tarifi zor,
bulması zor, yaşaması, beklemesi zor.
hem şiir yazması zor hem de şarkı.
ama bir güzelliktir alır götürür.
kendini su zannedersin,
akmak istersin yol nereye,
toprak nereye, zaman nereye götürecekse.
çiçek büyütenler bilirler.
penceresi önünde çiçekleri olanlar.
ya da odasında bir sehpanın üzerinde
ya da çiçeğin yerini beğendiği herhangi bir yerde.
çiçeklerini sevenler bilirler,
çiçeklerine su verenler bilirler,
suyun saksının dibine yeniden dupduru geldiğini.
çamursuz gediğini.
aşk kirlenmemek,
aşk kirletilememek,
aşk su olmaktır.
toprağı sevmek,
toprağa can vermek
ama çamur olamamak.
oysa çamur oyuncağımızdı bizim
çocukluğumuzun evlerini yapardık
neden korkumuz çamur olmak?
neden toprakla bütün olmak?
01.07.07.
instrument.
durun ya ne oluyor?
xxx sevenler derneği genelde nesli tükenen varlıklar için kurulur.
yoksa? yok canım!
xxx sevenler derneği genelde nesli tükenen varlıklar için kurulur.
yoksa? yok canım!
umut altınçağ’ın ilk albümünde bir bestenin adıdır. iki kere kullanılmıştır. birisinde küçük bir kız şiir okur. ötekisinde enstrumantaldir.
bir gece vakti albümünden bir şarkıdır.
(bkz: anatomi)
bilemedim o zamanlar öğrenciliğin şimdiki gibi olduğunu.
ben küçükken okul sonrası mahallemizde bulunan "kültür evi" adında bir yere giderdik. orada boş vakti olan öğretmenler gelir çocuklara ders verir ve ödevlerinde yardım ederlerdi. ben de öğlenciydim. sabah oraya giderdim, öğleden sorra da okula.
bir gün kültür evinden dönerken çok feci yağmur başladı. küçüktüm ve kitaplarımı defterlerimi seviyordum. yağmur şiddetlenince defterlerimi ve kitaplarımı kazağımın altına soktum ki ıslanmasın.
dış ses: "lan gerizekalı tutsana başına kitapları ıslanmasın başın."
ama yok. kitaplarım kupkuruydu ben sucuk gibi olmuştum. küçüktüm evet. okumak çok faydalı.
ben küçükken okul sonrası mahallemizde bulunan "kültür evi" adında bir yere giderdik. orada boş vakti olan öğretmenler gelir çocuklara ders verir ve ödevlerinde yardım ederlerdi. ben de öğlenciydim. sabah oraya giderdim, öğleden sorra da okula.
bir gün kültür evinden dönerken çok feci yağmur başladı. küçüktüm ve kitaplarımı defterlerimi seviyordum. yağmur şiddetlenince defterlerimi ve kitaplarımı kazağımın altına soktum ki ıslanmasın.
dış ses: "lan gerizekalı tutsana başına kitapları ıslanmasın başın."
ama yok. kitaplarım kupkuruydu ben sucuk gibi olmuştum. küçüktüm evet. okumak çok faydalı.
(bkz: xxx kim lan)
kitabı yasaklayan muzır kuruluna karşı bir bildiri yayınlandı. bu bildirinin altında bir sürü yazarın imzası vardı;
5 ekim 1993
bir edebiyat, yaratıldığı ülkenin, temsil ettiği hayatın bütün yönlerini, bütün zenginliklerini görüp yansıttığı ölçüde güçlüdür. yüzyıllardır baskılarla boğuşan türk edebiyatı, zenginliğinden vazgeçmeyecektir. cinsellik de insan hayatının en temel ve en vazgeçilmez bir parçası olduğuna göre edebiyat eserlerinde konu edilmesi doğaldır. bir edebiyat eserinin ne olduğu konusu tartışılabilir, ama bizler gerçek bir edebiyat eserinin hiçbir zaman muzır nitelikler taşımayacağına inanıyoruz.
edebi değeri konusunda uzman edebiyatçıların düşünce birliği içinde beğenip ödüllendirdiği bir kitap hakkında muzır kurulunun "zararlıdır" kararı vermesi, edebiyatımızın özgürlük alanına yapılmış bir saldırı olduğu kadar, bu yasaklayıcı kurumun kendi kuruluş yasasına da aykırı bir davranıştır. kamuoyunda muzır kurulu olarak bilinen başbakanlık küçükleri muzır neşriyattan koruma kurulunun kuruluş yasasının 6ncı maddesine göre "fikri, içtimai ve bedii kıymeti haiz olan eserler, bu kanunun şümulünden hariçtir." dili çok eskimiş bu maddeyi günümüz diliyle söylersek: "bilim, sanat ve edebiyat eserleri bu yasanın kapsamı dışındadır." durum böyle olunca başbakanlığa bağlı olan bu kurul sanat ve edebiyat eserleri konusunda karar veremez demektir.
bu kurulun türk dilini ve edebiyatını hedef alan zarar verici yasakçı, yıkıcı kararlarından kaygı duyuyoruz. bu kurulun edebiyatımıza ve türkçemize yönelik baskıları ve yanlış kararları, toplumun ve küçüklerin ahlakını hiçbir şekilde korumayacak, yalnızca gelecekte birer utanç belgesi olarak anılacaktır. bu kurul gerçek edebiyattan, sanattan ve tüm yazarlardan elini çekmelidir.
yaşar kemal
orhan pamuk
erdal öz
latife tekin
tahsin yücel
pınar kür
ahmet altan
tarık dursun
selim ileri
faik baysal
füruzan
hilmi yavuz
nedim gürsel
onat kutlar
demir özlü
orhan duru
nazlı eray
mehmet eroğlu.
5 ekim 1993
bir edebiyat, yaratıldığı ülkenin, temsil ettiği hayatın bütün yönlerini, bütün zenginliklerini görüp yansıttığı ölçüde güçlüdür. yüzyıllardır baskılarla boğuşan türk edebiyatı, zenginliğinden vazgeçmeyecektir. cinsellik de insan hayatının en temel ve en vazgeçilmez bir parçası olduğuna göre edebiyat eserlerinde konu edilmesi doğaldır. bir edebiyat eserinin ne olduğu konusu tartışılabilir, ama bizler gerçek bir edebiyat eserinin hiçbir zaman muzır nitelikler taşımayacağına inanıyoruz.
edebi değeri konusunda uzman edebiyatçıların düşünce birliği içinde beğenip ödüllendirdiği bir kitap hakkında muzır kurulunun "zararlıdır" kararı vermesi, edebiyatımızın özgürlük alanına yapılmış bir saldırı olduğu kadar, bu yasaklayıcı kurumun kendi kuruluş yasasına da aykırı bir davranıştır. kamuoyunda muzır kurulu olarak bilinen başbakanlık küçükleri muzır neşriyattan koruma kurulunun kuruluş yasasının 6ncı maddesine göre "fikri, içtimai ve bedii kıymeti haiz olan eserler, bu kanunun şümulünden hariçtir." dili çok eskimiş bu maddeyi günümüz diliyle söylersek: "bilim, sanat ve edebiyat eserleri bu yasanın kapsamı dışındadır." durum böyle olunca başbakanlığa bağlı olan bu kurul sanat ve edebiyat eserleri konusunda karar veremez demektir.
bu kurulun türk dilini ve edebiyatını hedef alan zarar verici yasakçı, yıkıcı kararlarından kaygı duyuyoruz. bu kurulun edebiyatımıza ve türkçemize yönelik baskıları ve yanlış kararları, toplumun ve küçüklerin ahlakını hiçbir şekilde korumayacak, yalnızca gelecekte birer utanç belgesi olarak anılacaktır. bu kurul gerçek edebiyattan, sanattan ve tüm yazarlardan elini çekmelidir.
yaşar kemal
orhan pamuk
erdal öz
latife tekin
tahsin yücel
pınar kür
ahmet altan
tarık dursun
selim ileri
faik baysal
füruzan
hilmi yavuz
nedim gürsel
onat kutlar
demir özlü
orhan duru
nazlı eray
mehmet eroğlu.
şebnem işigüzelin 1993te henüz 20 yaşındayken yazdığı kitap. can yayınlarından çıkmıştır. aynı yıl yunus nadi öykü ödülünü alan kitap, daha sonra içerisinde uygunsuz cümleler bulunduğu gerekçesiyle yasaklandı ve toplatıldı. daha sonra 2001 de everest yayın evi kitabın sansürlenen cümlelerinin üzerini siyah bantla kapatarak tekrar yayınladı. ancak siyah bantla kapalı olan yerlerde yazan yazılar kitabın en arkasında açık bir şekilde not edilmişti. yalnızca öykülerin içinde olması gerektiği yerde değillerdi. çok ayıp bir kitap evet.
yılmaz erdoğanın 1992de yazdığı bir öyküsü. hüzünbaz sevişmeler kitabında yer alıyor.
perihan mağden’in 2001 yılında everest yayın evinden çıkan kitabı.
kadınların en iyi sürebildikleri tekerlekli araç pazar arabasıdır. ya da marketlerdeki alışveriş arabası.
hatta bunlar bile onlara fazladır. pazarda pazar arabasıyla alışveriş yaparken gelip kendi arabasının tekerini sizin arabanızın tekerine takan kadınlar da vardır. söyleyecek bir şey bulamıyorum. üzüntü içerisindeyim.
hatta bunlar bile onlara fazladır. pazarda pazar arabasıyla alışveriş yaparken gelip kendi arabasının tekerini sizin arabanızın tekerine takan kadınlar da vardır. söyleyecek bir şey bulamıyorum. üzüntü içerisindeyim.
bana türkiye’deki spor basınının ne kadar gerizekalı ve taraflı olduğunu kanıtlamış olan maçtır.
maç oldu bitti, sivasspor maçı aldı. ertesi gün gazetelerin spor sayfalarında beşiktaş berbat, beşiktaş göçmüş, beşiktaş düşmeye devam ediyor, beşiktaş rezalet gibi manşetler gördüm.
e be kardeşim bu kadar mı taraflı gazetecilik olur. anadolu takımlarımız ilk haftalarda zirveleri zorlayıp, daha sonradan düşüyorlarsa bu işte basının da büyük payı var. gündem ve manşetler hep büyük takımlar üzerine mi inşa edilmeli?
neden beşiktaş yenildi şeklinde yazılır tüm yazılar. sivassporun hiç hakkı yoktur sanki.
sivasspor yendi, sivasspor zirveyi zorlamaya devam ediyor, sivasspor çok iyi şeklinde hiç yazı yok. varsa yoksa beşiktaşın düşmesi. ulan neden hem beşiktaşı karalıyorsunuz hem de svasspor bir sikim değilmiş gibi yazılar yazıyorsunuz?
bu maçı sivasspor hakıyla almadı mı?
maç oldu bitti, sivasspor maçı aldı. ertesi gün gazetelerin spor sayfalarında beşiktaş berbat, beşiktaş göçmüş, beşiktaş düşmeye devam ediyor, beşiktaş rezalet gibi manşetler gördüm.
e be kardeşim bu kadar mı taraflı gazetecilik olur. anadolu takımlarımız ilk haftalarda zirveleri zorlayıp, daha sonradan düşüyorlarsa bu işte basının da büyük payı var. gündem ve manşetler hep büyük takımlar üzerine mi inşa edilmeli?
neden beşiktaş yenildi şeklinde yazılır tüm yazılar. sivassporun hiç hakkı yoktur sanki.
sivasspor yendi, sivasspor zirveyi zorlamaya devam ediyor, sivasspor çok iyi şeklinde hiç yazı yok. varsa yoksa beşiktaşın düşmesi. ulan neden hem beşiktaşı karalıyorsunuz hem de svasspor bir sikim değilmiş gibi yazılar yazıyorsunuz?
bu maçı sivasspor hakıyla almadı mı?
(bkz: facebook a kafam girsin)
adının anıl olduğunu tahmin ettiğim hoşgelmiş çömez. inşallah bilgiç olacak. son sürat entry kasmakta.
saçma sapan espriler yaptıkları bir program. hiç gülemedim.
(bkz: versatil)
sonunda adapazarından da dinleyebiliyorum. bu sesi duymak çok güzel. keşke telefon bağlantısı olsa da katılsam.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?