confessions

atacamadesert

- Yazar -

  1. toplam entry 4909
  2. takipçi 1
  3. puan 102401

viscum albüm

atacamadesert
yöresel olarak, çekem, purç, gökçe, gevele, güvelek ve gövelek adlarıyla tanınır. saçak köklerinin yardımıyla yapraklı ağaçlarda (elma, armut, söğüt, kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşayan, hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bu bitkiyi kim tanımaz ki! kendisini barındıran ağacın yüksek dallarının üstünde yuvarlak bir top biçiminde yetişir. her zaman yeşil olan yaprakları deriyi andırır ve sarımsı yeşildir. kışın kelebek kanatlarını andıran yapraklarını dökmez. meyveler bezelye veya nohut büyüklüğünde, parlak, beyaz renkli ve cama benzer, içi kaygan ve yapışkandır. bu beyaz yapışkan madde insanlar için zehirlidir. ama onları iştahla yiyen kuşlara hiçbir zararı dokunmaz. kuşlar, bitkinin yapışkan tohumunu gagalarına alıp dallara sürterek veya kursaklarında yumuşattıkları meyve çekirdeklerini dalların üstüne dışkılayarak yeni bitkilerin kök salmasını sağlarlar. bu tohum ne suyun içinde, ne toprakta ne de başka bir ortamda filizlenemediği (kök salamadığı) için, bitki ancak bu şekilde üreyebiliyor. ökseotu bu şekilde çoğalmayı kuşlara borçlu olduğu halde, bazı yörelerde aynı yapışkan madde kuşlar için tuzak olmaktadır! bu yapışkan madde çubuklar üzerine sürülmekte ve küçük kuşları yakalamak için "ökse" olarak kullanılmaktadır. bitki rezin, saponinler, organik asitler, alkaloitler, viscotoxin, acetylcholin, lectine, inosit ve müsilaj taşımaktadır. çok eski çağlardan beri şifalı özelliği bilinir. ince kıyılarak gölgede kurutulan yapraklar ve küçük saplar, yalnızca ekim başından aralık ortasına kadar ve mart-nisan aylarında toplanır. bu zamanın dışında şifalı güce sahip değildir. toplama konusunda bir uyarı daha: mart ve nisan aylarında bitki daha meyve vermemiştir. bu durumda, yapışkan meyvelerle uğraşmak gerekmeyeceği için, yaprak ve sapları mart- nisan aylarında toplamak daha kolay olur.

taraxacum offiçinale

atacamadesert
tr, karahindiba; arslandişi, radika, gelingöbeği ve keklikotu, adlarıyla da tanınır. nisan ve mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir. rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır. bitki çok ıslak yerleri sevmez. nisan-mayıs döneminde köküyle birlikte sökülür ve topraktan arındırılır (yıkanmaz!). gölge ve havadar bir yerde iyice kuruduktan sonra, ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. sadece yaprak, sap veya kökleri kullanılacak ise; yapraklar çiçeklenmeden önce, kökler ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise çiçeklenme sırasında toplanır. bitkinin tümü şifalıdır. vitaminler (a, b kompeks, c ve d), triterpenler, carotin, flavon ve mineraller (demir, çinko ve bol miktarda potasyum), uçucu yağ, fructose, inulin ve cholin içerirler. idrar söktürücü, safra salgılarını arttırıcı, karaciğeri güçlendirici, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve antiromatizmal etkileri vardır. kökleri antiviral, iştah açıcı, safra kesesi ve karaciğer fonksiyonlarını destekleyici ve sindirime yardımcı özellikler taşırken, yapraklarının idrar arttırıcı ve böbrek fonksiyonlarını destekleyici, çiçeklerinin ise antioksidan ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri vardır.

alchemilla vulgaris

atacamadesert
tr, arslanpençesi; halk dilinde şebnemli adıyla da anılır. genelde, orman ve yol kıyılarında, bayırlarda, yüksek yörelerdeki nemli çayırlarda,ve dağlık bölgelerde yetişir. güzel bir görünümü olan, 7-9 parmaklı yapraklarının kenarları dişlidir. oldukça sağlam olan sapı pek yüksek değildir ve pek dikkat çekmeyen sarımsı yeşil yaprakları özellikle mayıs’tan haziran’a kadar, ama daha sonraları da görülebilir. bitkinin yaprakları bazen toprağın üstüne kapanırlar ve sabahleyin yaprağın ortasında bir çiğ damlası görülür. bin metrenin üstündeki bölgelerde arslanpençesi daha çok gümüş rengindedir ve kireçli topraklarda olduğu kadar, ilk kütle zeminlerinde de yetişir. her iki bitki cinsi de, çiçek açma zamanında tümüyle, daha sonra ise yalnızca yaprak olarak toplanır ve kurutulur.



calendula offiçinalış

atacamadesert
tr, nergis; ülkemizde yetişen bitkiler arasında çok önemli bir yere sahiptir. bu şifalı bitki ayrıca, altıncık, tıbbi öküzgözü, nergis , portakal nergisi ve tıbbi nergis olarak da anılır ve sokak çiçekçileri onu susi adı ile de tanırlar. bir bahçe çiçeğidir o. 50 cm kadar uzar, çiçek renkleri sarıdan portakal rengine kadar değişir, sapı ve yaprakları etlidir ve tutulduğunda, sanki yapışkanmış gibi hissedilir. çiçeklerin bazıları yalın kat, bazıları kat kat dolu olur. hepsi de aynı şifa etkisine sahiptir. bitki, çiçekleri, yaprakları ve sapları ile toplanır ve kullanılır. fakat, güneşin en yakıcı olduğu zamanda toplanması gerekir, çünkü, bitkinin şifalı gücü ancak o sırada doruğa ulaşmış olur. calendula-sapogenin, eterli yağ, saponinler, glikozitler, carotinoid, xantophyll, müsilaj, flavonlar ve organik asitler içerir. iltihap giderici, antibakteriyel, yara iyileştirici, mantar hastalığını iyileştirici, safra salgılarını artırıcı, kramp çözücü, lenf sistemini temizleyici, adet kanamalarını artırıcı olarak kullanılmaktadır.

plantago lanceolata

atacamadesert
tr, sinirliot. dar yapraklı sinirliot (plantago lanceolata) ve geniş yapraklı sinirliot (plantago major, plantago asiatica) aynı etkilere sahiptir ve aynı biçimde kullanılırlar. her ikisi de kır yollarında, çimenli tarla kıyılarında, nemli arazilerde, bahçe ve parkların çimleri arasında, pratik olarak dünyanın her bölgesinde yetişir. yöresel olarak, "sinirli yaprak", "bağa yaprağı" ve "ateş yaprağı" diye de tanınırlar. müsilaj, acı maddeler, flavonlar, silisik asit ve aucubin glikoziti başlıca etken maddeleridir. bitkinin antibiyotik etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. sinirliot genellikle solunum organları hastalıklarında kullanılmaktadır. özellikle, balgamlanma, öksürük, boğmaca, akciğer astımı ve akciğer tüberkülozunda etkilidir. sinirliot cinslerinin tümü, kök, sap, yapraklar, çiçekler ve tohumlar olmak üzere kullanılır. başka hiçbir eşdeğer bitkinin yapamayacağı bir biçimde, kanı, akciğeri ve mideyi temizler. bu yüzden az veya kötü nitelikli kana, zayıf akciğerlere ve böbreklere sahip kişiler, ve sürekli zayıf kalanlar onu kullanmalıdırlar. akciğer astımında ve bronşiyal astımda, sinirliot ve kekikotu eşit karışımı kullanılabilir. böyle bir çay harmanı, karaciğer ve mesane rahatsızlıklarında da çok yararlıdır. çay harmanı şöyle hazırlanır: içine 1 dilim limon atılmış 1 bardak soğuk su, 1 çay kaşığı dolusu nöbet şekeri ile birlikte kaynatılır, 4-5 kere taşırıldıktan sonra altı söndürülür ve yarım tatlı kaşığı bitki karışımı (ince kıyılmış) bu kaynar suda haşlanır (kaynatılmaz) ve demlenmesi için 1 dakika beklenir. ağır hastalıklarda günde 4-5 kere taze çay demlenmesi gerekir. mümkün olduğunca sıcak ve yudumlanarak içilmelidir. sinirliot pekmezi, kanı tüm zararlı maddelerden arındırır. her gün yemeklerden önce 1 yemek kaşığı alarak, bu pekmezle gerçek bir kür uygulanabilir.
142 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol