(bkz: muhsinzade mehmet pasa)
on sekizinci yüzyıl osmanlı sadrâzamı. 1706’da istanbul’da doğdu. sadrâzam halepli abdullah paşanın oğludur. babasının nezâretinde husûsî bir eğitim gördü. silâhşör olarak saray hizmetine girdi. 1737’de kapıcılar kethüdâsı oldu. vezir pâyesiyle maraş beylerbeyliğine tâyin edildi (1738). 1747-1758 yılları arasında çeşitli yerlerde muhâfızlık ve beylerbeyliği yaptı.
sultan üçüncü ahmed’in kızlarından esmâ sultanla evlendirilerek (1758), pâdişâh üçüncü mustafa hana enişte oldu. halep ve anadolu beylerbeyliklerine tâyin edildi. bosna (1760) ve rumeli (1762) beylerbeyliklerinde bulundu. köse bâhir mustafa paşanın yerine sadrâzam oldu (1765). rusya seferine muhâlefetinden dolayı vazifesinden alınıp, rodos’a sürüldü (1768). hanımı esmâ sultanın şefâatiyle affa uğrayıp, mora muhâfızı oldu (1769). yunanlı isyâncıları tripolis yakınında mağlup ederek (1770) “mora fâtihi” unvânını aldı. ikinci defâ sadrâzam oldu (1771). serdâr-ı ekrem olarak katıldığı silistre ve varna zaferlerini kazandı (1773). rusya’yla küçük kaynarca antlaşmasını imzâladıktan sonra istanbul’a dönerken, yolda hastalanıp öldü (1774). istanbul eyüp’te hanımı esmâ sultan tarafından yaptırılan türbeye defnedildi.
sultan üçüncü ahmed’in kızlarından esmâ sultanla evlendirilerek (1758), pâdişâh üçüncü mustafa hana enişte oldu. halep ve anadolu beylerbeyliklerine tâyin edildi. bosna (1760) ve rumeli (1762) beylerbeyliklerinde bulundu. köse bâhir mustafa paşanın yerine sadrâzam oldu (1765). rusya seferine muhâlefetinden dolayı vazifesinden alınıp, rodos’a sürüldü (1768). hanımı esmâ sultanın şefâatiyle affa uğrayıp, mora muhâfızı oldu (1769). yunanlı isyâncıları tripolis yakınında mağlup ederek (1770) “mora fâtihi” unvânını aldı. ikinci defâ sadrâzam oldu (1771). serdâr-ı ekrem olarak katıldığı silistre ve varna zaferlerini kazandı (1773). rusya’yla küçük kaynarca antlaşmasını imzâladıktan sonra istanbul’a dönerken, yolda hastalanıp öldü (1774). istanbul eyüp’te hanımı esmâ sultan tarafından yaptırılan türbeye defnedildi.
osmanlı devlet adamı. 1804 yılında istanbul’da doğdu. divân-ı hümâyûn hocalarından halil ramis ağanın oğludur. muntazam bir tahsil ve terbiye gördü. mühendishane-i berri-i hümâyûnu bitirdikten sonra bilgisini artırmak için paris’e gönderildi. 7 ekim 1826’da ruslarla imzâlanan akkerman sözleşmesine ikinci tercüman olarak katıldı. ahmed fevzi paşa ile birlikte mekteb-i harbiyeyi kurdu. sultan ikinci mahmud han tarafından mütercim mehmed rüşdü paşa ile birlikte bâzı fransızca askerî nizamnâmeleri osmanlıcaya çevirmekle vazifelendirildi. 1843’de müşir rütbesiyle arabistan ordusu komutanlığına getirildi. lübnan meselesinin hallinde büyük yararlığı oldu. 1852’de önce tophâne müşirliğine ardından ticâret nâzırlığına tâyin oldu. bursa (1855) ve kastamonu (1857) vâliliklerinde bulundu. 1858’de tekrar arabistan ordusu komutanı sıfatıyla irak ve hicaz müşirliğine getirildi. kıbrıslı mehmed emin paşanın sadârete gelmesinden sonra 1860’da seraskerliğe tâyin edildi. şurâyı devlet başkanlığı (1871) ve bahriye nâzırlığı (1875) görevlerinde de bulunan nâmık paşa, 1877’de âyan meclisi üyeliğine seçildi. 1877-78 osmanlı-rus savaşı sonunda edirne mütârekesini imzâlayan osmanlı heyetinde yer aldı. 1883’te şeyhü’l-vüzerâ unvanını alan nâmık paşa, 16 eylül 1892’de istanbul’da vefât etti. kabri karacaahmed mezarlığındadır.
dört pâdişah devrinde vatanına ve milletine hizmet etmiş, şeyhü’l-vüzerâ pâyesine layık görülmüş olan nâmık paşa, çok cömert ve iyilik sever bir kimse idi. emekli olduktan sonra, ayaspaşa’daki konağında otururken, her cumâ kendi eliyle civârın fakirlerine sadaka dağıtırdı. uzun seneler âdet edindiği bu sadakadan dolayı, cumâ günleri konağın etrafı satıcılarla âdeta mesire yerine dönerdi.
nâmık paşa, bulunduğu görevlerde de adâleti gözetir ve halka karşı zulmetmemek için fevkalâde dikkat ederdi. bir defâsında kosova kumandanı olan oğlu ferik ibrahim paşanın bâzı askerî binâların inşâsı için halktan para topladığını duyunca şöyle haber gönderdi; “bir devlet kurulduğu zaman tebaasına; ben sizin ırz ve nâmusunuzu, mal ve canınızı ve sınırlarınızı korumak için güvenlik kuvvetleri tertipleyeceğim. çocuklarınızı yetiştirmek için mektepler, tarım ve ticâretinizi her türlü kolaylığa kavuşturmak için yollar açacağım. siz de buna karşılık bana her sene şu kadar vergi vereceksiniz, demiş olur. bu, taraflar arasında yapılmış bir antlaşmadır. artık bundan fazla bir şeyi halktan istemek zulümdür. zulmün düşmanı ise allah’tır. eğer benim bu ihtarımdan sonra da yardım toplamaya devam edersen âhirette iki elim yakandadır”. bu baba ihtarına derhal uyan ibrahim paşa da, hayırlı bir evlât olduğunu göstermiştir.
nâmık paşanın konya’nın dolay mevkiinde yaptırmış olduğu bir câmii bulunmaktadır.
dört pâdişah devrinde vatanına ve milletine hizmet etmiş, şeyhü’l-vüzerâ pâyesine layık görülmüş olan nâmık paşa, çok cömert ve iyilik sever bir kimse idi. emekli olduktan sonra, ayaspaşa’daki konağında otururken, her cumâ kendi eliyle civârın fakirlerine sadaka dağıtırdı. uzun seneler âdet edindiği bu sadakadan dolayı, cumâ günleri konağın etrafı satıcılarla âdeta mesire yerine dönerdi.
nâmık paşa, bulunduğu görevlerde de adâleti gözetir ve halka karşı zulmetmemek için fevkalâde dikkat ederdi. bir defâsında kosova kumandanı olan oğlu ferik ibrahim paşanın bâzı askerî binâların inşâsı için halktan para topladığını duyunca şöyle haber gönderdi; “bir devlet kurulduğu zaman tebaasına; ben sizin ırz ve nâmusunuzu, mal ve canınızı ve sınırlarınızı korumak için güvenlik kuvvetleri tertipleyeceğim. çocuklarınızı yetiştirmek için mektepler, tarım ve ticâretinizi her türlü kolaylığa kavuşturmak için yollar açacağım. siz de buna karşılık bana her sene şu kadar vergi vereceksiniz, demiş olur. bu, taraflar arasında yapılmış bir antlaşmadır. artık bundan fazla bir şeyi halktan istemek zulümdür. zulmün düşmanı ise allah’tır. eğer benim bu ihtarımdan sonra da yardım toplamaya devam edersen âhirette iki elim yakandadır”. bu baba ihtarına derhal uyan ibrahim paşa da, hayırlı bir evlât olduğunu göstermiştir.
nâmık paşanın konya’nın dolay mevkiinde yaptırmış olduğu bir câmii bulunmaktadır.
(bkz: mehmet namık paşa)
derya (deniz) kaptanlarından. tecrübeli bir denizci, iyi bir teşkilâtçı olan mansûr beyin çocukluğu ve gençliği hakkında fazla bilgi yoktur. gelibolu’daki osmanlı donanmasının haçlılar tarafından baskını sırasında şehit olan yûsuf beyin yerine 1366’da izmit sancakbeyliğine getirildi. böylece osmanlı donanmasının komutanı olan mansûr bey, bahriyenin temellerini atmanın yollarını araştırırken, yeni tekneler yapılmasına hız verdi.
sultan murâd hana gelibolu’da bir deniz üssünün kurulmasını teklif etti. osmanlı denizciliğine kuruluşta temel, sonradan güç verip destek olacak bir deniz üssünün kurulma teklifi sultan murâd han tarafından memnuniyetle kabul edildi. bunun üzerine mansûr bey, iç limanı, tersânesi, depoları, ikmâl merkezleri, değirmenleri, kışlaları ile o zamana göre her yönüyle modern bir deniz üssünü, temelden inşâ ederek, türk denizciliğine kazandırdı.
hayâta gözlerini yumuncaya kadar osmanlı deniz kuvvetlerinin başında kalan mansûr bey, 1401 yılında vefât etti. kabri gelibolu’dadır.
sultan murâd hana gelibolu’da bir deniz üssünün kurulmasını teklif etti. osmanlı denizciliğine kuruluşta temel, sonradan güç verip destek olacak bir deniz üssünün kurulma teklifi sultan murâd han tarafından memnuniyetle kabul edildi. bunun üzerine mansûr bey, iç limanı, tersânesi, depoları, ikmâl merkezleri, değirmenleri, kışlaları ile o zamana göre her yönüyle modern bir deniz üssünü, temelden inşâ ederek, türk denizciliğine kazandırdı.
hayâta gözlerini yumuncaya kadar osmanlı deniz kuvvetlerinin başında kalan mansûr bey, 1401 yılında vefât etti. kabri gelibolu’dadır.
(bkz: mahmut sevket pasa)
(bkz: mahmut nedim pasa)
fâtih sultan mehmed han devri sadrâzamlarından. doğum târihi bilinmemektedir. sırp kavmine mensup asîl bir âilenin çocuğudur. küçük yaşta serhat gâzileri tarafından esir alındıktan sonra, ümerâdan mehmed ağa tarafından satın alındı. mehmed ağa, iyi bir tahsil ve terbiye ile yetiştirdikten sonra, kendisini sultan ikinci murâd hana takdim etti. böylece tahsil ve terbiyesine sarayda da devâm etti. zekâsı, ilmi ve kuvvetli şahsiyeti, fâtih sultan mehmed han tarafından takdir edildiğinden ocak ağalığına getirildi. istanbul’un fethinde de vazife alan mahmûd ağa, 1455’te ishak paşanın yerine sadrâzamlığa getirildi. 1459’da sırbistan seferine çıkan mahmûd paşa, resav, kuruca, ostcoviça ve durnik kalelerini zaptetti. daha sonra fâtih’le birlikte ikinci mora seferine çıkarak, mistora’nın fethini gerçekleştirdi. 1460’ta yine fâtih’in maiyetinde amasra, sinop ve trabzon seferlerine iştirak ederek büyük muvaffakiyet gösterdi. 1462’de eflak seferinde, midilli fethinde ve bosna kralının teslim olmasında önemli hizmetlerde bulundu. macar kralı hunyadi yanoş’un bosna’ya hücumu üzerine, 1464’te sefere çıktı. vezîr-i âzam mahmûd paşanın bosna’ya gelmesiyle macarlar kaçtı. pek çok ganîmet ve esirin ele geçmesini sağladı. mahmûd paşa, 1466’da kaptan-ı deryâ vazifesiyle gelibolu sancağına tâyin edildi. 1470’te üç yüz gemi ile eğriboz adasının fethinde bulundu. 1472’de tekrar vezîr-i âzamlık makâmına getirilen mahmûd paşa, 1473’te akkoyunlu uzun hasan ile yapılan otlukbeli muhârebesinden önce, ileri harekâtta bulunmakla vazifelendirildi. fâtih’in otlukbeli zaferinden sonra istanbul’a dönmesiyle vezirlikten alınan mahmud paşa, filibe civârında îmâr ettirdiği hasköy’e yerleşti. 1474’te vefât etti.
fâtih’in, rumeli ve anadolu seferlerine katılan mahmud paşa, zaferlerin kazanılmasında hizmeti geçen bir komutandır. kaptan-ı deryâlık da yapan mahmud paşa, osmanlı devletinde on beş yıl sadrazamlık yapmıştır. devlet adamlığı ve komutanlığı yanında şâirliği de vardı. adnî mahlasıyla şiir yazardı. akıllı, cesur olup, ilmin ve fennin yükselmesine çalıştı. âlimlere hürmet edip, onlara bol ihsanlarda bulunurdu. haftada bir kere sohbet tertip ederdi. birçok hayır ve hasenât müesseseleri, istanbul’da kendi adıyla anılan büyük bir câmi, medrese, hamam yaptırdı. câmi etrafındaki çarşı ve mahalleye bugün de mahmud paşa denilmektedir. sofya’da da büyük bir câmi yaptırdı.
fâtih’in, rumeli ve anadolu seferlerine katılan mahmud paşa, zaferlerin kazanılmasında hizmeti geçen bir komutandır. kaptan-ı deryâlık da yapan mahmud paşa, osmanlı devletinde on beş yıl sadrazamlık yapmıştır. devlet adamlığı ve komutanlığı yanında şâirliği de vardı. adnî mahlasıyla şiir yazardı. akıllı, cesur olup, ilmin ve fennin yükselmesine çalıştı. âlimlere hürmet edip, onlara bol ihsanlarda bulunurdu. haftada bir kere sohbet tertip ederdi. birçok hayır ve hasenât müesseseleri, istanbul’da kendi adıyla anılan büyük bir câmi, medrese, hamam yaptırdı. câmi etrafındaki çarşı ve mahalleye bugün de mahmud paşa denilmektedir. sofya’da da büyük bir câmi yaptırdı.
(bkz: mahmut pasa)
osmanlı devlet adamlarından. 1818 yılında istanbul’da doğdu. şam ve bağdat vâliliklerinde vazife yapan mehmed necip paşanın oğludur.
normal öğreniminden sonra bâbıâlî’de sadâret mektubî kaleminde vazifeye başladı. devletin çeşitli kademelerinde çalışarak, 1847’de sadâret ve aynı yıl hâriciye müsteşarı oldu. 1855’te sayda ve şam, 1856’da izmir vâliliklerinde bulunduktan sonra, 1858’de tanzimât meclisi üyesi oldu. bundan iki sene sonra kendi isteği ile trablusgarp vâliliğine getirildi. burada yedi sene vâlilikten sonra saraya yanaşmanın çârelerini arayan mahmûd nedim paşa, önce bahriye nâzırlığına, âlî paşanın ölümü üzerine, sadrazamlığa getirildi (1871). önceleri âlî paşaya karşı duyduğu kinini onun adamlarını vazifeden alıp, başka yerlere tâyin etmekle açığa çıkardı. bu arada, hüseyin avni paşayı isparta’ya sürdürerek, ileride şehit edilecek olan sultan abdülaziz hanın başına gelecek hâdiselerin tohumunu attı. o günkü şartlarda her zamankinden daha fazla avrupa devletlerine duyulması îcâb eden yakınlık, onun rusya tarafını tutması ile yalnızlığa döndü. rus elçisinin bütün isteklerinin sadrazam tarafından eksiksiz yerine getirilmesi, kendisinin halk arasında “nedimof” gibi küçültücü bir lâkapla anılmasına yol açtı.
on bir ay süren sadrazamlığı sırasında, beş serasker, dört bahriye, dört adliye, beş mâliye nâzırı, altı tophâne müşiri, beş sadâret, altı serasker müsteşarı, sayılamayacak kadar vâli ve taşra memurlarını değiştirmesi, devlet işlerini karıştırması bakımından dikkat çekici hususlardır. vâliliklerin ödeneklerini kesmesi, lüzumsuz yeni vâlilikler kurarak idâreyi karıştırması, 1872’de görevinden alınarak kastamonu vâliliğine gönderilmesine sebep oldu. adana vâliliğinde de bulunduktan sonra istanbul’a getirtilerek önce şûrâ-yı devlet (danıştay) başkanlığına, ardından 1875’te ikinci defa sadrazamlığa getirildi. hersek isyânına, sırbistan ve bulgaristan’daki ayaklanmalara mâni olamayan mahmûd nedim paşa, bütçe açığını kapamak için aldığı tedbirlerle işleri büsbütün karıştırdı. rus elçisinin telkinlerine kapılarak bulgaristan ihtilâline karşı askerî tedbir almaması, balkanlardaki çeşitli hâdiseler, büyük devletlerin müdâhale etmesine zemin hazırladı. can düşmanı gibi olan hüseyin avni ve midhat paşaların talebeyi nümâyişe kışkırtmaları, bosna-hersek isyanlarındaki başarısızlıkları, mâlî krizin artması sebepleriyle, 12 nisan 1876’da vazifeden alındı. çeşme, sakız’da ikâmete memur edildikten sonra, sultan ikinci abdülhamid han zamânında affedilerek istanbul’a döndü. 1879’da dahiliye nazırlığına getirilince, eskisinin aksine halka ve memurlara çok iyi davrandı. fakat hastalandığı için bu vazifeden alındı. 14 mayıs 1884’te öldü. cağaloğlu’ndaki bir arsaya gömülerek, sonra üzerine türbesi yapıldı.
mahmûd nedim paşa, tanzimat devrinde yetişen şâir ve yazarlardandır. şiirlerini topladığı dîvân’ı ile reddiye adlı risâlesi basılmadı. hikâye-i meliki muzaffer, devlet idâresine âit âyine ve nazım olan hasbihâl adlı eserleri yayınlanmıştır.
normal öğreniminden sonra bâbıâlî’de sadâret mektubî kaleminde vazifeye başladı. devletin çeşitli kademelerinde çalışarak, 1847’de sadâret ve aynı yıl hâriciye müsteşarı oldu. 1855’te sayda ve şam, 1856’da izmir vâliliklerinde bulunduktan sonra, 1858’de tanzimât meclisi üyesi oldu. bundan iki sene sonra kendi isteği ile trablusgarp vâliliğine getirildi. burada yedi sene vâlilikten sonra saraya yanaşmanın çârelerini arayan mahmûd nedim paşa, önce bahriye nâzırlığına, âlî paşanın ölümü üzerine, sadrazamlığa getirildi (1871). önceleri âlî paşaya karşı duyduğu kinini onun adamlarını vazifeden alıp, başka yerlere tâyin etmekle açığa çıkardı. bu arada, hüseyin avni paşayı isparta’ya sürdürerek, ileride şehit edilecek olan sultan abdülaziz hanın başına gelecek hâdiselerin tohumunu attı. o günkü şartlarda her zamankinden daha fazla avrupa devletlerine duyulması îcâb eden yakınlık, onun rusya tarafını tutması ile yalnızlığa döndü. rus elçisinin bütün isteklerinin sadrazam tarafından eksiksiz yerine getirilmesi, kendisinin halk arasında “nedimof” gibi küçültücü bir lâkapla anılmasına yol açtı.
on bir ay süren sadrazamlığı sırasında, beş serasker, dört bahriye, dört adliye, beş mâliye nâzırı, altı tophâne müşiri, beş sadâret, altı serasker müsteşarı, sayılamayacak kadar vâli ve taşra memurlarını değiştirmesi, devlet işlerini karıştırması bakımından dikkat çekici hususlardır. vâliliklerin ödeneklerini kesmesi, lüzumsuz yeni vâlilikler kurarak idâreyi karıştırması, 1872’de görevinden alınarak kastamonu vâliliğine gönderilmesine sebep oldu. adana vâliliğinde de bulunduktan sonra istanbul’a getirtilerek önce şûrâ-yı devlet (danıştay) başkanlığına, ardından 1875’te ikinci defa sadrazamlığa getirildi. hersek isyânına, sırbistan ve bulgaristan’daki ayaklanmalara mâni olamayan mahmûd nedim paşa, bütçe açığını kapamak için aldığı tedbirlerle işleri büsbütün karıştırdı. rus elçisinin telkinlerine kapılarak bulgaristan ihtilâline karşı askerî tedbir almaması, balkanlardaki çeşitli hâdiseler, büyük devletlerin müdâhale etmesine zemin hazırladı. can düşmanı gibi olan hüseyin avni ve midhat paşaların talebeyi nümâyişe kışkırtmaları, bosna-hersek isyanlarındaki başarısızlıkları, mâlî krizin artması sebepleriyle, 12 nisan 1876’da vazifeden alındı. çeşme, sakız’da ikâmete memur edildikten sonra, sultan ikinci abdülhamid han zamânında affedilerek istanbul’a döndü. 1879’da dahiliye nazırlığına getirilince, eskisinin aksine halka ve memurlara çok iyi davrandı. fakat hastalandığı için bu vazifeden alındı. 14 mayıs 1884’te öldü. cağaloğlu’ndaki bir arsaya gömülerek, sonra üzerine türbesi yapıldı.
mahmûd nedim paşa, tanzimat devrinde yetişen şâir ve yazarlardandır. şiirlerini topladığı dîvân’ı ile reddiye adlı risâlesi basılmadı. hikâye-i meliki muzaffer, devlet idâresine âit âyine ve nazım olan hasbihâl adlı eserleri yayınlanmıştır.
lagim cukurum.
sineksavar markasiydi bu yanilmiyorsam.
(bkz: war is over)
alanin tam olarak nerede konu$landigini googledan bile bulamadigim ba$liktir, ucaktir, hava yoludur, acaip bir $eydir. nickimi bu gune kadar gormedigime $a$irdim dogrusu.
(bkz: bu bunye gecersiz bir i$lem yuruttu ve kapatilacak)
(bkz: bu bunye gecersiz bir i$lem yuruttu ve kapatilacak)
(bkz: muzik)
efesten guzel olmasa da yine de tadi hic fena olmayan biradir. $u anki fiyati 1.80 ytl + 15 ykr depozitodur.
nagehandan geldigini du$unduren bir kiz ismi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?