"a place where everybody talks, nobody listens and everybody disagrees later on."
meali: herkesin konuştuğu, kimsenin dinlemediği ve sonunda hiçkimsenin diğerinin fikrine katılmadığı yer.
okul, şirket, holding gibi çok çalışanı olan binalarda toplantı yapılan oda.
(bkz: toplantı odası)
"a feeling when you feel you are going to feel a feeling you have never felt before."
meali: daha önce hiç hissetmediğiniz bir hissi hissedeceğinize dair bir hisse kapılmanıza neden olan bir his.
meali: daha önce hiç hissetmediğiniz bir hissi hissedeceğinize dair bir hisse kapılmanıza neden olan bir his.
"a book which people praise, but never read"
meali: insanların methettiği fakat asla okumadığı kitap.
meali: insanların methettiği fakat asla okumadığı kitap.
"a curve that can set a lot of things straight."
meali: #2368
meali: #2368
"a place where you can relax after your strenuous home life."
meali: yorucu ev hayatından sonra rahatlayabileceğiniz yer.
meali: yorucu ev hayatından sonra rahatlayabileceğiniz yer.
"the only time when some married men ever get to open their mouth."
meali: bazı evli erkeklerin ağızlarını açabildikleri yegane an.
meali: bazı evli erkeklerin ağızlarını açabildikleri yegane an.
"the name men give to their mistakes."
meali: insanoğlunun hatalarına verdiği isim.
meali: insanoğlunun hatalarına verdiği isim.
"a person who tells you to go to hell in such a way that you actually look forward to the trip."
meali: bu kişi sana cehenneme gitmeni öyle bir yoldan söyler ki sen hakikaten yolculuk için sabırsızlanırsın.
meali: bu kişi sana cehenneme gitmeni öyle bir yoldan söyler ki sen hakikaten yolculuk için sabırsızlanırsın.
"a person who while falling from eiffel tower says in midway "see i am not injured yet!"
meali: eyfel kulesinden düşerken yarı yolda " bak henüz yaralanmadım" diyen kimse.
meali: eyfel kulesinden düşerken yarı yolda " bak henüz yaralanmadım" diyen kimse.
"a person who lives poor so that he can die rich."
meali: zengin ölebileceğini düşünerek fakirlik içinde yaşayan insan.
meali: zengin ölebileceğini düşünerek fakirlik içinde yaşayan insan.
"a banker provided by nature."
meali: doğanın sağladığı bir bankacı.
meali: doğanın sağladığı bir bankacı.
"one who shakes your hand before elections and your confidence later"
meali: seçimlerden önce elinizi, seçimlerden sonra da güveninizi sarsan kişi.
meali: seçimlerden önce elinizi, seçimlerden sonra da güveninizi sarsan kişi.
"someone who is early when you are late and late when you are early."
meali: siz ne zaman işe geç kalsanız erken gelen; ve siz erken gelseniz geç kalan kişi.
meali: siz ne zaman işe geç kalsanız erken gelen; ve siz erken gelseniz geç kalan kişi.
"a person who kills your ills by pills, and kills you by his bills!"
meali: hastalarınızı ilaçlarıyla; sizi de faturalarıyla öldüren kişi.
meali: hastalarınızı ilaçlarıyla; sizi de faturalarıyla öldüren kişi.
allahım sen bütün günahlarımı affet.
söz yaşarsam 10.000inci entry mi senin nick altına gircem.
indymiz. amin.
söz yaşarsam 10.000inci entry mi senin nick altına gircem.
indymiz. amin.
şöyle bir şey olmalı:
=======
--@- -@--
.....%.....
xxxxxxxx
.....p.....
=======
--@- -@--
.....%.....
xxxxxxxx
.....p.....
songül öden gümüş dizisinden beridir hala ölü balık gözleriyle bakmakta kameralara. sadece orda memet memeeeet memeeeet diye kıvanç tatlıtuğ un peşinden ağlardı hep; bu dizide biraz daha kendine güvenli bir kadını canlandırıyor. ve fakat kırmızı saten gecelik giymesi bile gözümde onu seksi bir kadın yapmadığı gibi haberleri sunduktan sonra-evli bile olsalar- öpüşen bir çifti içeren bir diziyi biraz da olsa sayrettiğim için pişman mıyım.
pişmanım.
pişmanım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?