pedesa bodrum yakınlarındaki antik kenttir.
leleg şehirlerinden günümüze en iyi korunarak kalan pedesadır. bugün buraya gökçeler adı verilmektedir. çevre halkı pedasadan gökçeler kalesi diye söz eder. yeni bir yol yapılmadığı takdirde ulaşılması güç ören yerlerinden bir tanesidir. çırkan köyüne kadar arabayla gidilir. buradan sonra patika yolla bir saatte pedasaya varılır. rehbersiz bulunması zor bir şehirdir. çevrede görülen kümbetleri andıran, kuru duvar tekniğiyle yapılmış, kubbeli mezarlar pedasaya yaklaşıldığını anlatır. bu mezarlar 1919-1921 yıllarında italyan hafirler tarafından açılmıştır. buluntular geometrik devre tarihlendirilmiştir. mezarların küçük bir girişi vardır. kubbeli tek bir odadan ibarettir. yerel taşlar kullanılarak bindirme tekniğiyle yapılmıştır.
gökçeler günümüzde bazı çobanların büyükbaş hayvanlarını otlattıkları bir yerdir. leleglerin pedasasından iç kale dışında hemen hiçbir şey kalmamıştır. ancak, yüzeyde yapı kalıntılarının izleri görülmektedir. iç kale günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir. özellikle doğu bölümü çok sağlamdır. dar kale kapıları kule ile takviye edilmiştir. kale yapımında kuru duvar tekniği kullanılmıştır. iç kale yüksek bir kaya üzerine oturtulmuştur. doğudaki kulelerden çevreye bakıldığında yer yer sur duvarları izlenebilmektedir. şehrin güneybatısında, sur duvarlarının dışında, vadide sözü edilen athena tapınağından günümüze birkaç taş dizisinden başka bir şey kalmamıştır.
antalya il sınırları kaş ilçesi kalkan beldesi yakınlarındaki antik kent.
patara bir likya kentidir ve likya birliğinin başkentliğini yapmıştır. likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.
hititçede patar, likya dilinde pttara olarak anılan kentin m.ö. 8. yüzyılda var olduğu yapılan kazılar sonucu ele geçen somut verilerle kesinleşmiştir ve iskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. patara, roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve likya-pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımıştır, bu nedenle doğu akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (granarium) patarada bulunmaktadır. bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. noel baba olarak bilinen saint nicholas’ın da pataralı olduğu söylenir.
400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, patara’nın giderek önemini yitirmesine neden olur. rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurur ve kenti büyük ölçüde örtüyor. bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir. ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarla kent, üzerini örten kumlardan arınmaya başlamıştır.
gelemiş köyünden 2 km sonra yol kenarında patara’daki kalıntıların en görkemlilerinden roma zafer takı görülür (metius modestus). zafer takı, m.s. 1. yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır. tepeye doğru görülebilecek kalıntılar arasında bizans bazilikası ve kutsal alanlar bulunmaktadır. tiyatro tepenin yamacındadır. tiyatronun yaslandığı tepede büyük bir sarnıç ile bir anıt mezar bulunmaktadır. eski liman şimdi sulak alan durumunda.
patara bir likya kentidir ve likya birliğinin başkentliğini yapmıştır. likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.
hititçede patar, likya dilinde pttara olarak anılan kentin m.ö. 8. yüzyılda var olduğu yapılan kazılar sonucu ele geçen somut verilerle kesinleşmiştir ve iskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. patara, roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve likya-pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımıştır, bu nedenle doğu akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (granarium) patarada bulunmaktadır. bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. noel baba olarak bilinen saint nicholas’ın da pataralı olduğu söylenir.
400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, patara’nın giderek önemini yitirmesine neden olur. rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurur ve kenti büyük ölçüde örtüyor. bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir. ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarla kent, üzerini örten kumlardan arınmaya başlamıştır.
gelemiş köyünden 2 km sonra yol kenarında patara’daki kalıntıların en görkemlilerinden roma zafer takı görülür (metius modestus). zafer takı, m.s. 1. yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır. tepeye doğru görülebilecek kalıntılar arasında bizans bazilikası ve kutsal alanlar bulunmaktadır. tiyatro tepenin yamacındadır. tiyatronun yaslandığı tepede büyük bir sarnıç ile bir anıt mezar bulunmaktadır. eski liman şimdi sulak alan durumunda.
nemrut dağı milli parkı, adıyaman ili; kahta ilçesi bulunan ve içinde komagene antik kentini barındıran milli park ve ören yeri. adıyaman il merkezinde kahtaya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, milli park alanı kahtaya 9 km, adıyamana 43 km uzaklıktadır.
nemrut dağı ve kommagene kralı antiochosa ait tümülüs ve kutsal alanlar, milli parkın ana özelliğini teşkil etmektedir.
antiochosun tümülüsü ve dev heykelleri, arsameia(eskikale),yenikale, karakuş tepe ve cendere köprüsü milli park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. eski çağlarda kommagene olarak anılan bu bölgede, i.mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu i.antiochos (mö 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. ms.72 yılında da romaya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.
nemrut dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp antiochosun tümülüsü ve kutsal alanlardır. tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. kralın kemiklerinin ya da küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.
her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)la çevrilmiştir. eski kahta köyü yakınında kommagenenın başşehri arsameia yer alır. burada, mithridatesin kutsal alanı bulunmaktadır.
yine eski kahta yakınında kocahisar köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş yenikale yer alır. kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. içinde su depoları, hamam, cami ve kahta çayına inen gizli su yolu bulunmaktadır.
kahta çayının bir kolu olan cendere çayının daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan cendere köprüsü yer almaktadır. köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre kommagene şehirleri tarafından roma imparatoru septimus severus (ms 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. arsameianın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü karakuş tepe tümülüsü bulunmaktadır.
nemrut dağı ve kommagene kralı antiochosa ait tümülüs ve kutsal alanlar, milli parkın ana özelliğini teşkil etmektedir.
antiochosun tümülüsü ve dev heykelleri, arsameia(eskikale),yenikale, karakuş tepe ve cendere köprüsü milli park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. eski çağlarda kommagene olarak anılan bu bölgede, i.mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu i.antiochos (mö 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. ms.72 yılında da romaya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.
nemrut dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp antiochosun tümülüsü ve kutsal alanlardır. tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. kralın kemiklerinin ya da küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.
her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)la çevrilmiştir. eski kahta köyü yakınında kommagenenın başşehri arsameia yer alır. burada, mithridatesin kutsal alanı bulunmaktadır.
yine eski kahta yakınında kocahisar köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş yenikale yer alır. kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. içinde su depoları, hamam, cami ve kahta çayına inen gizli su yolu bulunmaktadır.
kahta çayının bir kolu olan cendere çayının daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan cendere köprüsü yer almaktadır. köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre kommagene şehirleri tarafından roma imparatoru septimus severus (ms 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. arsameianın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü karakuş tepe tümülüsü bulunmaktadır.
nicomedia, bugünkü izmitin tarihi eski şehir merkezidir. bir zamanlar, iskenderun, iskenderiye, roma ve kudüs ile birlikte roma imparatorluğunun en önemli 5 şehrinden biridir.
trakia kralı lysimakhosun astakosu tahrip etmesiyle bugünkü kocaelinin de üzerinde bulunduğu yamaçlara nikomedia adında yeni bir şehir kurulur.
m.ö. 262 yılında şehri inşa ettiren büyük iskenderin anadoluyu fethetmekle görevli kralı nikomedes, m.ö. 264te bir yunan kolonisi olarak kurduğu nicomedia şehrine eşinin ismini vermiştir. giderek yükselen bitinya krallığının merkezi nikomedia, büyük helenistik şehir olur. mö. 91-94 yıllarında romalılara bağışlanır. m.s. 284 yılında imparator dıokletıonus, nikomedıayı yeniden başkent yapar. onun zamanında nikomedia; roma, antakya, iskenderiyeden sonra dünyanın dördüncü büyük şehridir. roma imparatorluğu bölündükten sonra ise bizans yönetimine geçen nicomedia, 11. yy.ın son çeyreğinde selçuklular tarafından zaptedilir. i. haçlı seferinde düşen nikomedia, bir süre latinlerin işgalinde kaldıktan sonra tekrar selçuklulara geçer. ardından, 1338de osmanlı devletine dahil olmuştur.
kocaeli üniversitesi bünyesinde açılan arkeoloji bölümü ile izmitin bu pek bilinmeyen tarihi körfezin karanlık sularından yavaş yavaş su yüzüne çıkmaktadır.
trakia kralı lysimakhosun astakosu tahrip etmesiyle bugünkü kocaelinin de üzerinde bulunduğu yamaçlara nikomedia adında yeni bir şehir kurulur.
m.ö. 262 yılında şehri inşa ettiren büyük iskenderin anadoluyu fethetmekle görevli kralı nikomedes, m.ö. 264te bir yunan kolonisi olarak kurduğu nicomedia şehrine eşinin ismini vermiştir. giderek yükselen bitinya krallığının merkezi nikomedia, büyük helenistik şehir olur. mö. 91-94 yıllarında romalılara bağışlanır. m.s. 284 yılında imparator dıokletıonus, nikomedıayı yeniden başkent yapar. onun zamanında nikomedia; roma, antakya, iskenderiyeden sonra dünyanın dördüncü büyük şehridir. roma imparatorluğu bölündükten sonra ise bizans yönetimine geçen nicomedia, 11. yy.ın son çeyreğinde selçuklular tarafından zaptedilir. i. haçlı seferinde düşen nikomedia, bir süre latinlerin işgalinde kaldıktan sonra tekrar selçuklulara geçer. ardından, 1338de osmanlı devletine dahil olmuştur.
kocaeli üniversitesi bünyesinde açılan arkeoloji bölümü ile izmitin bu pek bilinmeyen tarihi körfezin karanlık sularından yavaş yavaş su yüzüne çıkmaktadır.
(bkz: nephelis)
(bkz: mindos kapisi)
myndos, ya da türkçede okunuşuyla mindos, antik yazarların sıkça sözünü ettiği, mausolosun kurmuş olduğu şehridir.
bodrum yarımadasının en batısına düşen, bugünkü gümüşlük ilçesindedir. ege denizi ile akdenizin kesişme noktasında bulunan bu antik kent m.ö. 640 yılında anadolunun en eski medeniyetlerinden lelegler tarafından kurulmuştur.
antik yazarların sözünü ettiği stadyum ve tiyatrodan hiçbir iz kalmamıştır. bizans çağı kilisesi, birkaç sur duvarı, tepe üzerinde yanlışlıkla leleg duvarı diye tanınan su kalıntısı ile su içinde kalan dalgakıran ve kule kalıntısının dışında toprak üstünde görülen hemen hiçbir şey yoktur. ancak iyi gözlendiği takdirde, toprak altında yarı örtülü sütunlar, mozaik izleri, seramik parçaları hemen her yerde görülür. iskenderin kuşatıp da almadığı bu şehir, bugün şirin bir balıkçı köyüdür.
pergamon kralı aristonikos döneminde sikke yapımı bu kentde yapılmıştır. uzun süre perslerin, rodoslularin ve halikarnassoslularin egemenliği altında kalmıştır. büyük bir deprem sonucunda antik kentin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır.
bodrum yarımadasının en batısına düşen, bugünkü gümüşlük ilçesindedir. ege denizi ile akdenizin kesişme noktasında bulunan bu antik kent m.ö. 640 yılında anadolunun en eski medeniyetlerinden lelegler tarafından kurulmuştur.
antik yazarların sözünü ettiği stadyum ve tiyatrodan hiçbir iz kalmamıştır. bizans çağı kilisesi, birkaç sur duvarı, tepe üzerinde yanlışlıkla leleg duvarı diye tanınan su kalıntısı ile su içinde kalan dalgakıran ve kule kalıntısının dışında toprak üstünde görülen hemen hiçbir şey yoktur. ancak iyi gözlendiği takdirde, toprak altında yarı örtülü sütunlar, mozaik izleri, seramik parçaları hemen her yerde görülür. iskenderin kuşatıp da almadığı bu şehir, bugün şirin bir balıkçı köyüdür.
pergamon kralı aristonikos döneminde sikke yapımı bu kentde yapılmıştır. uzun süre perslerin, rodoslularin ve halikarnassoslularin egemenliği altında kalmıştır. büyük bir deprem sonucunda antik kentin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır.
(bkz: mindos)
bodrum yakınlarındaki tarihi kalıntılar.
halikarnassos şehir surlarının en önemli yeri mindos kapısıdır. kapıya şehrin batı çıkışında bulunan türk mezarlığının yanındaki eski kümbet yoluyla ulaşılır. çevrede helenistik ve roma devirlerine ait tonozlu mezarlar da bulunmaktadır. asıl mezar odaları tonozun altındadır. bunun neredeyse tümü geçen yüzyıl newton tarafından açılmıştır. içlerinde pişmiş toprak lahitler bulunmuştur. şehrin batı surları ovadan geçtiği için kulelerle güçlendirilmiştir. kulelerin ölçüleri yaklaşık olarak 7 x 8,5 metredir. mindos kapısının iki kulesinden biri günümüze hemen hemen orijinal yüksekliği ile ulaşmıştır. bu kapı yarımadanın ucunda bulunan antik mindos şehri (myndos) yönünde olduğundan mindos kapısı olarak tanınmaktadır. yöresel adı diktiridir.
halikarnassos şehir surlarının en önemli yeri mindos kapısıdır. kapıya şehrin batı çıkışında bulunan türk mezarlığının yanındaki eski kümbet yoluyla ulaşılır. çevrede helenistik ve roma devirlerine ait tonozlu mezarlar da bulunmaktadır. asıl mezar odaları tonozun altındadır. bunun neredeyse tümü geçen yüzyıl newton tarafından açılmıştır. içlerinde pişmiş toprak lahitler bulunmuştur. şehrin batı surları ovadan geçtiği için kulelerle güçlendirilmiştir. kulelerin ölçüleri yaklaşık olarak 7 x 8,5 metredir. mindos kapısının iki kulesinden biri günümüze hemen hemen orijinal yüksekliği ile ulaşmıştır. bu kapı yarımadanın ucunda bulunan antik mindos şehri (myndos) yönünde olduğundan mindos kapısı olarak tanınmaktadır. yöresel adı diktiridir.
antalya il sınırları finike ilçesi yakınlarındaki antik kent.
likya dilindeki adı zemu(ri) olan limyranın m.ö. 5. yüzyıldan beri varolduğu bilinmektedir. asıl etkinliğini m.ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, likya birliğini kurmak isteyen perikles başkent olarak kullanmıştır.
likya dilindeki adı zemu(ri) olan limyranın m.ö. 5. yüzyıldan beri varolduğu bilinmektedir. asıl etkinliğini m.ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, likya birliğini kurmak isteyen perikles başkent olarak kullanmıştır.
fethiye yakınlarındaki antik kent.
fethiye - kaş karayolunun 65 kilometresinde kumluova köyü yakınında bulunmaktadır. şair ovidiusun anlattığı bir öyküye göre kent, zeustan hamile kalan letonun adına kurulmuştur. kentte en eski yerleşim izleri m.ö. 7. yüzyıla kadar gider. kalıntılar ve ele geçen kitabeler buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. örenyeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. bunlardan en kuzeydeki leto, ortadaki artemis, güneyindeki apollona adanmıştır. tapınakların güney-batısındaki çeşme binası ile hemen doğusunda kilise yer almaktadır. kentin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış helenistik döneme ait tiyatro bulunmaktadır. letoon m.s. 7. yüzyılda terkedilmiştir.
fethiye - kaş karayolunun 65 kilometresinde kumluova köyü yakınında bulunmaktadır. şair ovidiusun anlattığı bir öyküye göre kent, zeustan hamile kalan letonun adına kurulmuştur. kentte en eski yerleşim izleri m.ö. 7. yüzyıla kadar gider. kalıntılar ve ele geçen kitabeler buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. örenyeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. bunlardan en kuzeydeki leto, ortadaki artemis, güneyindeki apollona adanmıştır. tapınakların güney-batısındaki çeşme binası ile hemen doğusunda kilise yer almaktadır. kentin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış helenistik döneme ait tiyatro bulunmaktadır. letoon m.s. 7. yüzyılda terkedilmiştir.
antalya il sınırları alanya ilçesi yakınlarındaki antik kent.
lamus, alanyanın 55 kilometre doğusunda adanda köyünün 2 kilometre kadar kuzeyindedir. kent, yüksek ve sarp bir dağın zirvesini oluşturan iki tepenin üzerine kuruludur. batıdaki tepenin m.s. 3. yüzyıl ortalarında gallienus döneminde surlarla çevrildiği kentin giriş kapısındaki yazıttan anlaşılmaktadır.
kent kapısı büyük bir kule ile korumaya alınmıştır. surun iç kısmında ikinci bir sur kalıntısı vardır; bu da kentte iç kalenin varlığını göstermektedir. iki tepe arasındaki düz alanda kentin agora, çeşme, tapınak gibi yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. kentin iki tapınağından biri roma imparatorlarından vespasianus, öteki titus adına yapılmıştır. doğudaki tepede ise kayaya oyulmuş odalar ve büyük tip lahitlerden oluşan mezar yapıları ile nekropol alanı vardır.
lamus, alanyanın 55 kilometre doğusunda adanda köyünün 2 kilometre kadar kuzeyindedir. kent, yüksek ve sarp bir dağın zirvesini oluşturan iki tepenin üzerine kuruludur. batıdaki tepenin m.s. 3. yüzyıl ortalarında gallienus döneminde surlarla çevrildiği kentin giriş kapısındaki yazıttan anlaşılmaktadır.
kent kapısı büyük bir kule ile korumaya alınmıştır. surun iç kısmında ikinci bir sur kalıntısı vardır; bu da kentte iç kalenin varlığını göstermektedir. iki tepe arasındaki düz alanda kentin agora, çeşme, tapınak gibi yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. kentin iki tapınağından biri roma imparatorlarından vespasianus, öteki titus adına yapılmıştır. doğudaki tepede ise kayaya oyulmuş odalar ve büyük tip lahitlerden oluşan mezar yapıları ile nekropol alanı vardır.
kyllandos, muğla ili ula ilçesi sınırlarında bulunan antik kent.
karia’daki ilkçağ kentlerinden biri olan kyllandos’un kalıntıları, ula ilçe merkezinin batısında, okkataş denilen tepe üzerindedir. muğla - marmaris karayolu üzerinden ula kavşağına 300 m. kala ulaşılabilir.
okkataş’a, kuzeydoğudan yaklaşırken, yamaçta karia tipi kaya mezarları görülür. bunların sağından tepeye çıkılabilir. akropolis durumundaki tepe üstü düzlüğünde, bir tapınağın temel kalıntıları, birkaç sarnıç, özellikle tepenin dik yamaçlı olmayan yanlarında güçlü tutulmuş surların kalıntıları vardır.
karia’daki ilkçağ kentlerinden biri olan kyllandos’un kalıntıları, ula ilçe merkezinin batısında, okkataş denilen tepe üzerindedir. muğla - marmaris karayolu üzerinden ula kavşağına 300 m. kala ulaşılabilir.
okkataş’a, kuzeydoğudan yaklaşırken, yamaçta karia tipi kaya mezarları görülür. bunların sağından tepeye çıkılabilir. akropolis durumundaki tepe üstü düzlüğünde, bir tapınağın temel kalıntıları, birkaç sarnıç, özellikle tepenin dik yamaçlı olmayan yanlarında güçlü tutulmuş surların kalıntıları vardır.
kyaenai, antalya ili kaş ilçesi yakınlarında bulunan bir antik kenttir. kaşa 23 km uzaklıktaki yavı köyünün üzerinde bulunan sarp kayalıklarda bulunur.
kyaenai adı koyu mavi anlamına gelmekte, ayrıca "çınlayan kayalar" adıyla da anılmaktadır. bunun nedeni rüzgarın buradaki kayalara çarparak çınlamasıdır.
şehrin ne zaman kurulduğunu bilenmemektedir ancak ele geçen kitabeler ile şehrin tarihini m.ö. 4. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir. o tarihten itibaren de kyaenai devamlı iskan edilen bir lykia şehridir. kyaenaili zengin lason 16 lykia şehrine yardım ettiği gibi kendi şehrine de yardım etmiş, imarına çalışmıştır. bu nedenle de ona lykianın en büyük hakimi anlamına gelen "lykiakn" unvanı verilmiştir. roma devrinde büyük gelişme gösteren şehir bizans döneminde de psikoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmüş, x. yüzyılda terk edilmiştir.
kyaenai 240 metre kadar yükseklikteki sarp kayalıkların üzerine kurulmuştur. şehrin etrafını 450 metre uzunlukta bir sur çevirir. surun bizans döneminde de kullanıldığı sonradan konan taşlardan anlaşılmaktadır. surun batı ve kuzey kısımlarında bugün üç kapı görülmektedir. batı duvarının güney ucunda da dördüncü bir kapı olmalıdır.
tepenin güney eteğinde ise tabii meyile oturtulmuş ve günümüze kadar sağlam gelebilmiş bir tiyatro bulunmaktadır.
tiyatro ile akropol arasında nekropol sahası yer alır. ağaçlar arasında roma devrine ait irili ufaklı birçok lahit bulunmaktadır. kyaenai, lykia bölgesinde en çok lahit görülen şehir niteliğinde olduğundan buraya lahitler kenti de denir. batı taraftakiler sade, doğu yamaçtakiler daha değişik ve bazıları kabartmalıdır. bu kabartmalı lahitler m.ö. 350ye tarihlenir. diğer lahitlerin hepsi roma dönemine aittir.
kyaenai adı koyu mavi anlamına gelmekte, ayrıca "çınlayan kayalar" adıyla da anılmaktadır. bunun nedeni rüzgarın buradaki kayalara çarparak çınlamasıdır.
şehrin ne zaman kurulduğunu bilenmemektedir ancak ele geçen kitabeler ile şehrin tarihini m.ö. 4. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir. o tarihten itibaren de kyaenai devamlı iskan edilen bir lykia şehridir. kyaenaili zengin lason 16 lykia şehrine yardım ettiği gibi kendi şehrine de yardım etmiş, imarına çalışmıştır. bu nedenle de ona lykianın en büyük hakimi anlamına gelen "lykiakn" unvanı verilmiştir. roma devrinde büyük gelişme gösteren şehir bizans döneminde de psikoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmüş, x. yüzyılda terk edilmiştir.
kyaenai 240 metre kadar yükseklikteki sarp kayalıkların üzerine kurulmuştur. şehrin etrafını 450 metre uzunlukta bir sur çevirir. surun bizans döneminde de kullanıldığı sonradan konan taşlardan anlaşılmaktadır. surun batı ve kuzey kısımlarında bugün üç kapı görülmektedir. batı duvarının güney ucunda da dördüncü bir kapı olmalıdır.
tepenin güney eteğinde ise tabii meyile oturtulmuş ve günümüze kadar sağlam gelebilmiş bir tiyatro bulunmaktadır.
tiyatro ile akropol arasında nekropol sahası yer alır. ağaçlar arasında roma devrine ait irili ufaklı birçok lahit bulunmaktadır. kyaenai, lykia bölgesinde en çok lahit görülen şehir niteliğinde olduğundan buraya lahitler kenti de denir. batı taraftakiler sade, doğu yamaçtakiler daha değişik ve bazıları kabartmalıdır. bu kabartmalı lahitler m.ö. 350ye tarihlenir. diğer lahitlerin hepsi roma dönemine aittir.
fethiye yakınlarındaki antik kent. fethiye - kaş karayolunun 70 km.sinde bulunmaktadır. antik çağda likyaya başkentlik yapmıştır. kentte ele geçen en eski kalıntılar m.ö. 8. yüzyıla kadar gitmektedir. pek çok tarihi olaylara ve savaşlara sahne olan kentten günümüze ulaşan kalıntılar arasında kaya mezarları, lahit mezarları ve likya kültürüne özgü dikme mezar anıtları ile likya akropolü erken dönem eserleri arasındadır. birçok kez onarılmış tiyatro ve erken hıristiyanlık döneminde yapılmış kilise görülebilecek eserler arasındadır. 1840lı yıllarda antik kentte kazılar yapan ingiliz fellows, "nereidler anıtı" ile pek çok eseri british museuma götürmüştür.
knidos, muğla ili datça ilçesinde bulunan antik kent.
knidos önce bugünkü datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusunda dalacak burnu üzerindeki burgaz mevkiinde kurulmuştu. sonra yarımadanın batı ucundaki tekir burnu üzerine taşındı.
knidos; bilim, mimarlık ve sanatta da oldukça ileri bir kentti. tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi eudoksus, doktor euryphon, ünlü ressam polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan iskenderiye feneri’nin mimarı sostratos burada yaşadı.
doktor euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu knidos’ta kurdular. eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan güneş saati, ören yerinde bugün de görülebiliyor.
knidos önce bugünkü datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusunda dalacak burnu üzerindeki burgaz mevkiinde kurulmuştu. sonra yarımadanın batı ucundaki tekir burnu üzerine taşındı.
knidos; bilim, mimarlık ve sanatta da oldukça ileri bir kentti. tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi eudoksus, doktor euryphon, ünlü ressam polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan iskenderiye feneri’nin mimarı sostratos burada yaşadı.
doktor euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu knidos’ta kurdular. eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan güneş saati, ören yerinde bugün de görülebiliyor.
muğla dalyana yakın köyceğiz sınırları içinde bulunan antik kent.
ortaca - dalyan boğazının öbür yakasında bulunan kent bir mitosa göre miletosun ikiz çocuklarından biri olan kaunos tarafından karya - likya sınırında kurulmuştur. antik çağda bir liman kenti olan kaunos günümüzde kıyıdan hayli içeride kalmıştır. kente girişte kaya mezarları ziyaretçilerin ilgisini çeken eserlerdir. diğer taraftan kenti tahkim eden yaklaşık 3 km. uzunluğundaki sur duvarları, stoa, agora, çeşme, hamam, tiyatro ve tapınak kalıntıları kaunosun antik dönemde teşkilatı tam bir kent olduğunu ortaya koymaktadır. arkaik, klasik, helenistik, roma ve bizans dönemlerinde hayli yaygın olarak yerleşim geçiren kent, m.s. yüzyılda terkedilmiştir. yukarı akropol orta çağda bir ara tahkim edilerek kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.
kaunosa genelde dalyandan deniz motorları ile gidilmektedir. motorlardan inip bir kilometre kadar yokuş yukarı yürümek gerekir. antik kentin etrafını surların çevrelediği görülür.
ortaca - dalyan boğazının öbür yakasında bulunan kent bir mitosa göre miletosun ikiz çocuklarından biri olan kaunos tarafından karya - likya sınırında kurulmuştur. antik çağda bir liman kenti olan kaunos günümüzde kıyıdan hayli içeride kalmıştır. kente girişte kaya mezarları ziyaretçilerin ilgisini çeken eserlerdir. diğer taraftan kenti tahkim eden yaklaşık 3 km. uzunluğundaki sur duvarları, stoa, agora, çeşme, hamam, tiyatro ve tapınak kalıntıları kaunosun antik dönemde teşkilatı tam bir kent olduğunu ortaya koymaktadır. arkaik, klasik, helenistik, roma ve bizans dönemlerinde hayli yaygın olarak yerleşim geçiren kent, m.s. yüzyılda terkedilmiştir. yukarı akropol orta çağda bir ara tahkim edilerek kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.
kaunosa genelde dalyandan deniz motorları ile gidilmektedir. motorlardan inip bir kilometre kadar yokuş yukarı yürümek gerekir. antik kentin etrafını surların çevrelediği görülür.
kanlıdivane, (canytellis, kanytella) mersin’in erdemli ilçesindeki antik kent.
fethiye yakınlarındaki antik kent.
fethiyeye 24 km. mesafede üzümlü beldesinin güney - doğusunda bir tepede kuruludur. antik çağda kaunos - araxa yolu üzerinde bulunuyordu. kadyanda örenyerinde, kenti çevreleyen sur duvarının bir bölümü, kaya mezarları ve likçe kitabeler en erken döneme tarihlenebilen kalıntılardır. bunlardan ayrı olarak, roma döneminde de onarım görerek kullanılmış helenistik dönem tiyatrosu, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri, kadyanda örenyerinin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent özelliğini ortaya koymaktadır. buradan fethiye körfezi, özellikle de fethiye ve limanı rahatlıkla görülebilmektedir. antik şehrin etrafı hatta bazı bölgeleri de çam ağaçlarıyle kaplıdır. günümüzde buraya giden yolun üzümlü beldesinden birkaç kilometre sonrası topraktır ve engebelidir.
fethiyeye 24 km. mesafede üzümlü beldesinin güney - doğusunda bir tepede kuruludur. antik çağda kaunos - araxa yolu üzerinde bulunuyordu. kadyanda örenyerinde, kenti çevreleyen sur duvarının bir bölümü, kaya mezarları ve likçe kitabeler en erken döneme tarihlenebilen kalıntılardır. bunlardan ayrı olarak, roma döneminde de onarım görerek kullanılmış helenistik dönem tiyatrosu, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri, kadyanda örenyerinin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent özelliğini ortaya koymaktadır. buradan fethiye körfezi, özellikle de fethiye ve limanı rahatlıkla görülebilmektedir. antik şehrin etrafı hatta bazı bölgeleri de çam ağaçlarıyle kaplıdır. günümüzde buraya giden yolun üzümlü beldesinden birkaç kilometre sonrası topraktır ve engebelidir.
antalya ili kaş ilçesi yakınlarında bulunan antik kent.
istlada (kapaklı) lykia bölgesinin küçük fakat etkileyici bir antik kentidir. istladaya finike - kaş karayolu üzerindeki davazlar köyünden gidilir. doğuya ayrılan 4 kmlik yol bizi kapaklı köyünün hoyran mevkiindeki ünlü anıt mezarının yanına kadar götürür. burada ilkokulun hemen karşısında bulunan ve m.ö. iv. yüzyıla ait hoyran anıtı bütün görkemiyle karşımıza çıkar.
ağaçların gölgesinde mahzun duran hoyran mezar anıtı bir kayadan kesilerek ev tipi mezar haline getirilmiştir. üzeri yuvarlak mezar anıtının alınlığında üç kişi ayakta durmaktadır. alttaki geniş frizde ise ortada bir sedir üzerine uzanmış erkek figürü ve bu figürün önünde bir masa ile dört silahlı adam figürü yer almaktadır. arkasında ise iki erkek ve iki kadın figürü vardır. kapısının üzerinde silinmiş bir lykia yazıtı göze çarpar.
akropolün doğu ve kuzey yönünde kaya mezarları, lahitler ve stel şeklindeki mezarlar ile sarnıçlar görülür. mezarların tümü roma devrine aittir. bu lahitlerin arkasında kayaya oyulmuş lykia ev tipi mezarlardan biri güvercinli mezar olarak anılır. mezarın üzerinde horoz, sfenks ve güvercin tasvirleri bugün de görülebilir. mezarın kuzey yönünde ise mezar sahibinin ve yakınlarının tasvir edildiği bir friz yer almıştır. mezar m.ö. iv. yüzyıla aittir.
istlada (kapaklı) lykia bölgesinin küçük fakat etkileyici bir antik kentidir. istladaya finike - kaş karayolu üzerindeki davazlar köyünden gidilir. doğuya ayrılan 4 kmlik yol bizi kapaklı köyünün hoyran mevkiindeki ünlü anıt mezarının yanına kadar götürür. burada ilkokulun hemen karşısında bulunan ve m.ö. iv. yüzyıla ait hoyran anıtı bütün görkemiyle karşımıza çıkar.
ağaçların gölgesinde mahzun duran hoyran mezar anıtı bir kayadan kesilerek ev tipi mezar haline getirilmiştir. üzeri yuvarlak mezar anıtının alınlığında üç kişi ayakta durmaktadır. alttaki geniş frizde ise ortada bir sedir üzerine uzanmış erkek figürü ve bu figürün önünde bir masa ile dört silahlı adam figürü yer almaktadır. arkasında ise iki erkek ve iki kadın figürü vardır. kapısının üzerinde silinmiş bir lykia yazıtı göze çarpar.
akropolün doğu ve kuzey yönünde kaya mezarları, lahitler ve stel şeklindeki mezarlar ile sarnıçlar görülür. mezarların tümü roma devrine aittir. bu lahitlerin arkasında kayaya oyulmuş lykia ev tipi mezarlardan biri güvercinli mezar olarak anılır. mezarın üzerinde horoz, sfenks ve güvercin tasvirleri bugün de görülebilir. mezarın kuzey yönünde ise mezar sahibinin ve yakınlarının tasvir edildiği bir friz yer almıştır. mezar m.ö. iv. yüzyıla aittir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?