gözün iç açısındaki kırmızı çıkıntı, göz memesi.
(bkz: ufuk)
gözü çok yoran ince iş.
üst çenedeki köpek dişlerinden her biri.
pek çok istenerek üzerine düşülen şey.
gemilerin baş tarafında bulunan, her zaman kullanılan büyük çıpa.
sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma, tehdit.
(bkz: nazar boncuğu)
gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı, oftalmoloji.
göz hastalıklarının iyileştirilmesi için yapılan banyo.
gerektikçe başkalarına aktarılmak için ölümlerinden hemen sonra gönüllülerin gözündeki saydam tabakanın alınıp saklandığı göz kliniği.
el çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi, illüzyon.
güzelliği ile ilgi çeken, alımlı, göze çarpan.
gözü açık olma durumu.
iri vücutlu, güçlü ve gagası çengelli yırtıcı kuş.
güreşte rakibi alta düşürdükten sonra üstüne oturarak uylukları arasında ayak bağlama, bir yandan da iki kolu altından el geçirerek ağırlığı bel üzerine verme.
meyilli alanlarda plastik örtüler, asfaltlanmış kanaviçe, galvanizli sac, asfalt ve daha birçok benzeri maddeyle kaplanarak yağmur sularının toplanıp depo edildiği ve hayvanların içme suyu gereksinimlerinin karşılandığı basit su toplama düzeni.
yüzüne çok allık süren.
(bkz: paskalya yumurtası gibi)
paskalyada hristiyanların çeşitli renklere boyadıkları yumurta.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?