhasır idi ve beylerinin resmî ve umumî bir unvanı yoktu.

şehâbeddin ömer, mesâlik-ül-ebsâr isimli eserinde, 14. asrın ilk yarısında, karamanoğulları’nın 25.000 atlı ve 25.000 yaya askeri olduğunu kaydetmiştir. bunlardan başka aşîret kuvvetlerinden de faydalanmışlardır.

geçitler vasıtasıyla konya’ya ulaşan ticaret yollarını kontrol eden karamanlılar, ceneviz ve kıbrıs tâcirlerinden aldıkları vergilerle, mühim bir gelir temin ediyorlardı. lamos, silifke, anamur ve manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi de belli başlı gelirlerindendi.

karamanoğullarının ermenek, anamur, lârende, aksaray, niğde ve konya’da inşa ettirdikleri mimarî eserler, selçuklu sanatının takipçisi olduklarını göstermektedir. karaman’da nefîse sultan tarafından mimar nûman bin hoca ahmed’e yaptırılan hâtuniye medresesi, selçuklu mimarî tarzının özelliklerini taşır. yine karaman’da 1388 senesinde yaptırılan alâeddin bey kümbeti, kesme taştan on iki köşeli olup, üzeri yivli konik bir külah ile örtülüdür. bu eser, selçuklu mimarisi tarzından farklı bir üslupla yapılmıştır. karamanoğulları, ayrıca birçok yerde cami, medrese, han ve kervansaraylar inşa ettirmiştir. niğde’de ak medrese, zinciriye medresesi, aksaray ulu cami; karaman’da ibrahim bey imareti, nefîse sultan camii, aktekke camii; ermenek’te havâsıl camii ile ulu cami ve tol medrese; konya’da nâsuh bey dâr-ül-huffâzı, has bey dâr-ül-huffâzı ve hasbeyoğlu mescidi, karamanoğlu beyleri tarafından yapılmış eserlerdir.

çini sanatı, türkiye selçukluları zamanında zirveye çıkmış, karamanoğulları zamanında da bu durumunu muhafaza etmiştir. alçı sanatı da aynı kuvvetle devam etmiştir. karamanoğullarından alâeddin ali bey ve haleflerinin, gümüş sikkeleri görülmektedir.

karamanoğulları (tarih sırasına göre)

1. nûre sûfî bey (başkenti: ereğli) (1250?-1256?)
2. kerîmeddin karaman bey (başkenti: ermenek) (1256?-1261)
3. şemseddin i. mehmed bey (1261-1283)
4. güneri bey (1283-1300)
5. bedreddin (mecdeddin) mahmud bey (1300-1308)
6. yahşı han bey (1308-1312) (başkenti: konya)
7. bedreddin i. ibrahim bey (1312-1333, 1348-1349)
8. alâeddin halil mirza bey (1333-1348)
9. fahreddin ahmed bey (1349-1350)
10. şemseddin bey (1350-1351)
11. hacı sûfi burhâneddin musa bey (başkenti: mut) (1351-1356)
12. seyfeddin süleyman bey (1356-1357)
13. damad i. alâeddin ali bey (1357-1398)
14. sultanzâde nâsıreddin (gıyâseddin) ii. mehmed bey (1398-1399)
15. damad bengi ii. alâeddin ali bey (1418-1419, 1423-1424)
16. damad ii. ibrahim bey (1424-1464)
17. sultanzâde ishak bey (1464)
18. sultanzâde pîr ahmed bey (1464-1469)
19. kasım bey (1469-1483)
20. turgutoğlu mahmud bey (1483-1487)

çobanogulları beyligi

mitili
on üçüncü asırda kastamonu ve çevresinde faaliyet gösteren türkmen beyliği.
beyliğin kurucusu hüsameddin çoban bey, kayı boyuna mensup olup, anadolu selçuklu devleti’nin ileri gelen devlet adamlarından biriydi. bunun isminden dolayı, kurduğu beyliğe, çobanoğulları beyliği denildi. hüsameddin çoban, birinci izzeddin keykâvus’un sultanlığı sırasında, bizans’a karşı düzenlenen seferlere katıldı. birinci alâeddin keykubad tahta çıkınca, bağlılığını arz etti.

moğollar, 1223’te kıpçak ilini işgal edince, bunu fırsat bilen rumlar, kırım sahilindeki suğdak şehrini kontrolleri altına aldılar. sultan alâeddin keykubad, hüsameddin çoban’ı suğdak’ı zaptetmek için görevlendirdi. hüsameddin çoban da, sefere çıkarak suğdak’ı zaptetti. kıpçak hanının ve rus hükümdarının sultan alâeddin’e itaatini sağladı. 1227 senesinde kastamonu’ya döndü. ölümünden sonra yerine, oğlu alp yürek geçti. alp yürek hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.

alp yürek’ten sonra yerine, oğlu muzafferüddin yavlak arslan geçti. yavlak arslan zamanında anadolu’da, birçok karışıklıklar oldu. yavlak arslan, ilhanlılara muhalefete başladı. bunun üzerine ilhanlı hükümdarı geyhatu, bir selçuklu-moğol ordusunu kastamonu’ya gönderdi. yapılan muharebede yavlak arslan öldü. selçuklu sultanı ikinci mesud, bu muharebede kendisine büyük yardımı dokunan şemseddin yaman candar’a kastamonu ve havalisinde eflâni’nin idaresini verdi.

yavlak arslan’dan sonra yerine, oğlu mahmud bey geçti. mahmud bey zamanında bizans topraklarına akınlar düzenlendi. sakarya nehrinin civarına kadar olan yerler fethedildi. ancak, 1309 senesinde candaroğlu süleyman paşa, bir baskın ile kastamonu’yu fethederek, çobanoğulları beyliği’ne son verdi.

çobanoğulları devrinde kastamonu ve çevresinde imar ve kültür faaliyetleri gelişti. memleketlerine gelen âlimlere büyük önem verdiler. meşhûr âlim kutbüddin şîrâzî, ihtiyârât el-muzafferî isimli astronomi kitabını yavlak arslan için yazdı. nüzhet-ül-küttâp, kavâ’id-ür-resâ’il adlı eserler bu devirde yazıldı. bu devirdeki en muhteşem yapı ise; taşköprü’deki muzafferüddîn yavlak arslan medresesi külliyesidir.

inalogulları beyligi

mitili
diyarbakır’da (amid) bir asra yakın hüküm sürmüş olan türk beyliği.
sultan melikşah’ın ölümünden sonra çıkan karışıklıklar sırasında, son mervânî emîri nâsırüddevle mansûr, meyyâfârikîn’i alarak diyarbekir bölgesindeki emirliğini tekrar kurmaya çalıştı. fakat suriye selçukluları sultanı tutuş, daha önce davrandığı için, diyarbekir’i ele geçirerek, sultan emir tuğtegin’i vali tayin etti. tuğtegin, sultan tutuş ile birlikte berkyaruk’a karşı savaşırken, esir düştü. bu sırada tuğtegin’in yokluğundan faydalanan türk beyleri, diyarbekir bölgesini paylaştılar. sadr adlı bir türk beyi de, diyarbakır’a hâkim oldu. musul emîri kürboğa’nın şehri ele geçirme teşebbüsünü başarıyla önleyen sadr, kısa süre sonra öldü. yerine, beyliğin kurucusu olarak kabul edilen türkmen beylerinden inal geçti. emir inal da az sonra ölünce, yerine oğlu ibrahim geçti.

emîr ibrahim, suriye selçukluları dımaşk kolunun sultanı dukak’a tâbi oldu. 1098 senesinde, haçlıların elindeki antakya’yı geri almak için harekete geçen musul emîri kürboğa idaresindeki selçuklu ordusunda, inaloğulları da yer aldı. türkiye selçukluları sultanı birinci kılıç arslan, 1105 senesinde meyyâfârikîn’e gelince, emîr ibrahim, tâbiiyetini bildirdi ve sultan’la beraber, musul seferine katıldı. birinci kılıç arslan, bu seferde ölünce, inaloğulları kısa bir süre bir yere tâbi olmadılar. ahlat emîri sökmen el-kutbî’nin, 1108 senesinde meyyâfârıkîn’i ele geçirmesiyle diyarbekir bölgesi emîrlerinin yanında ibrahim de ona bağlandı. inaloğlu ibrahim, 1109 senesinde ölünce, yerine oğlu sa’düddevle ebû mansûr il-aldı geçti. il-aldı, 1115’te cur nehrinin doğusundaki, meyyâfârıkîn’e bağlı kırk köyü ele geçirdi. 1124 senesinde, diyarbakır’da faaliyetleri artan bozuk itikad sahibi ismailîleri ortadan kaldırdı. böylece, ismailîlerin bozuk itikadı, bu bölgede yayılma imkânı bulamadı.

emîr zengî, 1127 senesinde musul’da, aksungur’un yerine geçtikten sonra, topraklarını genişletmek istiyordu. mardin artuklu emîri timurtaş ile il-aldı birleşerek, emîr zengî’ye karşı koymaya çalıştılar. fakat başarı sağlayamadılar. emîr zengî, sercî’yi zaptetti. bir müddet sonra timurtaş, zengî ile birleşerek, eski müttefiki il-aldı’nın hâkim olduğu amid şehrini kuşattı. bunun üzerine il-aldı, harput artuklu emîri davud’dan yardım istedi. emîr davud, yardım için amid’e gelince, 1134 senesinde, şehir önlerinde, iki ordu karşılaştı. il-aldı ve davud yenilerek kaleye çekildiler. zengî ile timurtaş, muhasaraya devam ettilerse de, kuvvetli surlara sahip olan şehri ele geçiremediler. emîr il-aldı, 1142 senesinde vefat etti.

emîr il-aldı’nın ölümünden sonra, veziri nisanoğlu müeyyeddin ile çocukları, beyliğin idaresini ele aldılar. vezir müeyyeddin, il-aldı’nın oğlu cemâleddin şemsülmülûk mahmud’u, emîrlik makamına geçirdi. 1144 senesinde, atabeg zengî, yeniden diyarbekir bölgesine girerek inaloğullarına ait ergani, hâlar, tulhum ve çermik gibi kale ve kasabaları zaptetti.

inaloğullarının merkezi diyarbakır, 1160 yılından itibaren artuklular’ın tehdidi altına girdi. 1163 senesinde, artukluların, şemseddin sevinç kumandasında gönderdiği ordu, amid’i (diyarbakır) kuşattı. iki tarafın da mancınık gibi muhasara aletleri kullandığı bu kuşatma, dört ay sürdü. şehrin düşeceğini anlayan emîr mahmud ve vezîri ebü’l-kâsım ali, danişmendli yağıbasan’dan yardım istediler. yardım isteğini kabul eden yağıbasan, artuklu emîri kara arslan’ın damadı olmasına rağmen, onun topraklarına girdi ve bazı şehirlere taarruz etti. kara arslan, amid kuşatmasını kaldırmak zorunda kaldı. ertesi sene kara arslan, amid’i tekrar kuşattı ise de, başarılı olamadı ve geri çekildi. amid kadısı nasiheddin, 1165 senesinde hısnkeyfa’ya giderek, kara arslan ile inaloğulları arasında bir anlaşma sağlamaya muvaffak oldu. 1179 senesinde vezir ebü’l-kâsım ali ölünce, yerine mesud geçti.

hısnkeyfâ artuklu emirliğinin başına, fahreddîn kara arslan’ın ölümünden sonra nureddin muhammed geçerek selahaddin eyyûbî’ye tâbi oldu. nûreddin’in tek isteği, amid şehrine sahip olmaktı. sultan selahaddin de, amid’i alınca, ona vereceğini vaad etti. nitekim, 1183 senesinde, selahaddin eyyûbî kuvvetleri ile gelerek, şehri kuşattı ve uzun muharebelerden sonra, nisan ayının yirmi dokuzunda amid’e girdi. selahaddin eyyûbî, şehrin idaresini nureddin’e verdi. çok yaşlanmış olan inaloğlu mahmud’a hürmet ederek, maaş bağladı. amid şehri, artukoğullarına verildi. inaloğulları beyliği de son buldu.

inaloğulları zamanında amid (diyarbakır), iktisadî ve kültürel bakımdan çok ilerledi. şehirde önemli imar faaliyetlerinde bulunuldu. il-aldı zamanında yanan ulu cami, tekrar inşa edildi. inaloğulları zamanında amid’de dokuma sanayii çok gelişti. bilhassa, halı, kumaş ve çadır bezleri îmâl ediliyordu. 1122 senesinde, amid’e bağlı zülkarneyn ve ergani kaleleri civarında bakır madeni bulunmuş ve işletilmiştir.

artüklular

mitili
üç kol halinde hısnkeyfa (hasankeyf) ve amid (diyarbekir), mardin ve meyyafarikin (silvan) ve harput’ta hüküm süren bir türkmen hanedanı.
hanedanın atası ve isim babası olan ve oğuzların döğer boyuna mensup bulunan eksük oğlu artuk, büyük selçuklu sultanı alparslan’ın kumandanlarındandı. anadolu’nun fethine katılıp, yeşilırmak vadisine kadar ilerledi. anadolu’nun türkleşip, islamlaşmasına hizmet etti. sultan melikşah döneminde, karmatileri itaat altına almak için, bahreyn seferine çıktı. melikşah’ın kardeşi tutuş, ona gördüğü hizmetler karşılığı olarak filistin’in idaresini verdi. bununla beraber, kudüs’te kısa bir müddet hüküm süren artuk bey, 1091 senesinde vefat etti.

artuk beyin ölümünden sonra oğulları, haçlılar ve onlarla işbirliği yapan fatımîlerin baskıları sonucu bu bölgede fazla kalamadılar. oğullarından muinüddin sökmen, mezopotamya emirleri arasındaki çekişmeden faydalanarak ele geçirdiği hısnkeyfa’da, hanedanın birinci kolunu kurdu (1102).

1. hısnkeyfa (hasankeyf) artukluları (1102 - 1281)

sökmen, 1102 yılında hısnkeyfa’da tesis etmiş olduğu beyliğini sağlamlaştırmak için, büyük selçuklu sultanı muhammed tapar’a bağlılığını arz etti ve onun hizmetine girdi. sultanın emri üzerine, kardeşi ilgazi ile birlikte bazı ayaklanmaları bastırdı. yeğeni yakuti, 1103 yılında, mardin’i ele geçirdi. bu sırada urfa, antakya, trablus ve kudüs gibi şehirleri ele geçiren haçlılar, mardin ve harran yörelerine de taarruzda bulunuyorlardı. sökmen bey, emir çökermiş’le birlikte, haçlıların bu faaliyetlerine karşı harekete geçerek, urfa haçlı kontu joscelin ile kudüs kralı baudouin’in kumandasındaki haçlı ordusunu, büyük bir bozguna uğrattılar. joscelin ve baudouin’in esir edildiği savaşta, haçlılardan 30 bin kişi öldürüldü. böylece, haçlı ilerlemesine mani olan sökmen, dımaşk atabegi tuğtekin’e yardıma giderken yolda hastalanarak, 1104 yılında vefat etti.

sökmen’den sonra yerine geçen oğlu ibrahim bey, muktedir bir hükümdar olamadı. o, daha çok mardin’de hakimiyetini tesis eden amcası ilgazi’ye tabi oldu. daha sonra davud ve kara arslan dönemlerinde, anadolu selçukluları’na tabi olan artuklular, nureddin muhammed devrinde, eyyubîler’in hakimiyeti altına girdiler. 1231 yılında, hısnkeyfa ve diyarbekir üzerine sefere çıkan eyyubî hükümdarı melik kâmil, artukluların bu şubesine son verdi. hükümdarlığını kaybeden hısnkeyfa kolunun son artuklu emiri melik mes’ud, moğollar tarafından öldürüldü. hısnkeyfa ve amid artuklularına kurucusundan dolayı, sökmenliler de denir.

2. harput artukluları (1185 - 1233)

artuk beyin torunu belek bin behram, 1112 yılında, harput ve palu’ya hakim olarak, bölgede kendi beyliğini kurmuştu. amcaları sökmen ve ilgazi ile birlikte, bütün ömrünü haçlılarla mücadeleye harcayan belek bey’in gösterdiği kahramanlık, islam âleminde destanlaşmıştır. belek bey, 6 mayıs 1224’de muhasara altında tuttuğu menbiç kalesinden atılan bir okla şehid edildi.

belek beyin ölümünden sonra harput, 1185 yılına kadar hısnkeyfa artuklularının idaresi altında kaldı. bu tarihte artuklu hükümdarı nureddin muhammed’in ölümü üzerine oğulları arasında başgösteren saltanat mücadelelerinde, ikinci sökmen, hakimiyeti ele geçirdi. bu durum üzerine, diğer oğlu imadeddin ebu bekr, harput ve çevresine hakim olarak, beyliğini ilan etti. ebu bekr, 1204 yılında ölünce, yerine nizameddin ibrahim geçti. nizameddin ibrahim’in ölümünden sonra, harput artukluları, eyyubîlere tabi oldular. 1185 yılında ise, anadolu selçuklu devleti kumandanlarından kemaleddin kayar, eyyubîleri, harput civarında bozguna uğrattıktan sonra, şehri alarak artukoğulları beyliği harput şubesine son verdi.

3. mardin artukoğulları (1106 - 1409)

artuk beyin ölümünden sonra, beş yıl, kardeşi sökmen ile beraber kudüs valiliğinde bulunan necmeddin ilgazi, buradan ayrıldıktan sonra, selçuklu meliki dukak’ın yanına giderek, haçlılarla mücadeleye atıldı. büyük selçuklu sultanı muhammed tapar döneminde, dört yıl, bağdat şahneliği görevinde bulundu. ilgazi, bu vazifeden alındıktan sonra, yeğeni ibrahim’in elinden mardin’i zaptederek, burada mardin artukoğulları veya ilgaziler denilen artukoğulları kolunu kurdu.

mardin’den sonra nusaybin’i ele geçiren ilgazi, sultan tapar’ın emriyle haçlılara karşı düzenlenen 1112 seferlerine katıldı. emir mevdud komutasında olarak urfa’nın kuşatmasına katılan ilgazi, kalenin zaptına muvaffak olamadı. ancak, harran, haçlıların elinden alındıktan sonra, ilgazi’ye devredildi. 1117’de halep’i alan ilgazi, buranın idaresini oğlu timurtaş’a verdi. antakya haçlıları üzerine sefer düzenleyip, 1119’da şehir civarında yapılan muharebede, büyük bir zafer kazandı. bu savaşta antakya kontu rogen dahil, haçlı ileri gelenleri öldürüldü. akdeniz sahiline kadar ilerlenip, çok ganimet alındı. ilgazi, haçlıları kuzeyde de takip edip, göksun’a kadar ilerledi. böylece, haçlıların kuvveti kırıldı, karşı tedbir almalarının önüne geçildi. selçuklu sultanı mahmud, ilgazi’nin muzafferiyetinden ziyadesiyle memnun olup, 1120’de meyyafarikin’i (silvan) ona verdi.

1122 senesinde vefat eden ilgazi, adaleti, ihsanı ve halka hizmeti ile meşhurdu. diğer memleketlere kıyasla mardin ve halep’te vergileri hafifletmek suretiyle halkın sevgisini kazandı. hakim olduğu bölgede asayiş, nizam ve intizamı sağlayan ilgazi, imar faaliyetlerine de büyük önem verdi.

ilgazi’nin ölümünden sonra oğullarından süleyman, meyyafarikin’e; timurtaş, mardin’e; yeğeni süleyman da halep’e hakim oldular. bu sırada diğer yeğeni belek de, harput ve palu civarında kendi beyliğini kurdu. süleyman’ın ölümünden sonra hüsameddin timurtaş, mardin şubesine daha geniş bir şekilde sahip oldu. timurtaş’ın 1154 yılında ölümünden sonra yerine oğulları arasında en liyakatlisi olan necmeddin alp geçti. bu bey döneminde mardin artukoğulları ile hısnkeyfa artukluları arasında sıkı bir dostluk ve işbirliği sağlandı. güneydoğu anadolu bölgesi, bu sayede imar ve medeniyet yolunda ilerledi. necmeddin alp, yirmi iki yıl saltanat sürdükten sonra 1176 senesinde vefat etti. necmeddin alp dönemi, artukoğullarının en parlak yılları oldu. bundan sonra artuklu ülkesi, önce eyyubîler, sonra da moğolların baskısı altında kaldı. moğollara bağlı olarak saltanatlarını devam ettiren silik beyler döneminden sonra, mardin artukoğulları 1408 yılında karakoyunlular tarafından ortadan kaldırıldı.

artuklular, büyük selçuklu devleti’ne tabi olduklarından, devlet teşkilatı, müessesesi ve idare tarzı selçuklulara benziyordu. devletin temel siyaseti cihad, haçlılar ve islam alemindeki sapık ideolojiler ile mücadele idi. anadolu’nun türkleşip islamlaşmasında büyük hizmetleri geçti. artukluların hakim oldukları bölgelerde türklerden başka arap, süryani, rum, ermeni ve bir miktar da yahudi vardı. her millet, kendi lisanını konuşurdu. türkler ve araplar müslüman, ermeni ve rumlar hıristiyan, süryaniler kendi mezheplerinde idiler. artuklu hükümdarları ve devlet adamları, ilme meraklı olup, ilim ve irfan müesseseleri kurup, âlimleri himaye ettiler. meşhur fıkıh alimi şihabüddin-i sühreverdi, artuklulardan çok hürmet görüp; elvah el-imadiyye adlı eserini imadüddin ebu bekr’e arz etti. kemaleddin ebu salim, ebu ali el-sofi, cezeri ve bedi’uzzeman, eserler yazıp, artuklu hükümdarlarına ithaf ettiler. ayrıca, pek çok âlim, nakli ve akli ilimlerde eserler yazdılar.

artuklu hükümdarları saray ve şehirlerde kurdukları kütüphanelerde, binlerce ciltlik kitaplar toplamışlardır. artukluların inşa ve imar faaliyetleri, mimari eserleri çok meşhur idi. artuklular, orta asya ve islam alemindeki mimariyi birleştirip kaynaştırarak, kıymetli eserler inşa ettiler. artuklu ülkesindeki iktisadi yükselişe paralel olarak, ihtiyaca ve lüzumuna göre; hükümdar, devlet adamları, hanedan mensupları ve hayırseverler; cami, medrese, imaret, zaviye, türbe, hastane, hamam, çarşı, han, köprü, kervansaray, kale ve surlar ile memleketi süsleyip, medeniyet diyarı haline getirdiler. bunlardan en meşhurları:

mardin’de emineddin ve cami’ el-asfar da denilen necmeddin külliyeleri; harput, silvan, mardin, koçhisar (kızıltepe) ulu camileri, harput alacalı cami, mardin’de latifiye de denilen abdüllatif camii, bab-es-sur da denilen melik mahmud camii; medreselerden ise mardin’de hatuniye de denilen sitti radviyye, ma’rufiye, şehidiye, melik mensur, altunboğa, zinciriyye de denilen sultan isa, harzem’de tacüddin-i mes’ud, diyarbekir’de mes’udiyye ve zinciriyye medreseleri; hamamlardan mardin’de maristan, radviyye, yeni kapı ve ulu cami. harput’ta dere hamamları, hısnkeyfa, haburman botaman suyu, deve geçidi köprüleri, ayrıca hısnkeyfa sarayı, diyarbekir içkale sarayı, mardin’de firdevs köşkü, silvan’da darü’l-acemiyye sarayı, diyarbekir’de ulu beden, yedi kardeş burçlar, harput kalesi ve zamanın tahribatına uğramış pek çok eser inşa ettirdiler. bunlardan bazıları hala kullanılıp, hizmet vermektedir. artuklu şehirlerinden mardin, diyarbekir, hısnkeyfa (hasankeyf), meyyafarikin (silvan), duneyser (koçhisar, kızıltepe), nusaybin, dara, harput ve halep havalisindeki artuklu eserlerinin mimari yapısı, sanatkârlığı, zarifliği, tezyinatı, kullanılan malzemenin seçimi çok ustaca olup, şaheser mahiyettedir.

saltuklular

mitili
malazgirt meydan muharebesinden sonra erzurum ve civarında kurulan beylik.
malazgirt zaferi’nden sonra anadolu’da ilk kurulan türk beyliği budur. başşehri erzurum olan beyliğin kurucusu, malazgirt zaferinin kazanılmasında önemli rol oynayan emir saltuk’tur. sultan alparslan, malazgirt zaferinden sonra, bizans imparatoru dördüncü romanos diogenes’in ölümü ile, anlaşma şartlarının yerine getirilmemesi üzerine, emrindeki kumandanlara anadolu’da fetihlere devam edilmesini emretmişti. buna dayanarak emir saltuk, erzurum ve civarını fethederek, saltuklular beyliğini kurdu. önceleri, büyük selçuklu devleti’ne tâbi olan beyliğin, emir saltuk zamanındaki siyasî tarihi hakkında, kaynaklarda fazla bir bilgi bulunmamaktadır.

ebü’l-kasım saltuk’un ölümünden sonra, yerine oğlu ali geçti. büyük selçuklu sultanı berkyaruk ile kardeşi muhammed tapar arasındaki saltanat mücadelesi sonunda varılan anlaşma neticesinde, saltuklu toprakları, melik muhammed’in hâkimiyet bölgesi içinde kaldı. 1121 senesinde artuklu emîri ilgâzi’nin, gürcülere karşı çıktığı sefere saltukoğlu ali bey de katıldı. fakat bu seferde gürcüler galip geldi.

emîr ali’nin ölümünden sonra saltukluların başına, hakkında kaynaklarda fazla bir bilgi bulunmayan kardeşi ziyâüddin gazî geçti. bina kitabelerinden anlaşıldığına göre, erzurum’daki kale camii ve tepsi minareyi yaptıran, bu beydir. ziyâüddin gazi, 1126 senesinde gürcülere karşı tertiplenen sefere katıldı. 1131 senesinde ispir ve pasinleri geçerek oltu’ya kadar gelen gürcüleri, büyük bir bozguna uğrattı. artuklu timurtaş bey, ziyâüddin gazinin kızıyla evlenince, iki hanedan arasında akrabalık bağı kuruldu.

emîr gâzî’nin 1132 senesinde ölümünden sonra beyliğin başına, yeğeni ikinci izzeddin saltuk geçti. kaynaklarda, izzeddin saltuk’a ait bilgiler, bir evlilik sebebiyledir. ani emîri fahreddin seddâd, izzeddin saltuk beyin kızlarından birine talip oldu. fakat bu isteği reddedildi. buna içerleyen ani emîri, 1154 senesinde, gürcülere karşı koruyamayacağını söyleyerek, şehri satın alması için, izzeddin saltuk’a haber gönderdi. bu dikkatlice hazırlanmış bir intikam planıydı. izzeddin, şehri teslim almak için ani’ye geldiğinde, fahreddin şeddâd bir günlük mesafede bulunan gürcü kralı dimitri’yi, şehre davet etti. gürcü kralı, âni bir baskınla saltuk’u mağlup ederek, onu ve maiyetinden birçok kimseyi esir aldı. daha sonra, damadı ahlatşah ikinci sökmen ve artuklu beylerinin teşebbüsleriyle yüz bin dînâr karşılığında, izzeddin saltuk, serbest bırakıldı. izzeddin saltuk bey, 1168 senesi nisan ayında vefat etti. hıristiyan tebaasına da iyi muamele ederdi. bu yüzden, onların da sevgi ve saygısını kazanmıştı. devrinde saltuklu beyliği toprakları, tercan’dan başlayıp, tahir gediğine kadar uzanırdı. erzurum, bayburt, avnik, micingerd, ispir, oltu gibi şehir ve kasabaları içine alırdı.

izzeddin saltuk’un ölümünden sonra yerine, oğlu nâsırüddin muhammed bey geçti. 1189 senesinde basılan bir sikkeden, onun, irak selçukluları sultanı üçüncü tuğrul ve asıl iktidarı elinde tutan atabeg kızıl arslan’a tâbi olduğu anlaşılıyor. nâsırüddin muhammed zamanında gürcüler, erzurum önüne kadar geldiler. kraliçe tamara’nın kocası david’in kumandası altındaki gürcü kuvvetleriyle saltuklular arasında, iki gün süren, şiddetli çarpışmalar oldu. saltuklu kuvvetleri, şehre kapandılar. gürcü kuvvetleri, muhasaraya girmeden aldıkları ganimetlerle yetinerek, geri döndüler. nâsırüddin muhammed’in ölümünden sonra beyliğin başına, kız kardeşi mama hatun geçti.

kaynaklar, 1191 senesinde erzurum’a, mama hatun’un hakim olduğunu yazmaktadır. selâhaddîn eyyûbî’nin yeğeni meyyâfârikîn hâkimi takiyyeddin ömer, ahlat ülkesini ele geçirdiği ve malazgirt kalesini muhasara ettiği sırada mama hâtun askerleriyle ona yardım etti.

ancak, çok geçmeden, kendisine karşı olan emirler tarafından tahttan indirilen mama hatun’un yerine muhammed’in oğlu melikşah geçti. bunun zamanında, anadolu’daki diğer beylikler gibi, saltuklular da türkiye selçuklu devleti’nin tehdidine maruz kaldı. türkiye selçukluları sultanı rükneddin ikinci süleyman şah, 1202 senesinde gürcistan seferine çıktı ve bağlı hükümdar ve beylere haber gönderip, kendisine katılmalarını istedi. süleyman şah, 25 mayıs 1202’de, erzurum önlerine geldi. kendisini karşılamaya gelen saltuklu beyi melikşah’ı yakalatıp hapsettirdi. böylece, saltuklu beyliği, sona ermiş oldu. süleyman şah, bölgenin idaresini kardeşi mugiseddin tuğrul şaha verdi. melikşah’ın topraklarının elinden alınışına, süleyman şahı karşılamada ağır davranması sebep gösterilmektedir.

saltuklular zamanında erzurum, diğer anadolu şehirleri gibi, iktisadî ve ticarî açıdan oldukça önemli bir şehirdi. akdeniz limanlarından ve suriye’den yola çıkıp, konya, kayseri, sivas ve erzincan yoluyla âzerbaycan’a, iran’a giden ve türkistan’dan erzurum’a gelip aynı yoldan akdeniz ve trabzon limanlarına ulaşan büyük bir ticaret yolunun üzerinde bulunuyordu. bu bakımdan erzurum’da ekonomik hayat oldukça canlıydı. bunun yanında, geniş otlaklara sahip olması sebebiyle, bölgede hayvancılık çok gelişmişti.

saltuklu beyleri, kültür ve sanata çok önem vermişler ve sahip oldukları yerlerde çeşitli mimarî eserler yaptırmışlardır. melik gâzi; kale camii ve tepsi minareyi inşa ettirmiştir. erzurum’da 1179’da inşa edilen ulu camiyi nâsıreddin muhammed yaptırmıştır. üç kümbetler ismiyle bilinen türbelerden biri, izzeddin saltuk’a aittir. bu türbenin yanında bir de zâviye vardır. tercan’da, mama hatun tarafından bir kervansaray ve türbe yaptırılmıştır. 1232 senesinde, ebû mensûr tarafından inşa ettirilen micingerd kalesi, saltuklulara ait önemli eserlerdendir. bunlar zamanımıza kadar ulaşmıştır.

saltuklu beyleri / tahta geçiş tarihleri

saltuk bey / 1072
ali bin ebü’l-kâsım / 1102
ziyâüddîn gâzi (takriben) / 1124
izzeddîn ikinci saltuk / 1132
nâsırüddîn muhammed / 1168
mama hâtun / 1191
melikşâh bin muhammed / 1200
türkiye selçukluları hâkimiyeti / 1202

danışmentliler

mitili
1071-1178 yılları arasında sivas, malatya, kayseri, tokat, amasya ve civarında hüküm süren bir türkmen hanedanı.
danişmendliler beyliğinin kurucusu gümüştekin danişmend ahmed gâzi, âlim ve faziletli bir zâttı. bir rivayete göre kutalmışoğlu süleyman şah’ın dayısıydı.

1063 yılından itibaren sultan alparslan’ın hizmetine giren danişmend; ilmi, cesareti ve yiğitliğiyle onun dikkatini çekmiş ve en güvenilir emirleri arasında yer almıştır. malazgirt savaşı’na da katılan danişmend ahmed gâzi, zaferin kazanılmasında önemli rol oynadı. sultan alparslan, savaşa katılan emirlerinden, anadolu’da fetihlerde bulunmalarını istemiş ve fethedecekleri yerlerin kendilerine ıktâ edileceğini bildirmişti. zaferi müteâkip, fetihlere girişen beyler, anadolu’nun muhtelif şehirlerini zaptederek, buralarda kendi adlarıyla anılan beylikler kurmuşlardı. danişmend ahmed gâzi de, zaferden sonra bizanslılardan sivas’ı aldı ve danişmendli hanedânını kurdu (1071).

sivas’ı bir üs olarak kullanan danişmend gâzi; çavuldur, tursan, kara doğan, osmancık, iltekin ve karatekin adlı emirleriyle amasya, tokat, niksar, kayseri, zamantı, develi ve çorum’u fethederek, beyliğine kattı. danişmend ahmed gâzi, daha çok haçlılar ve rumlara karşı yaptığı mücadeleleriyle meşhur oldu. 1097 yılında iznik’i kuşatan ve zapteden haçlılara karşı, sultan birinci kılıç arslan’la birlikte, eskişehir’de, büyük bir meydan muharebesine girdi. binlerce haçlı askerinin ölümüyle neticelenen savaşta, kılıç arslan ve danişmend gâzi, düşman kuvvetlerinin çokluğunu düşünerek geri çekildiler. bundan sonra, vur-kaç taktiğini kullanan türkler, antakya’ya ulaşıncaya kadar, haçlıların büyük bölümünü yok ettiler. danişmend ahmed gâzi, 1098 senesinde büyük bir orduyla sivas’tan malatya üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. üç yıl devam eden kuşatma sonunda danişmend gâzi’ye mukavemet edemeyeceğini anlayan gabriel, antakya prensi bohemond’dan yardım istedi. karşılığında da, malatya’yı ve güzelliğiyle meşhur kızı morfia’yı vermeyi teklif etti.

bunu fırsat bilen bohemond, pek çok haçlı reisini ve bir kısım ermeni prenslerini toplayıp, malatya’ya hareket etti. haçlıların topraklarına gelişlerini önce memnuniyetle karşılayan ermeniler, zulümlerini görünce endişeye düştüler ve durumu danişmend ahmed gâzî’ye haber verdiler. bohemond kuvvetleri, malatya’yı aksu vadisinden ayıran dağlık bölgeye girdiğinde, pusuda beklemekte olan danişmend gâzî’nin askerlerince kuşatıldı, çok kısa süren çetin bir savaştan sonra, haçlı ordusu imha edilirken, müslümanlara zulümleriyle meşhur olan bohemond ve ileri gelen adamları esir alındı.

danişmendlilerin, haçlılara karşı kazandıkları bu muhteşem zafer, bütün müslümanları çok sevindirdi. bohemond gibi bir kontun, müslüman türkler tarafından esir edilmesi ise, haçlıları derin bir üzüntüye soktu. ayrıca, danişmendlilerin şöhretini arttırdı. gümüştekin danişmend, 1100 senesinde kazandığı bu zaferden sonra, sivas’a döndü.

gümüştekin ahmed gâzî, bundan sonra, rumlar elinde bulunan malatya üzerine yürüdü ve kısa bir süre içerisinde şehri fethetti (1101). ahmed gâzî, sıkıntı içindeki malatya halkına, kendi ülkesinden buğday ile ziraat için, öküz ve diğer ihtiyaçları getirterek halka dağıttı. önceleri zulüm altında inleyen malatya halkı, bu davranışa memnun ve hayran kaldılar. pek çoğu islâmiyet’i kabul etti. danişmend gâzî, elinde esir bulunan bohemond’u iki yüz altmış bin dinar karşılığı serbest bıraktı. ancak bu hareketi, kılıç arslan’la arasını açtı. maraş civârında yapılan savaşta mağlûp olan danişmend ahmed gâzî, 1105 yılında vefat etti. beyliğin başına, 1105’ten 1134 senesine kadar hüküm süren oğlu emir gâzi geçti. danişmend gâzi’nin vefatından istifade eden birinci kılıç arslan, malatya’yı ele geçirdi. emir gâzi, rükneddin mesud’un kızıyla evlenip damadı oldu. (bir rivayette ise kayınpederi oldu.) emîr gâzi zamanında danişmend ülkesi, fırat ve sakarya’ya kadar uzandı. kısa zamanda kastamonu’yu alıp, bizans’ın eline geçen topraklarını kurtardı. başarılarından dolayı büyük selçuklu devleti sultanı sencer’in ve abbasî halifesinin takdirlerini kazandı. abbasî halifesi, onun melikliğini bir fermanla tasdik edip, ayrıca dört siyah sancak, bir kös ve çeşitli hediyeler gönderdi. bunları getiren elçiler, yanına ulaştıkları sırada, emîr gâzi ağır hastaydı.

emîr gâzinin vefatından sonra, 1134 yılında, yerine oğlu mehmed, emir oldu ve 1146 senesine kadar saltanat sürdü. melik mehmed, fetih hareketlerinden geri kalmadı ve finike’ye kadar uzandı. bizanslıları yendi, sivas’ı başşehir yaptı. vefat edince, kayseri’de bir medreseye defnedildi ve yerine büyük oğlu zünnûn geçti. ancak, kardeşi sivas emîri yağıbasan, emirliğini tanımadı ve kendi melikliğini ilan etti. duruma hakim olan yağıbasan, 1146’dan 1164 senesine kadar hüküm sürdü. istanbul’a sefere çıktı, fakat başarılı olamadı. yağıbasan zamanı, beyliğin selçuklularla münasebetlerinin en bozuk olduğu bir dönemdir. yağıbasan, dışta selçuklularla, içte de kardeşleriyle çarpıştı. ağabeyi zünnûn, kayseri’yi; yağıbasan da malatya’yı ele geçirmişti. selçuklularla münasebetlerini bozan ve saltuklular’la da iyi geçinemeyen yağıbasan, 1164 senesinde kayseri’de vefat etti. oldukça karışık bir dönem yaşayan danişmendliler, yine de kültür faaliyetini devam ettirdiler. sivas ve niksar’da medreseler kurdular. yaptıkları medreseler, tarihe ilk kubbeli medreseler olarak geçti.

danişmendli hükümdarı yağıbasan’dan sonra, kardeşi ismail, gençliğinin ilk yıllarında bir müddet emirlik yaptı. bundan sonra zünnûn tekrar melik oldu. 1175 senesinde danişmendliler beyliği sona erdi. toprakları ikinci kılıç arslan tarafından selçuklu topraklarına katıldı. danişmendlilerden bir kol, malatya’da bir müddet daha hüküm sürdü. fakat bunlar da, 1178 senesinde selçuklu sultanı ikinci kılıç arslan tarafından, selçuklu ülkesine katıldı. böylece, danişmendli beyliği tarihe karışmış oldu. ancak bu beylikten pek çok emir, anadolu selçuklularına itaat edip, onlar safında hizmete devam ettiler. anadolu’da bir asra yakın hüküm süren danişmendliler, büyük şehirlerde camiler, medreseler ve pek çok hayır eserleri yaptırmışlardır. bu eserlerin zamanla tamirler sebebiyle hususiyeti değişmiştir. yaptıkları eserler, plan itibariyle, 13. yüzyıl anadolu mimarisi için dikkat çekicidir.

dilmaçoğulları beyligi

mitili
doğu anadolu’da erzen ve bitlis’te, 1085-1192 yılları arasında hüküm sürmüş olan bir türk beyliği.
kurucusu olan dilmaçoğlu mehmed bey, malazgirt savaşı’ndan sonra, diğer türk beyleri gibi, anadolu’ya akınlarda bulundu. 1085 senesinde diyarbakır alındıktan sonra, bitlis ve ahlat da selçuklu kuvvetleri tarafından fethedilmişti. bitlis ve havalisi dilmaçoğlu mehmed beyin idaresine bırakıldı ve kendisine timar olarak verildi. bir süre sonra bu bölgede beyliğini kuran mehmed beyin ölüm tarihi bilinmemektedir.

mehmed beyin yerine toğan arslan geçti. toğan arslan önce, türkiye selçuklu sultanı birinci kılıç arslan’a, onun ölümünden sonra da sökmenliler’e bağlandı. toğan arslan, meyyâfârıkîn’e (silvan) bağlı yirmi beş köyü ele geçirince, ibrahim sökmen’in idaresinin zayıflığından faydalanarak, bağımsızlığını ilan etti. fakat bu hâl uzun sürmedi. daha sonra artuklular’a bağlanan toğan arslan, ilgâzi ile birlikte, haçlılara ve gürcülere karşı savaştı.

toğan’ın artuklulara bağlanması, sökmenli beyi ibrahim’i kızdırdı. neticede, dilmaçoğulları üzerine, 1124 yılında sefere çıkarak, bitlis’i muhasara altına aldı. fakat, başarı elde edemedi.

musul atabegi imâdeddin zengî’nin ordusuna 10.000 dînâr haraç ödeyerek, ülkesini tahrip olmaktan kurtaran ve 1134 veya 1137 senesinde öldüğü rivayet edilen toğan arslan’ın yerine oğlu hüsâmüddevle kurtî geçti. o da babası gibi artuklular ile birlikte gürcülere karşı yapılan seferlere katıldı. 1130 senesinde dovin’i zaptetti. bir sene sonra gürcü kralı ivane, anadolu’ya saldırdı ise de, hüsâmüddevle tarafından hezimete uğratıldı. hısn-ı keyfâ artukluları beyi rükneddin davud’un saldırısı üzerine, kurtî, mardin’e giderek yine artuklulardan timurtaş’ın himayesine girdi. 1143 senesinde ölünce, yerine kardeşi yâkut arslan geçti. ancak, yâkut arslan da kısa bir süre sonra öldü ve yerine kardeşi fahreddin devletşah, idareyi eline aldı.

1161 senesinde, gürcistan üzerine yapılan seferlere katıldı. bu seferden sonra, artuklularla danişmendliler arasında çıkan savaşta, devletşah, artukluların yanında yer aldı. bir süre sonra devletşah ile mardin artuklu beyi necmeddin alp arasında anlaşmazlık çıktı. devletşah, artuklu hükümdarına karşı koyamayacağını anlayınca, 1168 yılında meyyâfârıkîn’e kadar giderek, itaatini bildirdi ve çıkması muhtemel bir savaşın önüne geçti. devletşah, 1192 senesinde öldü. aynı sene içinde, ahlat emîri begtimur, dilmaçoğullarının merkezi bitlis’i ele geçirdi.

bundan sonra dilmaçoğulları beyliği, siyasî ve askerî bir varlık gösterememesine rağmen erzen ve havalisinde 1394’e kadar varlığını korudu. bu tarihte, akkoyunlular tarafından tamamen ortadan kaldırıldı.

izmir beyligi

mitili
anadolu’nun fethi sırasında, malatya dolaylarında faaliyet gösteren ve oğuzların çavuldur boyundan olduğu sanılan çakan (çaka bey), istanbul’da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081’e doğru, izmir’e gelerek bir beylik kurmuştur.
bizans imparatorluğunun zayıf noktalarını iyi bilen çakan, foça’yı ve civarını aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetli bir donanma yaptırarak ege denizi’nde sakız, midilli, sisam, rodos adalarını zapt etti ve çanakkale’ye doğru ilerledi. üzerine gönderilen bizans donanmalarını, birkaç kere mağlûp etti. istanbul’u ele geçirip imparator olmak istiyordu.

kara kuvveti kâfi gelmediği için, balkanlar üzerinden trakya’ya doğru ilerleyen peçenek türkleri ile işbirliği yaptı. onlar, karadan istanbul’u baskı altına alırken, çakan bey de denizden hücuma geçecek ve bizans başkenti düşürülecekti. fakat, plân başarıya ulaşamadı. çünkü, imparator aleksios komnenos, tuna boyundaki kuman türkleri’ni, peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cereyan eden, meriç kıyısındaki lebonium savaşı’nda (nisan 1091) peçenekler ağır mağlûbiyete uğramışlardı.

izmir beyi çakan, selçuklu sultanı i. kılıç arslan tarafından ortadan kaldırıldı (1097). yine bu sıralarda efes bölgesinde de çok küçük bir türkmen beyliği daha görülmektedir ki, başında tanrıvermiş bey bulunuyordu.

416 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol