confessions

darth sidious

- Yazar -

  1. toplam entry 9925
  2. takipçi 1
  3. puan 156229

halk oyunu

darth sidious
halk oyunlari dugunlerde, nisanlarda, askere ugurlamada, yaylaya cikis ve iniste, dogumda, dini ve milli bayramlarda, kazanilan zaferin sonucunda, ferfene, barana, sira gezmesi, yaren sohbeti gibi toplantilarda oynanmaktadir.

oyunlar genellikle oyun oynamaya elverisli acik alanlarda oynandigi gibi kapali yerlerde oynanir.

ozellikle dugunlerde, yorede iyi oynadigi bilinen kisiler davet edilir. cunku toplulugun basinda yorenin muziklerini ve oyunlarini iyi bilen ve saygin kisiler bulunur. halk oyunlari figur bakimindan zenginligini bu kisilere borcludur. onlar maharetini ustaligini gostermek icin kendine ozgu dogaclama figurler yapar. boylece oynayan ya da oynamayan insanlara ozellikle genclere oyunlar gosterilmis, aktarilmis olur.

evlenme gelenegi

darth sidious
asamin temel donum noktalarindan biri olan evlenme, hem kadin ve erkegin yasamini birlestirmesi acisindan bireysel; hem de aile ve akrabalik baglarinin kurulmasi acisindan toplumsal bir olgudur. ozellikle kucuk koy topluluklarinda dugun, koyun tamamini icine alan bir faaliyet olmasi nedeniyle bir “bayram” anlami kazanir. evliligin asamalari sirasinda yapilan torenlerin bazilari yeme-icme, eglence havasi icinde gecerken, bazilari “agit” gorunumundedir.

evliligin tumunu icine alan tore ve torenlerin sergilendigi asamalar soyle siralanabilir:

a. dugun oncesi

i. goruculuk, dunurculuk, kiz isteme

ii. a. soz kesme

b. serbet

c. nisan

iii. dugun okuntusu

iv. ceyizin gitmesi ve sergilenmesi

v. gelin hamami

b. dugun

i.kina gecesi

a. kiz kinasi

b. oglan kinasi

ii. gelin alma

iii. nikah

iv. gerdek

v. gerdek ertesi

c. dugun sonrasi uygulamalari

evlilik kararinin verilmesinden sonra yapilacak ilk is damat adayi icin es secimidir. ozellikle geleneksel kesimde es secimi oncelikle erkegin anne-babasinin onculugunde yapilirdi. son zamanlarda bu durumun yavas yavas degismeye basladigi gorulmektedir. gencler ya dogrudan kendileri tanimak suretiyle evlenecegi kisileri secmekte ya da hep birlikte karar verilerek uygun es secilmektedir.

gorucu usulu olarak literature gecmis olan evlilik turunde once erkegin annesi ve aileye yakin kadinlar kiz tarafina giderek kizi gorurler. kiz begenildikten sonra damada gosterilir, o da begenirse kizin istenmesine karar verilir.

kiz evine gidilerek kizin babasindan istenmesine dunurluk, dunurluge gitme, elcilige gitme gibi isimler verilir. ailenin ileri gelen kadinlari ve erkekleri daha once belirlenmis olan hayirli bir gunde (genellikle persembe ve pazar gunleri ugurlu gun sayilir) kizi allah’in emri peygamberin kavliyle ailesinden istemek uzere giderler. ancak kiz evi biraz da naz evi olmasi nedeniyle ilk istemede kiz verilmez. birkac defa daha kiz istendikten sonra, kiz evi yeterince dusundukten sonra olumlu cevabi oglan tarafina bildirir. boylece karar verildigi icin soz kesilmis olur. taraflarin istegine gore bazen ayni gun gelin damada nisan yuzukleri de takilir, bazen de ayrica duzenlenecek nisan toreninde bu islem gerceklestirilir. soz kesildikten yaygin bir gelenek olarak arada tatliligi saglamak dilegiyle serbet icilir. serbetin icilmesi artik kizin kesin verildigi ve evlilik kararinin kesinlestigi anlamina gelir. ayrica soz kesme sirasinda aileler nisan ve dugun tarihleri, alinacak esyalar ya da baslik parasi miktari gibi konusmalar da yaparlar.

her iki taraf da hazirliklarini tamamladiktan sonra kiz evinde daha cok kadinlarin katilimiyla nisan toreni yapilir. erkek tarafi gelin icin alinan takilari takar ve diger hediyeleri verir; karsiliginda kiz tarafi da hediyeler verir. nisan toreni istege bagli olarak yemekli de olabilir. eglencelerle bu mutlu olay ayni zamanda kutlanmis olur. nisan, hem evlilige atilan bir adim, hem de her iki taraf icin bir tanisma ve uyum, dugun icin kararlastirilan surenin baslangici anlamlarina gelmektedir. eger taraflar arasinda herhangi bir anlasmazlik ortaya cikarsa nisan bozulabilir. ancak bu, hicbir zaman tercih edilen bir durum degildir.

bundan sonra dugun asamasi gelmektedir. oncelikle cevredeki insanlarin dugune cagrilmasi gerekmektedir. dugune cagri asamasinda son zamanlarda daha az uygulanan bir gelenek de koyde bulunan kisilere “okuntu” dagitmaktir. okuntu icin bir anlamda dugun davetiyesidir demek mumkundur. bunun icin uygun bir kisi gorevlendirilir ve bu kisi koyu dolasarak okuntuyu dagitir. okuntu, daha onceden hazirlanmis bir parca kumas, bir mendil, bir yazma gibi hediyeler olabilecegi gibi, seker, borek gibi yiyecek turunden seyler de olabilir. bunlar dugun okuntusu olarak dagitilirken misafirler dugune davet edilmis olur.

masallarda her ne kadar kirk gun kirk gece suren dugunlerden soz edilse de, anadolu’da dugunler genellikle uc gun surmektedir. son zamanlarda ise yalniz hafta sonlari olan iki gunluk dugunler hem ekonomik hem de sosyal acidan tercih edilmektedir.

evlenme olayinin temelini teskil eden dugun de iki ana bolumden olusmaktadir:

a. kina gecesi

b. gelin alma

dugunden bir gun once kiz evinde ve oglan evinde yapilan torene kina gecesi denir. kina gecesi her iki tarafta da yapilabilir, ama yogun olarak ve daha detayli bir bicimde kiz evinde kadinlar arasinda yapilir.

kina gecesinin yapilacagi gun erken bir saatte erkek evinin catisina bayrak asilir. bayrak, ozel olarak secilen bayraktar tarafindan, kalabalik grubun da esligiyle eglencelerle toplu olarak asilir. bazi yerlerde bu eglence sirasinda “bayrak ekmegi” denilen yemek orada bulunanlara ikram edilir. bayragin asilmasi dugunun basladiginin resmen ilan edilmesi demektir.

kina gecesinin oldugu gun ya da birkac gun oncesinde gelinin ceyizleri kiz evinden alinir, oglan evine getirilerek gelinin odasi hazirlanir. gelinin ceyizleri bazen dugunden birkac gun once kiz evinde, bazen de dugun ve sonrasinda oglan evinde sergilenerek misafirlere gosterilir. ceyiz kiz evinden alinirken bir kisinin sandigin ustune oturarak bahsis istemesi oldukca yaygin olarak rastlanan geleneklerdendir. kina gecesinin oldugu gun ayni zamanda gunun erken bir saatinde erkek tarafindan bir grup kadin, o gece yakilacak kinayi, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram edilecek yiyecekleri eglencelerle kiz evine gotururler.

kina gecesinde kiz evinde toplanan kadinlar bir sure eglendikten sonra, acikli turkuler soyleyerek gelini aglatmaya calisirlar. daha onceden suyla yogrulan kina bir tepsi icerisinde etrafina mumlar dizili sekilde ortaya getirilir. bazi yerlerde once geline kina yakildiktan sonra misafirlere de kina dagitilir; bazi yerlerde de o sirada orada bulunanlara kina dagitildiktan sonra herkes gittikten sonra geline kina yakilir. istege bagli olarak gelinin ellerine, ayaklarina ve sacina da kina yakildigi olur. genellikle kinanin yogrulmasi, dagitimi ve geline kina yakilmasi islerinde “basi butun” olarak adlandirilan mutlu evlilik surduren bir kadinin gorevlendirilmesine dikkat edilir. gelinin bir eline kadin, bir eline de genc kiz kinayi koyar. kina yakilmadan once gelinin avuc icine bozuk para ya da altin konur.

kina gecesinin ertesi gunu hem gelin alma gunu hem de esas dugun gunudur. her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle davul-zurna esliginde eglenceler yapilir. gelin alma gunu erken saatlerde oglan evinde damat tirasi, guvey giydirme gibi adlar alan torenler yapilir. kiz evinde de gelinin hazirlanmasi soz konusudur. bunun icin koylerde her zaman butun dugunlerde gorev alan, genellikle dugun yemegini de hazirlayan asci kadinlar gorevlendirilir. o gun oglan tarafindan konuklar toplanarak kiz evine gelin almaya gelirler. gelin evden cikarken erkek kardesi ya da amcasi tarafindan beline gayret kemeri de denen kirmizi kusak baglanir. gelin ailesiyle vedalastiktan sonra hayir dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna esliginde eglencelerle evden cikarilir. gelin evden ayrilirken geride kalan bekar arkadaslari da evlenebilsin diye birtakim seyler yapar. ornegin, henuz bitmemis bir corabi sokerek evden cikar ki, diger kizlar da corap sokugu gibi evlenebilsinler... gelin baba evinden cikarken olsun oglan evinin kapisindan girerken olsun evliligin yolunda gitmesi, ciftin mutlu olmasini saglamak icin birtakim dinsel-buyusel islemler yapilmaktadir. ornegin, gelin evden cikarken arkasindan ayna tutularak aydinlik bir hayatinin olmasi istegi ifade edilir. ayni sekilde oglan evinin kapisindan girerken kapinin esigine ve tavanina yag, bal gibi seyler surdurulerek gelinin yeni evindeki kisilerle iyi gecinmesi saglanmaya calisilir.

gelinin basindan seker, bozuk para, kuruyemis gibi seyler atilarak bolluk-bereket getirmesi dilegi ifade edilir.

dugun oldugu aksam, erkek tarafinda kalmis az sayida misafire yemek verilir ve gelinle damadin imam nikahi kiyilir. onceleri resmi nikah dugunden sonra herhangi bir tarihte yapilabilirken, son zamanlarda dugun oncesinde resmi nikahin mutlaka yapilmis olmasina ozen gosterilmektedir. genellikle dugun alisverisi icin taraflar bira araya geldiklerinde resmi nikah da yapilmaktadir. imam nikahi kiyilip dualar okunduktan sonra gelinle damat kendi odalarinda bir araya gelirler. bu sirada gelinle damadin uyumlu bir bicimde birlikte olabilmelerini saglamak amaciyla da birtakim dinsel buyusel islemlere basvurulur. ornegin, odanin kapisina bir bicak saplamak, kapi onunde bir kilidi acmak vb. bunun disinda orada bulunan kisilerin ellerini ve kollarini baglamamalari istenir. daha onceden kiz tarafindan o gece yenmek uzere ozel olarak hazirlanmis ve gelinin sandigina konmus olan yiyecekler ve baska seylerin de bulundugu yemek tepsisi odaya birakilir. bazi yerlerde tepsiye tek kasik, tek catal, tek bardak konarak gelinle damadin bunlari ortaklasa kullanmalari saglanir. boylece birbirlerine daha cabuk isinacaklarina inanilir. bu asamada gelinin masum ve temiz oldugunun simgesi olan carsafa bakma adeti gundeme gelir. dugunde gorevli olan yenge ya da asci kadin tarafindan gelinin durumu ogrenilerek ailelere bildirilir. bazen de gelinin bakire cikmamasi durumunda baba evine gonderilmesi soz konusudur.

dugunun ertesi gunu duvak gunu, yuz acimi, bas baglama gibi adlar altinda birtakim eglenceler duzenlenir. bu eglence daha sade bir bicimde yalniz kadinlar arasinda yapilir. onceleri duvak gunu eglenceleri sirasinda gelin cesmeye goturulerek su getirmesi saglanirmis. gelin hamur yogurup borekler yaparmis. boylece eve bolluk bereket gelir inanci varmis. ancak bunlar artik unutulmus geleneklerdir. duvak gunu eglenceleri de pek cok yerde yapilmamaktadir.

kirvelik

darth sidious
kirvelik; yorelere gore "kirve", "kivra", "kivre" isimleriyle de tanimlanmaktadir.

kirvelik, kisaca birbirine ekonomik ve sosyal olarak es konumda bulunan iki ailenin, ailelerden birinin sunnet toreni masraflarini karsilamasiyla olusan bir sanal akrabalik kurumu olarak tanimlanabilir. kirve, sanal akrabalik kurulacak olan ailenin erkek cocugunu sunnet esnasinda kucagina alarak cocugun aci cekmemesi icin destekte bulunacak ve ayni zamanda torenin ekonomik giderlerine kismen de olsa katkida bulunacak olan kisidir. kirvelik kurumu araciligiyla nasil cocuklarini birbiriyle evlendiren kimseler bir hisimlik iliskisi icerisinde iseler, birbiriyle kirvelik iliskisi icerisine giren ailelerde kalici bir dostluk iliskisi kurarlar. daha cok dogu, guney, guneydogu anadolu illerimizde yaygin olan kirvelik kurumunun cikis noktasi hakkinda elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadir.

kirvelik kurumu genel olarak asagidaki islevleri yerine getirmesi bakimindan gecmiste daha yaygin olmasina karsin gunumuzde de halen gecerliligini surdurmektedir.

kirvelik;

- var olan iliskileri pekistirmesi,

- ailelerin sosyal iliskiler agini genisletmesi,

- sosyal sigorta mekanizmasi gormesi

- farkli dil, din ve etnik gruplardaki aileleri birlestirmesi,

- bir yoreye disardan gelen kisilerin bu yoreye uyumunu kolaylastirmasi,

- dayanisma ve gucun artmasiyla onemli bir pazarlik gucu kazandirmasi gibi islevleri ustleniyor olmasi bakimindan onemli bir toplumsal kurumdur.

kirvelik yoluyla kurulan iliski olene kadar devam eder. kirve cocuklari arasinda evlenme yasagi vardir. bu yasak kirveler arasindaki iliskinin daha serbest dolayisiyla da daha guclu ve kalici olmasini saglamaktadir.

sünnet gelenegi

darth sidious
nadolu’da cocukla ilgili geleneksel islemlerden en onemlilerinden biriside sunnet gelenegidir. dinsel ve toresel islemler icerisinde en katisi ve en yaygin olani sunnet gelenegidir. hicbir anne ve baba bu koklu gelenegin disinda kalmak istemez. geleneginin yaptirimi bu konuda bir karsi koyusa meydan vermeyecek kadar gucludur.

sunnet sozcugu arapca kokenlidir ve ilk anlamiyla “islek yol” demektir. daha genis anlamda ise; tanri’nin yolunu ya da insanin adet durumuna soktugu iyi ya da kotu davranisi anlatmaktadir.

islam dininde peygamberin yaptigi uyguladigi ya da yapmayi uygulamayi ogrettigi seylere uymaya “sunnet” denmektedir. toplumun bu konudaki hosgorusu ve bagislamasi yok denecek kadar azdir. dolayisiyla belli nedenlerle sunnetleri gecikmis delikanlilar bunun tedirginligini yasamaktadirlar. yasi gelip gectigi halde sunnet olmayan kisilere asagilayici ve kinayici tutum ve davranislar oldukca yaygindir. bu konuda koklu bir gelenegin yaptirim gucu yogun bir bicimde gecmiste oldugu gibi gunumuzde de islemektedir.

sunnet gelenegi genel olarak;

- sunnet cocugunun yasi ve sunnet zamani,

- toren ya da dugun hazirligi,

- cocugun hazirlanmasi,

- sunnet islemi ve sunnetci,

- hediye-armagan gibi alt konu basliklari icerisinde incelenmektedir.

sunnet cocugunun yasi ve sunnet zamani

sunnet cocugunun yasi ve toreninin mevsimi konusunda kesin bir kural yoktur. cocuklar cogunlukla okul cagina yakin veya ilkokul yillarinda ergenlik cagina girmeden sunnet edilmektedirler. ancak son zamanlar da buyuk kentlerde kimi anne babalar cocuklarini dogumdan hemen sonra hastanede sunnet ettirmektedirler. bu cok erken sunnetten amac cocuga bilincli olarak aci cekmesini ve korkmasini onlemektir. bu turden erken sunnet uygulamalarina geleneksel kesimde rastlanmamaktadir.

sunnet toplumsal yapi icerisinde bir cok islevi ustlenmenin yani sira; gorkemli bir sunnet toreniyle aile hem uyesi bulundugu grup icerisindeki sayginligini artirir hem de cocugunun muruvvetini gorur. anadolu’da cocugun bakimi, sunneti, evlendirilmesi anne babanin boynuna borctur.

yoksul ya da oksuz cocuklarin sunnetini varlikli kimseler veya akrabalar kendi cocuklariyla birlikte yaptirmaktadirlar. bu gorevi kimi gruplarin yardim derneklerinin de ustlendigi gorulmektedir.

sunnet zamani ve mevsimi olarak da en cok ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimi secilmektedir: gunumuzde ozellikle kentlerde sunnet dugunu ya da toreni icin cumartesi ve pazar gunleri secilmektedir. gecmiste cuma gunlerinin tatil olmasi ve cuma gununun ugurlu sayilmasi nedeniyle sunnetler daha cok persembe gunleri yapilmaktaydi.

toren ya da dugun hazirligi

aile cocuklarinin yasi ve ekonomik durumuna gore cocuklarini sunnet ettirecegi zamani yaklasik iki ay onceden belirleyerek hazirliklara baslar. aile dugun gununu belirledikten sonra bir hafta on gun oncesinden konuklara haber verir.

bu duyuru;

- okuyucu elci gondererek,

- davetiye bastirarak dagitilmak uzere iki bicimde yapilmaktadir.

geleneksel kesimlerde dugune fazla kisi cagrilmasina ozen gosterilmektedir.

cocugun hazirlanmasi

cocuk torenden birkac gun oncesinden hazirlanmaya baslanir. aslinda cocuk cok daha onceden psikolojik olarak hem sunnet olma sevincine hem de korkusuna girmektedir. geleneksel egitimle anne ve babalar cocuklarini bu onemli gecis pratigine aylar oncesinden hazirlamaya baslamaktadir.

sunnet giysisi toren hazirliklarinin en onemli bolumunu olusturmaktadir. sehirlerde varlikli aileler, cocuklarini mucevherlerle suslemekte, kent merkezlerinde on tarafinda “masallah” islemeli acik mavi bir baslik gelenegin en yaygin giyim ogesini olusturmaktadir. koylerde ise sunnet cocuklari yeni elbiseler giymekte; boyun ve omuzlara cevre ve yaglik asilmakta, sapkanin arkasindan ise gelin teli sarkitilmaktadir.

sunnet cocuklari sunnetten birkac gun once veya ayni gun ata, arabaya, otomobile bindirilerek dolastirilmakta bu geziye mahallenin oteki cocuklari da katilmaktadir boylece cocugun sunnet edilecegi bu gezintiyle de halka duyurulmaktadir.

sunnet islemi ve sunnetci

sunnet islemi cinsel organin uc kismindaki derinin cepecevre kesilmesinden ibarettir. cocuk varsa kirvesinin kucagina yoksa bir yakininin kucagina oturtularak bacaklarinin iki yana acilmasi saglanmakta, kucagina oturdugu kisi cocugun kollarini siki siki tutmaktadir. bu sirada cocuga korkmamasi icin yureklendirici, erkekligi vurgulayici sozler soylenmektedir. kesilmeden once ve kesilme sirasinda; “allahu ekber allahu ekber” denilerek tekbir getirilmekte, ayrica “oldu da bitti masallah” diye cok bilinen ve yaygin olarak bilinen tekerleme de soylenmektedir.

sunnet yani kesme islemini yerine getirenin genel adi sunnetcidir. bununla beraber; orta anadolu ve dogu anadolu tarafinda sunnetciye “abdal” ya da “kizilbas abdal” denmektedir.

gunumuzde ise bu isi saglik memurlari yapmaktadir, bunlarin kent kesimindekileri kendilerini “fenni sunnetci” olarak tanimlamaktadirlar.

hediye - armagan

toren karakteri tasiyan bu onemi gecis donemi pratigi cesitli hediyelerle suslenmektedir. bu hediyeler altin, para, giyecek ve ev esyalarindan olusmaktadir. gunumuzde sunnet hediyesi uygulamasi devam etmektedir.

anadoluda olumle ilgili adetler ve inanislar

darth sidious
mezar taslari, gerek yapisal ozellikleri, gerekse uzerindeki yazilari ile turk’un zengin ic dunyasini, ince begenisini, yuce dusuncesini gosteren en guzel orneklerdendir. o mezar taslari ki, yerine gore bir tarih, yerine gore bir agit, cok kere de olenin dilinden duyulan aci ve elemli bir yankidir. bicimlerinden, yazilarindan, kisilikler ile kimlikler anlasilir. kabristanlar birer muze, mezar taslari da buralarda yatanlarin aniti, varliklarinin kanitidir.

yaslilarin taslarinda kisilikler, genclerinkinde dunyaya doymamisligin ozlemi vardir. kimisi ecelinden, kimisi umulmadik bir olaydan gocup gitmistir. iyilikler, guzellikler tum aciligi, ciplakligi ile o taslarda sergilenmistir. okuyanda kimi gozyasi, kimi de derin bir dusunce gorulur. bu dusunce karsisinda gercek felsefe o tasin basinda yapilir.

gelenekler, gorenekler, toplumun sosyal yapisi da yer alir o taslarda. dilekler, istekler vardir onlarda. dunyanin hicligi da anlasilir o taslarda. calismanin, basarinin gizi vardir uzerindeki satirlarda. eski turklerde "balbal" denirmis bu taslara. balballar, kahramanligini gosterirmis eski turklerin. bugunkuler ise ayni ulusun yasam felsefesini, duygu ve dusuncesini, evrene bakis acisini, inancini, dunya gorusunu koyuyor ortaya.

ayni zamanda dil urunlerinin guzel ornekleridir mezar taslari. dilciye, tarihciye, folklorcuya, felsefeciye, edebiyatciya zengin bir hazinedir, hazine gibi sunulmus buyuk bir armagandir. kisaca soylemek gerekirse mezar taslari; tarih yapraklaridir, gecmisten gelen edebiyat sayfalaridir. tarihin unutulmus sayfalari bile vardir orada.

yazik ki, mezar taslari da zamana dayanamiyor, zamanla yapilan savasta egemenligini yitiriyor, dogadan silinip gidiyor. cagdas uygarlik yarisi da dunku mezarlari bile eski sayip ortadan kaldiriyor.
biz insanlar ise ilgisiz, vefasiz varliklariz. yarinki gelecegimizin mezar taslarinin basina gelenler olacagini nedense anlamiyoruz, anlamak istemiyoruz. hergun biraz daha onlardan uzaklasiyoruz, gecmisimizden kopuyoruz.

mezar tasi yazilarindan ornekler:

ilim ve maarif ve hem
vatanperver idi.
nesline matuf idi.
bu hizmeti birakup
ahfadina irtihal dari baka eyledi.
rahat olsun cihan icre
ruhu pak ebedi.
akuva muftisi
el hacci hafiz sakir burcu
bey ruhuna fatiha.
82 senelik muallim
dogumu 1854-akuva’da, olumu
inegol’de 14 temmuz 1926
ey birader!
dikkat et su mezarimin tasina,
akilli isen gafil olma
aklini al basina.
sallanip gezer idim,
bak ne geldi basima.
akibet turap olup
tas dikildi basima
rizeli bayram
ruhuna fatiha
04.04.1935
bakip gecme
ey muhammed ummeti!
olunun diriden
bir fatihadir minneti.
necdet celebi
1937-1982
kurtulus savasi gazisi
hamdi ozsan
1899-1981
ziyaretci!
burada emekli yarbay
galip aksoy medfundur
ruhuna fatiha
1908-1954
bir kamyon yakti canimi,
devrilip akitti kanimi.
hasret birakti
annem ile babami.
okuyunuz tasimda,
soldum 16 yasimda.
beni rahmetle anin,
aglayin basimda.
ekrem oglu kenan akman
1960-1976

anadoluda olumle ilgili adetler ve inanislar

darth sidious
toplum hayati bircok alanda degisik inanma, adet, tore, toren, ayin, kalip davranis vb. tarafindan kusatilmistir. gelenek gorenek ve inanclarin daha etkili oldugu ozellikle kucuk yerlesim birimlerinde, gecis donemlerinden olan olum de toplumsal yardimlasma ve dayanismanin yogun oldugu alanlardan biridir. kisinin beden olarak yok olurken ruh olarak yasamaya devam etmesi seklinde degerlendirilen olum, cogu zaman korkulan bir surec olarak karsimiza cikar. bu korkunun yarattigi bilincalti baskiyla da alisilmisin disindaki bazi davranislar, meteorolojik olaylar (yildiz kaymasi, gok gurlemesi, poyraz vb.), hayvanlarin hareket ve sesleri (kopek ulumasi, baykus otmesi, horozun vakitsiz otmesi vb.), ruyada gorulenler (tabut, gelinlik, dugun-dernek, deve, ev yikilmasi, dis dusmesi, sogan, biber vb.), arac –gereclerle (ayakkabinin ters donmesi, makasin agzinin acik kalmasi, evin tavaninin gicirdamasi vb.) ve cenazeyle ilgili (boynunun egri olmasi, etinin civik olmasi vb.) kimi durumlar, hastayla ilgili psikolojik ve fizyolojik degisiklikler (renginin sararmasi, yiyip icmesinin kesilmesi ya da artmasi, bakislarini bir noktada sabitlemesi vb.) olumun on belirtisi sayilmistir. olume yol acacagi dusunulen olaylar karsisinda da kacinma yoluna gidilir. bunlar arasinda vakitsiz oten horozun kesilmesi; kotuye yorulan ruya goruldugunde hayir olsun diye evde hazirlanan ya da hazir alinan yiyeceklerden fakirlere verilmesi, ruyanin akan suya anlatilmasi; cenaze goturulurken hamile kadinlarin ve kucuk cocuklarin uyuyorlarsa kaldirilmasi; cenaze olan evde su kaplarinin bosaltilmasi, cenazenin goturulmesiyle birlikte evin supurulmesi; yikama suyunun kaynatildigi kazanin ters cevrilmesi vb. uygulamalar yer alir.

olum sirasinda kisinin rahat can vermesi saglanmaya calisilir. bunu icin olecegi anlasilan kisinin basinin altindaki yastik alinir, agzina su verilir, yaninda yuksek sesle aglanmaz, uzaktaki yakinlari cagrilir. gelememislerse uzerine onlara ait esyalardan ya da fotograflardan konur, din gorevlisi cagrilir ya da bilenler kuran-i kerim okur.

olumun gerceklesmesiyle birlikte cenaze/mevta genellikle oldugu yerden, rahat dosegi adlandirilan ve yere hazirlanan yataga alinir. cenesi ve ayaklari (iki basparmagindan) baglanir. eger gece olmusse ve uzaktan gelecek bir yakini varsa bekletilir. bekletme suresi genellikle 14-15 saati (aksam olmusse ertesi gun ogleye kadar, sabah olmusse ikindiye kadardir) gecmez. cenaze bekletilirken uzerine sismemesi icin bir demir parcasi konur. cenaze bekletilirken yalniz birakilmaz. olum haberi iletisim araclarindan yararlanarak camiden okunan sela vasitasiyla cevreye duyurulur. bundan sonraki surecte cenazenin obur dunyaya yolculugunu kolaylastiracagi dusunulen islemlere girisilir. bu uygulamalar ayni zamanda olumun getirebilecegi kotu etkilerden geride kalanlari korumaya yoneliktir.

olenin ote dunyaya gonderilisine iliskin ilk hazirliklar cenazenin belli kurallar dahilinde yikanmasi ve kefenlenmesiyle baslar. kadin cenazeyi kadinlar, erkek cenazeyi erkekler yikar. yikayicilar bu isin kurallarini bilen ve tecrubeli olan kisilerdir. yikama koylerde evlerin icinde ya da bahcesinde tenesir tahtasinin uzerinde yapilir ve yikamanin yapildigi yere fazla kisi alinmaz. yikama islemi bitince bazi yorelerde yakinlari, cenazenin uzerine bir tas su dokerek helallesirler. yikama buyuk kentlerde mezarlik gasilhanelerinde yapilir. kefen olarak kullanilan bezin rengi beyazdir. kadin kefeni erkek kefenine gore daha fazla parcadan olusur. kadin cenaze kefenlenirken genellikle kefenin icine kina (yikama oncesinde bekletilirken de eline kina yakilabilir), corekotu, gulsuyu, zemzem vb. dokulur. cenaze bekletilirken ya da kefenlerken kotu koku olmasin gerekcesiyle tutsu yapilabilmektedir. kefenlenen cenaze tabut ya da sal icine konarak cenaze namazinin kilinacagi yere goturulur. cenaze namazi mezarlikta ya da camide kilinir. cenaze namazina genellikle kadinlar katilamaz.

cenaze namazinin ardindan tabut, gomulecegi mezara goturulur. mezar, tabut getirilmeden once hazirlanir. genellikle kadin mezari erkek mezarina gore daha derin kazilir. bir cok uygarliga mekanlik eden anadolu’da arkeolojik kazilar sonucu degisik gomme sekillerine rastlanilmistir. kup icinde, sanduka icinde, lahit icinde ust uste katlardan olusan bolmeler icine yatirilmis halde, hoyuk ve tumulus icinde, mumyalanmis olarak vb. gunumuzde ise yaygin olani; mezarin duz bir sekilde kazilmasi ya da icine ayri bir oygu (leht, sapitma vb.) acilarak cenazenin oraya yatirilmasi seklindedir. oygu, agac parcalariyla, kerpicle, tuglayla ya da briketle orulur sonrasinda uzerine toprak atilir. cenaze mezara genellikle tabutsuz konur. gomulme isleminin tamamlanmasiyla birlikte din gorevlisi ya da bilen bir kisi tarafindan cenazeye obur dunyada yardimci olacagi inanciyla telkin verilir. mezarin uzerinin yapilmasi icin topragin cokmesi beklenir. bu sure genellikle bir yil sonrasidir. mezarlarin bas ve ayakucunda ya da sadece basucunda mezartasi bulunur. mezarlar ahsap, tas, beton ya da son zamanlarda mermerden yapilabilmektedir. mezarlar genellikle –koylerde olsun daha buyuk yerlesim birimlerinde olsun- ortak kullanilan mezarliklarda bulunmakla beraber aile arazisi icine yapilmis olanlari da vardir. bazi kentlerin genis mezarliklarinda aile mezarlari olusturulmustur. mezar uzerine genellikle su bolmesi ya da kabi konur, cicek dikilir. basina cesitli agaclar (cam, sogut, dut, selvi, kavak vb.) dikilir. mezartasina suslemeler yapilir, olen kisinin adi-soyadi, dogum-olum tarihi bazen de edebi niteligi olan sozler yazilir. mezartaslari yapildigi cagi yansitmasiyla da birer tarihi belge ozelligindedir. mezarin uzerine basilmaz ve hayvanlarin mezarliga girmemesine dikkat edilir. buyuk kentlerde cenaze islerini alan –olum ilaninin verilmesinden defin isleminin yapilmasina kadar- ticari kuruluslar da vardir.

cenazenin gomulmesinin ardindan cenaze evindekileri teselli etmek amaciyla mezarda ya da eve gelmek suretiyle bas sagligi dilenir. bas sagligi icin cenaze evine gelip gitmeler bir sure devam eder. bu arada cenaze cikan evde (koylerde) genellikle ilk 2-3 gun yemek pisirilmez; yemekleri komsular getirir. olunun ardindan ucu, yedisi, kirki, elliikisi, yili seklinde dinsel torenle ve yemekle anildigi gunler duzenlenir. bu gunlerde cenazenin kimi degisimler yasadigina inanilir ki bunlardan en yaygin olani kirkinda ya da elliikisinde cenazenin etinin kemiginden ayrildigi, dolayisiyla o gun yapilanlarin olunun acisini azaltacagina iliskindir. diger yandan olen kisi memnun edilerek ondan yakinlarina gelebilecek bir zarar da onlenmis olur. ozel gunlerde (olunun ucu, yedisi, kirki, bayramlar, persembe gunleri vb.) pisirilen ve dagitilan helvanin ya da diger yiyeceklerin kokusunun oluye gittigine inanilir.

olen kisinin ote dunyada rahat etmesini saglamaya yonelik uygulamalardan bir digeri de borclarini gidermek amaciyla yapilan devir, iskat, kefaret, dardan indirme vb.dir.. soz konusu uygulama farkli isimlerle ifade edilse de ayni islevi yerine getirmektedir.

olen kisinin esyalarindan (elbise, ayakkabi vb.) bazilari hatira olsun diye evde saklanirken pek cogu da fakir olanlara dagitilir; alan olmazsa ve ise yaramayacak durumdaysa da yakilir.

cenaze olan yerde o gun dugun varsa davul-zurna calinmaz. daha sonraki gunlerde de cenaze evinden izin alinir. soz konusu durum kentlerde yasayanlar icin degil koyler gibi yuz yuze iliskilerin daha yogun oldugu kucuk yerlesim birimleri icin gecerlidir. yakinlik duydugumuz ya da tanidigimiz birinin kaybiyla duyulan aci ve uzuntu toplumsal kaliplar icerisinde yasanir ve bu surecin adi da yastir. cenaze evindekiler ve cenazenin yakinlari bir sure (40 gunden 1-2 yila kadar) eglenceli ortamlarda bulunmazlar, yeni elbise giymezler. kimi yorelerde erkekler 1-2 hafta tiras olmaz. cenaze icin agitlar yakilir. yas suresi olen kisi genc ise daha uzun surer.

olen kisinin ruhunun her yerde gezdigine ve kimi zamanlarda evine ziyarete geldigine, kendisi icin bir sey yapiliyorsa memnun ayrildigina, yapilmiyorsa uzgun ayrildigina inanilir. mezar ziyaretleri daha cok bayramlar ve arife gunlerinde yapilmaktadir. bu ziyaretlerde mezar basinda dualar okunmakta; mum, tutsu yakilabilmekte, para, seker, lokum, evde hazirlanmis yiyecekler dagitilabilmektedir.

hizli degisimlerin ve teknolojik alanda onemli gelismelerin yasandigi dunyamizda su da bir gercektir ki; insanoglu icin olum kacinilmaz bir sondur. iste toplumu kusatan soz konusu inanclar ve uygulamalar da kacinilmaz olan bu sonun daha kabul edilebilir olmasini saglamak seklinde bir islevi yerine getirmektedir.

kaynak:http://www.kulturturizm.gov.tr

doğum sonrası

darth sidious
dogum sonrasi uygulamalar;

- cocugun gobegi ve esi,

- logusalik,

- al karasi inanisi,

- kirk basmasi inanisi,

- kirklama islemi etrafinda kumelenmis durumdadir.

cocugun gobegi ve esi

hamile kadinin yedigi ictigi seylerin, baktigi kisi, hayvanlarin ve nesnelerin cocugu etkileyecegi tasarimi ve inanci varsa, cocukla gobegi ve esi arasinda da ayni inanc soz konusudur.

bu nedenle cocugun gelecegini, ilerdeki isini ve gelecegini etkileyecegi inanciyla gobek gelisiguzel atilmaz.

bu uygulamaya ornek olarak gobek;

- cami duvarina, cami avlusuna gomulur. (dinci olsun diye)

- okulun duvarina, bahcesine atilir. (okusun diye)

- ahira gomulur. (hayvan sever olsun diye)

- suya atilir. (kismetini disarida arasin diye) verile bilinir.

cocugun sonu, arkadasi, esi, yoldasi gibi adlarla tanimlanir. cocugun sonuna cocuktan bir parca hatta cocugun kendisi gozuyle bakildigi icin dogumdan sonra genellikle temiz bir beze sarilarak, temiz bir yere gomulmektedir.

gunumuzde dogumlar hastanelerde gerceklestigi icin esle ilgili geleneksel uygulamalar tamamen yok olmus durumdadir. gobekle ilgili adet ve inanmalar gunumuzde de yayginligini surdurmektedir.

logusalik

anadolu’da yeni dogum yapmis ve henuz yataktan kalkmamis kadina; logusa, lohsa, emzikli, logsa, nevse, kirkli gibi adlar verilmektedir. dogumdan sonra kadinin yatakta kalma suresi; kadinin fizyolojik durumuna, dogumun guc ya da kolay olmasina, iklime, cevre kosullarina, ailenin ekonomik durumuna ve gelinin sevilme durumuna baglidir.

logusalik suresi icerisinde kadinin cesitli doga ustu guclerin etkisinde oldugu anadolu’da yaygin bir inanistir. geleneksel kesimde sikca kullanilan “kirkli kadinin kirk gun mezari acik olur soylencesi” bu inanisi desteklemektedir.

al karisi inanisi

logusa ve kirkli cocuklara satastigi ve kimi zaman da onlari oldurdugu tasarimlanan alkarisi; al, cazi, cadi, al anasi, al kizi, al karasi, koncoloz, goncoloz, kara koncoloz gibi adlarla tanimlanmaktadir.

anadolu’da ahir, samanlik, degirmen, terkedilmis virane yerlerde, su kuyusu, su kaynaklari ve logusa kadin ve kirkli cocugun yalniz oldugu yerlerde bulunduguna inanilan al karisindan korunmak icin halk birtakim uygulamalara bas vurmaktadir.

bu uygulamalara ornek olarak;

- logusa ve kirkli cocugun bulundugu yere supurge, kuran-i kerim, sogan, sarimsak, nazarlik asilmasi,

- logusa veya kirkli cocugun yastiginin altina igne veya cuvaldiz sokulmasi,

- logusa ve kirkli cocugun yastiginin altina kama, orak, bicak vb. gibi kesici aletlerin konulmasi

- logusa ve kirkli cocugun bulundugu yere ekmek ufagi ve su konulmasi verilebilir.

al karisina iliskin uygulamalar gecmisteki uygulamalara gore daha az olmasina ragmen gunumuzde de devam etmektedir.

kirk basmasi inanisi

anadolu halki logusayla kirkli cocugun dogumdan sonraki kirk gun icerisindeki hastaliklarina ve ileriki aylardaki gelisim eksikligine; kirk basmasi, kirk dusmesi, kirk karismasi, logusa basmasi, aydas gibi adlar vermektedir.

kirk gunluk donem icerisinde logusa ve kirkli cocuga birtakim canli ve nesnelerin zarar verecegi inanci yaygindir. kirk baskinligini onlemek icin yapilan pratik ve uygulamalar oldukca yaygindir.

kirk baskinligini onlemek icin;

- anne ve cocuk kirk gun disari cikarilmaz,

- logusa kadin ve kirkli cocuklarin birbirleriyle karsilastirilmamasina dikkat edilir,

anadolu’da cocuga kirk basmasi cocugun gelismemesi ve zayiflamasiyla iliskilendirilmekteydi. kirk baskinligini giderme yolunda da dinsel, buyusel birtakim pratik ve uygulamalara bas vurulmaktaydi. gunumuzde artik bu turden uygulamalar yok denecek kadar azdir.

kirklama

logusa ve kirkli cocuga kirk basmamasi icin logusanin ve cocugun serbeste cikmasi icin; kirk gun icerisinde genellikle kadin ve cocugun yikanmasi biciminde yapilan uygulamaya “kirklama” adi verilmektedir. yaygin olarak kullanilan “kirklama” tanimlanmasinin disinda bu olaya halk arasinda; “kir dokme”, “kirk cikarma” vb. adlar da tanimlanmaktadir.

anadolu’da kirklama islemi en yaygin olarak kirkinci gun yapilmaktadir. bu sure yorelere gore farklilik gostermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. gunlerde de kirklama yapilmaktadir. bu islem yorelere gore sekilde bazi farkliliklar gosteriyor olmasina karsin icerikte ayni amaca yonelik bir uygulamadir.

dogumla ilgili adet ve uygulamalar icerisinde kirklama islemini gecmiste oldugu gibi gunumuzde de degismez bir kural olarak gecerliligini surdurmektedir.


doğum sırasi

darth sidious
anadolu’nun kirsal kesimlerinde gecmiste dogumlar koy ebelerinin yardimlariyla koylerde evlerde yaptirilmakta dogum esnasinda yapilan uygulamalarin buyuk cogunlugu dogumun kolay olmasina yonelik uygulama ve pratikler olusturmaktaydi.

bu uygulamalara ornek olarak;

- kadinin sac baglarinin cozulmesi,

- kilitli kapilarin, sandiklarin, pencerelerin acilmasi,

- kuslara yem serpilmesi,

- kolay dogum yapan kadinin, dogum yapacak olan kadinin sirtini sivazlamasi,

- silah atilmasi,

- kadinin sirta alinip silkelenmesi,

- kadinin yuksek bir yerden atlatilmasi,

- kadinin bir bezin icerisine konarak sallanmasi verile bilinir.

gunumuzde ise dogumlar hastanelerde yaptirilmakta, hastanelerin uzak oldugu dag koylerinde ise diplomali ebelerin yardimlariyla yaptirilmaktadir.

doğum öncesi

darth sidious
aserme

hamile kadin halk deyimiyle “as erme” asamasina gelince bazi seyleri yapmakta, ozellikle belirli nesnelere bakmaktan, yiyecekleri yemekten kacinmakta ya da tersine bazi seyleri yemeye ozen gostermektedir. bu turden davranislar fizyolojik olarak kadinin bunyesindeki kimi maddelerin eksikligini gidermek amaciyla yenilmesi gerekli gorulmektedir.

aseren kadin genellikle aci, eksi ve baharatli seyleri yemekten kacinmaya zorlanmaktadir. bu tutum anadolu’da cok olan “ye eksiyi, dogur ayse’yi” tekerlemesiyle de ifade edilmektedir. buna karsilik olarak da aserirken tatli yiyeceklerden yemek oglan cocugunun on belirtisi olarak yorumlanmakta, bu durum da halk arasinda; “ye tatliyi, dogur atliyi” tekerlemesiyle anlatilmaktadir.

hamilelik

kadin gerek hamileligi gerekse lohusaligi suresince cevresince bir cesit hasta kabul edilmekte ve buna gore islem gormektedir. bir baska deyisle hamile kadinin bagli bulundugu grup ya da cemaatin kulturel degerleri kadini hasta kategorisine sokarak ona hasta gozuyle bakmakta ve kadindan bu degerlere uygun beklentilere gore hareket etmesini ve rolunu ustlenmesini istemektedir.

anadolu’da hamile kadina; yuklu, iki canli, gebe, agir ayak, koynu dolu, bogru dolu, guzlaci vb. adlarla tanimlanmaktadir.

cocugun cinsiyeti

hamilelik doneminin en onemli konularindan birisini de dogacak cocugun cinsiyetiyle ilgili yapilan yorumlar olusturmaktadir.

anadolu’da konuyla ilgili olarak;

- kadinin fiziksel gorunumune bakilarak,

- kadinin yediklerine bakilarak,

- kadinin davranislarina bakilarak,

- cocugun ana karninda oynama suresine bakarak,

- sancinin gelis bicimi dikkate alinarak cesitli yorumlar yapilmaktadir.

gunumuzde ise; cocugun cinsiyetiyle ilgili geleneksel yorumlardan daha yogun olarak modern tip yontemlerine basvuruldugu gozlenmektedir.

hamile kadinin kacinmalari ve yapmasi uygun gorulen bazi davranislar;

kadinin hamile kaldigi andan itibaren; cocugu annenin tum davranislarindan etkilenecegi bilimsel olarak kanitlanmis olup; bu konuyla ilgili olarak anadolu’nun geleneksel kesiminde cok yaygin olan inanis sistemi gunumuzde de gecerliligini korumaktadir.

bu inanis sistemi; hamile kadini bir takim davranislari yapmaya ve yapmamaya zorlamaktadir.

yapmamasi gereken davranislara hamile kadin, hamileligi suresince;

- ayiya, maymuna, deveye bakmaz,

- balik, tavsan, paca, kelle yemez, sakiz cignemez,

- cenazeye gitmez, cesede bakmaz,

- gizli sakli bir seyi alip yemez.

gibi davranis bicimlerini ornek olarak verebiliriz.

yukaridaki sayilanlarin disinda birtakim uygulamalar da vardir ki bunlar da ayni cikis noktasindan kaynaklanan olumlu istekle yuklu olan davranis bicimleridir.

hamile kadindan yapmasi istenilen davranislara ise;

- aya gokyuzune bakar,

- guzel kimselere bakar,

- gul koklar,

- ayva, elma, yesil erik, uzum yer gibi ornekler verilebilir.

doğum öncesi

darth sidious
dogum oncesi gelenek gorenek, adet ve inanmalara yonelik uygulamalar; kisirligi giderme, hamile kalma, aserme, hamilelik, cocugun cinsiyetini anlama, hamilelik esnasinda hamile kadinin kacindigi davranislar etrafindan yogunlasmaktadir.

kisirligi giderme, gebe kalma

toplumumuzda gecmiste cocuk sahibi olunamadigi durumlarda kusur cogunlukla kadinda aranmakta, uygulama ve pratiklerin buyuk cogunlugu uzerinde yogunlasmaktaydi.

bu uygulamalari gecmiste genel olarak;

- dinsel buyusel nitelikli pratikler,

- halk hekimligi kapsamina giren pratikler,

- tibbi sagaltma alanina giren yontemler olusturmaktadir.

gunumuzde ise cocuk sahibi olunamadigi durumlarda kadin ve erkek ayni derecede sorumlu tutulmakta ve birlikte tedavi gormektedirler. gunumuzde de zaman zaman geleneksel tedavi yontemlerine bas vurulmasina ragmen modern tip yontemleri hem kirsal kesimde hem de kent ortaminda daha on plana gecmistir.

doğum gelenekleri

darth sidious
gecis donemlerinde ilki olan dogum dunyanin her yerinde oldugu gibi anadolu’da da her zaman mutlu bir olay olarak kabul edilmistir. dunyaya gelen her cocuk sadece anne babanin degil ayni zamanda akrabalari, komsulari, soyu ve sopu da sevindirmektedir. cunku her dogum ailenin akrabalarin soyun, sopun sayisini artirmaktadir. sayinin artmasi ise; gucun dayanismanin artmasi bakimindan onem tasimaktadir. ozellikle kucuk topluluklarda ve etnik gruplarda aileler nufuslarinin coklugu oraninda kendilerini guclu ve dayanikli hissetmektedirler. yaygin olan “cocuk ailede ocagi tutturur” sozu de toplumun bu konudaki deger yargisini ve aileye bakis acisini ortaya koymaktadir.

diger bir boyutuyla incelendiginde ise; dogum kadina duyulan sayginligi artirdigi gibi, onun aile, akraba ve grup icerisindeki yerini de saglamlastirmaktadir. baba ise evlat sahibi olarak gelecege guvenle bakmakta, ayni zamanda da akrabalari ve yakinlari arasinda sayginlik kazanmaktadir. cunku cocugu olmayan kadin yakinlari tarafindan ne kadar kucumsenirse, erkek de ayni sekilde cevresinden gelen baskinin erkek yerine konulmamanin toplumsal ve ruhsal ezikligini duymaktadir.

anaya benlik ve butunluk, babaya guven, akrabaya, soya, sopa da guc kazandiran ve yasamin baslangici olan dogum olayi gerek soz konusu ciftin gerek yakinlari tarafindan buyuk onem tasimaktadir. dogum ve onun kendi evresi icerisindeki evrelerine de bir takim gecis toreleri ve torenleri eslik etmektedir.

yasamin baslangici olan dogum en onemli gecis donemlerinden olup; gelenek, gorenek. adet ve inanmalar hamile kadini ve cevresindekileri daha dogum oncesinden hatta cocuk sahibi olma isteginden baslayarak birtakim adetlere uymaya bu adetlerin gerektirdigi islemleri yerine getirmeye zorlamistir.

boylece dogum annenin hamile kalma isteginden baslayarak, yuzlerce adetin, inanmanin, dinsel ve buyusel ozlu islemin hucumuna ugrayarak adeta onlar tarafindan yonetilmektedir.

anadolu’da dogumla ilgili adet, inanma ve gelenekler;

- dogum oncesi,

- dogum sirasi,

- dogum sonrasi olmak uzere uc ana baslik altinda incelenmektedir.

türk mutfak kültüru

darth sidious
beslenme bicimleri, icinde bulunulan kulturel- cografi- ekolojik- ekonomik yapiya ve tarihsel surece gore sekillenmektedir.

turk mutfagi denildiginde turkiye’de yasayan insanlarin beslenmesini saglayan yiyecekler- icecekler, bunlarin hazirlanmasi, pisirilmesi, korunmasi; bu islemler icin gerekli arac-gerec ve teknikler ile yemek yeme adabi ve mutfak cevresinde gelisen tum uygulamalar ve inanislar anlasilmalidir.

turk mutfagindaki cesit zenginligi bir cok etkene baglidir.kisa bir ifadeyle orta asya ve anadolu topraklarinin sundugu urunlerdeki cesitlilik, uzun bir tarihsel surec boyunca birbirinden farkli bircok kulturle yasanan etkilesim, selcuklu ve osmanli gibi imparatorluklarin saraylarinda gelisen yeni tatlar, mutfak kulturumuzun yeni yapisini kazanmasinda rol oynamistir.

genel olarak tahil, cesitli sebze ve bir miktar etle sulu olarak hazirlanan yemek turleri, corbalar, zeytinyaglilar ve hamur isleri ve kendiliginden yetisen otlarla hazirlanan yemeklerden olusan turk mutfagi; pekmez, yogurt, bulgur vb. gibi kendine ozgu saglikli yiyecek turlerini de ortaya cikarmistir. yoreden yoreye farklilasan lezzetleri barindiran yeme-icme bicimleri, ozel gun, kutlama, ve torenlerde ayri bir anlam hatta kutsallik tasir.

turk mutfagi, cesit zenginligi ve damak tadina uygunluk yonunden oldugu kadar bircok yemek ve yiyecek turu ile saglikli ve dengeli beslenmeye ve vejetaryen mutfagina kaynaklik edebilecek ornekleri barindirmaktadir.


272 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol