(bkz: fenerbahçe)
lincolnün ayakta durmaktan çok yerlerde gezindiği maç olmuştur. burdan selçuk dereliye oyna hareketi yapmak istiyorum.
nutella kadar tatlı olmaz genelde bu isme sahip olan bayanlar.
lanet öss stresinden sonra bir yere kapak atmış bulunan bireyimizin aklına ilk olarak gelen şu olur; "üniversiteye kapağı attım, gerisi kolay mnskym!" başlı başına yalandır efendim bu. gerek aile bireyleri, gerek arkadaş çevresi üniversiteye girildiği takdirde rahatlaacağınız konusunda bazı hurafeler ortaya atar ki böyle olaylara gelmemek lazım.
ilk olarak "ay ben direk bölüme geçicem, hazırlık okumam" gibi saçma sapan düşüncelere girmeyin, gidin hazırlık sınıfını okuyun, paşa paşa gezin, dolaşın, eğlenin bir yıl. böylelikle lise havasında da biraz olsun kurtulma eğilimini göstermiş olursunuz.
bir şekilde hazırlığı geçtikten sonra gelelim esas yere, bölüme. bünyelerde hafif heyecan olabilir, merak etmeyin. "benbisikimbilmiyorum, nasıl dersleri alıcaz lan" gibi söylemler olacaktır, merak etmeyin onlarda bir şekilde hallolucaktır. ilk haftalar bölümdeki yeni arkadaş, dost, sevgili, nefret edeceğiniz kişiler olacaktır ki hemen atlamayın, iyi gözlem yapın. farklı insanlar farklı yapılarda sizin karşınıza çıkacaktır.
misal lise olayını bırakamamış hocanın götünden ayrılmayan kimseler olacaktır. bunlar zamanı gelince ne notlarını size vericek ne de bir iyiliği dokunacaktır ama yine de hocalar arasında mesafeyi iyi ayarlamak lazımdır. zamanla nefret duygusu oluşacaktır kimi insanlara karşı, merak etmeyiniz.
en az 1 yıl geçmeden kimseye "dost" damgasını vurmayın, kimi zaman gelecektir ki dost damgasını vurduğunuz kişiler size vurabilecektir. yine iyi bir gözlem gerekir evet.
gel gelelim sevgili olayına. aynı bölümden sevgili olma konusuna girmeyin. bu olaylar belli olmamakla birlikte ilerde bitecek olan birliktelik tüm çevrenizi değiştirebilecektir. hea derseniz "ulan kıza bak oh$/ay kızıımm çok tatlı çocukk yaa" o size kalmış bir durum. bölüm olarak endüstri, iç mimarlık gibi bayan arkadaşlarımızın bolca bulunduğu bölümler tercih edilebilir, bayanlar ise tercih etmesine gerek yok her bölümde fazlaca erkek ırkı bulunmaktadır.
sınav dönemleri olacaktır ki zaman dilimini iyi ayarlamak lazımdır. 1 hafta kala sınava çalışmak makbuldür ki yapılan araştırmaya göre üniversite öğrencilerinin %83,4’ü bu olayı gerçekletiremiyor. olay şöle gerçekleşiyor ki "ohoo daha bir hafta var çalışırım." yalan. 1 gün geçiyor 2 gün geçiyor ve sınava 3 gün kala çalışırım havasına giriliyor. o da kimi zaman yalan oluyor. son 1-2 gün ise bireyimizin kaba eti sıkışmasından mütevellit çalışma girişimlerine giriyor tabi ne kadar yararlı olur bilinmez. o yüzden düzenli çalışın azizim. bu cümleye kendimde inanmasam da evet.
lisede sanılan büyüdüm havasını burada çok daha fazla hissedeceksiniz fakat daha da büyüdüğünüzü zannederken sizden daha büyükler olacaktır ki onları dinlemek pek bir yararlı olacaktır. "ne diyo lan bu ibiş" şeklinde yaklaşmayın efendim bir şeyler çıkarmaya çalışın oradan buradan, siz de daha fazla büyüyün böylelikle.
vesselam üniversite öyle kolay bir yer değildir, bilimsel ve sosyal eğitim alıcağınız yerde hayata başlamak için ayrı bir geçit olarak size sunulmuş birçok seçenekten biridir sadece. önemli olan bunu en iyi şekilde değerlendirmektir diyor okul kantinindeki tüm tatlı kızlara selamlarımı iletiyorum.
ilk olarak "ay ben direk bölüme geçicem, hazırlık okumam" gibi saçma sapan düşüncelere girmeyin, gidin hazırlık sınıfını okuyun, paşa paşa gezin, dolaşın, eğlenin bir yıl. böylelikle lise havasında da biraz olsun kurtulma eğilimini göstermiş olursunuz.
bir şekilde hazırlığı geçtikten sonra gelelim esas yere, bölüme. bünyelerde hafif heyecan olabilir, merak etmeyin. "benbisikimbilmiyorum, nasıl dersleri alıcaz lan" gibi söylemler olacaktır, merak etmeyin onlarda bir şekilde hallolucaktır. ilk haftalar bölümdeki yeni arkadaş, dost, sevgili, nefret edeceğiniz kişiler olacaktır ki hemen atlamayın, iyi gözlem yapın. farklı insanlar farklı yapılarda sizin karşınıza çıkacaktır.
misal lise olayını bırakamamış hocanın götünden ayrılmayan kimseler olacaktır. bunlar zamanı gelince ne notlarını size vericek ne de bir iyiliği dokunacaktır ama yine de hocalar arasında mesafeyi iyi ayarlamak lazımdır. zamanla nefret duygusu oluşacaktır kimi insanlara karşı, merak etmeyiniz.
en az 1 yıl geçmeden kimseye "dost" damgasını vurmayın, kimi zaman gelecektir ki dost damgasını vurduğunuz kişiler size vurabilecektir. yine iyi bir gözlem gerekir evet.
gel gelelim sevgili olayına. aynı bölümden sevgili olma konusuna girmeyin. bu olaylar belli olmamakla birlikte ilerde bitecek olan birliktelik tüm çevrenizi değiştirebilecektir. hea derseniz "ulan kıza bak oh$/ay kızıımm çok tatlı çocukk yaa" o size kalmış bir durum. bölüm olarak endüstri, iç mimarlık gibi bayan arkadaşlarımızın bolca bulunduğu bölümler tercih edilebilir, bayanlar ise tercih etmesine gerek yok her bölümde fazlaca erkek ırkı bulunmaktadır.
sınav dönemleri olacaktır ki zaman dilimini iyi ayarlamak lazımdır. 1 hafta kala sınava çalışmak makbuldür ki yapılan araştırmaya göre üniversite öğrencilerinin %83,4’ü bu olayı gerçekletiremiyor. olay şöle gerçekleşiyor ki "ohoo daha bir hafta var çalışırım." yalan. 1 gün geçiyor 2 gün geçiyor ve sınava 3 gün kala çalışırım havasına giriliyor. o da kimi zaman yalan oluyor. son 1-2 gün ise bireyimizin kaba eti sıkışmasından mütevellit çalışma girişimlerine giriyor tabi ne kadar yararlı olur bilinmez. o yüzden düzenli çalışın azizim. bu cümleye kendimde inanmasam da evet.
lisede sanılan büyüdüm havasını burada çok daha fazla hissedeceksiniz fakat daha da büyüdüğünüzü zannederken sizden daha büyükler olacaktır ki onları dinlemek pek bir yararlı olacaktır. "ne diyo lan bu ibiş" şeklinde yaklaşmayın efendim bir şeyler çıkarmaya çalışın oradan buradan, siz de daha fazla büyüyün böylelikle.
vesselam üniversite öyle kolay bir yer değildir, bilimsel ve sosyal eğitim alıcağınız yerde hayata başlamak için ayrı bir geçit olarak size sunulmuş birçok seçenekten biridir sadece. önemli olan bunu en iyi şekilde değerlendirmektir diyor okul kantinindeki tüm tatlı kızlara selamlarımı iletiyorum.
beşiktaş’ın 90+4’te attığı golle 2-1 biten maçtır. neler olmuş, neler bitmiş bilmemekle birlikte bildiğim tek şey beşiktaş’ın son dakika gollerine kendini alıştırdığı olmuştur. bakalım bu işler nereye kadar gidecek.
13 martta tüm müzik marketlede yerini alacak imiş sagopanın yeni solo albümü.
http://tinyurl.com/ynrdcb
http://tinyurl.com/ynrdcb
10 mart 2008 pazartesi günü saat 16:00’da çankaya üniversitesi konferans salonunda "8 mart dünya kadınlar günü" için "pamuk prenses olmalı mı, olmamalı mı" adlı bir konferans vericek olan şahıs.
(bkz: gse)
(bkz: west ham united)
az evvel koltuk altı kıllarını kesmemi rica eden bilgiç. gel gör ki pek iğrendim ve bu ricasını geri çevirdim.
derbi adında olmasına rağmen pek heyecanlı geçmeyen bir maç olmuştur. galatasaray kasımpaşa maçındaki gibi yine ruhsuz bir futbol ortaya koymuştur. kallinin taktiksel hataları ve oyuncu seçimi etkili olmuştur bittabi buna. hangi maçta volkan ile hakan balta aynı anda oynayınca verim aldın ki bu maçta verim bekliyosun. sabri ve barış da pek etkili olamadılar. hele ki servet denen bir birey vardı sahada saç baş yoldurdu. takımdaki kimse de demiyor efendim sen kullanma ben topu başlatırım diye. sıçtı maçın ağzına resmen. ileride ise hakan ve ümite destek çıkılmadığından etkili olamadılar.
beşiktaşa gelirse galatasaraydan daha iyi bir futbol oynadılar. daha iyi top yapıp yerinde yapılan preslerle galatasaraya oynama alanı bırakmadılar. 2 dakika içinde 5 korner attılar ki e artık biri gol olsun. onu da attılar ve 1-0 sonuçlandı maç.
sonuç olarak puan tablosu saçma bi hal aldı. ayriyetten beşiktaş 137 hafta sonra liderliği gördü ki yuh amk demekten alıkoyamıyorum kendimi.
beşiktaşa gelirse galatasaraydan daha iyi bir futbol oynadılar. daha iyi top yapıp yerinde yapılan preslerle galatasaraya oynama alanı bırakmadılar. 2 dakika içinde 5 korner attılar ki e artık biri gol olsun. onu da attılar ve 1-0 sonuçlandı maç.
sonuç olarak puan tablosu saçma bi hal aldı. ayriyetten beşiktaş 137 hafta sonra liderliği gördü ki yuh amk demekten alıkoyamıyorum kendimi.
jirondenler partisinden konvansiyon üyesi, bordeauxda boynu vurulmuştur.
romanın yedi tepesinden biri olan capitoledeki kayalıkların adı. romada hainler bu kayalıktan atılarak cezalandırılırdı.
apollondan daha iyi flüt çaldığını ileri sürerek onunla yarışmaya kalkan yarıtanrı. yarışı kaybedince bir ağaca bağlanıp diri diri derisi yüzüldü.
(bkz: marsyas)
eski italya 79 yılında vezüv yanardağının külleri altında kalmış, 1719lardan sonra ortaya çıkarılmıştır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?