insanı "amanın ben bu dersi daha önce 3 defa aldım, hep bi aksaklık oldu o sebebden kaldım, bu sefer kesin geçecem" şeklindeki düşüncelere iten güven hissidir. derslerin kritiği yapıldığında o ders, kesin geçilecek dersler listesindedir. aynı şekilde en az çalışılan, ya da çalışılmaması gereken dersler listesindedir. lakin, finallerde gelir, bir şekilde götünüze girer tekrardan ve 5nci defa almak zorunda kalırsınız. çok rezil bir durumdur evet.
(bkz: based on a true story)
kim nedir? ben kimim? kim kime cevap veriyor? amaç ne? sözün özü ne olduğu bir an önce tanımlanması gereken zirvedir.
bi daha düşündüm de, tanımlanmasa da olur.
bi daha düşündüm de, tanımlanmasa da olur.
çok süper bir olaydır her şeyden önce. puan ne kadar düşük ise, entry girerkenki rahatlık o kadar artar. puan kaygısı olmayan entry, tamamen kişinin kafasındakileri yansıtır. bu açıdan süper verimli bir olgudur sözlük açısından da.
misal,benim çok olmuştur, "lan şimdi bunun hakkında şöyle yazarsam bu ibneler dümdüz eder beni","ya daha yüz puanım bile yok, puanımı artırmam lazım" falan feşmekan. işte bu sebepten zilyon tane entry girmedim ben. eminim birçoğunuz da girmemiştir. arkadaşım, ben bağıra bağıra haykırmak istiyorum, pink floyd denen embesil gurubu dinleyen maldır![örnek lan sadece, pink floyd candır, canandır] ama yazamıyorum bunu. niye? dümdüz ederler de ondan. ama sen vurursan dibe, "ulan ibneler, ahanda bu da böle lan, basın lan eksiyi" mantığı ile içindekileri daha rahat kusarsın.. olay, tanım, örnek, hepsi bu kadar.
misal,benim çok olmuştur, "lan şimdi bunun hakkında şöyle yazarsam bu ibneler dümdüz eder beni","ya daha yüz puanım bile yok, puanımı artırmam lazım" falan feşmekan. işte bu sebepten zilyon tane entry girmedim ben. eminim birçoğunuz da girmemiştir. arkadaşım, ben bağıra bağıra haykırmak istiyorum, pink floyd denen embesil gurubu dinleyen maldır![örnek lan sadece, pink floyd candır, canandır] ama yazamıyorum bunu. niye? dümdüz ederler de ondan. ama sen vurursan dibe, "ulan ibneler, ahanda bu da böle lan, basın lan eksiyi" mantığı ile içindekileri daha rahat kusarsın.. olay, tanım, örnek, hepsi bu kadar.
neden olmasın?
efenim, ne söylese ne etse karar verememiş, tüm bu olanların üstüne gidip bi sigara içip sakin kafayla düşünecek olan yazardır.
herkese her şey için çok teşekkür eden yazar.
#443725
edit: lan ibneler! ne istiyonuz lan gül gibi entrymden? size teşekkür eden ibne olsun lan bundan sonra. ne istiyodunuz? "ay ne yazsam bilmem kiii,, çok iyiyim ben süperimmm" felan mı yazacam beğenin diye?
#443725
edit: lan ibneler! ne istiyonuz lan gül gibi entrymden? size teşekkür eden ibne olsun lan bundan sonra. ne istiyodunuz? "ay ne yazsam bilmem kiii,, çok iyiyim ben süperimmm" felan mı yazacam beğenin diye?
her daim güzel hatırlanacak olan...
her ortamda savunulacak olan...
şu ana kadar bana çok şey katmış olan...
bir yandan da özleyeceğimi düşündüğüm...
ama maalesef, benim için bitmiş olan güzel oluşum...
sanırım kullanıcıların isteği ile accountumuzu kapatamıyoruz...
"trip yapıyo" demesinler diye, her biri benim için çok değerli olmasına karşın, giderayak bir 400 küsür felan entrymi de sildim, dedikodu yapmayın. böylece bir daha geri dönme ya da farklı nickle dönme olasılığımı da yok etmiş oldum, bir nevi gemileri yaktım yani. neyse, herkese teşekkür etmeyi bir borç bilip de bu entryi giriyorum işte. teşekkürler..
ve bir de şuna bakın isterseniz; #428373
sağlıcakla kalın...
her ortamda savunulacak olan...
şu ana kadar bana çok şey katmış olan...
bir yandan da özleyeceğimi düşündüğüm...
ama maalesef, benim için bitmiş olan güzel oluşum...
sanırım kullanıcıların isteği ile accountumuzu kapatamıyoruz...
"trip yapıyo" demesinler diye, her biri benim için çok değerli olmasına karşın, giderayak bir 400 küsür felan entrymi de sildim, dedikodu yapmayın. böylece bir daha geri dönme ya da farklı nickle dönme olasılığımı da yok etmiş oldum, bir nevi gemileri yaktım yani. neyse, herkese teşekkür etmeyi bir borç bilip de bu entryi giriyorum işte. teşekkürler..
ve bir de şuna bakın isterseniz; #428373
sağlıcakla kalın...
çok büyük bir saldırıdır. öyle dehşetli ve azametlidir ki, meclisin yıkılması işten bile değildir. hatrta bütün ankara bile mazallah yok olabilir. tahmini bi atom bombasının 1960, bilemedin 61 katı tahrip gücüne sahiptir. bu saldırı bir defa gerçekleşmiş, merve kavakçı denen militan meclise girmiştir. tek başına laik cumhuriyeti yıkma mücadelesi vermiştir. bu esnada cumhuriyet neredeyse yıkılacak gibi olmuş, ama kahraman milletvekilleri merve kavakçıyı yaka paça meclisten atarak bu büyük düşmanı etkisiz hale getirmişlerdir. bu o kadar önemli bir olaydır ki aslında, uğruna bir gün bayram ilan edilse yeridir.
bi siktirip gidiniz lütfen. nasıl bi laik cumhuriyetimiz var ki türban denen bez parçası ile yıkılıyor ben anlamadım. eğer türbandan cumhuriyet yıkılıyorsa, ben donlarımı ve çoraplarımı toplayıp amerikaya cihada çıkıyorum o zaman. bırakallaasen ya.
bi siktirip gidiniz lütfen. nasıl bi laik cumhuriyetimiz var ki türban denen bez parçası ile yıkılıyor ben anlamadım. eğer türbandan cumhuriyet yıkılıyorsa, ben donlarımı ve çoraplarımı toplayıp amerikaya cihada çıkıyorum o zaman. bırakallaasen ya.
--
ön ek: şöyle bir okudum da yazdıklarımı, çok malca geldi, uykulu uykulu anca belki. biraz da hiç beceremediğim ve sevmediğim duygusal modda olmuş. siktiret dedim önce sileyim boşver. sonra bir daha siktiret dedim kaydedelim o kadar yazdık. size de malca gelirse uykulu olmama verin. ya da direk mal da diyebilirsiniz zerre sikimde değil.
--
mütemadiyen bu başlık altına gelir birşeyler karalarım.. 4000nci entrym bu başlığın olsun istedim. ama şöyle okkalı, dutdunmu ele gelir, yenilir yutulur birşeyler yazayım bari diyorum.. şöyle cezbedici. güzellik kesb edici. birazcık da eleştirici.
efendim, 7-8 ay evvel başladı bilgi sözlük macerası bu satırların yazarı için. daha o zamana kadar sözlük neyim bilmezdi. sözlükten anladığı tek şey, ekşiye girip kahkaha atmaktı. gezinip tozunurken "lan neden ben de yazmıyom böyle şeyler" dedi ve gugıl denen illet birkaç interaktif oluşuma sevketti onu. şimdi adının bu entryde geçmesini layık görmediğim bir-iki oluşum ve bir de bilgi sözlük.
kabul edeyim, görünüş itibariyle en sıçığı idi bilgi sözlük. açılırken bile theme siz açılmış, boktan times new roman yazı tipi ile altı çizili bakınızlardan meteşekkil idi. ara butonuna tıkladım bi an, tepki vermiyordu. diğer oluşumlardan gelen eleştiriler de sede boktandı. bok yuvası bellemiştim o derece rezil idi başka yerlere göre bilgi sözlük.
neyse, hemen üye oldum hepsine. mal gibi bir nick seçmiştim bilgi sözlük accountum için hemde. çaylak oldum önce, yazar oldum sonra da. bir hafta sonra, en sıcak, en samimi olan sözlük ayan-beyan belirmişti, bilgi sözlük!
diğerlerini salladım ve başladım yazmaya. aklıma ne gelirse yazdım ettim. 1 ay sonra anladım ki, sözlük bağımlılık yapan bir şey imiş. bünyeye ters idi. siktiri çektim hesabımı kapatın dedim independence’a. (nick başlığımın altındaki #302405 id’li entrynin sebebi) "bi sebebi var mı?" dedi o da. "işim gücüm var" dedim ben de. bekledi, hemen silmedi. iyi ki de beklemiş.
3 gün dayanamadım. dedim, "iptal et, silme hesabımı, kalıyorum"
o gün bu gündür deli gibi yazıyorum, iyi ya da kötü, beğenilen ya da kötülenen. çok şey öğretti sözlük bana bunu inkar edemem. gün geçtikçe gözümdeki değeri büyümüştü, hala da büyüyor. bir gün giremesem merak ediyorum başlıkları, o kadar da paranoyak etti. zamanımı çalıyor genel olarak. günde ortalama 4 saatimi çalıyor. şikayetçi miyim? aksine, memnunum.
belki hiç tanımayacağım arkadaşlar edindirdi sözlük bana. konuşma hakkı tanıdı, sesimi duyurabildim. zaten çok konuşan birisi olarak bokunu çıkarttım kimi zaman entrylerde.
bir süre sonra ülfet peyda ettiriyor. gözü kapalı kabul ediyorsunuz olanı biteni. hayatınızın kocaman bir parçası oluyor. ağırlık hissettiriyor, eziklik hissettiriyor kimi zaman da. yaşayan bir organizma yerine koyuyorsunuz. ya da ben çok malım.
bilgi radyo var bir de. ders çalışırken dinlerdim addicted to pain’i. çaldık güldük eğlendik. birçok djden birçok parça dinledik. tuzluk çıktı sonradan, (başta da varmış da, sede boktandı) güzel tesbitler, güzel yazılar okumuş olduk böylece. ha bir de yazdık tabi o bambaşka bir güzellik.
kimi zaman mal bünye profillerini inceledik sözlükte hep beraber. ayrıntıya dalmayacam, anlayan anlamıştır zaten. ne olmamamız, ne yapmamamız gerektiğini de öğrenmiş olduk böylece.
bir şey daha var evet, çok şey de öğrenmiştim ben burada. yani adı üzerinde bilgi olarak. hatta kimi konularda düşüncelerimin takribi bi 155, 157 derece felan ters dönüdüğü bile oldu. o derece de bilgi ve fikir verdi sözlük bana.
leapfish’e baktım az önce. 15276 dolar fiyat çekti. bende derinden bir siktir çektim. bu da güzel bir enstantane olarak yer bulsun entrymde.
yani ben bu kadar şeyi niye yazdım? uzun oldu zaten düşündüğümden. hoş gerçi çokları okumamıştır/mayacaktır "ulan eşşeen ziki gibi yazmış, kim okur bunu" da demiş/diyecek olabilirler. ben diyorum da bazen. arada okuyan/cak olan var ise bir-iki tane, onlara dır bu lafım da. yani iyi bir şey diyorum. iyi ki varmış diyorum. diyorum da, götümden sallamıyorum, boş, lakayd yalakalık da yapmıyorum. bak yazdım o kadar yukarıda. sebeplerini gösterdim. iyi bir şey olduğu sonucuna vardım. çok şey yaptım. şey... neyse..
teşekkür edilecek kimler var? şahsım adına diyorum yani, teşekkürler...
bu 4000nci entry de belki bir anlam kazanmıştır umarım.
--
son ek: biraz da kişisel olmuş ya neyse yukarıda siktirettik zaten.
--
ilk ve ntek edit: ulan yazdığın bir şeyin de okunduğunu, yazdıklarının sana ait olduğunu hissediyosun ya sonradan, işte o zaman dadından yinmez ve bambaşka oluyor sözlük şerefisizim.
ön ek: şöyle bir okudum da yazdıklarımı, çok malca geldi, uykulu uykulu anca belki. biraz da hiç beceremediğim ve sevmediğim duygusal modda olmuş. siktiret dedim önce sileyim boşver. sonra bir daha siktiret dedim kaydedelim o kadar yazdık. size de malca gelirse uykulu olmama verin. ya da direk mal da diyebilirsiniz zerre sikimde değil.
--
mütemadiyen bu başlık altına gelir birşeyler karalarım.. 4000nci entrym bu başlığın olsun istedim. ama şöyle okkalı, dutdunmu ele gelir, yenilir yutulur birşeyler yazayım bari diyorum.. şöyle cezbedici. güzellik kesb edici. birazcık da eleştirici.
efendim, 7-8 ay evvel başladı bilgi sözlük macerası bu satırların yazarı için. daha o zamana kadar sözlük neyim bilmezdi. sözlükten anladığı tek şey, ekşiye girip kahkaha atmaktı. gezinip tozunurken "lan neden ben de yazmıyom böyle şeyler" dedi ve gugıl denen illet birkaç interaktif oluşuma sevketti onu. şimdi adının bu entryde geçmesini layık görmediğim bir-iki oluşum ve bir de bilgi sözlük.
kabul edeyim, görünüş itibariyle en sıçığı idi bilgi sözlük. açılırken bile theme siz açılmış, boktan times new roman yazı tipi ile altı çizili bakınızlardan meteşekkil idi. ara butonuna tıkladım bi an, tepki vermiyordu. diğer oluşumlardan gelen eleştiriler de sede boktandı. bok yuvası bellemiştim o derece rezil idi başka yerlere göre bilgi sözlük.
neyse, hemen üye oldum hepsine. mal gibi bir nick seçmiştim bilgi sözlük accountum için hemde. çaylak oldum önce, yazar oldum sonra da. bir hafta sonra, en sıcak, en samimi olan sözlük ayan-beyan belirmişti, bilgi sözlük!
diğerlerini salladım ve başladım yazmaya. aklıma ne gelirse yazdım ettim. 1 ay sonra anladım ki, sözlük bağımlılık yapan bir şey imiş. bünyeye ters idi. siktiri çektim hesabımı kapatın dedim independence’a. (nick başlığımın altındaki #302405 id’li entrynin sebebi) "bi sebebi var mı?" dedi o da. "işim gücüm var" dedim ben de. bekledi, hemen silmedi. iyi ki de beklemiş.
3 gün dayanamadım. dedim, "iptal et, silme hesabımı, kalıyorum"
o gün bu gündür deli gibi yazıyorum, iyi ya da kötü, beğenilen ya da kötülenen. çok şey öğretti sözlük bana bunu inkar edemem. gün geçtikçe gözümdeki değeri büyümüştü, hala da büyüyor. bir gün giremesem merak ediyorum başlıkları, o kadar da paranoyak etti. zamanımı çalıyor genel olarak. günde ortalama 4 saatimi çalıyor. şikayetçi miyim? aksine, memnunum.
belki hiç tanımayacağım arkadaşlar edindirdi sözlük bana. konuşma hakkı tanıdı, sesimi duyurabildim. zaten çok konuşan birisi olarak bokunu çıkarttım kimi zaman entrylerde.
bir süre sonra ülfet peyda ettiriyor. gözü kapalı kabul ediyorsunuz olanı biteni. hayatınızın kocaman bir parçası oluyor. ağırlık hissettiriyor, eziklik hissettiriyor kimi zaman da. yaşayan bir organizma yerine koyuyorsunuz. ya da ben çok malım.
bilgi radyo var bir de. ders çalışırken dinlerdim addicted to pain’i. çaldık güldük eğlendik. birçok djden birçok parça dinledik. tuzluk çıktı sonradan, (başta da varmış da, sede boktandı) güzel tesbitler, güzel yazılar okumuş olduk böylece. ha bir de yazdık tabi o bambaşka bir güzellik.
kimi zaman mal bünye profillerini inceledik sözlükte hep beraber. ayrıntıya dalmayacam, anlayan anlamıştır zaten. ne olmamamız, ne yapmamamız gerektiğini de öğrenmiş olduk böylece.
bir şey daha var evet, çok şey de öğrenmiştim ben burada. yani adı üzerinde bilgi olarak. hatta kimi konularda düşüncelerimin takribi bi 155, 157 derece felan ters dönüdüğü bile oldu. o derece de bilgi ve fikir verdi sözlük bana.
leapfish’e baktım az önce. 15276 dolar fiyat çekti. bende derinden bir siktir çektim. bu da güzel bir enstantane olarak yer bulsun entrymde.
yani ben bu kadar şeyi niye yazdım? uzun oldu zaten düşündüğümden. hoş gerçi çokları okumamıştır/mayacaktır "ulan eşşeen ziki gibi yazmış, kim okur bunu" da demiş/diyecek olabilirler. ben diyorum da bazen. arada okuyan/cak olan var ise bir-iki tane, onlara dır bu lafım da. yani iyi bir şey diyorum. iyi ki varmış diyorum. diyorum da, götümden sallamıyorum, boş, lakayd yalakalık da yapmıyorum. bak yazdım o kadar yukarıda. sebeplerini gösterdim. iyi bir şey olduğu sonucuna vardım. çok şey yaptım. şey... neyse..
teşekkür edilecek kimler var? şahsım adına diyorum yani, teşekkürler...
bu 4000nci entry de belki bir anlam kazanmıştır umarım.
--
son ek: biraz da kişisel olmuş ya neyse yukarıda siktirettik zaten.
--
ilk ve ntek edit: ulan yazdığın bir şeyin de okunduğunu, yazdıklarının sana ait olduğunu hissediyosun ya sonradan, işte o zaman dadından yinmez ve bambaşka oluyor sözlük şerefisizim.
şu an metalikaya duyduğum saygının sevginin kaynağıdır bu müzikal deha. sadece ve sadece, bu deha o ünvan altında bulundu diyedir. jason onun için "bass gitarın jimi hendrix iydi", kirk, "şu ana kadar onu düşünmediğim tek bir gün yok" demiştir. metalika elemanları onun için gurubu los encılısdan san fıransiskoya taşımış çok da iyi etmiştir.
sadece orion dinlenilerek ne derece bir yeteneğe sahip olduğu sağlam kulaklar tarafından anlaşılabilir.
(cliff em all dan anladığımız kadarıyla) bass çalarken etrafla ilgilenmez, uzun saçlarını deli gibi sallar, sadece ve sadece gitarına odaklanır ve çalardı. çalarken kendinden geçerdi. vay be, keşke biraz daha yaşasa idi.
kill em all, ride the lightning ve muser of puppets de bassları o çalmıştır. zaten o 3 albüm de dünya metal tarihine kazınmıştır.
the call of ktulu da da deli gibi çalar. for whom the bell tolls da da hayvani çalar.
entrymi de lars gavadının şu sözleri ile noktalayayım bari;
"onun ölümünden sonra metalika ruhunu sattı. eğer o olsa idi black album ve load gibi saçmalıklara izin vermezdi".
cliff em all da, her müziksever tarafından izlenilmesi gereken bir başyapıttır. bu da benim sözüm olarak geçsin hadi.
sadece orion dinlenilerek ne derece bir yeteneğe sahip olduğu sağlam kulaklar tarafından anlaşılabilir.
(cliff em all dan anladığımız kadarıyla) bass çalarken etrafla ilgilenmez, uzun saçlarını deli gibi sallar, sadece ve sadece gitarına odaklanır ve çalardı. çalarken kendinden geçerdi. vay be, keşke biraz daha yaşasa idi.
kill em all, ride the lightning ve muser of puppets de bassları o çalmıştır. zaten o 3 albüm de dünya metal tarihine kazınmıştır.
the call of ktulu da da deli gibi çalar. for whom the bell tolls da da hayvani çalar.
entrymi de lars gavadının şu sözleri ile noktalayayım bari;
"onun ölümünden sonra metalika ruhunu sattı. eğer o olsa idi black album ve load gibi saçmalıklara izin vermezdi".
cliff em all da, her müziksever tarafından izlenilmesi gereken bir başyapıttır. bu da benim sözüm olarak geçsin hadi.
black mesa mıydı, o patlamaların olduğu şirkette çalışan bir bilim adamıdır bu. deney yapar, ters teper, uzaylılar doluşur heryere. bu fizikçi abimiz de başlar kara muratlığa. ilkin levyeyle dalar canavarlara, sonra silah felan bulur. canavarları mermi manyaa yapar, uzaya bile çıkar. sonra esas düşmanın da beynini ziker, (sadece beyninden ölüyodu o canavar da) macerayı sonlandırır.
macera esnasında arada gözüken takım elbiseli bir lavuk vardır, esas oğlanımız düşmanları battal gazi misillü depeledikten sonra gelir, el sıkışır gordon abimizle, gavurca bişeyler konuşurlar, oyun sonlanır.
macera esnasında arada gözüken takım elbiseli bir lavuk vardır, esas oğlanımız düşmanları battal gazi misillü depeledikten sonra gelir, el sıkışır gordon abimizle, gavurca bişeyler konuşurlar, oyun sonlanır.
ben küçükken çok salaktım. istiklal marşını atatürk yazdı zannederdim.
laiklik elden gitmez! ben varım kapı gibi! kimmiş o yobazlar gelsin bakiim önüme. endişelenmeyin, gerekirse asarız, sorun değil. hatta başlıyalım şu mollalardan. sen! gel bakiim, sen namaz kılıyormuşsun, asın arkadaşlar şunun kellesini. pis yobaz varlık! namaz kılmak ha! bunların köküne kibrit suyu dökmek lazım.
şu ilerdeki kalabalık da ne ola acep? hmm cemaatle namaz bahanersiyle örgüt kuruyorlar ha! dalın arkadaşlar şunlara da, suçları çete kurmak ve laikliği tehdit etmek, asın!
peki siz kimsiniz? komünist misiniz siz? vay ibneler, gavur tohumları, şunları da asın arkadaşlar. düşünce özgürlüğü felan diyorlar, böyle alengirli kelimeler felan, bunlar da tehlikli. bunları da asın.
şu ilerdeki kalabalık da ne ola acep? hmm cemaatle namaz bahanersiyle örgüt kuruyorlar ha! dalın arkadaşlar şunlara da, suçları çete kurmak ve laikliği tehdit etmek, asın!
peki siz kimsiniz? komünist misiniz siz? vay ibneler, gavur tohumları, şunları da asın arkadaşlar. düşünce özgürlüğü felan diyorlar, böyle alengirli kelimeler felan, bunlar da tehlikli. bunları da asın.
ron mcgovney in yerine guruba katılmıştır.
bir takımımızın daha avrupa liglerinden elendiği maç olmuştur. biz hala oturup, fenerbahçe karşısında yunanistan takımını desteklemeyi tartışalım. elin gavuru da gafletimizden faydalansın. ülke puanı yerle bir olsun. ligimizin kalitesi her geçen gün düşsün. ne güzel, benim takımım devam ediyor avrupada mücadelesine bana ne ki? iyi ki elenmiş.
(bkz: cliff em all)
her zaman aralığında olabilir bu, yaşa bağlı değildir. nihayetinde 45 yaşına da gelmiş olabilirsiniz ama büyümüş olmayabilirsiniz. büyümek sadece sikini uzatmak demek değildir..
türkiyede sürekli tartışılan bir olgudur.
önce bir bakınızımı vereyim, konuyu bakınız eksenine taşıyayım;
(bkz: ateş olmayan yerden duman çıkmaz)
birçok yönü ile (her etnik guruptan, her farklı fikirden ve mekandan yazar olması) türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının prototipi sayılabilecek sözlükte yaptığım ve medyaya yansıyan halkın düşüncelerini yüzde yüz değil, binde bin yansıtan tespitim şudur ki;
laiklik: bunla 47 entry
cumhuriyetçilik:1 entry
(laikliği savunanlar genelde cumhuriyet rejimine tehdit yönünden saldırırlar, görülüyor ki cumhuriyetçiliğe bir saldırı yok, herkes kabul etmiş.)
halkçılık: 1 entry...
inkılapçılık/devrimcilik: toplam 3 entry ikisi bkz.
devletçilik: 2 entry... kaldı ki, şu an kabul görmeyen bir sistemdir.
milliyetçilik: laiklik den çok daha geniş bir kavram olmasına rağmen sadece 21 entry..
görülüyor ki, kimsenin atatürk ilkelerine veyahut rejime karşı bir sıkıntısı yok. başta dediğimiz gibi, ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bi bokluk var demek şu an anlaşılan laiklik de; ki, herkes tartışıyor bu olguyu.
erbakan hocadan başka cumhuriyet rejimini tartışan bir politikacı gördünüz, duydunuz, okudunuz mu? hiç sanmıyorum..
artık kabuıl etmek lazım... var bi bokluk bizim laiklik anlayışımızda. atatürkün türkiyeye getirdiği laiklik şu an savunulan laiklik değildir, bunu biliyorum, çünkü görüyorum. hiç olmadı hissediyorum. çünkü atatürk gibi büyük bir beyin, bu kadar çarpık bir kavram geliştirmiş olamaz.
önce bir bakınızımı vereyim, konuyu bakınız eksenine taşıyayım;
(bkz: ateş olmayan yerden duman çıkmaz)
birçok yönü ile (her etnik guruptan, her farklı fikirden ve mekandan yazar olması) türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının prototipi sayılabilecek sözlükte yaptığım ve medyaya yansıyan halkın düşüncelerini yüzde yüz değil, binde bin yansıtan tespitim şudur ki;
laiklik: bunla 47 entry
cumhuriyetçilik:1 entry
(laikliği savunanlar genelde cumhuriyet rejimine tehdit yönünden saldırırlar, görülüyor ki cumhuriyetçiliğe bir saldırı yok, herkes kabul etmiş.)
halkçılık: 1 entry...
inkılapçılık/devrimcilik: toplam 3 entry ikisi bkz.
devletçilik: 2 entry... kaldı ki, şu an kabul görmeyen bir sistemdir.
milliyetçilik: laiklik den çok daha geniş bir kavram olmasına rağmen sadece 21 entry..
görülüyor ki, kimsenin atatürk ilkelerine veyahut rejime karşı bir sıkıntısı yok. başta dediğimiz gibi, ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bi bokluk var demek şu an anlaşılan laiklik de; ki, herkes tartışıyor bu olguyu.
erbakan hocadan başka cumhuriyet rejimini tartışan bir politikacı gördünüz, duydunuz, okudunuz mu? hiç sanmıyorum..
artık kabuıl etmek lazım... var bi bokluk bizim laiklik anlayışımızda. atatürkün türkiyeye getirdiği laiklik şu an savunulan laiklik değildir, bunu biliyorum, çünkü görüyorum. hiç olmadı hissediyorum. çünkü atatürk gibi büyük bir beyin, bu kadar çarpık bir kavram geliştirmiş olamaz.
dehşet bir ihale oyununa sahne olmuş zirvedir. fevkalade iddiaali geçen oyunun, maliyecinin nazlanmasına rağmen ifşa etme kararı almışızdır.
katılımcılar: sergey, capt it all, grafolog, maliyeci ve maliyecinin durumunun vehametini düzeltmek adına sonradan oyuna katılan, dilemma... hatta bir ara addicted to pain kişisi de birilerinin yardımına koşmuş ama ne yaptı ne etti farkedilmeden geri kalkmıştır masadan.
oldukça çekişmeli başlayan oyunda grafolog daha ilk ellerde kalitesini göstermiş ve farkı açmaya başlamıştır. capt it all kişisi de grafolog a eşlik etmeye çalışmıştır. oynunun yarılarına yaklaşırken maliyeci ve sergey henüz başladıkları konuma bile gelememişlerdir.
oyunun ortalarından sonra ibre her oyuncu için ters dönmeye başlamış, sonuncu olmamaya kasan sergey atağa kalkmış, birincilik için grafolog a kafa tutmaya başlamıştır. bir iki el köt giden grafolog da bir an için sergey ve capt it all kişilerinin altında oyunu üçüncü bitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. tabi maliyeci yine aynen devam..
oyunun sonlarına doğru kafa üstü çakılan capt it all kişisi bir ara neredeyse maliyecinin bile gerisine düşme ihtimalinin stresine girmiş, bu arada maliyecinin yerine oyuna dahil olan dilemma ard arda ihaleler almaya başlamıştır. bu arada zirve için mücadele kızışmış fakat sonuç değişmemiştir.
nihayetinde oyunu 103 puanla grafolog birinci, 87 puanla sergey ikinci, 66 puanla capt it all üçüncü ve dilemma nın sonuncu olmaması için mucize gerçekleştirmesi gerektiği maliyeci 53 puanla dördüncü olmuştur.
oyun sonrası yorumlar;
sergey: 151 de bitseydi geçmiştim seni grafolog
maliyeci: ben riski severim abicim...
grafolog: eheheeee eheeehee
capt it all: olm büyü mü yaptınız lan bana, grafik tersine döndü oyunun ortasında...
dilemma: ah en baştan otursaydım ben!
addicted to pain: ben çok iyi bilmiyom abi..
aşağıdaki linkten oyunun dökümünü bulabilirsiniz. (ilk kağıdı kaybettik o curcunada)
http://img101.imageshack.us/img101/6549/ihalevq8.jpg
katılımcılar: sergey, capt it all, grafolog, maliyeci ve maliyecinin durumunun vehametini düzeltmek adına sonradan oyuna katılan, dilemma... hatta bir ara addicted to pain kişisi de birilerinin yardımına koşmuş ama ne yaptı ne etti farkedilmeden geri kalkmıştır masadan.
oldukça çekişmeli başlayan oyunda grafolog daha ilk ellerde kalitesini göstermiş ve farkı açmaya başlamıştır. capt it all kişisi de grafolog a eşlik etmeye çalışmıştır. oynunun yarılarına yaklaşırken maliyeci ve sergey henüz başladıkları konuma bile gelememişlerdir.
oyunun ortalarından sonra ibre her oyuncu için ters dönmeye başlamış, sonuncu olmamaya kasan sergey atağa kalkmış, birincilik için grafolog a kafa tutmaya başlamıştır. bir iki el köt giden grafolog da bir an için sergey ve capt it all kişilerinin altında oyunu üçüncü bitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. tabi maliyeci yine aynen devam..
oyunun sonlarına doğru kafa üstü çakılan capt it all kişisi bir ara neredeyse maliyecinin bile gerisine düşme ihtimalinin stresine girmiş, bu arada maliyecinin yerine oyuna dahil olan dilemma ard arda ihaleler almaya başlamıştır. bu arada zirve için mücadele kızışmış fakat sonuç değişmemiştir.
nihayetinde oyunu 103 puanla grafolog birinci, 87 puanla sergey ikinci, 66 puanla capt it all üçüncü ve dilemma nın sonuncu olmaması için mucize gerçekleştirmesi gerektiği maliyeci 53 puanla dördüncü olmuştur.
oyun sonrası yorumlar;
sergey: 151 de bitseydi geçmiştim seni grafolog
maliyeci: ben riski severim abicim...
grafolog: eheheeee eheeehee
capt it all: olm büyü mü yaptınız lan bana, grafik tersine döndü oyunun ortasında...
dilemma: ah en baştan otursaydım ben!
addicted to pain: ben çok iyi bilmiyom abi..
aşağıdaki linkten oyunun dökümünü bulabilirsiniz. (ilk kağıdı kaybettik o curcunada)
http://img101.imageshack.us/img101/6549/ihalevq8.jpg
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?