confessions

firambogaz

- Yazar -

  1. toplam entry 10312
  2. takipçi 2
  3. puan 177287

gidişini anlatiyorum

firambogaz
rifat ilgaz’in bir şiiri...

sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
saçlarını, gözlerini, ellerini
neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
termometrede yükselen çizgi çizgi
kim bilir nerelerde soğuyorsun

senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
insan insan bakan gözbebeklerin
beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

ne gelirse onlardan gelir bana
çalışma gücü yaşama direnci
mutluluk gibi kazanılması zor
mutluluk gibi yitirilmesi kolay

bir açarsın ki mutluyum
bir kaparsın her şey elimden gitmiş.

afrika nin yureginde sabah

firambogaz
patrice lumumba’nin şiiridir.

binlerce yıl, afrika’m, bir hayvan gibi acı çektin,
çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin.
gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler
ruhunu acılardan kurtarmak için
barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı
yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak,
totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular,
ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm
sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu
ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi
ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu.
göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular:
boynuna sert içkilerden bir boyunduruk geçirdiler,
canın ciğerin karını aldılar elinden, ucuz incilerle göz boyayıp
varını yoğunu inanılmaz, paha biçilemez.
kulübenden tamtam sesleri karanlık geceye,
yüce kara ırmaklara zalim sesler ile taşıdı;
aldatılan kızların, gözyaşlarının, kanların,
ve küçük adamların kaynaştığı, doların kral olduğu
anavatan dedikleri o ilençli ülkelere giden
gemilerin öyküsünü söyleyip.
işte orada çocuğum, öğüttüler karını gece gündüz
amansız, korkunç bir değirmende, yok oldu büyük acılar içinde,
sen de ötekiler gibi birisin. iyi kalpli beyaz tanrının
sonunda bütün insanları uzlaştıracağına inanmanı istiyorlar.
ateşler yakıp ağladın, içler acısı şarkılarını söyledin
el kapılarına çöken evsiz barksız dilencinin
derken bir şeyler oldu, bir şeyler kımıldadı içinde
kanın yanıp tutuştu geceleyin
dans ettin, bağırdın babadan kalma tutkuyla.
bir fırtına gibi azgın, ama insancıl bir tonda
bir güç doğuverdi binlerce yıllık felaketten sonra.
cazın madensel sesinde, önlenmesi güç bir bağırışla
bir dev kıpırdanışıyla sarstın her yeri.
şaşırdı herkes, duman oldu bütün dünya
kanının çılgın ritmini, cazın delice ritmini duyup
sapsarı kesildi beyazlar bu yeni şarkıyla
mor meşaleyi karanlık geceye diken bir şarkıyla.
sabah işte, kardeşim! sabah! yüzüme bak,
yeni sabahlar başlıyor eski afrika’da.
yalnız bizim olacak artık bu ülke, bu su, bu kutsal ırmaklar,
binlerce yıl anası ağlayan zavallı afrika.
tüm gücüyle güneş bizim için parlayacak,
gözümüzün yaşını, suratımızdaki tükürükleri kurutarak,
zinciri kopardığın an, koca zinciri,
kötülüklerin, işkencelerin köküne kibrit suyu,
hür ve şen bir kongo doğacak kara topraktan,
hür ve şen bir kongo - kara çiçek, kara tohumdan!

botas

firambogaz
personelinin maaşlarını ödemek için bankadan kredi çekmek zorunda kalan botaş’ta, gaz alımında kullanmak üzere 1996’da jersey adaları’nda (ingiltere) kurduğu botaş international limited üzerinden yapılan ’aşırı eleman’ alımı, enerji bakanı hilmi güler tarafından da doğrulandı.

cumhurbaşkanlığı devlet denetleme kurulu’nun(ddk) incelemesine konu olan, başbakanlık yüksek denetleme kurulu’nun (ydk) raporlarına giren personel alımına ilişkin eleştiriler basına da yansımıştı. 1000 ile 6 bin dolar arasında maaş alan ’jersey adaları bürokratları’nın sayısının bilinenin aksine 320 değil, 480 olduğu ortaya çıktı. güler, konuya tbmm gündemine taşıyan anavatan partisi grup başkanvekili süleyman sarıbaş’ın soru önergesine verdiği yanıtta, işe alınan kişilerin kamu personel yönetmeliğine tabi olmadığı için kpss’ye de girmediklerini söyledi. güler, yüksek maaş verilen bu personelin arasında bakan danışmanının olduğunu da doğruladı.

basina yansimişti:

başbakanlık yüksek denetleme kurulu’nun (ydk), 2004 yılı botaş raporu’nda kurumun uluslararası petrol ve gaz operasyonlarını yönetmek için jersey island’da (ingiltere) kurduğu şirket üzerinden yapılan eleman alımı eleştirilmişti. bakü-tiflis-ceyhan boru hattını (btc) işletmekle görevlendirilen botaş international limited’e (bil), ’operatör’ olarak imamhatip mezunu eleman alındığı da dile getirilmişti. cumhurbaşkanlığı devlet denetleme kurulu’nun da yaptığı incemelerde, bil’e alınan personelin bir kısmının, siyasetçi ve enerji bakanlığı bürokratlarının yakınları olduğunu saptadığı da basına yansımıştı.

480’e ulaşti:

sarıbaş basına yansıyan bu tartışmayı tbmm gündemine getirerek, bakandan yanıt istedi. önergeyi yanıtlayan bakan güler, sarıbaş’ın akp iktidarında 320 kişinin bu yolla işe alındığı iddilarına karşın bugün itibariyle gerçek rakamın 480 kişi olduğunu açıkladı. güler sözkonusu kişilerin, btc boru hattı işletme anlaşması’nın ilgili maddeleri gereğince, işletme yükümlülüğü bulunan tesislerde çalıştırılmak üzere sözleşmeli olarak işe alındığını bildirdi.

kamu sinavi yok:

güler, bu kurumun kamu personeli yönetmeliği’ne tabi olmadığını, işe alınan kişilerin bu nedenle kpss’ye girmediklerini bildirdi. güler, işe alınacakların, şirket yetkililerinden oluşturulan bir komisyon tarafından mülakatla seçildiğini belirterek, "bir boru hattı şirketinde bulunması gereken tüm kadrolar, bil şirketi’nin organizasyonunda yer almaktadır. personel ücretleri yönetim kurulu tarafından belirlenmektedir" dedi.

yakinlik savunmasi:

güler, işe alınan kişilerde siyasi yakınlık kriteri gözetilmediğini ifade ederken ayrıntılı bilgi vermedi. güler, işe alınan personel arasında akp’li bakanların danışmanlarının bulunduğunu iddialarına ise "enerji bakanlığı kadrosunda danışman olan bir kişi, aynı zamanda bil şirketinde yönetim kurulu danışmanlığı yapmaktadır" dedi. bakan, işe alınan kişilerin ’astronomik rakamlarda maaş aldıkları’ iddialarına ise yanıt vermedi. güler, bu şirkette görev yapan bazı kişilerin normal mesai saatlerine uymadığı ve işe düzenli olarak gelmediği iddialarını da yanıtlamaktan kaçındı. güler, bu konuda, "söz konusu personel kurumun iç hizmet yönetmeliğine uygun çalışmaktadır" demekle yetindi.

kaynak: hürriyet gazetesi

kasko

firambogaz
2005’te kaskodan 200 milyon ytl zarar eden sigorta sektörü faturayı hasar riski yüksek otomobillerin alıcılarına çıkardı. gençlerin tercih ettiği ve kaza oranı yüksek modellerin primi diğerlerinden daha yüksek.

2005 yılında kaskodan 200 milyon ytl zarar eden sigorta sektörü zarar makasını kapatabilmek için yeni yöntemler geliştirdi. zararın faturasını istatistiklerde kaza yapma riski yüksek çıkan otomobil modellerinin alıcılarına çıkaran sektör, özellikle gençlerin tercih ettiği peugeot 206 ve 306, volkswagen polo, alfa romeo gibi otomobil modellerinden hem diğer modellere göre hem de ilk sözleşmede öngörülene göre daha yüksek sigorta primi alıyor. bir başka deyişle, geçen sene bin ytl prim ödeyen ve seneyi hasarsız geçiren bir otomobil sahibi, sahip olduğu modelin kaza istatistiklerine göre bu yıl 900 ytl yerine 950 ytl ödemek zorunda kalıyor. sigorta acentaları derneği başkanı ve istanbul ticaret odası sigorta şirketleri ve acenteleri meslek komitesi başkanı levent korkut, sigorta sektörünün 2005 yılında ettiği zarar karşısında bazı önlemler almak zorunda olduğunu söyleyerek, "teknik açıdan baktığımızda nerelerden zarar edildiğinin tablosu ortada, zarar makasının açılmasına neden olan kalemlerde önlem alındı. yani, her şirket müstakilen istatistikleri doğrultusunda tarifelerini bir nebze yükseltti. zarar devam ederse kasko branşında hizmet verilememesi bile gündeme gelebilir" dedi. bu tablo karşısında sigorta şirketlerinin özellikle zarar eden marka ve modellerde prim yükseltmesi yaptığını dile getiren korkut, hangi modelin daha çok risk taşıdığını da bazı kriterlere göre belirlediklerini kaydetti.

ithal de prim yükseltir

"örneğin daha çok gençlerin tercih ettiği otomobil modellerinde prim yükseldi" diye konuşan korkut, şöyle devam etti: "bu prim artışları, 0 kilometre otomobillerden çok 2-3 yaşında ya da daha yaşlı otomobillerde kendini gösteriyor; çünkü istatistikler yeni otomobillere daha çok dikkat edildiğini, örneğin ailenin genç oğluna ya da kızına daha zor verildiğini, daha bakımlı kullanıldığını ortaya koyuyor. durum böyle olunca 2’nci el otomobillerde risk potansiyeli daha yüksek oluyor. bir otomobili hangi yaş grubu daha çok kullanıyor, kaza ya da risk oranları neler, bu kriterler de primi belirlemede etkili oluyor. başka kriterler de var tabi. örneğin, yedek parçası türkiye’de üretilen otomobille ithal edilen otomobillerin prim ödemesi de farklı oluyor. yani, ithal parça gerektiren otomobillerde döviz kuru artışından da kaynaklanan bir artış var. her sigorta şirketi, özellikle yabancı menşeili araçların parça fiyatlarında ve yetkili servislerin bakım ücretlerinin yüksekliği doğrultusunda 2-3 yaşındaki mercedes, bmw, peugeot, wolksvagen, alfa romeo, x5 benzeri lüks araçlarda tarifelerde prim artışına gidildi."

kaynak:sabah gazetesi

mustafa kemal in kagnisi

firambogaz
fazıl hüsnü dağlarca’nın kurtuluş savaşını betimleyen epik şiiri.

yediyordu elif kağnısını,
kara geceden geceden.
sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu.
uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar.
inliyordu dağın ardı, yasla
her bir heceden heceden.

mustafa kemal’in kağnısı derdi, kağnısına.
mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
çabuk giderdi, çok götürürdü elifçik,
nam salmıştı asker içinde.
bu kez yine herkesten evvel amıştı yükünü,
doğrulmuştu yola, önceden önceden.

öküzleriyle kardeş gibiydi elif.
yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
kocabaş çok ihtiyardı, çok zayıftı.
mahzundu bütün bütün sarıkız, yanı sıra.
gecenin ulu ağırlığına karşı,
hafiftiler inceden inceden.

iriydi elif, kuvvetliydi kağnı başında.
elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri.
kınalı ellerinde rüzgar geçerdi daim.
toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
niceden niceden.

durdu birdenbire kocabaş, ova bayır durdu.
nazar mı değdi göklerden, ne?
dah etti, yok, dahha dedi, gitmez.
ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur,
nasıl dururdu mustafa kemal’in kağnısı?
kahroldu elifçik düşünceden düşünceden.

aman kocabaş, ayağını öpeyim kocabaş
sür beni, öldür beni, koma yollarda beni
geçer götürür ana, çocuk mermisini askerciğin
koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım,
bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
düşerim gerilere, iyceden iyceden.

kocabaş yığıldı çamura,
büyüdü gözleri büyüdü yürek kadar.
örtüldü gözleri örtüldü hep.
kalır mı mustafa kemal’in kağnısı bacım?
kocabaş’ın yerine koştu kendini elifçik,
yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden...
139 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol