(bkz: lamium galeobdolon)
tr, ballıbaba; nemli ormanlarda ve çukurlarda, çalılıkların arasında, çitlerin ve duvarların dibinde, moloz yığınlarında, gölgeli ve nemli bölgelerde ve ısırgan otunun bulunduğu yerlerde yetişir. nisan ve mayısta çiçeklenir. çok yıllık köksapı, dikine 50 cm uzunluğunda filizler çıkarır. karşılıklı olan yaprakları, ısırganotunun yapraklarına benzer. yaprakların hemen altındaki küme halindeki çiçekler, açık ağızları andırırlar. çiçekleri sarı veya beyaz olabilir. ballıkotu ismiyle de bilinir. çiçekler tam geliştiklerinde yapraklarla birlikte toplanır. gölge ve havadar bir yerde iyice kuruduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. saponin, müsilaj, tanen, eterli uçucu yağ ve flavon glikozitleri içerir. adet öncesi ağrıları, böbrek rahatsızlıkları, üst solunum yolları iltihabı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına kullanılır.
(bkz: urtica diocia urens)
tr, isirgan otu; kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. albrecht dürer (1471 - 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin tanrı katına uçusunu canlandırmıstı. isviçreli botanik bilimci künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti. eğer kendini koruyamamış olsaydı, böcekler ve hayvanlar onu çoktan yiyip bitirmişlerdi! büyük ısırgan otu (urtica diocia l.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. küçük ısırgan otu (urtica urens l.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. boyu 60 cm kadar olabilir. yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür.her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. türkiye’ de her iki tür de yetişir. etkinlik açısından her iki bitki türü de eşittir. yapraklar, nisan-haziran döneminde saplarından sıyrılarak toplanır, gölge ve havadar bir ortamda kurutulduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. tohumlar, temmuz-ağustos döneminde toplanır ve gölgede kurutulur. kökler ise ikbahar veya sonbaharda sökülür, yıkanarak temizlenir ve gölgede kurutulmaya bırakılır. iyice kuruduktan sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. isırganotunun yaprakları; flavon, c vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri, betasitosterin, sterylglucosid, ve lignan içerirler. tohumlarında; müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid ve clorophyll bulunur. köklerinde ise; tanen, sterolen, sterylglucosid ve lignan vardır. yaprak, tohum ve kökün içerdiği etken maddeler arsında farklılıklar olduğuna göre, kullanım alanlarının farklı olması da doğaldır. yani, ille de yaprağın tohumdan veya tohumun kökten daha etkili olduğunun düşünülmesi doğru değildir. önemli olan onları etkili oldukları alanda gereğince ve doğru olarak kullanmayı bilmektir.
(bkz: allium ursinum)
(bkz: ayısarımsağı)
tr, ayısarımsağı; ilkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir. orman sarımsağı ve cadısoğanı isimleriyle de bilinir. her ilkbahar, bize güneş ve sıcak için yeni bir umut getirir. içimiz yine şenlenir, ilk yeşilliklerle sevinir ve bunların tümünün yaradanın iyiliklerle dolu armağanları olduğunu düşünürüz. bu yeni ve görkemli yeşillikle birlikte, bizler de, sağlık açısından hiçte küçümsenemeyecek derecede tazelik kazanabileceğimiz, bir doku yaşlanmasını yavaşlatma ve beden temizliği kürüne başlayabiliriz. ayısarımsakları, inci çiçeğininkini (mayıs çiçeği) andıran, neşter biçimindeki cilalanmış gibi parlayan taze yeşil yaprakları, saydam bir beyaz tabaka ile örtülü, uzunca bir soğandan çıkarlar. üstünde beyaz çiçek yuvarlakları olan açık yeşil ve pürüzsüz sapı 30 cm kadar uzar. ayısarımsağı, yalnızca bitkisel topraklı, nemli çayırlarda, gölgeli ve nemli dere kıyılarında, çalılıkların altında, yapraklı ağaç ormanlarına yetişir. bitki daha görülmeden, keskin sarımsak kokusu çevreye yayılır. bu koku ona yabani sarımsak adını da kazandırmıştır ve gerek inci çiçeğinin yaprakları, gerekse zehirli güzçiğdemi veya acıçiğdem (otlak safranı-colchicum autumnale) ile karıştırılmasını kesinlikle önlemiştir. ilkbaharda, tabanı nemli ormanlıklar ayısarımsağının taze ve yeşil yaprakları ile kaplanır. nisanda, mayısta ve bazen daha da erken yeşermeye başlar. çiçekleri ise, ancak mayıs ortasında veya haziranda görülür.
tr, at kestanesi; 15-25 m. kadar yükselebilen, kalın gövdeli, yaprakları 5-7 yaprakçıklı, baharda çiçekleri beyaz ve nadiren kırmızı renkli, üzeri sivri dikenli yeşil meyvaları olan bir ağaçtır. meyva, 1-3 tohumlu bir kapsül şeklinde, içerisinde bildiğimiz kestaneye benzer atkestanelerini muhafaza etmektedir. anavatanı asya (hindistan) olmasına rağmen türkiye ve avrupa’ da park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. 17. yüzyıl başlarında istanbul’ dan fransa’ ya götürülmesi ile avrupa bu bitkiyi tanımıştır. atkestanesi meyvaları (tohumları); şekerler, nişasta, sabit yağ, flavon türevleri ve glikozitler (aesculin, esculin) ve triterpenoid saponinler (aescin, escin) içermektedir.
(bkz: capsella bursa pastoris)
tr, çobançantası; yol kenarlarında, çayırlarda, tarlalarda, hendeklerde, bayırlarda ve sebze bahçelerinde yetişen bu çok değerli bitki, rahatsız edici yabani bir ot olarak bilinir. medik, kuşkuşotu ve çıngıldaklı ot olarak da anılır.bir yere biraz toprak yığılmaya görsün (özellikle inşaatlarda ), hemen hemen o gece çobançantası orada boy gösteriverir. düzensiz dişli yapraklar, kara hindiba da olduğu gibi, açılmış bir gülü andırırlar. bitkinin boyu 40 cm kadar uzayabilir. çiçeklenme zamanı, marttan kasıma kadardır. küçücük kirli beyaz çiçekleri önce bir üzüm salkımı biçimindeyken, daha sonra uzun bir meyve salkımına dönüşür. incecik saplarının ucunda, dokunulduğunda deri hissini veren, küçük kalp biçiminde meyveler yetişir. tavuklar, bu kalp biçimindeki çantacıklara karşı özel bir sevgi besler. kar erimeye başlayıp, don olayı sona erdiğinde, çobançantası yine taze ve yemyeşil olarak ortaya çıkar. flavonlar, potasyum, kanamayı durdurucu bir peptid ve saponinler içerir. kanamaları durdurucu, alçak veya yüksek kan basıncını (tansiyon) dengeleyici, kalp kaslarını güçlendirici, ödem çözücü, adet kanamalarını düzenleyici ve kas erimelerine karşı kullanılmaktadır.
(bkz: veronica officinalis )
(bkz: veronica officinalis)
tr, çıbanotu. germenlerin yaşadığı bölgeleri ele geçiren romalılar, topraklarına çok bağlı bu insanlardan, en çok değer verdikleri şifalı bitkiler olarak, çıbanotunu tanımışlar. yavşanotu diye de anılan çıbanotu, kuru toprağı sever. ormanlarda, ağaçların kesilmiş olduğu yerlerde, çitlerin diplerinde, hendeklerde, yol ve orman kıyılarında yetişir. toprağın üstünde yatan tüylü ve sürüngen sapındaki, kenarları dişli yaprakları gümüş gibi parlar. başını yukarı doğru kaldırmış olan çiçek başağındaki çiçekler, açık mavi-menekşe rengidir. yapraklar, dokunulduğunda, saptan kolayca ayrılırlar. çiçeklenme zamanı mayıstan ağustos’ a kadardır. üstünde çiçeklerin açmış olduğu, sap bölümü toplanır. en etkili olan bitkiler, orman kıyılarında ve meşe ağaçlarının altında yetişenleridir. bu geleneksel bitki, kan temizleyici olarak çok aranır ve taze ısırgan otu yaprakları ile birlikte kullanıldığında, kronik egzamaları iyileştirebilir. şu konuyu önemle belirtmek isteriz ki, ruhsal sürmenajlardan kaynaklanan sinirlilik hallerinde bitki iyileştirici güçlere sahiptir. geceleri yatmadan önce içilen bir bardak çay gerçekten rahatlatır. ünlü şifalı bitki uzmanı künzle, özellikle, yoğun beyinsel çalışma yapmak zorunda olanlara, uykudan önce bu yatıştırıcı çaydan bir bardak çay içmelerini öneriyor. o, belleğimizi güçlendirecek ve baş dönmelerini yok edecektir. kereviz kökü ile karıştırılarak alındığında, sinir yorgunluklarını ve melankoliyi ortadan kaldırabilir. mesane kumu, romatizma ve gut ile ilgili organ ağrılarını da, çıbanotu yardımcı olabilir.
(bkz: tussilago farfara)
tr, öksürük otu; yöresel olarak, farfaraotu, kavalak , sulandıkotu adlarıyla da anılır. çayırlarımız ve bayırlarımızda daha hiçbir bahar yeşili görünmeden, ilkbahar başlangıcında öksürükotu, tüm bitkilerden önce, sarı çiçeklerini açmaya başlar. çiçek durumları yapraklardan önce (mart-nisan) meydana gelir. 8-15 cm çapında, kalp biçiminde ve uzun saplı yaprakları vardır. üst yüz koyu yeşil, alt yüz ise sık ve beyaz renkli tüylerle örtülüdür. hemen hemen kokusuz ve acı lezzetlidir. glikozit içermektedir. nemli yerlerde, çıplak bayırlarda, çakıllı zeminlerde, işlenmemiş tarlalarda, mezbeleliklerde, yapraklardan önce çıkmış çiçekler öbek öbek görülür. arılar ve böcekler ilk gıdalarını onlardan alırlar. bitki yalnızca balçıklı ve killi topraklarda yetişir. onun, killi ve balçıklı toprakların bir belirtisi olduğu rahatça söylenebilir. bitkinin, kış stoku için toplayacağımız organı çiçekleridir.
(bkz: hypericum perforatum)
tr, sari kantaron; (binbirdelik otu) tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda temmuz’dan eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, kanotu, kılıçotu, mayasılotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz. tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (flavonoids; quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hyperic, pseudohypericin), karoten (carotene), vitamin c ve resin içermektedir. binbirdelik otunun türkiye’ de 70 kadar türü olup; bu türlerden büyük çiçekli binbirdelikotunu (koyunkıran, kuzukıran),(hypericum calycinum l.) yiyen hayvanlar (koyun, sığır,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan, deri hastalıkları meydana gelir. siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir. avrupa ve anadolu ‘da yaygın bir bitki olup; hristiyan inancında kutsal bir yeri vardır. avusturya’da isa’nın haç kanı, , tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır.
(bkz: agrimonia eupatoria)
tr, koyunotu; yöresel olarak kızılyaprak, kasıkotu, fıtıkotu, kuzu pıtrağı ve eğer otu olarak da bilinir. gülgiller familyasındandır. anayurdu bilinmeyen ama avrupa, asya ve ülkemizde yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 20-120 cm boylanabilir. çoğu kez toprağın üzerine yatarak gelişir. rizom kökü (kökgövdesi): kenarları dişli, tüysü, yeşil yaprakları: yaprak koltuklarında ve bitkinin tepesinde yoğun salkımlar oluşturarak yazın açan küçük sarı çiçekleri vardır. bu çiçeklerinden oluşan ve adına pıtrak denilen meyveleri çengel dikenli olur. güneşli ve kısmen gölge yerleri ve nemli toprakları seven koyunotu en çok orman kenarlarında görülür. bitki, tohumlarının hayvan postuna takılıp çevreye taşınmasıyla yayılır ve tohumun düştüğü yerde çoğalır.
koyunotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve şahsilik asitler, uçucu yağ ile b ve k vitaminlerini içerir. güneşli kuru yerlerde, yol ve orman kıyılarında, çimenliklerde, tepelerde ve bayırlarda, ormanların açıklık bölgelerinde ve harabeliklerde yetişir. küçük sarı çiçekleri, sığırkuyruğu bitkisinde de olduğu gibi, uzun bir salkımı andırır. bitkinin tümü yumuşak tüylerle kaplıdır. iri yaprakları 10 cm kadar uzun ve kenarları dişlidir. çiçeklenen bitkinin topraküstü kesimleri, haziran dan ağustos a kadar toplanır. pek çok bitkide olduğu gibi, onun öyküsü de çok eskilere dayanır. bu bitkinin tarihçesi, eski mısırlılara kadar uzanmaktadır.
koyunotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve şahsilik asitler, uçucu yağ ile b ve k vitaminlerini içerir. güneşli kuru yerlerde, yol ve orman kıyılarında, çimenliklerde, tepelerde ve bayırlarda, ormanların açıklık bölgelerinde ve harabeliklerde yetişir. küçük sarı çiçekleri, sığırkuyruğu bitkisinde de olduğu gibi, uzun bir salkımı andırır. bitkinin tümü yumuşak tüylerle kaplıdır. iri yaprakları 10 cm kadar uzun ve kenarları dişlidir. çiçeklenen bitkinin topraküstü kesimleri, haziran dan ağustos a kadar toplanır. pek çok bitkide olduğu gibi, onun öyküsü de çok eskilere dayanır. bu bitkinin tarihçesi, eski mısırlılara kadar uzanmaktadır.
(bkz: oxalis acetosella)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?