hz
nahit
nil karaibrahimgil ki$isinin hazir kart reklamlarinda soylenen $arkisi.meraklilari icin i$te sozleri..
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya
herkesi ayni olmaya zorlayan dunya
etrafinda donmekten kendini sasiran dunya
girmem ben senin cikmaz yollarina
karismam senin oyunlarina
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya
anlattik biz
yazi, ses ve resimle
anladik ki
ozgurluk elimizde
konusuruz ister sessiz dururuz
sen yalansan biz de buyuz
biz korkariz
gercek budur diyenden
hic korkmayiz
yeniyi denemekten
ozgur dunya yalan dunyaya karsi
sen yalansan biz de buyuz
yalan dolansan
inanmam senin yalanlarina
dolanamazsin benim kollarima
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurluk elimizde
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya
herkesi ayni olmaya zorlayan dunya
etrafinda donmekten kendini sasiran dunya
girmem ben senin cikmaz yollarina
karismam senin oyunlarina
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya
anlattik biz
yazi, ses ve resimle
anladik ki
ozgurluk elimizde
konusuruz ister sessiz dururuz
sen yalansan biz de buyuz
biz korkariz
gercek budur diyenden
hic korkmayiz
yeniyi denemekten
ozgur dunya yalan dunyaya karsi
sen yalansan biz de buyuz
yalan dolansan
inanmam senin yalanlarina
dolanamazsin benim kollarima
ozgurlugu anlattim sana
yalan dunya dolan dunya
ozgurluk elimizde
spoiled`in $irin vecizelerinden biri.bir $arki sozu yahut bir $iir yazarken sozlerini belirtmek icin kullandigi cumle sonu tamlamasi.
(bkz: gidersen)
(bkz: gidersen)
farkli gokkubeler altinda, farkli meridyenler ve farkli saat dilimleri arasinda ya$ayan sevgililerin en azindan birisinin hemen her sabah $ahit oldugu doga olayi.gune$ ilk i$iklarini pencerenizden iceri dogru suzer ve o an anlarsiniz ki gune$ uyanmi$ ve gunluk mesaisine ba$lami$tir.
(bkz: mustafa kemal ataturk)
(bkz: ask)
herdaim ya$ayacak olan, fanilere ait olme ozelliginden muaf olan.
turk edebiyatinin yeni bayan $airlerinden biri.hakkinda hicbir web sayfasinda ne yazik ki herhangi bir bilgi bulamadim.
berna ocakcioglu $iiri.meraklilari icin i$te sozleri..
gidersen;
surgun olurum huznun golgelerine
puslanir du$lerim..
gidersen;
ya$anmami$liklar kalir elimde
geri donmelerine kilitlenirim...
gidersen;
gune$ ceker ellerini gunduzlerimden
boynu bukulur,yarim kalir gulumsemelerim...
gidersen;
surgun olurum huznun golgelerine
puslanir du$lerim..
gidersen;
ya$anmami$liklar kalir elimde
geri donmelerine kilitlenirim...
gidersen;
gune$ ceker ellerini gunduzlerimden
boynu bukulur,yarim kalir gulumsemelerim...
(bkz: gidersen)
(bkz: gitme)
herhangi bir $eyi okuyan ki$i / ki$iler.misal bilgi sozlugun uyesi olmadigi halde siklikla ziyaret edip bir $eyler okuyan oldukca fazla sayida okuyucusu var.
bazi zamanlar oyle olmadik yerlerde ba$gosterir ki bu durum kar$i tarafa belli etmemek icin insanin karnina kramp girer, bagirsaklari birbirine dolanir, bobrekler pankreasla sava$ir ama fayda etmez.bir $ekilde agizdakiler ileri dogru puskurtulur, ki$inin yuzune baka baka gozlerden ya$ gelir.berbat bir durumdur.
paleolotik cagdan bu yana cesitli kultur ve medeniyetlere ev sahipligi yapan ve guneydogu anadolu bolgesinin en eski kultur merkezlerinden birisi olan gaziantep, mo 4000 yillarina kadar uzanan ve ilk uygarliklarin dogdugu, mezopotamya ve akdeniz arasinda, tarihi ipek yolu uzerinde konumlanmistir.
antik ulasim yollarinin, stratejik bazi konumlarin birlestigi, savunmaya ve saldiriya elverisli, antik ticaret yollarinin kesistigi bir kavsakta bulunmasi ona tarihin butun safhalarinda bir cok medeniyetin goz dikmesine sebep olmustur. bu yollar kahramanmarastan sakcagozune giden, urfa, kalkamis, duluk, islahiye, kilis ve halep baglantili ticaret yollaridir.
kentin jeolojik durumu onemini artirmaktadir. kommagene sinirlari icerisinde kalan toros daglarinda antik donemde kullanildigi bilinen bazi maden yataklari vardir. bu yorede demir madenlerinin isletildigi ve donem teknigi ile celik elde edildigini kitabelerde ifade edilmektedir.
gaziantepte paleotik, neolotik, kalkeotik, tunc caglarina, hitit, med asur pers iskender selefkosler roma, bizans, abbasiler ve selcuklulara ait eserler bulunmaktadir. hitit doneminden itibaren gaziantep onemli bir dini merkez olmustur. hitit bas tanrisi tesupun kutsal sehri olarak bilinen dolichenos (gaziantep) ayni ozelligini grek, roma doneminde de korumustur.
gaziantep, guneydogunun en buyuk, turkiyenin ise 6. buyuk kentidir. guneydogu anadoluyu batiya baglayan kara ve demiryollarinin merkezi olmasi, uluslararasi havaalani ile tam bir metropol kenttir. gaziantepin su an 9 ilcesi 17 beldesi ve 616 koyu vardir. ilin nufusu 1.450.000 civarindadir. gaziantepin rakimi ise 850 metredir.
ilceler:
gaziantep (merkez), araban, islahiye, karkamis, nizip, oguzeli, nurdagi, sahinbey, sehit kamil, yavuzeli.
gaziantep adinin kokeni
gaziantep ilinin yerlestigi cografi alanin, ilk uygarliklarin dogup gelistigi mezopotamya ve akdeniz arasinda bulunmasi, ayrica guneyden ve akdenizden gelip doguya, kuzeye ve batiya giden yollarin kavsaginda olusu ilin tarihinin cok renkli olmasini saglamis, dolayisiyla tarih oncesi caglardan beri insan topluluklarina yerlesme sahasi ve ugrak yeri olmustur. tarihi ipek yolu uzerinde bulunmasi, gaziantepin onemini artirmis ve canliliginin surekli olmasini saglamistir.
gaziantep tarihinin devreleri paleolitik, kalkolitik, neolitik donemler, tunc cagi, hitit, med, asur, pers, iskender, selokidler, roma ve bizans, islam ve turk devirleri olarak siralanabilir. bu donemlerin izlerini gunumuzde acik bir sekilde gormek mumkundur.
gaziantep yoresinde adi bilinen ilk yerlesim merkezi, dolike ( doliche - dolikhe ) sehridir. gaziantepin 10 km. kuzeyinde, duluk koyu yakinlarindaki bu yerlesim yerinin adi, bizans kaynaklarinda diba ( daluk ) olarak gecmektedir. duluk adinin da bu sozcukten kaynaklandigi belirtilmektedir.
sehir, cumhuriyet oncesi yillara kadar ayintap ( ayintab ) adiyla anila gelmistir. bu adin benzerine ilk kez hacli seferlerine iliskin kroniklerde rastlanmaktadir. urfali mateos ve papaz grironun, 1124 - 1155 yillari arasindaki seferlerde, araplarin ayintab adini verdikleri sehirden hantap ( hamptan ) diye soz ettigi anlatilmaktadir. arapca " parlak pinar " anlamina gelen ayintab, ermeni kaynaklarinda anthapt olarak gecer. gaziantepli tarihci bedruddin ayninin ifadesiyle antepin eski adi "kala-i fusus"dur. kala-i fusus "yuzuk kalesi" demektir. bedruddin ayniye izafe edilen rivayete gore buranin kotu bir hakimi varmis. bircok uygunsuz isler yaptiktan sonra ettiklerine pisman olmus ve tovbe etmistir. adi ayni oldugundan, halk "ayni tovbe etti" demistir. bundan oturu sehrin adi "ayni tovbe" aynitap olarak kalmistir.
bir diger rivayette ise; ayintap adini, suyunun guzelliginden ve bollugundan dolayi aldigi soylenmektedir. zira, "ayin"; pinar, kaynak, suyun gozu anlamina gelmektedir. dolayisiyla "tab"; guzel pinar ve guzel kaynak manasini ifade etmektedir. yine ayrica "ayintap" adindaki, "tab" ; guc ve takat anlamina gelmektedir. sehre suyunun bollugundan dolayi da bu ismin verildigi soylenmektedir.
islam egemenligi sonrasinda ayintab adi giderek ayintapa donusmustur. fransiz kuvvetlerine karsi sehrin, savunmasini bu ugurda verdigi 6317 sehide ragmen yilmadan, cesaretle surdurmesi ve essiz bir direnis gostermesi nedeniyle 6 subat 1921 tarihinde t.b.m.m. tarafindan "gazilik" unvanina layik goruldugunden "gaziayintab" olmustur. 1928 yilinda ise, sehrin adi gaziantep olarak degistirilmistir.
http://www.gaziantepgazeteciler.org.tr/tarih.htm
antik ulasim yollarinin, stratejik bazi konumlarin birlestigi, savunmaya ve saldiriya elverisli, antik ticaret yollarinin kesistigi bir kavsakta bulunmasi ona tarihin butun safhalarinda bir cok medeniyetin goz dikmesine sebep olmustur. bu yollar kahramanmarastan sakcagozune giden, urfa, kalkamis, duluk, islahiye, kilis ve halep baglantili ticaret yollaridir.
kentin jeolojik durumu onemini artirmaktadir. kommagene sinirlari icerisinde kalan toros daglarinda antik donemde kullanildigi bilinen bazi maden yataklari vardir. bu yorede demir madenlerinin isletildigi ve donem teknigi ile celik elde edildigini kitabelerde ifade edilmektedir.
gaziantepte paleotik, neolotik, kalkeotik, tunc caglarina, hitit, med asur pers iskender selefkosler roma, bizans, abbasiler ve selcuklulara ait eserler bulunmaktadir. hitit doneminden itibaren gaziantep onemli bir dini merkez olmustur. hitit bas tanrisi tesupun kutsal sehri olarak bilinen dolichenos (gaziantep) ayni ozelligini grek, roma doneminde de korumustur.
gaziantep, guneydogunun en buyuk, turkiyenin ise 6. buyuk kentidir. guneydogu anadoluyu batiya baglayan kara ve demiryollarinin merkezi olmasi, uluslararasi havaalani ile tam bir metropol kenttir. gaziantepin su an 9 ilcesi 17 beldesi ve 616 koyu vardir. ilin nufusu 1.450.000 civarindadir. gaziantepin rakimi ise 850 metredir.
ilceler:
gaziantep (merkez), araban, islahiye, karkamis, nizip, oguzeli, nurdagi, sahinbey, sehit kamil, yavuzeli.
gaziantep adinin kokeni
gaziantep ilinin yerlestigi cografi alanin, ilk uygarliklarin dogup gelistigi mezopotamya ve akdeniz arasinda bulunmasi, ayrica guneyden ve akdenizden gelip doguya, kuzeye ve batiya giden yollarin kavsaginda olusu ilin tarihinin cok renkli olmasini saglamis, dolayisiyla tarih oncesi caglardan beri insan topluluklarina yerlesme sahasi ve ugrak yeri olmustur. tarihi ipek yolu uzerinde bulunmasi, gaziantepin onemini artirmis ve canliliginin surekli olmasini saglamistir.
gaziantep tarihinin devreleri paleolitik, kalkolitik, neolitik donemler, tunc cagi, hitit, med, asur, pers, iskender, selokidler, roma ve bizans, islam ve turk devirleri olarak siralanabilir. bu donemlerin izlerini gunumuzde acik bir sekilde gormek mumkundur.
gaziantep yoresinde adi bilinen ilk yerlesim merkezi, dolike ( doliche - dolikhe ) sehridir. gaziantepin 10 km. kuzeyinde, duluk koyu yakinlarindaki bu yerlesim yerinin adi, bizans kaynaklarinda diba ( daluk ) olarak gecmektedir. duluk adinin da bu sozcukten kaynaklandigi belirtilmektedir.
sehir, cumhuriyet oncesi yillara kadar ayintap ( ayintab ) adiyla anila gelmistir. bu adin benzerine ilk kez hacli seferlerine iliskin kroniklerde rastlanmaktadir. urfali mateos ve papaz grironun, 1124 - 1155 yillari arasindaki seferlerde, araplarin ayintab adini verdikleri sehirden hantap ( hamptan ) diye soz ettigi anlatilmaktadir. arapca " parlak pinar " anlamina gelen ayintab, ermeni kaynaklarinda anthapt olarak gecer. gaziantepli tarihci bedruddin ayninin ifadesiyle antepin eski adi "kala-i fusus"dur. kala-i fusus "yuzuk kalesi" demektir. bedruddin ayniye izafe edilen rivayete gore buranin kotu bir hakimi varmis. bircok uygunsuz isler yaptiktan sonra ettiklerine pisman olmus ve tovbe etmistir. adi ayni oldugundan, halk "ayni tovbe etti" demistir. bundan oturu sehrin adi "ayni tovbe" aynitap olarak kalmistir.
bir diger rivayette ise; ayintap adini, suyunun guzelliginden ve bollugundan dolayi aldigi soylenmektedir. zira, "ayin"; pinar, kaynak, suyun gozu anlamina gelmektedir. dolayisiyla "tab"; guzel pinar ve guzel kaynak manasini ifade etmektedir. yine ayrica "ayintap" adindaki, "tab" ; guc ve takat anlamina gelmektedir. sehre suyunun bollugundan dolayi da bu ismin verildigi soylenmektedir.
islam egemenligi sonrasinda ayintab adi giderek ayintapa donusmustur. fransiz kuvvetlerine karsi sehrin, savunmasini bu ugurda verdigi 6317 sehide ragmen yilmadan, cesaretle surdurmesi ve essiz bir direnis gostermesi nedeniyle 6 subat 1921 tarihinde t.b.m.m. tarafindan "gazilik" unvanina layik goruldugunden "gaziayintab" olmustur. 1928 yilinda ise, sehrin adi gaziantep olarak degistirilmistir.
http://www.gaziantepgazeteciler.org.tr/tarih.htm
(bkz: zeugma)
(bkz: zeugma)
“kopru basi” anlamina gelen zeugma, gaziantep’in nizip ilcesinin belkis koyunde bulunan antik bir kenttir. belkis, firat nehrinin kolay gecilen bir noktasinda yer aldigindan, tarihin en eski caglarindan bu yana cok onemli bir gecit yeri olmus ve tarih boyunca ticaret acisindan oldugu kadar, askeri bakimindan da her zaman onemini korumustur.
dogudaki ve batidaki imparatorluklarin dogal siniri olan firat nehri kiyilari, buyuk savaslara sahne olmustur. buyuk iskender, iran seferine giderken firat’i buradan gecmis ve sehir, helenistik donemde yeniden imar edilmistir.
kommagene kralligi doneminde dort onemli sehirden birisi olan zeugma, roma imparatorlugu doneminde, firat’i koruyan dort buyuk askeri garnizondan biri ve en guneydeki olma ozelligine sahip olmustur. roma devrinde sehir cok buyumus, kultur, sanat ve ticari alandaki faaliyetleri ile zengin bir yapiya sahip olmustur. ozellikle m.s. 2. ve 3 yy.’da en parlak devrini geciren zeugma, bizans doneminde eski canliligini kaybetmeye baslamis ve sonunda islam akinlarina dayanamayarak onemini yitirmistir. zeugma, ozellikle roma doneminde, sanat alaninda cok ilerlemis, zengin villalari susleyen mozaik dosemeler dunya ornekleri ile yarisir hale gelmistir.
tarihte zeugma sonra da belkis olarak anilan bu yorenin belkis ismini nereden aldigi belli degildir. arastirildiginda, belkis adli yerlesme yerlerinin arkeoloji literaturune pek de yabanci olmadigi gorulmekte olup, ilk akla geleni ise, pamphylia’daki aspendos antik kenti yanina kurulmus olan “belkis ” koyudur. ayni sekilde kyzikos antik kentinin yakinindaki koyun adinin da belkis oldugu , ayrica ege bolgesi’nde de bazi antik kentlerin yakinlarinda “belkis” adli koyler bulundugu ogrenilmistir. nizip’in belkis koyu yaninda ise, zeugma antik kenti yer almaktadir.antik kentlerle belkis adli koylerin iliskisini anlamak icin yapilan arastirmalarda, dini anlatilarda , hz. suleyman ile gorustugu ve sonra ona tabi oldugu belirtilen saba melikesi belkis’in ulkesinin, duzenli planli, guzel ve gorkemli yapilarla suslu cok bayindir bir ulke oldugundan soz edildigi ogrenilmistir.
hz. suleyman ile saba melikesi belkis’in oykusu , butun islam dunyasinda oldugu gibi turklerce de bilinmektedir. dolayisiyla varsayilan, anadolu’ya ilk gelen turkler, kendilerine cok yabanci olan antik uygarligin, -sutunlu caddeler, tiyatrolar, agoralar, nymphaionlar, tapinaklar, su kemerleri vb.- tas mimariden olusan kent veya kent kalintilarini gorduklerinde , saba melikesi’nin ulkesine benzetmisler ve ozellikle de adlari unutulmus antik kentleri ve yakinina kurduklari koyleri saba melikesi’ne izafeten “belkis” adiyla anmislardir. birbirinden hayli uzak antik kentlere ve civarinda kurulan koylere ayni yakistirmanin yapilmasi ayni zamanda, ortak kulture sahip topluluklarin ortaya koydugu ilginc bir folklorik yansimadir. belkis zeugma antik kentinden strabon kisaca soz etmekte ve kommagene’nin dort onemli kentinden biri oldugunu, hellenistik devirde “firat seleukeia’si” adiyla anildigini , sahip oldugu kucuk bir iskele ile firat irmagi uzerinde pek de kucumsenmeyecek olcude ticaret yaptigini bildirmektedir. roma doneminde ise kentin adi zeugma olmus ve buraya, anadolulu askerlerden olustugu icin “skitia lejyonu” adi verilen askeri birlik konuslandirilmistir. bu birlik daha sonralari , daha bir romali bir karakter kazanarak “dorduncu lejyon” adiyla gorev yapmistir. olasilikla lejyon etkinlikleri ve ticari iliskiler sonucu, guneyindeki palmyra ile ozellikle kultur ve sanat acisindan bir yakinlasma gorulmektedir.
belkis tepesi denilen akropolden 300 m. asagidaki firat’a kadar engebeli yamaclar, yuzlerce yilin birikimi olan yaklasik 3-5 m. kalinlikta toprak dolgu ile ortulmus olup, uzerindeki antepfistigi bahceleri ile, kesinlikle bir antik kent gorunumu vermemektedir. bir sakli kent manzarasinda olan zeugma’nin onemine isaret eden ilk belirtiler, 1987 yilinda gaziantep muzesi’nin guneybati nekropolde actigi, kacakcilarca yarim birakilmis iki oda mezar ile bunlarin verdigi buluntular olmustur.cok sayida gomunun yapildigi, duvarlari freskli , belirli bir mimariye sahip mezar odalarinin onundeki teraslardan elde edilen heykeller halen gaziantep muzesi’nde sergilenmektedir.belkis’tan yakin gecmiste ve ozellikle son donemde cikartilan mozaikler essiz guzellikleri ve kendine has ozellikleri ile dikkat cekmektedir. mozaikler bugunlere kadar onemli olcude ozelligini kaybetmeden ve hasar gormeden gelebilmis ve figurlerin essizligi yani sira dogada bulunan cesitli renklerdeki taslarla yapilan mozaiklerde, dogada bulunmayan renkler icin ise renkli camlar kullanilmistir.
bronz mars heykeli
belkis zeugma’da bulunan eserlerden biri olan mars heykeli, yunan mitolojisi’nde ares olarak anilan savas tanrisidir.roma donemindeki efsaneleri yunan mitolojisindekilerle buyuk benzerlikler gosterir. roma doneminde mars’a savasci ozelliginin yani sira bir baska ozellik daha atfedilmistir. mart ayi mars’a adanmis olup, bu ayda bahar senlikleri ve topragin bereketi icin kutlamalar yapilmaktadir. bu kutlama ve senliklerin tumu mars’a adanmistir. boylece mars bereketi arttiracaktir. mars ayni zamanda genc savascilarin da tanrisidir.savasci ve bereketi simgeleyen ozellikleri ile mars’in belkis/zeugma’da bulunmus olmasi oldukca anlamlidir.
zeugma iv: lejyonun konuslandigi askeri bir kenttir. ve firat kiyisinda oldukca bereketli topraklara sahiptir. mars’taki savasci ozellik ve bereket, zeugma kentinin de en onemli ozellikleridir. olasilikla mars zeugmalilarin en onemli ve en saygi duyulan tanrisiydi. 1.50 m boyundaki bronz mars heykeli, oldukca saglam denilebilecek bir halde, erzak kuplerinin arasinda ele gecmistir. bu boyda baska bir bronz mars heykelinin ulkemiz muzelerinde olmadigi, yapilan arastirmalar sonucu tespit edilmis olup, heykelin konservasyon ve restorasyon calismalari bitirildigi zaman, gaziantep muzesi teshirindeki nadide eserlerden biri olacagi muhakkaktir.
zeugmanin tarihsel kronolojisi
m.o. 300.yy. buyuk iskender’in generallerinden 1.selevkos nikator belkis/zeugma’nin ilk yerlesimi olan selevkeya euphrates kentini kurar
m.o. 1.yy. kentin selevkeya euphrates adi korunarak kommagene kralligi’in 4 buyuk kentinden biri olur.
m.s. 1.yy. m.o.1.yy.’in ilk ceyreginde roma imparatorlugu’nun topraklarina katilir ve ismi de “kopru “ , “gecit” anlamina gelen “ zeugma” olarak degistirilir.
m.s. 252 sasani krali 1.sapur belkis/zeugma’yi ele gecirerek yakip yikar
m.s. 4.yy. belkis/zeugma gec roma hakimiyetine girer.
m.s. 5-6.yy. belkis/zeugma erken roma hakimiyetine girer.
m.s. 7.yy. islam akinlari sonucu belkis/zeugma terk edilir.
m.s. 10-12.yy. kucuk bir islami yerlesimi olusur.
m.s. 16.yy. bugunku adiyla belkis koyu kurulur.
zeugmanin ozellikleri
mozaik
zeugma’nin asil onemi, kazilarla ancak kucuk bir bolumu ortaya cikarilabilen roma villalari ve bu villalarin tabanlarini susleyen mozaiklerdir. benzerleri turkiye sinirlari icerisinde sadece ephesus (efes) antik kentinde gorulen bu yamac villalari arkeolojik acidan buyuk onem tasimaktadir. sadece a bolgesi kazilarinda gun isigina cikarilan mozaiklerin alaninin 1000 metrekareyi bulmasi zeugma’nin tam anlamiyla bir mozaik kenti oldugunu ortaya cikariyor. yapilan arastirmalar sonucunda uzmanlar zeugma’daki kazilarin tamamlanmasiyla gaziantep muzesi’nin dunyanin en buyuk mozaik muzesi haline donusecegini soyluyor. yollarin kesisme noktasinda bulunmasi ve ticaret ve garnizon kenti olmasi zeugma’yi sanatcilarin gozunde cekici yapmis. emekli olan subaylar bile kente yerlesmeye baslamislar. guvenli ve zengin bir kent olan zeugma’ya donemin en iyi sanatcilari akin etmeye baslamislar. boylelikle sanatcilar , kentte, gunumuzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller birakmislardir. zeugma cagimiz yoneticilerinin nedenini bilmedikleri bicimde zenginlesirken, kultur ve guzel sanatlarda da gelisimini surdurmustur. kentin hemen tam karsi kiyisinda bulunan ve simdi coktan sular altinda kalan apameia kenti ise helenistik cagdan sonra zeugma’nin her alandaki rekabetine dayanamayinca terkedilmistir. m.s.2.yuzyilda zeugma’yi apameia’ya baglayan , agac kutuklerinden yapilmis sallarin olusturdugu ahsap bir kopru bulunuyormus. zeugma’daki villa tipi yerlesimler , bu koprunun firat kiyisindan baslayarak , bati yonunde yaklasik 300- 350 metre yuksekligindeki belkis tepesi’nin ustundeki akropolis’in eteklerine kadar ulasmistir. yamaclarin guney ve bati bolgesi nekropol (mezarlik) , dogu ve kuzeydogu tarafi mahalleler, kuzey kesimi ise yonetsel bolumler ve lejyon bolgesiydi. akropolis’in uzerinde ise zeugma sikkelerinde sikca rastlanan tykhe (talih ve kader tanricasi ) tapinagi bulunmaktaydi. zeugma’nin genel topografik yapisi , tam bir yamac kenti gorunumundeydi. helenistik donemde baslayan villa gelenegine gore , yuksek ve manzarali alanlar seciliyordu. roma donemine gelince , yuksek yerlerde oturmak, asillere ozgu bir tercih ve ayricalik olarak kabul edilmekteydi. nedenle kent ve villalari , arkasindaki tepelere dogru acilmis taracalar uzerinde konumlandirilmisti.
heykeltiraslik
belkis/zeugmayi anadoludaki pek cok antik kent icinde on plana cikaran bir cok ozellik bulunuyor. bu ozelliklerden birisi kendine has ozellikler tasiyan heykeltraslik ekoludur. belkis/zeugmada ele gecirilen heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gosteren bu ekole ait pek cok ornegi turkiyenin ve dunyanin cesitli muzelerinde gormek mumkun.
bulla
zeugma kazilari sirasinda ortaya cikarilan ve bu alanda bir “dunya rekoru” gaziantep’e ve turkiye’ye kazandiran “ bullalar” da belkis/zeugma’yi essiz kilan ozellikler arasinda yer aliyor. bulla muhur baskisi anlamina geliyor. yani bir mektup , bir ferman , ya da paketi baska yerlere gondermek gerektiginde , kapatilip uzerine vurulan ozel muhur baski demek. bu da zeugma’nin devlet arsivinin gunumuze yansiyan izleri sayiliyor. gaziantep arkeoloji muzesi’nde sergilenen bu onemli koleksiyondaki muhur baskilarinin sayisi ekim ayi icerisinde bulunanlarla birlikte 100.000’i buluyor. arkeoloji uzmanlari bu rakamin “ dunyada bir muze kayitlarinda bulunan en fazla bulla “ oldugunu belirtiyor. pismis topraktan yapilan bu bullalar , uzerinde tasidiklari son derece zengin tasvirler ile belkis/zeugma’nin diger antik kentlerle olan iliskileri, donemin ekonomik, sosyal ve dini hayati uzerine benzersiz bilgiler edinmemizi sagliyor.
kaynak: rifat ergec- arkeolog
http://www.gaziantepgazeteciler.org.tr/zeugma.htm
dogudaki ve batidaki imparatorluklarin dogal siniri olan firat nehri kiyilari, buyuk savaslara sahne olmustur. buyuk iskender, iran seferine giderken firat’i buradan gecmis ve sehir, helenistik donemde yeniden imar edilmistir.
kommagene kralligi doneminde dort onemli sehirden birisi olan zeugma, roma imparatorlugu doneminde, firat’i koruyan dort buyuk askeri garnizondan biri ve en guneydeki olma ozelligine sahip olmustur. roma devrinde sehir cok buyumus, kultur, sanat ve ticari alandaki faaliyetleri ile zengin bir yapiya sahip olmustur. ozellikle m.s. 2. ve 3 yy.’da en parlak devrini geciren zeugma, bizans doneminde eski canliligini kaybetmeye baslamis ve sonunda islam akinlarina dayanamayarak onemini yitirmistir. zeugma, ozellikle roma doneminde, sanat alaninda cok ilerlemis, zengin villalari susleyen mozaik dosemeler dunya ornekleri ile yarisir hale gelmistir.
tarihte zeugma sonra da belkis olarak anilan bu yorenin belkis ismini nereden aldigi belli degildir. arastirildiginda, belkis adli yerlesme yerlerinin arkeoloji literaturune pek de yabanci olmadigi gorulmekte olup, ilk akla geleni ise, pamphylia’daki aspendos antik kenti yanina kurulmus olan “belkis ” koyudur. ayni sekilde kyzikos antik kentinin yakinindaki koyun adinin da belkis oldugu , ayrica ege bolgesi’nde de bazi antik kentlerin yakinlarinda “belkis” adli koyler bulundugu ogrenilmistir. nizip’in belkis koyu yaninda ise, zeugma antik kenti yer almaktadir.antik kentlerle belkis adli koylerin iliskisini anlamak icin yapilan arastirmalarda, dini anlatilarda , hz. suleyman ile gorustugu ve sonra ona tabi oldugu belirtilen saba melikesi belkis’in ulkesinin, duzenli planli, guzel ve gorkemli yapilarla suslu cok bayindir bir ulke oldugundan soz edildigi ogrenilmistir.
hz. suleyman ile saba melikesi belkis’in oykusu , butun islam dunyasinda oldugu gibi turklerce de bilinmektedir. dolayisiyla varsayilan, anadolu’ya ilk gelen turkler, kendilerine cok yabanci olan antik uygarligin, -sutunlu caddeler, tiyatrolar, agoralar, nymphaionlar, tapinaklar, su kemerleri vb.- tas mimariden olusan kent veya kent kalintilarini gorduklerinde , saba melikesi’nin ulkesine benzetmisler ve ozellikle de adlari unutulmus antik kentleri ve yakinina kurduklari koyleri saba melikesi’ne izafeten “belkis” adiyla anmislardir. birbirinden hayli uzak antik kentlere ve civarinda kurulan koylere ayni yakistirmanin yapilmasi ayni zamanda, ortak kulture sahip topluluklarin ortaya koydugu ilginc bir folklorik yansimadir. belkis zeugma antik kentinden strabon kisaca soz etmekte ve kommagene’nin dort onemli kentinden biri oldugunu, hellenistik devirde “firat seleukeia’si” adiyla anildigini , sahip oldugu kucuk bir iskele ile firat irmagi uzerinde pek de kucumsenmeyecek olcude ticaret yaptigini bildirmektedir. roma doneminde ise kentin adi zeugma olmus ve buraya, anadolulu askerlerden olustugu icin “skitia lejyonu” adi verilen askeri birlik konuslandirilmistir. bu birlik daha sonralari , daha bir romali bir karakter kazanarak “dorduncu lejyon” adiyla gorev yapmistir. olasilikla lejyon etkinlikleri ve ticari iliskiler sonucu, guneyindeki palmyra ile ozellikle kultur ve sanat acisindan bir yakinlasma gorulmektedir.
belkis tepesi denilen akropolden 300 m. asagidaki firat’a kadar engebeli yamaclar, yuzlerce yilin birikimi olan yaklasik 3-5 m. kalinlikta toprak dolgu ile ortulmus olup, uzerindeki antepfistigi bahceleri ile, kesinlikle bir antik kent gorunumu vermemektedir. bir sakli kent manzarasinda olan zeugma’nin onemine isaret eden ilk belirtiler, 1987 yilinda gaziantep muzesi’nin guneybati nekropolde actigi, kacakcilarca yarim birakilmis iki oda mezar ile bunlarin verdigi buluntular olmustur.cok sayida gomunun yapildigi, duvarlari freskli , belirli bir mimariye sahip mezar odalarinin onundeki teraslardan elde edilen heykeller halen gaziantep muzesi’nde sergilenmektedir.belkis’tan yakin gecmiste ve ozellikle son donemde cikartilan mozaikler essiz guzellikleri ve kendine has ozellikleri ile dikkat cekmektedir. mozaikler bugunlere kadar onemli olcude ozelligini kaybetmeden ve hasar gormeden gelebilmis ve figurlerin essizligi yani sira dogada bulunan cesitli renklerdeki taslarla yapilan mozaiklerde, dogada bulunmayan renkler icin ise renkli camlar kullanilmistir.
bronz mars heykeli
belkis zeugma’da bulunan eserlerden biri olan mars heykeli, yunan mitolojisi’nde ares olarak anilan savas tanrisidir.roma donemindeki efsaneleri yunan mitolojisindekilerle buyuk benzerlikler gosterir. roma doneminde mars’a savasci ozelliginin yani sira bir baska ozellik daha atfedilmistir. mart ayi mars’a adanmis olup, bu ayda bahar senlikleri ve topragin bereketi icin kutlamalar yapilmaktadir. bu kutlama ve senliklerin tumu mars’a adanmistir. boylece mars bereketi arttiracaktir. mars ayni zamanda genc savascilarin da tanrisidir.savasci ve bereketi simgeleyen ozellikleri ile mars’in belkis/zeugma’da bulunmus olmasi oldukca anlamlidir.
zeugma iv: lejyonun konuslandigi askeri bir kenttir. ve firat kiyisinda oldukca bereketli topraklara sahiptir. mars’taki savasci ozellik ve bereket, zeugma kentinin de en onemli ozellikleridir. olasilikla mars zeugmalilarin en onemli ve en saygi duyulan tanrisiydi. 1.50 m boyundaki bronz mars heykeli, oldukca saglam denilebilecek bir halde, erzak kuplerinin arasinda ele gecmistir. bu boyda baska bir bronz mars heykelinin ulkemiz muzelerinde olmadigi, yapilan arastirmalar sonucu tespit edilmis olup, heykelin konservasyon ve restorasyon calismalari bitirildigi zaman, gaziantep muzesi teshirindeki nadide eserlerden biri olacagi muhakkaktir.
zeugmanin tarihsel kronolojisi
m.o. 300.yy. buyuk iskender’in generallerinden 1.selevkos nikator belkis/zeugma’nin ilk yerlesimi olan selevkeya euphrates kentini kurar
m.o. 1.yy. kentin selevkeya euphrates adi korunarak kommagene kralligi’in 4 buyuk kentinden biri olur.
m.s. 1.yy. m.o.1.yy.’in ilk ceyreginde roma imparatorlugu’nun topraklarina katilir ve ismi de “kopru “ , “gecit” anlamina gelen “ zeugma” olarak degistirilir.
m.s. 252 sasani krali 1.sapur belkis/zeugma’yi ele gecirerek yakip yikar
m.s. 4.yy. belkis/zeugma gec roma hakimiyetine girer.
m.s. 5-6.yy. belkis/zeugma erken roma hakimiyetine girer.
m.s. 7.yy. islam akinlari sonucu belkis/zeugma terk edilir.
m.s. 10-12.yy. kucuk bir islami yerlesimi olusur.
m.s. 16.yy. bugunku adiyla belkis koyu kurulur.
zeugmanin ozellikleri
mozaik
zeugma’nin asil onemi, kazilarla ancak kucuk bir bolumu ortaya cikarilabilen roma villalari ve bu villalarin tabanlarini susleyen mozaiklerdir. benzerleri turkiye sinirlari icerisinde sadece ephesus (efes) antik kentinde gorulen bu yamac villalari arkeolojik acidan buyuk onem tasimaktadir. sadece a bolgesi kazilarinda gun isigina cikarilan mozaiklerin alaninin 1000 metrekareyi bulmasi zeugma’nin tam anlamiyla bir mozaik kenti oldugunu ortaya cikariyor. yapilan arastirmalar sonucunda uzmanlar zeugma’daki kazilarin tamamlanmasiyla gaziantep muzesi’nin dunyanin en buyuk mozaik muzesi haline donusecegini soyluyor. yollarin kesisme noktasinda bulunmasi ve ticaret ve garnizon kenti olmasi zeugma’yi sanatcilarin gozunde cekici yapmis. emekli olan subaylar bile kente yerlesmeye baslamislar. guvenli ve zengin bir kent olan zeugma’ya donemin en iyi sanatcilari akin etmeye baslamislar. boylelikle sanatcilar , kentte, gunumuzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller birakmislardir. zeugma cagimiz yoneticilerinin nedenini bilmedikleri bicimde zenginlesirken, kultur ve guzel sanatlarda da gelisimini surdurmustur. kentin hemen tam karsi kiyisinda bulunan ve simdi coktan sular altinda kalan apameia kenti ise helenistik cagdan sonra zeugma’nin her alandaki rekabetine dayanamayinca terkedilmistir. m.s.2.yuzyilda zeugma’yi apameia’ya baglayan , agac kutuklerinden yapilmis sallarin olusturdugu ahsap bir kopru bulunuyormus. zeugma’daki villa tipi yerlesimler , bu koprunun firat kiyisindan baslayarak , bati yonunde yaklasik 300- 350 metre yuksekligindeki belkis tepesi’nin ustundeki akropolis’in eteklerine kadar ulasmistir. yamaclarin guney ve bati bolgesi nekropol (mezarlik) , dogu ve kuzeydogu tarafi mahalleler, kuzey kesimi ise yonetsel bolumler ve lejyon bolgesiydi. akropolis’in uzerinde ise zeugma sikkelerinde sikca rastlanan tykhe (talih ve kader tanricasi ) tapinagi bulunmaktaydi. zeugma’nin genel topografik yapisi , tam bir yamac kenti gorunumundeydi. helenistik donemde baslayan villa gelenegine gore , yuksek ve manzarali alanlar seciliyordu. roma donemine gelince , yuksek yerlerde oturmak, asillere ozgu bir tercih ve ayricalik olarak kabul edilmekteydi. nedenle kent ve villalari , arkasindaki tepelere dogru acilmis taracalar uzerinde konumlandirilmisti.
heykeltiraslik
belkis/zeugmayi anadoludaki pek cok antik kent icinde on plana cikaran bir cok ozellik bulunuyor. bu ozelliklerden birisi kendine has ozellikler tasiyan heykeltraslik ekoludur. belkis/zeugmada ele gecirilen heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gosteren bu ekole ait pek cok ornegi turkiyenin ve dunyanin cesitli muzelerinde gormek mumkun.
bulla
zeugma kazilari sirasinda ortaya cikarilan ve bu alanda bir “dunya rekoru” gaziantep’e ve turkiye’ye kazandiran “ bullalar” da belkis/zeugma’yi essiz kilan ozellikler arasinda yer aliyor. bulla muhur baskisi anlamina geliyor. yani bir mektup , bir ferman , ya da paketi baska yerlere gondermek gerektiginde , kapatilip uzerine vurulan ozel muhur baski demek. bu da zeugma’nin devlet arsivinin gunumuze yansiyan izleri sayiliyor. gaziantep arkeoloji muzesi’nde sergilenen bu onemli koleksiyondaki muhur baskilarinin sayisi ekim ayi icerisinde bulunanlarla birlikte 100.000’i buluyor. arkeoloji uzmanlari bu rakamin “ dunyada bir muze kayitlarinda bulunan en fazla bulla “ oldugunu belirtiyor. pismis topraktan yapilan bu bullalar , uzerinde tasidiklari son derece zengin tasvirler ile belkis/zeugma’nin diger antik kentlerle olan iliskileri, donemin ekonomik, sosyal ve dini hayati uzerine benzersiz bilgiler edinmemizi sagliyor.
kaynak: rifat ergec- arkeolog
http://www.gaziantepgazeteciler.org.tr/zeugma.htm
show tv`de ba$layacak olan yeni dizi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?