(bkz: bilir mi)
sabit ince turkusudur.
su fani dunyaya geldim geleli
bir sevda pesinde kostum yoruldum
insan olup kendim bildim bileli
azgin seller gibi costum duruldum
sevgi sevgi diye turkuler yaktim
sevda ulkesinde ben bir duraktim
nem var nem yok ise size biraktim
sarmasik misali actim sarildim
kirk besinde koca belim bukuldu
saclarim yolundu tel tel dokuldu
umutlarim iplik iplik sokuldu
buzdaglari gibi dondum kirildim
hayat penceresin kapayip actim
ince bir han idi cok gelip gectim
sevda irmagindan bir zerre ictim
vefasiz bir yare taptim vuruldum
su fani dunyaya geldim geleli
bir sevda pesinde kostum yoruldum
insan olup kendim bildim bileli
azgin seller gibi costum duruldum
sevgi sevgi diye turkuler yaktim
sevda ulkesinde ben bir duraktim
nem var nem yok ise size biraktim
sarmasik misali actim sarildim
kirk besinde koca belim bukuldu
saclarim yolundu tel tel dokuldu
umutlarim iplik iplik sokuldu
buzdaglari gibi dondum kirildim
hayat penceresin kapayip actim
ince bir han idi cok gelip gectim
sevda irmagindan bir zerre ictim
vefasiz bir yare taptim vuruldum
(bkz: yoruldum)
sabit ince turkusudur.
her bedende can vardir ya
sevmeyen insan olamaz
suret beden insandir ya
sevmeyen insan olamaz
okumustur ilmi vardir
kar dedigi hep zarardir
o aslinda canavardir
sevmeyen insan olamaz
sureti haktan gorunur
turlu libaslar giyinir
din imaniyla ovunur
sevmeyen insan olamaz
hak kelamindan dem vurur
her yani kibirle gurur
sirca sarayda oturur
sevmeyen insan olamaz
ince dogrulari soyler
hani nerde gaddar beyler
hal bilmeyen aski neyler
sevmeyen insan olamaz
her bedende can vardir ya
sevmeyen insan olamaz
suret beden insandir ya
sevmeyen insan olamaz
okumustur ilmi vardir
kar dedigi hep zarardir
o aslinda canavardir
sevmeyen insan olamaz
sureti haktan gorunur
turlu libaslar giyinir
din imaniyla ovunur
sevmeyen insan olamaz
hak kelamindan dem vurur
her yani kibirle gurur
sirca sarayda oturur
sevmeyen insan olamaz
ince dogrulari soyler
hani nerde gaddar beyler
hal bilmeyen aski neyler
sevmeyen insan olamaz
(bkz: insan olamaz)
1954 yilinda nevsehir ili kozakli ilcesi gerce koyunde dogdu. ilkokulu koyunde, ortaokulu kozaklida, liseyi kayseri ticaret lisesinde okudu. 1976 yilinda istanbul iktisadi ve ticari ilimler akademisinden mezun oldu.
ozel sektorde cesitli gorevlerde, toprak reformu kayseri bolge mudurlugunde uzman, toprak mahsulleri ofisi kayseri bolge mudurlugu ve urfa bolge mudurlugunde uzman olarak calisti. 1999 yilinda ozel bir kurulusun genel mudurlugunden emekli oldu. vizyon dis ticaret a.s.nin kurulusunda gorev aldi ve genel mudurlugunu yapti.
bizim anadolu, tercuman, hergun ve turkiye gazetelerinde yazar, muhabir, istihbarat sefi olarak calisti. tore ve devlet dergilerinde yazilar yazdi. kayseri de yayinlanan "kayseri sairler antolojisi"ne ve adana da yayinlanan "ozanlar guldeste sairler" antolojisine katildi. kayseri de yayin yapan erciyes, elif, basak televizyonlarinda, mahalli radyolarda siir ve edebiyatla ve "bizim asiklarimiz" adli halk asiklari ile ilgili programlar yapti konuk olarak bu programlara katildi. kayseri de yayinlanan yeni kayseri, kayseri olay, kayseri anadolu haber, star haber, kayseri gundem ve kayseri hakimiyet gazetesi ince zimbalar kosesinde yazi ve siirleri yayinlanmaktadir. gulpinar, yesevi, ozan, bizim kusak, kayseri cagdas, sevgi yolu, ana, erciyes, cemen, simav anadolu, yalaka gibi dergilerde siirleri halen yayinlanmaktadir.
ve ayni ruzgarla savrulduk adli ortak siir kitabindan sonra askin atesi adli ikinci siir kitabi temmuz 1996 da yayinlandi. sirli soz adli siir kitabi, anadolu hececileri-1, anadolu hececileri-2, anadolu hececileri-3, anadolu hececileri-4, anadolu hececileri-5, anasam
siir antolojisi-1 , anasam siir antolojisi-2 siir kitaplarini 2000 - 2001 yillarinda yayinladi.
siir dalinda ozan dergisinden mansiyon, bizim kusak dergisinden mansiyon, makale dalinda ucunculuk odulleri aldi. turk halk muzigi ile amator olarak ilgilenmekte, asik turunde sozlerini yazip besteledigi 40 dan fazla turkusu vardir. halen genel merkezi kayseri de bulunan anasam anadolu ilim ve edebiyat eseri sahipleri meslek birligini kurdu ve genel baskanligini ve nevsehirliler derneginin baskanligini yapmaktadir. tbmm de fikir ve sanat eserleri kanununda meclis alt komisyonunda ve devlet planlama teskilatinca hazirlanan 8. bes yillik plan cercevesinde fikri ve sinai haklar ozel ihtisas komisyonunda uye olarak gorev yapti, anasam bulteni adli bir yayin organinin sahipligini yapmakta, anasam yayinlari tarafindan yayinlanan 45 kitabin editorlugunu de yurutmektedir. nurcan hanimla evli, muhammed ve cagri adli iki oglu, nazende isimli bir kiz cocuk babasidir.
kaynak: www.turkuler.com
ozel sektorde cesitli gorevlerde, toprak reformu kayseri bolge mudurlugunde uzman, toprak mahsulleri ofisi kayseri bolge mudurlugu ve urfa bolge mudurlugunde uzman olarak calisti. 1999 yilinda ozel bir kurulusun genel mudurlugunden emekli oldu. vizyon dis ticaret a.s.nin kurulusunda gorev aldi ve genel mudurlugunu yapti.
bizim anadolu, tercuman, hergun ve turkiye gazetelerinde yazar, muhabir, istihbarat sefi olarak calisti. tore ve devlet dergilerinde yazilar yazdi. kayseri de yayinlanan "kayseri sairler antolojisi"ne ve adana da yayinlanan "ozanlar guldeste sairler" antolojisine katildi. kayseri de yayin yapan erciyes, elif, basak televizyonlarinda, mahalli radyolarda siir ve edebiyatla ve "bizim asiklarimiz" adli halk asiklari ile ilgili programlar yapti konuk olarak bu programlara katildi. kayseri de yayinlanan yeni kayseri, kayseri olay, kayseri anadolu haber, star haber, kayseri gundem ve kayseri hakimiyet gazetesi ince zimbalar kosesinde yazi ve siirleri yayinlanmaktadir. gulpinar, yesevi, ozan, bizim kusak, kayseri cagdas, sevgi yolu, ana, erciyes, cemen, simav anadolu, yalaka gibi dergilerde siirleri halen yayinlanmaktadir.
ve ayni ruzgarla savrulduk adli ortak siir kitabindan sonra askin atesi adli ikinci siir kitabi temmuz 1996 da yayinlandi. sirli soz adli siir kitabi, anadolu hececileri-1, anadolu hececileri-2, anadolu hececileri-3, anadolu hececileri-4, anadolu hececileri-5, anasam
siir antolojisi-1 , anasam siir antolojisi-2 siir kitaplarini 2000 - 2001 yillarinda yayinladi.
siir dalinda ozan dergisinden mansiyon, bizim kusak dergisinden mansiyon, makale dalinda ucunculuk odulleri aldi. turk halk muzigi ile amator olarak ilgilenmekte, asik turunde sozlerini yazip besteledigi 40 dan fazla turkusu vardir. halen genel merkezi kayseri de bulunan anasam anadolu ilim ve edebiyat eseri sahipleri meslek birligini kurdu ve genel baskanligini ve nevsehirliler derneginin baskanligini yapmaktadir. tbmm de fikir ve sanat eserleri kanununda meclis alt komisyonunda ve devlet planlama teskilatinca hazirlanan 8. bes yillik plan cercevesinde fikri ve sinai haklar ozel ihtisas komisyonunda uye olarak gorev yapti, anasam bulteni adli bir yayin organinin sahipligini yapmakta, anasam yayinlari tarafindan yayinlanan 45 kitabin editorlugunu de yurutmektedir. nurcan hanimla evli, muhammed ve cagri adli iki oglu, nazende isimli bir kiz cocuk babasidir.
kaynak: www.turkuler.com
bu ask bir bahr-i ummandir
buna hadd u kenar olmaz
delilim sirr-i kur’andir
bunu bilene de ar olmaz
sure geldik ezeliden
pirim muhammed ali’den
serab-i la-yezaliden
icenlerde humar olmaz
eger asik isen yare
sakin aldanma agyare
dus ibrahim gibi nare
bu gulsende yanar olmaz
kiyamazsan basa u cana
uzak dur girme meydana
bu meydanda nice baslar
kesilir hic sorar olmaz
hakk ile hak olanlara
kendi ozun bilenlere
dost yolunda olenlere
kan bahasi dinar olmaz.
bak su mansur’un isine
halki usurmus basina
enel hakk’in firasina
dusenlere timar olmaz
seyfullah sozunde mesttir
seyhinden aldigi desttir
divane-ra kalem nistdir
ne soylese kanar olmaz.
buna hadd u kenar olmaz
delilim sirr-i kur’andir
bunu bilene de ar olmaz
sure geldik ezeliden
pirim muhammed ali’den
serab-i la-yezaliden
icenlerde humar olmaz
eger asik isen yare
sakin aldanma agyare
dus ibrahim gibi nare
bu gulsende yanar olmaz
kiyamazsan basa u cana
uzak dur girme meydana
bu meydanda nice baslar
kesilir hic sorar olmaz
hakk ile hak olanlara
kendi ozun bilenlere
dost yolunda olenlere
kan bahasi dinar olmaz.
bak su mansur’un isine
halki usurmus basina
enel hakk’in firasina
dusenlere timar olmaz
seyfullah sozunde mesttir
seyhinden aldigi desttir
divane-ra kalem nistdir
ne soylese kanar olmaz.
yandiklarim sam-u seher
senden midir benden midir
basimdaki asktan eser
senden midir benden midir
terk ettigim can u teni
yog ettigim hem ben beni
her gordugum sanmak seni
senden midir benden midir
bagrimdaki basim benim
gozumdeki yasim benim
ah oldu yoldasim benim
senden midir benden midir
nalanim erdi goklere
dusmeli oldum daglara
erisdigim bu caglara
senden midir benden midir
seyyid nizam oglun sana al
benliksiz senden yana
sen ben sozu bilmem bana
senden midir benden midir
senden midir benden midir
basimdaki asktan eser
senden midir benden midir
terk ettigim can u teni
yog ettigim hem ben beni
her gordugum sanmak seni
senden midir benden midir
bagrimdaki basim benim
gozumdeki yasim benim
ah oldu yoldasim benim
senden midir benden midir
nalanim erdi goklere
dusmeli oldum daglara
erisdigim bu caglara
senden midir benden midir
seyyid nizam oglun sana al
benliksiz senden yana
sen ben sozu bilmem bana
senden midir benden midir
bir dertliyem derdim vardir
ya ben nice donmiyeyim
herdem isim ah u zardir
ya ben nice donmiyeyim
ask odu yurekde yanar
beni goren mecnun sanar
gokyuzunde ay gun doner
ya ben nice donmiyeyim
gel sekki gonulden gider
muminlerde inkar nider
meleklerde ars devreder
ya ben nice donmiyeyim
biziz ummet-i naciler
din yolunda duacilar
kabede doner hacilar
ya ben nice donmiyeyim
bu sirra munkirler ermez
dost yolunu korler gormez
carh-i felek doner durmaz
ya ben nice donmiyeyim
yeller eser deniz cosar
irmaklar daglardan asar
done done sular tasar
ya ben nice donmiyeyim
seyyid nizamoglu tekdir
munafigin isi sektir
evvel ahir donmek haktir
ya ben nice donmiyeyim
ya ben nice donmiyeyim
herdem isim ah u zardir
ya ben nice donmiyeyim
ask odu yurekde yanar
beni goren mecnun sanar
gokyuzunde ay gun doner
ya ben nice donmiyeyim
gel sekki gonulden gider
muminlerde inkar nider
meleklerde ars devreder
ya ben nice donmiyeyim
biziz ummet-i naciler
din yolunda duacilar
kabede doner hacilar
ya ben nice donmiyeyim
bu sirra munkirler ermez
dost yolunu korler gormez
carh-i felek doner durmaz
ya ben nice donmiyeyim
yeller eser deniz cosar
irmaklar daglardan asar
done done sular tasar
ya ben nice donmiyeyim
seyyid nizamoglu tekdir
munafigin isi sektir
evvel ahir donmek haktir
ya ben nice donmiyeyim
yasami ve kisiligi hakkinda doyurucu bilgi bulunmayan ancak, caginin taninmis ve buyuk saygi gormus ozanlarindan biri olan seyyid seyfullah kasim efendi (nizam oglu) xvi. yuzyilin basinda istanbulda dogdu.
babasi, imam zeynel abidin soyundan ve buyuk seyhlerden seyyid nizamuddin hazretleridir ki istanbulda silivrikapisi disinda bulunan ve kendi adiyla anilan camiin icinde gomuludur. siirlerinde seyyid seyfullah, seyyid seyfi, seyyid nizamoglu, seyfi adlarini tapsirmistir.
seyyid seyfullah, osmanli hukumdarlarindan iii. murad han devrinde (1574-1595) ununu duyurmaya basladi. bu donem icinde osmanli devletinin her yonden duzeni bozulmaya baslar. devamli savaslar yuzunden ekonomik durumun bozuldugu, rusvet karsiligi memuriyetlerin satilmaya baslandigi, reayanin fazla vergiler yuzunden koylerini biraktigi, bunun kotu sonuclar dogurdugu, bilgisizlik ve taassubun arttigi, nizam oglunun su beyitlerinden de anlasilmaktadir:
zulm ile doldu dunya yokdur huzura imkan
mamur olan yerleri zalimler etti viran
alem haraba vardi yikildi mulk-i osman
kan aglasun reaya cak eduben giriban
nizam oglu iyi bir egitim ve ogrenim gormus, caginin geregi olan seriat ve tarikat ilimlerini ogrenmis, aydin bir zumre icinde yasamis ve yazdigi didaktik siirlerinde butun mutasavviflar gibi o da; nefsini bilmeyenlere, dunya malina tapanlara, riyakarlara, sofulara catan ifadeleriyle, bir cok tekke sairlerini gecmistir. ilahileri bestelenerek tekkelerde, ayin-i cemlerde sonraki yuzyillarda okunmustur.
bu ask bir bahr-i ummandir buna hadd u kenar olmaz
delilim sirr-i kurandir bunu bilende ar olmaz
diye baslayan unlu ilahisi de bazi sairler tarafindan serh edilmistir. insan yapisina, ozune sezgi ipleri uzatarak inciler toplamaya calisir.
onaltinci yuzyil tekke siirinin en buyuk temsilcilerinden biri olan sairin divani sekil olarak divan ve saz siirleri uslubunda yazilmis lirik-didaktik ilahilerle bezenmistir. divan siiri turundeki manzumelerinde ozellikle nesimi edasi gorulur:
sacm velleyli yuzun vedduhadir
cemalin pertev-i nur-i hudadir
yuzunde ayet-i kuran yazilmis
ani kim okumaz hakdan cudadir
senin seyyid nizam oglu yolunda
nesimi gibi can verse revadir
nazmi genellikle dile canli, icten ve akici olan sairin en onemli ve degerli siirleri arasinda yer alir. onemli siirleri, saz siiri tarzinda yazdiklaridir. aruz vezninde basarili gorulmese de, hecede yeni bir dil ve duygu getirdigi aciktir:
hey yol erkan kardaslari sizin olsun bu yol erkan
ben bir aceb derde dusdum bulunmaya gibi derman
hicab oldu benlik bana gidemedim dostdan yana
ben benligimden gecmege seyh elin tutmaya geldim
hece ile yazdigi siirlerinde genellikle yunus emre edasi acikca gorulur:
cunki ben yar ile yarim mansur oldum dikin darim
nesimiyem yuzun derim assi ziyan olmaz bana
gorun seyyid seyfullahi kendinde bulmus allahi
ben dostu buldum billahi sekk u guman olmaz bana
caginda tartisma konularindan biri olan semain helalligine de deginiyor:
ya rabbi askin ver bana hu diyeyim done done
asik olayim ben sana hu diyeyim done done
siirlerinde, ornegin asagidaki beyitte oldugu gibi:
bende-i al-i abayim ehi-i beytin kemteri
sevmezem al- i yezidi caferiyem caferi
diyerek, imam cafer-i sadik (a.s.) mezhebinden oldugunu soyler.
siirlerinde nizam oglu mahlasini kullanan sair, halveti tarikatinin sinaniyye subesini kuran unlu mutasavvif ibrahim ummi sinan hazretlerinin bas halifesidir. alim bir zat olan ummi sinan (ol. 1551), gordugu bir ruya uzerine ummi lakabini almistir. aslen bursali oldugu rivayet edilir. istanbulda eyyub sultan (r.a.) camii yoresinde oluklu bayir denilen yerde, halifelerinden nasuh efendi tarafindan yaptirilan dergahinda gomuludur.
ummi sinandan sonra yasamis olan, yine halvetiyyeden -niyazi -i misrinin mursidi elmalili seyh muhammed sinan da (ol. 1664), sinan ummi lakabiyla bilinir.
nizam oglunun edebi kisiliginin olusmasinda, hemen her sairimizde oldugu gibi, tasavvuf dusunce ve inanclarinin buyuk etkisi vardir.
esrefoglu rumiden sonra yunusu en iyi temsil eden nizam ogludur. hayati hakkinda genis bilgimiz olmasa da, dusuncesini ve siir gucunu kendisinden, kendi manzumelerinden ogrenebiliyoruz. mensur eserlerinden tac-name ve miftah-i vahdet-i vucud da eski harflerle yayinlanmistir. istanbulda h. 1010 (m. 1601) yilinda vefat eden seyyid seyfullah (nizam oglu) hazretlerinin kabri, silivrikapi yoresinde, emirler mahallesindendir.
divani ile manzum eserleri h. 1326 (m. 1908) yilinda bir arada yayinlanan sairin kulliyati, bu defa yeni harflerimizle aynen yayinlanarak, ehl-i beyti seven canlara ve edebiyatcilarimizla butun okuyuculara sunulmustur.
seyyid nizamoglu hayati-eserleri -divani
mehmet yaman
can yayinlari adil atalay
(bkz: mirati)
(bkz: kalecikli mirati)
amenna dedik biz ikrareyledik
erenler bezminde lasekcesine.
bag i hakikatta yetistik, bittik,
buyaldik her gulden cicekcesine;
soylesem kelamim gelmez tahrire;
ikrar verdik, iman ettik bir pire.
nutk i derunumuz sigmoz tefsire
er evladi eriz lasekcesine
vucud i mutlaktir heryerde iyan;
korler zannederler-didari nihan.
elhakku ezharu minessemsiken
sofi inadeder esekcesine.
mirati sozlerin canli muamma;
arif olanlara olur huveyda,
elsiziz, belsiziz, dilsiziz emma
gezeriz alemde erkekcesine.
asik mirati .
erenler bezminde lasekcesine.
bag i hakikatta yetistik, bittik,
buyaldik her gulden cicekcesine;
soylesem kelamim gelmez tahrire;
ikrar verdik, iman ettik bir pire.
nutk i derunumuz sigmoz tefsire
er evladi eriz lasekcesine
vucud i mutlaktir heryerde iyan;
korler zannederler-didari nihan.
elhakku ezharu minessemsiken
sofi inadeder esekcesine.
mirati sozlerin canli muamma;
arif olanlara olur huveyda,
elsiziz, belsiziz, dilsiziz emma
gezeriz alemde erkekcesine.
asik mirati .
xix uncu asrin en kuvvetli saz sairlerinden biri olan kalecikli, mirati hakkinda bu gun maalesef elimizde huccet sayilabilecek bir vesika yoktur. gerci son zamanlarda yazilan edebiyat tarihlerinde miratinin adi gecmekte ve bilhassa s. nuzhet bektasi sairleri eserinde sairden bir nebze bahsetmektedir. fakat bu kayitlarin hic birisi miratinin hayati etrafinda tatminkar bir cevap ihtiva edebilmekten uzaktir. kulturu, felsefesi ve ustun sairiyeti ile buyuk bir kiymet olan miratinin bu derece mechul kalmasi edebiyat dunyamiz icin bir zarar olmaktan ziyade bu isle ugrasanlarin lehine bir hareket olmasa gerektir.
bu endise ile calisirken her mudakkikin ugradigi muskilattan ben de vareste kalamamis ve musbet bir netice temin edememis bulunmaktayim. su farkla ki bu gun miratinin hayati hakkinda elde ettigim malumat s. nuzhetin verdiginden daha etrafli olmak itibarile sair hakkinda bir fikir edinebilmege kafidir.
miratinin hayatini tenvire kafi malumati su tarzda elde etmis olmaktayim:
cok degerli basmuddeiumumi kalecikli b. ilhami sarici, vaki istirhamim uzerine bizzat tetkikatta bulunmus ve bana en esasli malumati temin edebilmistir. muhterem dostumun muracaat ettigi zevat arasinda miratinin torunu b. ali sevki da bulunmaktadir.
bundan baska b. ilhami sariciya gelen a. gulacti imzali mektup yine b. ali sevki ve b. h. sakirin rivayetlerine musteniden bir hayli malumati itiva eylemektedir. bu mektup ve rivayetlere gore: miratinin asil adi mehmettir; mirati mahlasini vasi seyh tekkesine hizmeti esnasinda almistir. soyle ki vasi seyh tekkesine intisabinda “sazi eline almis, birkac beyit soyledikten sonra seyh tarafindan musaade olmus. haydi senin ismin mirati olsun; sazina saz, sozune soz uymasin denilmis ve tarihi malum olmayan bir zamanda cikmis gitmis” kalecikli a. gulacti.
miratinin babasi ve ecdadi hakkinda bir kayde tesaduf edilememissede anasinin adi fatma oldugu bildirilmektedir. miratinin ne zaman dogdugu ve hangi tarihte vefat ettigi bu gun icin benim de mechulumdur. yalniz 1285 de turabi ali baba dededen nasip aldigina ve ustam asik hasanin babasi asik kemali ile musaere ettigine ve yine ustamin kanaatine gore mirati, kalecikte kendi lakaplarina izafe edilen cansah mahallesinde dogmus, tahminen 1225 ve 1300 arasinda yasamistir.
miratinin temiz giyinir, uzunca boylu, genis omuzlu, sari sakalli, iri gozlu oldugu, kardesi cansah imamina benzedigi soylenmektedir.
sairin tahsil derecesi hususunda elimizde saglam bir vesika yoksada s. nuzhetin bektasi sairleri eserinde soyledigine ve halk rivayetlerine nazaran mirati icazetli hocalardandir. manzumalarinin bilhassa kulturel degeri bunu teyit eylemektedir. kalecikten gelen mektuba gore de mirati kalecik muftusu veli zadeden arabi okumus, icazet almadan “at kuyrugundan bir saz uydurarak medresede calismaya baslamis hocasi gormus ve medreseden kovmus, sonra vasi seyh tekkesine hademe olarak girmis, birkac ay sonra sazi sozu artirmis.” kalecikli a. gulacti.
bu rivayeti kaydi ihtiyatla telakki etmek lazimdir. mirati muftu veli zadeden icazet almamis dahi olsa medreseden uzaklastirilmasi tahsilini ikmaline hic bir mani teskil etmez. fazla olarak miratinin icazetnameli oldugunu sadece b. nuzhet degil pek cok kimseler rivayet eylemektedir. biz suna kaniiz ki mirati muasirleri dertli ve zehniden gerek tahsil gerek sairiyet itibarile daha ustundur; dertli gibi mirati sozlerinde lisan hatasi yapmaktan sarfinazar imale ve zihafa bile dusmemistir.
netice itibarile mirati asik ve bektasi edebiyatinin, kulturunu temsil edecek ve divan edebiyati muntesiplerile boy olcebilecek nisbette ilim yapmis bir sairdir.
miratinin asikliga nicin ve nasil basladigina gelince bu hususta elde ettigimiz malumat sudur:
mirati, kaleciklilerin bildirildigine gore saza sekiz yasinda baslamis ve saz calmayi kendisine yegane oyun ve eglence telakki etmistir. asik usullerinde kimlerden istifade ettigini henuz tesbit edemedigimiz sair pek kucuk yasta sazina hakimiyet temin etmis ve bu vadide cok genc iken buyuk bir sohret yapmistir. sair saz ve sozde arzu ettigi inkisafa mazhar oldugu bir sirada kaleciklilerin aleyhinde yaptiklari dedikoduya kizarak sazini omuzuna almis ve babaliga kadar yukselmistir. vekur, ciddi ve karsisindakileri hic bir sey soylemeden kendine bend ve manyatize edebilecek bir vasfi haiz olan sair gerek fasillarinda, gerekse tekmil muaseretinde herkesin hurmet ve takdirini kazanmis ve namini her tarafa yayabilmistir. bir kac defa da kastamonuyu ziyaret eden mirati, muhitte saz ve soz meraklilarinin oldugu kadar kemali ve meydaninin buyuk takdirini mucip olmustur. o zaman genc bulunan ishak zade fevzi fusuli asikan nam mecmuasinda miratiyi (aleviyulmezhep bir sair idi) diye tavsif etmektedir.
mirati ilk defa kastamonu tarikiyle istanbula gitmis ve mehmet ali pasanin himayesi altinda uzun bir zaman istanbul da kalmis, bilhassa tavuk pazarinda tekellumundeki fesahat ve kudret ile sohret almistir. mirati anadolunun bir cok yerlerinde dahi ayni derecede takdir edilmis ve sevilmistir. su hadise miratinin vekar ve sohretine de kuvvetli bir delildir. mirati bir gun cankirida kemali ile fasil yaparken araya tosyali mirati isminde biri girmis ve demis ki
- sen de mirati, ben de mirati.. fasli birak ta seninle su miratiligi ayirt edelim.
mirati:
- bas ustune buyur meydan senin, ayak senin. cevabini vermis.
kalecikli sazla tosyali elindeki deynekle musaareye baslamislar. neticede tosyali mat olmus ve kahveden uzaklastirilmis; asikliktan baska sanati olmayan mirati, hayatinin sonuna kadar bektasi bir saz sairi olarak kalmis ve henuz tesbit edemedigimiz bir tarihte istanbul da vefat ederek tavuk pazari civarina defnedilmistir. sazi bir muddet asmali meyhanesinde hatira olarak muhafaza edilmisse de yanginda yanmistir.
miratinin edebi huviyetine gelince sair, evvelce bilmunasebe soyledigimiz gibi bektasi edebiyatinda olsun asik tarzinda olsun tarihe maledilebilecek bir kiymettir. o, kuvvetli dimaginin ve zengin kulturunun golgesi altinda duyuslar ile bize rakipsiz bir cok eserler birakmistir.
fakat esef edilebilecek bir hadisedir ki bu cok kiymetli sairin matbuat aleminde cok mahdut siirleri nesrolunabilmistir. ben de butun calisma ve cabalamama ragmen miratinin ancak “19” parcasini temin edebilmis olmaktayim. bu parcalar kismen hususi kutuphanelerde ve marak sahiplerinin ellerindeki mecmualarda digerleri de baska vilayetlerde yazilmis ve tarafimdan ya istinsah veya satin alinmis conklerde mukayettir. bana kalecikler yalniz iki parca verebilmislerdir. miratinin ankara ve cankiri koylerinde halkin ezberinde pek cok parcalari varsa da benim icin simdilik bu havalide tetkikat yapmaga imkan yoktur. olsa dahi bu derleme vazifesi benden ziyade kalecik munevverlerine duser ki boyle bir kiymeti ihmal etmek milli harsiyatimizdan ziyade muhit ve hemsehrilik namina karli bir hareket degildir.
ben burada elimden geldigi kadar milli ve mesleki vazifemi yapmak istedigimi zannetmekteyim. bu etudu yapmaktan yegane maksadim henuz takdir ve tesbit edilmemis bir kiymeti tebaruz ettirebilmektir. ortada bir noksan varsa hepimize ait olmak lazimdir.
bu endise ile calisirken her mudakkikin ugradigi muskilattan ben de vareste kalamamis ve musbet bir netice temin edememis bulunmaktayim. su farkla ki bu gun miratinin hayati hakkinda elde ettigim malumat s. nuzhetin verdiginden daha etrafli olmak itibarile sair hakkinda bir fikir edinebilmege kafidir.
miratinin hayatini tenvire kafi malumati su tarzda elde etmis olmaktayim:
cok degerli basmuddeiumumi kalecikli b. ilhami sarici, vaki istirhamim uzerine bizzat tetkikatta bulunmus ve bana en esasli malumati temin edebilmistir. muhterem dostumun muracaat ettigi zevat arasinda miratinin torunu b. ali sevki da bulunmaktadir.
bundan baska b. ilhami sariciya gelen a. gulacti imzali mektup yine b. ali sevki ve b. h. sakirin rivayetlerine musteniden bir hayli malumati itiva eylemektedir. bu mektup ve rivayetlere gore: miratinin asil adi mehmettir; mirati mahlasini vasi seyh tekkesine hizmeti esnasinda almistir. soyle ki vasi seyh tekkesine intisabinda “sazi eline almis, birkac beyit soyledikten sonra seyh tarafindan musaade olmus. haydi senin ismin mirati olsun; sazina saz, sozune soz uymasin denilmis ve tarihi malum olmayan bir zamanda cikmis gitmis” kalecikli a. gulacti.
miratinin babasi ve ecdadi hakkinda bir kayde tesaduf edilememissede anasinin adi fatma oldugu bildirilmektedir. miratinin ne zaman dogdugu ve hangi tarihte vefat ettigi bu gun icin benim de mechulumdur. yalniz 1285 de turabi ali baba dededen nasip aldigina ve ustam asik hasanin babasi asik kemali ile musaere ettigine ve yine ustamin kanaatine gore mirati, kalecikte kendi lakaplarina izafe edilen cansah mahallesinde dogmus, tahminen 1225 ve 1300 arasinda yasamistir.
miratinin temiz giyinir, uzunca boylu, genis omuzlu, sari sakalli, iri gozlu oldugu, kardesi cansah imamina benzedigi soylenmektedir.
sairin tahsil derecesi hususunda elimizde saglam bir vesika yoksada s. nuzhetin bektasi sairleri eserinde soyledigine ve halk rivayetlerine nazaran mirati icazetli hocalardandir. manzumalarinin bilhassa kulturel degeri bunu teyit eylemektedir. kalecikten gelen mektuba gore de mirati kalecik muftusu veli zadeden arabi okumus, icazet almadan “at kuyrugundan bir saz uydurarak medresede calismaya baslamis hocasi gormus ve medreseden kovmus, sonra vasi seyh tekkesine hademe olarak girmis, birkac ay sonra sazi sozu artirmis.” kalecikli a. gulacti.
bu rivayeti kaydi ihtiyatla telakki etmek lazimdir. mirati muftu veli zadeden icazet almamis dahi olsa medreseden uzaklastirilmasi tahsilini ikmaline hic bir mani teskil etmez. fazla olarak miratinin icazetnameli oldugunu sadece b. nuzhet degil pek cok kimseler rivayet eylemektedir. biz suna kaniiz ki mirati muasirleri dertli ve zehniden gerek tahsil gerek sairiyet itibarile daha ustundur; dertli gibi mirati sozlerinde lisan hatasi yapmaktan sarfinazar imale ve zihafa bile dusmemistir.
netice itibarile mirati asik ve bektasi edebiyatinin, kulturunu temsil edecek ve divan edebiyati muntesiplerile boy olcebilecek nisbette ilim yapmis bir sairdir.
miratinin asikliga nicin ve nasil basladigina gelince bu hususta elde ettigimiz malumat sudur:
mirati, kaleciklilerin bildirildigine gore saza sekiz yasinda baslamis ve saz calmayi kendisine yegane oyun ve eglence telakki etmistir. asik usullerinde kimlerden istifade ettigini henuz tesbit edemedigimiz sair pek kucuk yasta sazina hakimiyet temin etmis ve bu vadide cok genc iken buyuk bir sohret yapmistir. sair saz ve sozde arzu ettigi inkisafa mazhar oldugu bir sirada kaleciklilerin aleyhinde yaptiklari dedikoduya kizarak sazini omuzuna almis ve babaliga kadar yukselmistir. vekur, ciddi ve karsisindakileri hic bir sey soylemeden kendine bend ve manyatize edebilecek bir vasfi haiz olan sair gerek fasillarinda, gerekse tekmil muaseretinde herkesin hurmet ve takdirini kazanmis ve namini her tarafa yayabilmistir. bir kac defa da kastamonuyu ziyaret eden mirati, muhitte saz ve soz meraklilarinin oldugu kadar kemali ve meydaninin buyuk takdirini mucip olmustur. o zaman genc bulunan ishak zade fevzi fusuli asikan nam mecmuasinda miratiyi (aleviyulmezhep bir sair idi) diye tavsif etmektedir.
mirati ilk defa kastamonu tarikiyle istanbula gitmis ve mehmet ali pasanin himayesi altinda uzun bir zaman istanbul da kalmis, bilhassa tavuk pazarinda tekellumundeki fesahat ve kudret ile sohret almistir. mirati anadolunun bir cok yerlerinde dahi ayni derecede takdir edilmis ve sevilmistir. su hadise miratinin vekar ve sohretine de kuvvetli bir delildir. mirati bir gun cankirida kemali ile fasil yaparken araya tosyali mirati isminde biri girmis ve demis ki
- sen de mirati, ben de mirati.. fasli birak ta seninle su miratiligi ayirt edelim.
mirati:
- bas ustune buyur meydan senin, ayak senin. cevabini vermis.
kalecikli sazla tosyali elindeki deynekle musaareye baslamislar. neticede tosyali mat olmus ve kahveden uzaklastirilmis; asikliktan baska sanati olmayan mirati, hayatinin sonuna kadar bektasi bir saz sairi olarak kalmis ve henuz tesbit edemedigimiz bir tarihte istanbul da vefat ederek tavuk pazari civarina defnedilmistir. sazi bir muddet asmali meyhanesinde hatira olarak muhafaza edilmisse de yanginda yanmistir.
miratinin edebi huviyetine gelince sair, evvelce bilmunasebe soyledigimiz gibi bektasi edebiyatinda olsun asik tarzinda olsun tarihe maledilebilecek bir kiymettir. o, kuvvetli dimaginin ve zengin kulturunun golgesi altinda duyuslar ile bize rakipsiz bir cok eserler birakmistir.
fakat esef edilebilecek bir hadisedir ki bu cok kiymetli sairin matbuat aleminde cok mahdut siirleri nesrolunabilmistir. ben de butun calisma ve cabalamama ragmen miratinin ancak “19” parcasini temin edebilmis olmaktayim. bu parcalar kismen hususi kutuphanelerde ve marak sahiplerinin ellerindeki mecmualarda digerleri de baska vilayetlerde yazilmis ve tarafimdan ya istinsah veya satin alinmis conklerde mukayettir. bana kalecikler yalniz iki parca verebilmislerdir. miratinin ankara ve cankiri koylerinde halkin ezberinde pek cok parcalari varsa da benim icin simdilik bu havalide tetkikat yapmaga imkan yoktur. olsa dahi bu derleme vazifesi benden ziyade kalecik munevverlerine duser ki boyle bir kiymeti ihmal etmek milli harsiyatimizdan ziyade muhit ve hemsehrilik namina karli bir hareket degildir.
ben burada elimden geldigi kadar milli ve mesleki vazifemi yapmak istedigimi zannetmekteyim. bu etudu yapmaktan yegane maksadim henuz takdir ve tesbit edilmemis bir kiymeti tebaruz ettirebilmektir. ortada bir noksan varsa hepimize ait olmak lazimdir.
sevgi anlaminda kullanilan tamlama. bazen de huznu temsil eder.
(bkz: munzurlu)
ruhsati turkusudur.
er kalkan âsiklar menzile yetti
sen de tedarikin gor yavas yavas
gecti nevbaharim hazan eristi
yagar dort yanima kar yavas yavas
ise guce varmaz oluyor elim
basa gelecegi soyluyor dilim
bin yil omur sursen encami olum
deger musallaya ser yavas yavas
halasa care yok gayri bu gamdan
icirirler birgun serbeti camdan
yeter gayri vazgel bu hay hasemden
tarîk-i rahmana gir yavas yavas
aliyor serimi dert ile firak
vefasiz dunyanin yakasin birak
uzaktir yollarin menzilin irak
kayim et yukunu ser yavas yavas
ruhsatî bu yolda bayrak gerektir
susuzdur colleri bardak gerektir
aguyu kesmeye tiryak gerektir
sokmadan vucudu mar yavas yavas
er kalkan âsiklar menzile yetti
sen de tedarikin gor yavas yavas
gecti nevbaharim hazan eristi
yagar dort yanima kar yavas yavas
ise guce varmaz oluyor elim
basa gelecegi soyluyor dilim
bin yil omur sursen encami olum
deger musallaya ser yavas yavas
halasa care yok gayri bu gamdan
icirirler birgun serbeti camdan
yeter gayri vazgel bu hay hasemden
tarîk-i rahmana gir yavas yavas
aliyor serimi dert ile firak
vefasiz dunyanin yakasin birak
uzaktir yollarin menzilin irak
kayim et yukunu ser yavas yavas
ruhsatî bu yolda bayrak gerektir
susuzdur colleri bardak gerektir
aguyu kesmeye tiryak gerektir
sokmadan vucudu mar yavas yavas
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?