eşine bağlı olmayıp başkalarıyla da ilişki kuran kimse.
çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil.
(bkz: aymaz)
uyanık, becerikli kimse.
göz yuvarlarının içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri, gözevi.
kafatasında bir çukur içine yerleşmiş bulunan gözün yuvarlak bölümü.
başkalarının dikkati onun üzerinde olma, kendisini izleyenlerin değerlendirmesini dikkatlice görme, göz hapsinde tutma.
yan göz.
bazı göz, deri, bitki hastalıklarında ve bağcılıkta kullanılan, koyu mavi renkte zehirli bir tuz, bakır sülfat, bakır tuzu.
gözün burun tarafındaki ucu.
çatı katlarında veya kapı üstlerinde yuvarlak veya oval biçimli, genellikle süslü küçük pencere.
görülebilen, yakın yer.
yoğun bir emek sonucu ortaya çıkan iş.
gözün ön tarafında bulunan ve dışarıdaki cisimlerin görüntüsünün ağ tabaka üzerine düşmesini sağlayan mercek biçiminde saydam organ.
(bkz: göz etçiği)
gözün şakak tarafındaki ucu.
gözlerin hemen altında derinin ve kasların bozulması sonucu oluşan şişkinlik.
ölçü veya tartı ile değil, gözle oranlanarak belirlenen miktar.
göz banyosu için kullanılan kadeh biçimindeki kap.
bir kimseye bulunduğu yerden ayrılmaması biçiminde verilen ceza.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?