(bkz: eyes wide shut)
islam’da tarikat etkinliklerini yurutuldugu yere verilen addir. tekyegâh veya dergâh olarak da anilirlar.
tarikat kurucusu sieyhin ya da turbesinin bulundugu yer, merkez tekkedir. merkez tekke, mevlevilikte huzur ya da huzur-i pir makami olarak da adlandirilirlar. sinirlarda savasci dervislerin uslendikleri yerlere de ribat adi verilirdi.
mutasavviflarca ilk tekkenin, sufi adiyla anilan ilk kisi olan ebu hasim el-kufi tarafindan sam yakinlarinaki remle’de kuruldugu kabul edilir.
ii. mesrutiyet’in ilanindan sonra yapilan bir sayima gore istanbul’da 311 tekke vardi. tekkeler turkiye’de 20 kasim 1925 yilinda cikartilan yasa ile kapatilmistir.
tarikat kurucusu sieyhin ya da turbesinin bulundugu yer, merkez tekkedir. merkez tekke, mevlevilikte huzur ya da huzur-i pir makami olarak da adlandirilirlar. sinirlarda savasci dervislerin uslendikleri yerlere de ribat adi verilirdi.
mutasavviflarca ilk tekkenin, sufi adiyla anilan ilk kisi olan ebu hasim el-kufi tarafindan sam yakinlarinaki remle’de kuruldugu kabul edilir.
ii. mesrutiyet’in ilanindan sonra yapilan bir sayima gore istanbul’da 311 tekke vardi. tekkeler turkiye’de 20 kasim 1925 yilinda cikartilan yasa ile kapatilmistir.
(bkz: tekke)
tekke siiri, dini ve tasavvufi halk siiri adi ile de anilmakta olup xi. ve xii.yylarda tanri aski ve ahiret duygularini dile getiren asiklarin yarattigi bir edebiyat turunun urunudur. dini ve tasavvufi halk siirinin en onemli ustalari ahmet yesevi, yunus emre, haci bayram-i veli vb.dir.
âsik, turk halk edebiyatinda xvi. yyin basindan itibaren gorulen sair tipidir. âsigin sairlik gucunu ruyasinda pirin sundugu "âsk badesini" icmekle ve "sevgilisinin hayalini" gormekle kazandigina inanilir. ruya da genellikle âsik adayinin karsisina bir sevgili veya saz cikmaktadir. ruyalarin susu ak sakalli bir dervis ve bazen bir bazen uc dolu bardaktir. bardagin ruyada tas halinde gorulmesine de sik sik rastlanir. ozanlara ruyada sunulan taslarin icindeki mayilere ask dolusu denir. fars edebiyatinin etkisiyle bâde adini da almaktadir. bunlar; erlik, pirlik ve âsk badesi diye adlandirilirlar.
âsiklarimiz genellikle bir usta âsigin yaninda yetisirler. ondan hem usta deyislerini hem de sanatin icrasina iliskin yol ve yontemleri ogrenirler. âsik meclislerinde, kahvelerde bu ustalarin sanatlarini icra edis bicimlerini yeterince kavradiktan sonra, ustalasan ozanlarda kendilerine cirak alirlar ve gelenek bu sekilde devam eder.
âsik, bilgi, duygu ve becerisini yaptigi atismalarda gosterir. atismalardaki amac; yarismak ve kazanmaktir. atismalarda en az iki âsik karsi karsiya gelir. mecliste bulunan saygin bir kisinin ya da usta bir ozanin ayak soylemesiyle atisma baslar. ayaga uygun dortluk soyleyemiyen âsigin yenilgisiyle atisma sona erer.
âsik edebiyatinin baslica unsurlarindan birisini hikâye anlatma olusturur. saz sairleri icerisinde gelenege bagli olanlarin cogu âsik meclislerinde hikâye anlatirlar. bir kisim usta saz sairleri ise, bir yandan usta mali halk hikâyeleri anlatirken bir yandan da kendi duzdukleri hikâyeleri anlatirlar. cildirli âsik senlik, ercisli emrah, sabit mudami gelenege bu yaniyla katkida bulunmus saz sairleridir.
tonguzlarin saman, mogol ve baryatlarin bo veya bugue, yakutlarin oyun, oguzlarin ozan dedikleri bu gelenegin temsilcileri toplumun yasam bicimlerini dusunce ve duygularini, olaylara bakis acilarini siirleriyle dile getirmislerdir.
yunus emre, pir sultan abdal, koroglu, dadaloglu, karacaoglan, erzurumlu emrah, ercisli emrah, dertli, asik veysel bu gelenegin en onemli temsilcileri olmustur.
asiklik gelenegi anadolu cografyasinda bugun de canli olarak yasatilmaktadir.
âsiklarimiz genellikle bir usta âsigin yaninda yetisirler. ondan hem usta deyislerini hem de sanatin icrasina iliskin yol ve yontemleri ogrenirler. âsik meclislerinde, kahvelerde bu ustalarin sanatlarini icra edis bicimlerini yeterince kavradiktan sonra, ustalasan ozanlarda kendilerine cirak alirlar ve gelenek bu sekilde devam eder.
âsik, bilgi, duygu ve becerisini yaptigi atismalarda gosterir. atismalardaki amac; yarismak ve kazanmaktir. atismalarda en az iki âsik karsi karsiya gelir. mecliste bulunan saygin bir kisinin ya da usta bir ozanin ayak soylemesiyle atisma baslar. ayaga uygun dortluk soyleyemiyen âsigin yenilgisiyle atisma sona erer.
âsik edebiyatinin baslica unsurlarindan birisini hikâye anlatma olusturur. saz sairleri icerisinde gelenege bagli olanlarin cogu âsik meclislerinde hikâye anlatirlar. bir kisim usta saz sairleri ise, bir yandan usta mali halk hikâyeleri anlatirken bir yandan da kendi duzdukleri hikâyeleri anlatirlar. cildirli âsik senlik, ercisli emrah, sabit mudami gelenege bu yaniyla katkida bulunmus saz sairleridir.
tonguzlarin saman, mogol ve baryatlarin bo veya bugue, yakutlarin oyun, oguzlarin ozan dedikleri bu gelenegin temsilcileri toplumun yasam bicimlerini dusunce ve duygularini, olaylara bakis acilarini siirleriyle dile getirmislerdir.
yunus emre, pir sultan abdal, koroglu, dadaloglu, karacaoglan, erzurumlu emrah, ercisli emrah, dertli, asik veysel bu gelenegin en onemli temsilcileri olmustur.
asiklik gelenegi anadolu cografyasinda bugun de canli olarak yasatilmaktadir.
(bkz: karagoz hacivat)
(bkz: karagoz)
http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/kultur_tr.asp?belgeno=4541 adresinden izlenebilecek gosteridir.
(bkz: karagoz gosterisi)
(bkz: karagoz hacivat)
(bkz: karagoz)
karagozun oynatildigi beyaz perdeye "ayna" adi verilir. perdeler onceleri 2 x 2,5m iken sonralari 110 x 80 cm ebadinda yapilmaya baslanmistir. ic tarafta perdenin altinda kurulmus "pes tahtasi" vardir. oyunda bunun disinda zil, tef, kamis, nareke (duduk), perdeyi aydinlatacak kandil veya ampul vardir. bunlar pes tahtasi uzerinde bulunur. oyunda kullanilan tasvirler 32-40 cm buyuklugunde olup genellikle manda, sigir ve deve derisinden yapilir. deriler ozel bir yontem ile seffaf hale getirilir. daha sonra "nevregan" adi verilen ucu keskin bicaklarla islenir. parcalar birbirine kiris veya katkut adi verilen iplerle baglanir. daha sonra tasvirler cini murekkebi veya kok boya ile boyanir.
osmanli doneminin en onemli eglence turlerinden olan karagoz, ramazanlarda, sunnet dugunlerinde, senliklerde, kahvehanelerde ve bahcelerde oynatilmaktaydi. donemin toplumsal olaylarini elestirel bir gozle konu edinen karagozun yaygin olarak istanbulda oynatildigi bilinmektedir. anadolunun diger kentlerine ise turneye giden sanatcilar araciligi ile yayilmistir.
gunumuzde ulkemizi tanitici sanatlarin basinda gelen karagoz turistik otel ve restaurantlarda oynatilmaktadir. daha cok televizyon araciligi ile seyirciye ulasmaktadir.
sinirli sayidaki sanatci tarafindan guc kosullar altinda yasatilmaya calisilan karagoz sanati ile ilgili calismalar uluslararasi kukla ve golge oyunu birligi (unima) turkiye milli merkezi baskanligi ve kultur bakanliginca yurutulmektedir.
osmanli doneminin en onemli eglence turlerinden olan karagoz, ramazanlarda, sunnet dugunlerinde, senliklerde, kahvehanelerde ve bahcelerde oynatilmaktaydi. donemin toplumsal olaylarini elestirel bir gozle konu edinen karagozun yaygin olarak istanbulda oynatildigi bilinmektedir. anadolunun diger kentlerine ise turneye giden sanatcilar araciligi ile yayilmistir.
gunumuzde ulkemizi tanitici sanatlarin basinda gelen karagoz turistik otel ve restaurantlarda oynatilmaktadir. daha cok televizyon araciligi ile seyirciye ulasmaktadir.
sinirli sayidaki sanatci tarafindan guc kosullar altinda yasatilmaya calisilan karagoz sanati ile ilgili calismalar uluslararasi kukla ve golge oyunu birligi (unima) turkiye milli merkezi baskanligi ve kultur bakanliginca yurutulmektedir.
(bkz: karagoz teknigi)
(bkz: karagoz hacivat)
karagoz deve veya manda derisinden yapilan tasvir adi verilen insan, hayvan veya esya sekillerinin cubuklar yardimiyla arkadan verilen isikla beyaz perde uzerinde hareket ettirilmesi esasina dayanan golge oyunudur. oyun adini, bas kisisi olan karagozden almaktadir.
golge oyununun kaynagi guneydogu asya ulkeleri olarak kabul edilir. turkiyeye gelisi hakkinda ise degisik gorusler vardir. bunlardan birisi orta asyada "kor kolcak", "cadir hayal" olarak bilinen oyunlarin golge oyunu oldugu ve oradan goclerle anadoluya getirildigi gorusudur. diger goruse gore 1517 yilinda misiri alan yavuz sultan selimin turkiyeye getirdigi golge oyunu sanatcilari yolu ile girdigidir.
18. yuzyildan itibaren kesim bicimini alan karagoz halkin en sevilen eglence turlerinden biri olmustur. karagoz, tek sanatcinin yetenegine bagli olarak oynatilir. perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi, degisik tiplerin seslendirilmesi, sive ve taklitlerin hepsi bir sanatci tarafindan yapilir.
karagozde islenen konular komik ogelerle verilir. cifte anlamlar, abartmalar, soz oyunlari, agiz taklitleri belli basli gulduru ogeleridir.
karagozde islenen konular komik ogelerle verilir. cifte anlamlar, abartmalar, soz oyunlari, agiz taklitleri belli basli gulduru ogeleridir.
1.
hacivatin semai soyleyerek perdeye geldigi, perde gazelini okuduktan sonra karagozu cagirdigi ve karagozle hacivatin kavga ettikleri giris bolumune mukaddime denir. bu bolumde hacivatin soyledigi perde gazelinde oyunun bir ogrenme araci ve gerceklerin gostergesi oldugu belirtilerek felsefi tasavvufi anlami vurgulanir.
2.
muhavere bolumunde, bu oyunun bas kisileri olan karagoz ve hacivat arasinda gecen salt soze dayanan olaylar dizisinden siyrilmis somutlastirilmis ikili konusma yer alir. muhavere tekerleme biciminde de olabilir. bu bolumde karagoz ve hacivatin kisilik ozellikleri ve yaratilis acisindan birbirlerine karsit ozellikleri vurgulanir. muhavereler oyunla ilgili olabildigi gibi, ilgisiz de olabilir. bunun yanisira cifte karagozlu muhavere, gelgec muhaveresi ve ara muhavere cesitleri de vardir.
3.
asil hikayenin anlatildigi, diger tiplerin perdeye geldigi bolume fasil adi verilir. oyun buradaki konuya gore isim alir. fasilin sonunda oyuncular bir bicimde perdeden ayrilir. hacivat ve karagoz kalir.
4.
oyunun sonunun haber verildigi karagozle hacivat arasinda gecen bitis bolumunde seyirciden yapilan hatalar icin ozur dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapilir ve oyun sona erer.
karagozde hiciv ve taslama vardir. bu taslamalar mizahi bir uslupla devlet yoneticilerine kadar uzanmistir.
oyunun bas kisisi karagoz ve hacivattir. karagoz halkin ahlak ve sagduyusunun temsilcisidir. ozu sozu birdir. hacivat ise medrese egitimi gormus, kaypak, duzene uyan birisidir. diger tipleri tuzsuz celebi, matiz, beberuhi, arnavut, yahudi, cerkez, kurt, laz, tiryaki, zenneler vb. olusturur.
karagoz, saray tarafindan ilgi gormus ve desteklenmistir. yapilan senliklerde, sehzadelerin sunnet dugunlerinde karagoz gosterilerine yer verilmistir.
karagoz ozellikle istanbul merkezli osmanli kulturuyle butunlesmistir. istanbulun yasamini karagoz oyunlarinda gormek mumkundur. agalik, buyuk evlenme, kayik ve tahmis bunlardan bazilaridir. ferhat ile sirin, balikci, cazular, kanli nigar, leyla ile mecnun, ters evlenme, tahir ile zuhre, yalova sefasi, karagozun yaziciligi, karagozun asikligi, karagozun hekimligi vb. karagozun bilinen diger oyunlaridir.
golge oyununun kaynagi guneydogu asya ulkeleri olarak kabul edilir. turkiyeye gelisi hakkinda ise degisik gorusler vardir. bunlardan birisi orta asyada "kor kolcak", "cadir hayal" olarak bilinen oyunlarin golge oyunu oldugu ve oradan goclerle anadoluya getirildigi gorusudur. diger goruse gore 1517 yilinda misiri alan yavuz sultan selimin turkiyeye getirdigi golge oyunu sanatcilari yolu ile girdigidir.
18. yuzyildan itibaren kesim bicimini alan karagoz halkin en sevilen eglence turlerinden biri olmustur. karagoz, tek sanatcinin yetenegine bagli olarak oynatilir. perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi, degisik tiplerin seslendirilmesi, sive ve taklitlerin hepsi bir sanatci tarafindan yapilir.
karagozde islenen konular komik ogelerle verilir. cifte anlamlar, abartmalar, soz oyunlari, agiz taklitleri belli basli gulduru ogeleridir.
karagozde islenen konular komik ogelerle verilir. cifte anlamlar, abartmalar, soz oyunlari, agiz taklitleri belli basli gulduru ogeleridir.
1.
hacivatin semai soyleyerek perdeye geldigi, perde gazelini okuduktan sonra karagozu cagirdigi ve karagozle hacivatin kavga ettikleri giris bolumune mukaddime denir. bu bolumde hacivatin soyledigi perde gazelinde oyunun bir ogrenme araci ve gerceklerin gostergesi oldugu belirtilerek felsefi tasavvufi anlami vurgulanir.
2.
muhavere bolumunde, bu oyunun bas kisileri olan karagoz ve hacivat arasinda gecen salt soze dayanan olaylar dizisinden siyrilmis somutlastirilmis ikili konusma yer alir. muhavere tekerleme biciminde de olabilir. bu bolumde karagoz ve hacivatin kisilik ozellikleri ve yaratilis acisindan birbirlerine karsit ozellikleri vurgulanir. muhavereler oyunla ilgili olabildigi gibi, ilgisiz de olabilir. bunun yanisira cifte karagozlu muhavere, gelgec muhaveresi ve ara muhavere cesitleri de vardir.
3.
asil hikayenin anlatildigi, diger tiplerin perdeye geldigi bolume fasil adi verilir. oyun buradaki konuya gore isim alir. fasilin sonunda oyuncular bir bicimde perdeden ayrilir. hacivat ve karagoz kalir.
4.
oyunun sonunun haber verildigi karagozle hacivat arasinda gecen bitis bolumunde seyirciden yapilan hatalar icin ozur dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapilir ve oyun sona erer.
karagozde hiciv ve taslama vardir. bu taslamalar mizahi bir uslupla devlet yoneticilerine kadar uzanmistir.
oyunun bas kisisi karagoz ve hacivattir. karagoz halkin ahlak ve sagduyusunun temsilcisidir. ozu sozu birdir. hacivat ise medrese egitimi gormus, kaypak, duzene uyan birisidir. diger tipleri tuzsuz celebi, matiz, beberuhi, arnavut, yahudi, cerkez, kurt, laz, tiryaki, zenneler vb. olusturur.
karagoz, saray tarafindan ilgi gormus ve desteklenmistir. yapilan senliklerde, sehzadelerin sunnet dugunlerinde karagoz gosterilerine yer verilmistir.
karagoz ozellikle istanbul merkezli osmanli kulturuyle butunlesmistir. istanbulun yasamini karagoz oyunlarinda gormek mumkundur. agalik, buyuk evlenme, kayik ve tahmis bunlardan bazilaridir. ferhat ile sirin, balikci, cazular, kanli nigar, leyla ile mecnun, ters evlenme, tahir ile zuhre, yalova sefasi, karagozun yaziciligi, karagozun asikligi, karagozun hekimligi vb. karagozun bilinen diger oyunlaridir.
ilencler (beddualar), gunluk yasantimizin ayrilmaz bir parcasi, halkbiliminin de cok onemli bir konusudur. buyuklerin kucuklere, kucuklerin buyuklere ya da kizgin insanlarin birbirlerine karsi olan ofkeleri, hinclari, kizginliklari, caresiz direnisleri hep o sozlerde yansir. onlar yalindir, yapmaciksizdir, anlami aciktir. umutlarla umutsuzluklarin, korkularla sevinclerin, ofkelerle pismanliklarin bir bileskesidir o sozler. inegolde soylenen o sozlerden bir demeti soyle siralayabiliriz.
(bkz: beddua)
sevgi belirten sozcuklerdir. guzumun nuru, goz bebegim, minnosum, fistigim, anasinin kuzusu vb.
kaynak:http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/kultur_tr.asp?belgeno=4445
kaynak:http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/kultur_tr.asp?belgeno=4445
halk mimarisi; halkin kendisi icin olusturdugu nesnel yasam cevresidir. halk mimarisinin genel etkenler altinda geleneksellesen, anonim bir tasarim surecinde olusan bir mimari olarak da tanimlayabiliriz.
halk mimarisi; sozkonusu toplumun deger yargilarini, dunya goruslerini, gelenek gorenek ve inanc sistemlerini, aile ve akrabalik baglarini komsuluk iliskilerini anlamada ve anlatmada kaynaklik eden en onemli verilerden biridir.
resmi ve anitsal niteligi olan yapilar halk mimarisi disinda degerlendirilirler. fakat ulkemizde mevcut hamam, cesme, kahve gibi yapilar da halk mimarisi icerisinde degerlendirilmektedir.
halk mimarisini incelemek oncelikle dogal ve toplumsal cevresini daha sonra da yapi malzemesi ve teknikleri incelemek demektir.
*
Ekonomik yapy,
*
Hayat biçimi,
*
De?er yargylary,
*
Aile ve akrabalyk ili?kileri,
*
Gelenek, görenek, töre, adet ve inançlaryn mimari unsurlara etkinli?i halk mimarisi içerisinde ara?tyrylacak konulardyr.
Halk mimarisinin anytsal bir amacy yoktur, yani iz byrakmak amacyyla üretilmezler. Halk mimarisinde yörenin tipik malzemesi kullanylyr. Bu nedenle ayny yöresel ko?ullary ta?yyan ayny jeolojik yapyya sahip yerlerde ayny tip yapylara rastlanyr.
Halk mimarisini olu?turan yapylar, özel mimarlar tarafyndan de?il, yerel sahipleri veya yerel ustalarynca yapylyr.
Genel olarak halk mimarisi anonim bir yapyya sahiptir. Bundan dolayy halk mimarisine anonim mimari de denebilir.
*
Bir halkbilimci konutu;
*
Olu?tu?u do?al çevre,
*
Fonksiyonlary,
*
Konutta kullanylan araç, gereç, yapy malzemesi,
*
Yapy tekni?i,
*
Konut etrafynda olu?an adet inanma çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Halk mimarisi ekonomik ve toplumsal yapy de?i?medikçe yyllar boyu ayny ?ekilde de?i?meden devam eder. Bir proje dahilinde olu?turulmayan halk mimarisi ürünleri Anadolu’nun 7 bölgesinde de kendine has özellikler göstermektedir.
Halk kültürlerinin bütün konularyny ara?tyran Kültür Bakanly?y Halk Kültürlerini Ara?tyrma ve Geli?tirme Genel Müdürlü?ü bu kapsamda da çaly?malaryny sürdürmektedir.
Halk mimarisi ürünleri slaytlarla belgelenmekte, yapym tekni?i, fonksiyonel açydan inceleme ve gelenek boyutu yerel ustalarla yapylan görü?melerle tespit edilerek ar?ivlenmektedir.
De?i?en kültürel ve toplumsal yapy ile birlikte halk mimarisi ürünlerimizde de hyzly bir de?i?im gözlenmektedir.
Halk mimarisini ya?atmak onu durdurarak korumak de?il, esas yapyly? dilek ve nedenlerine ters dü?meden ona yeni fonksiyonlar yükleyerek konuyu yeniden yorumlamak ve de?erlendirmektir.
Yeni yapylar geçmi?ten gelen geleneksel ya?ama biçimine cevap vermenin yanysyra de?i?en kültürel yapynyn gereksinimlerini kar?ylayacak ?ekilde olu?turulmalydyr.
Halk mimarisi ürünlerinin güzelli?i ve özelli?i hakkynda bilgisi olmayan halk bu yapylary süratle yok etmekte olanlaryn yerine kendileri için son derece sa?lyksyz olan yapylary in?a etmektedirler. Bu konuda halk bilinçlendirilmelidir.
Ynsan çevresiyle bir bütündür. Geli?en teknoloji ve de?i?en kültürel yapy ile birlikte ülkemiz hyzly bir ?ehirle?me sürecine girmi?tir. Bu süreçte olu?turulacak yapylaryn kabul görmesi yönündeki çaly?mada;
*
Mimarlaryn, bilimadamlarynyn ve ara?tyrmacylaryn yeterli düzeyde halkbilim formasyonuna sahip olmasy,
*
Böyle bir çaly?manyn plan a?amasyndan ba?layarak bitene kadar halkbilimcilerin koordinasyonu ile yürütülmesi,
*
De?i?en kültürel yapynyn do?ru yorumlanmasynda, halkbilimciler ve toplum bilimciler birlikte de?erlendirmeler yaparak mimar ara?tyrmacy ve bilimadamlaryna önerilerde bulunmasy gerekmektedir.
Do?a insanla bir bütündür. Ynsano?lu ilkça?da oldu?u gibi günümüzde de barynmak ya?amyny sürdürebilmek için kendisine bir mekan olu?turmu?, gelecekte de olu?turacaktyr. O mekan kültürel yapyyy anlatmada kaynaklyk eden en önemli yeridir.
halk mimarisi; sozkonusu toplumun deger yargilarini, dunya goruslerini, gelenek gorenek ve inanc sistemlerini, aile ve akrabalik baglarini komsuluk iliskilerini anlamada ve anlatmada kaynaklik eden en onemli verilerden biridir.
resmi ve anitsal niteligi olan yapilar halk mimarisi disinda degerlendirilirler. fakat ulkemizde mevcut hamam, cesme, kahve gibi yapilar da halk mimarisi icerisinde degerlendirilmektedir.
halk mimarisini incelemek oncelikle dogal ve toplumsal cevresini daha sonra da yapi malzemesi ve teknikleri incelemek demektir.
*
Ekonomik yapy,
*
Hayat biçimi,
*
De?er yargylary,
*
Aile ve akrabalyk ili?kileri,
*
Gelenek, görenek, töre, adet ve inançlaryn mimari unsurlara etkinli?i halk mimarisi içerisinde ara?tyrylacak konulardyr.
Halk mimarisinin anytsal bir amacy yoktur, yani iz byrakmak amacyyla üretilmezler. Halk mimarisinde yörenin tipik malzemesi kullanylyr. Bu nedenle ayny yöresel ko?ullary ta?yyan ayny jeolojik yapyya sahip yerlerde ayny tip yapylara rastlanyr.
Halk mimarisini olu?turan yapylar, özel mimarlar tarafyndan de?il, yerel sahipleri veya yerel ustalarynca yapylyr.
Genel olarak halk mimarisi anonim bir yapyya sahiptir. Bundan dolayy halk mimarisine anonim mimari de denebilir.
*
Bir halkbilimci konutu;
*
Olu?tu?u do?al çevre,
*
Fonksiyonlary,
*
Konutta kullanylan araç, gereç, yapy malzemesi,
*
Yapy tekni?i,
*
Konut etrafynda olu?an adet inanma çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Halk mimarisi ekonomik ve toplumsal yapy de?i?medikçe yyllar boyu ayny ?ekilde de?i?meden devam eder. Bir proje dahilinde olu?turulmayan halk mimarisi ürünleri Anadolu’nun 7 bölgesinde de kendine has özellikler göstermektedir.
Halk kültürlerinin bütün konularyny ara?tyran Kültür Bakanly?y Halk Kültürlerini Ara?tyrma ve Geli?tirme Genel Müdürlü?ü bu kapsamda da çaly?malaryny sürdürmektedir.
Halk mimarisi ürünleri slaytlarla belgelenmekte, yapym tekni?i, fonksiyonel açydan inceleme ve gelenek boyutu yerel ustalarla yapylan görü?melerle tespit edilerek ar?ivlenmektedir.
De?i?en kültürel ve toplumsal yapy ile birlikte halk mimarisi ürünlerimizde de hyzly bir de?i?im gözlenmektedir.
Halk mimarisini ya?atmak onu durdurarak korumak de?il, esas yapyly? dilek ve nedenlerine ters dü?meden ona yeni fonksiyonlar yükleyerek konuyu yeniden yorumlamak ve de?erlendirmektir.
Yeni yapylar geçmi?ten gelen geleneksel ya?ama biçimine cevap vermenin yanysyra de?i?en kültürel yapynyn gereksinimlerini kar?ylayacak ?ekilde olu?turulmalydyr.
Halk mimarisi ürünlerinin güzelli?i ve özelli?i hakkynda bilgisi olmayan halk bu yapylary süratle yok etmekte olanlaryn yerine kendileri için son derece sa?lyksyz olan yapylary in?a etmektedirler. Bu konuda halk bilinçlendirilmelidir.
Ynsan çevresiyle bir bütündür. Geli?en teknoloji ve de?i?en kültürel yapy ile birlikte ülkemiz hyzly bir ?ehirle?me sürecine girmi?tir. Bu süreçte olu?turulacak yapylaryn kabul görmesi yönündeki çaly?mada;
*
Mimarlaryn, bilimadamlarynyn ve ara?tyrmacylaryn yeterli düzeyde halkbilim formasyonuna sahip olmasy,
*
Böyle bir çaly?manyn plan a?amasyndan ba?layarak bitene kadar halkbilimcilerin koordinasyonu ile yürütülmesi,
*
De?i?en kültürel yapynyn do?ru yorumlanmasynda, halkbilimciler ve toplum bilimciler birlikte de?erlendirmeler yaparak mimar ara?tyrmacy ve bilimadamlaryna önerilerde bulunmasy gerekmektedir.
Do?a insanla bir bütündür. Ynsano?lu ilkça?da oldu?u gibi günümüzde de barynmak ya?amyny sürdürebilmek için kendisine bir mekan olu?turmu?, gelecekte de olu?turacaktyr. O mekan kültürel yapyyy anlatmada kaynaklyk eden en önemli yeridir.
vaktiyle, bir aslan, bir kurt ve bir tilki arkadas olmuslar. karinlari aciktigindan ava cikmislar. av sonunda bir okuz, bir koyun bir de tavsan yakalamislar. avlarini bir araya getirdikten sonra aslan kurda donerek:
- su taksimati yap ta paylarimizi alalim demis.
kurt:
- okuz zaten sizin. koyun benim, tavsan da tilkinin demis. aslan buna cok kizmis, kurda bir pence vurdugu gibi onu ucuruma yuvarlamis. bu sefer tilkiye donerek:
- su taksimati bir de sen yapta gorelim demis. kurnaz tilki hemen yanitini yapistirmis:
- okuz sizin aksam yemeginiz, koyun ogle yemeginiz, tavsan da sabah kahvaltiniz. aslan, kis kis gulmus, tilkiye sen bu fikri nerde ogrendin? demis.
tilki:
- ucuruma giden arkadastan yanitini vermis...
- su taksimati yap ta paylarimizi alalim demis.
kurt:
- okuz zaten sizin. koyun benim, tavsan da tilkinin demis. aslan buna cok kizmis, kurda bir pence vurdugu gibi onu ucuruma yuvarlamis. bu sefer tilkiye donerek:
- su taksimati bir de sen yapta gorelim demis. kurnaz tilki hemen yanitini yapistirmis:
- okuz sizin aksam yemeginiz, koyun ogle yemeginiz, tavsan da sabah kahvaltiniz. aslan, kis kis gulmus, tilkiye sen bu fikri nerde ogrendin? demis.
tilki:
- ucuruma giden arkadastan yanitini vermis...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?