oğuz aral ın çömez karikatürcüleri eğitirken sıklıkla kullandığı cümle.
msn de bir kızı önce engelleyip sonradan sonraya hoşlanmaya başlayınca fakedilen durum.
(bkz: tek elle entry girmek)
“bir an önce görünsün diye akdeniz; toroslar’da ağaçlar hep çocuk kalır” demiş sunay akın. artık akdeniz’i görebilmek için ne makilerin çocuk kalması yetiyor antalya’da; ne de paraşütle yamaçlardan atlamak. beton kaplamış şehrin her yerini. ama betonlar çocuk değil.
beni antalya sınırlarına indiren pilota güvenim sonsuz olsa da ayağım yere bastığında ayrı bir mutluluk hissediyorum. antalya şehrinin tabelasız caddelerinde bir süre kaybolup dolandıktan sonra kemer yolunda alıyorum soluğu.
burada ise tabelalar tabela üstüne. “göynük tatil köyleri”, “belek tatil köyleri”. şaşırıyor annem. diyorum ki, “şaşırma anne”. seksenli yılların liberal ekonomi açılımı kahramanlarının peşkeş çektiği çamlıklar, kumsallar, koylar buralar. hani gazetelerde boy boy fotoğrafları boy boy erken rezervasyon reklamları çıkan ama içine girdiğin zaman hepsi birbirine benzeyen tatil köyleri.
insanı kendi memleketinde tatil yaptırmayacak kadar pahalı ve türklere oda kiralamayacak kadar küstah tatil köyleri.
memleketimin kumu, toprağı, denizi buralarda “beach” olmuş, başına da “baki” gelmiş! hayırdır beach ne? baki kim? kim kimden neyi ihale aldı da kilometrelerce kumsala parayla sokmakta insanları?
alanya’da, bir otelde müdürlük yapan kuzenim katılıyor aramıza. soruyoruz, “nereden geliyor bu her şey dahil değirmeninin suyu?” diyor ki, “o açık büfedeki pastaların nasıl yapıldığını anlatsam bir daha tatile matile çıkmazsınız emin olun.”
“olsa olsa kalan ekmekleri falan suyla ıslatıyorlardır, bundan daha kötü ne olabilir ki?” diyorum; o susuyor.
antalya-alanya arası kısa akdeniz turu şeklinde yüzlerce otel çıkıyor karşımıza. ve binlerce kalabalık. gazipaşa’dan sonra çam ormanının arasından geçen virajlı yol yüzünden bakir kalmış başka bir şehrin belki de il olması gereken başka bir ilçesine geçiyoruz: anamur. oraya yakın bir yerlerdeki sakin bir yazlık sitede yüzde seksen beş nemli havanın kucağına bırakıyoruz kendimizi. yedi yaşındaki oğlum bir sene önce bıraktığı oyuncakları bulmanın heyecanı ile karne hediyesi olan teknolojinin son ürünü pspsini bırakıyor bir kenara. çocuk her yerde çocuk. rengarenk oyuncaklar cezbediyor onu teknolojinin karalığından ziyade.
teknolojinin bir başka karanlık yönünü dönüş yolunda uçağım türbülansa girdiğinde ben yaşıyorum. sarsıntıyla gözlerimi açmadan önce kendimi her gün yapım aşamasındaki yolda kocaman bir çukura girmiş sanmamdan ötürü gözlerimi açıp uçağı tekrar gördüğümde gülümsüyorum.
yanımda oturan beyefendinin dergide açtığı sayfada “datça: çilgin kalabaliktan uzakta” başlığı dikkatimi çekiyor.
evet diyorum. bir dahaki sefere çılgın kalabalıktan uzaklaşmalı.
toroslar’da hep çocuk kalmış ağaçları bulmalı.
hep çocuk kalacak bir yanımız olmalı.
beni antalya sınırlarına indiren pilota güvenim sonsuz olsa da ayağım yere bastığında ayrı bir mutluluk hissediyorum. antalya şehrinin tabelasız caddelerinde bir süre kaybolup dolandıktan sonra kemer yolunda alıyorum soluğu.
burada ise tabelalar tabela üstüne. “göynük tatil köyleri”, “belek tatil köyleri”. şaşırıyor annem. diyorum ki, “şaşırma anne”. seksenli yılların liberal ekonomi açılımı kahramanlarının peşkeş çektiği çamlıklar, kumsallar, koylar buralar. hani gazetelerde boy boy fotoğrafları boy boy erken rezervasyon reklamları çıkan ama içine girdiğin zaman hepsi birbirine benzeyen tatil köyleri.
insanı kendi memleketinde tatil yaptırmayacak kadar pahalı ve türklere oda kiralamayacak kadar küstah tatil köyleri.
memleketimin kumu, toprağı, denizi buralarda “beach” olmuş, başına da “baki” gelmiş! hayırdır beach ne? baki kim? kim kimden neyi ihale aldı da kilometrelerce kumsala parayla sokmakta insanları?
alanya’da, bir otelde müdürlük yapan kuzenim katılıyor aramıza. soruyoruz, “nereden geliyor bu her şey dahil değirmeninin suyu?” diyor ki, “o açık büfedeki pastaların nasıl yapıldığını anlatsam bir daha tatile matile çıkmazsınız emin olun.”
“olsa olsa kalan ekmekleri falan suyla ıslatıyorlardır, bundan daha kötü ne olabilir ki?” diyorum; o susuyor.
antalya-alanya arası kısa akdeniz turu şeklinde yüzlerce otel çıkıyor karşımıza. ve binlerce kalabalık. gazipaşa’dan sonra çam ormanının arasından geçen virajlı yol yüzünden bakir kalmış başka bir şehrin belki de il olması gereken başka bir ilçesine geçiyoruz: anamur. oraya yakın bir yerlerdeki sakin bir yazlık sitede yüzde seksen beş nemli havanın kucağına bırakıyoruz kendimizi. yedi yaşındaki oğlum bir sene önce bıraktığı oyuncakları bulmanın heyecanı ile karne hediyesi olan teknolojinin son ürünü pspsini bırakıyor bir kenara. çocuk her yerde çocuk. rengarenk oyuncaklar cezbediyor onu teknolojinin karalığından ziyade.
teknolojinin bir başka karanlık yönünü dönüş yolunda uçağım türbülansa girdiğinde ben yaşıyorum. sarsıntıyla gözlerimi açmadan önce kendimi her gün yapım aşamasındaki yolda kocaman bir çukura girmiş sanmamdan ötürü gözlerimi açıp uçağı tekrar gördüğümde gülümsüyorum.
yanımda oturan beyefendinin dergide açtığı sayfada “datça: çilgin kalabaliktan uzakta” başlığı dikkatimi çekiyor.
evet diyorum. bir dahaki sefere çılgın kalabalıktan uzaklaşmalı.
toroslar’da hep çocuk kalmış ağaçları bulmalı.
hep çocuk kalacak bir yanımız olmalı.
genelleme yapmadan söylüyorum, beraberce ve aynı miktarda içerken bir erkeğin sarhoşluk mertebesine eriştiği anda ayakta kalabilmiş kadın eve dönerken arabayı kullansa yeter. erkeğe yeterince ceza olur zati.
(bkz: şaşıfelek çıkmazı)
(bkz: olsa da yesek)
yapan ormanlar kralı arslansa, kraliçeye ayıp etmiş demektir.
sıifir km grubunun 2009 da çıkardığı albüm.
şarkılar:
1. antre- beste: ant şimşek
2. paranoya- beste: sıfır km
3. rahat bırak- söz-müzik: ant şimşek
4. insomniya- beste: sıfır km
5. yas- söz-müzik: sezen aksu
6. speed- beste: sıfır km
7. zalim- söz: sezen aksu, müzik: eldar mansurof
8. 6/4 üstü 5- beste: sıfır km
9. meraklı- söz-müzik: ant şimşek
10. med cezir- söz: sezen aksu, beste: levent yüksel
şarkılar:
1. antre- beste: ant şimşek
2. paranoya- beste: sıfır km
3. rahat bırak- söz-müzik: ant şimşek
4. insomniya- beste: sıfır km
5. yas- söz-müzik: sezen aksu
6. speed- beste: sıfır km
7. zalim- söz: sezen aksu, müzik: eldar mansurof
8. 6/4 üstü 5- beste: sıfır km
9. meraklı- söz-müzik: ant şimşek
10. med cezir- söz: sezen aksu, beste: levent yüksel
aşkla esir düşecek kadar şanslı olanlarla, hasretinden prangalar eskittim diyebilenlerin söylemi.
"ey aşk al beni süründür
yak ateşlerde
ben gönüllü köleyim sahibim sensin"
(bkz: seyrüsefer)
"ey aşk al beni süründür
yak ateşlerde
ben gönüllü köleyim sahibim sensin"
(bkz: seyrüsefer)
#959500
kendisi hakkında yanlış dileklerde bulunmuş olmama rağmen benle her zaman saygı, itina, itikat, itimat, iktisad, iktisap sınırları dahilinde iletişim kurmuş olan muhterem, saygıdeğer, haşmetmeab bilg_ pardon moderator beyefendidir kendisi. allah-ü teala başağrılarını daim eyleye.
(bkz: jedişahım şok yaşa).
kendisi hakkında yanlış dileklerde bulunmuş olmama rağmen benle her zaman saygı, itina, itikat, itimat, iktisad, iktisap sınırları dahilinde iletişim kurmuş olan muhterem, saygıdeğer, haşmetmeab bilg_ pardon moderator beyefendidir kendisi. allah-ü teala başağrılarını daim eyleye.
(bkz: jedişahım şok yaşa).
hapishaneye düşmüş ergen bünyenin muhtemel intihar biçimi.
+ volta atarken nereye bakıon lağn sen öyle?
- hiç abi jenna jameson muydu o duvardaki..
+ ne biçim gonuşuon lağn sen yingen hakkında?
+ volta atarken nereye bakıon lağn sen öyle?
- hiç abi jenna jameson muydu o duvardaki..
+ ne biçim gonuşuon lağn sen yingen hakkında?
kesik ve sıyrık gibi küçük yaraların temizlenmesinde kullanıma hazır sıvı antiseptiktir.
yaygın olarak kullanılan geniş spektrumlu bir antiseptik olan "benzalkonyum klorür" içerir.(%0.2)
sprey sayesinde yaralı veya kesilmiş deriye herhangi bir temas olmadan direkt antiseptik etki sağlar.
kesik ve sıyrıkların temizlenmesini sağlar ve küçük yara enfeksiyonlarında yaygın görülen bakterileri öldürür.
%10 kanama olduğumu durumlarda bile bakterileri öldürür.
kalbe direkt sıkıldığında gönül yarasına da iyi gelebilir.
yaygın olarak kullanılan geniş spektrumlu bir antiseptik olan "benzalkonyum klorür" içerir.(%0.2)
sprey sayesinde yaralı veya kesilmiş deriye herhangi bir temas olmadan direkt antiseptik etki sağlar.
kesik ve sıyrıkların temizlenmesini sağlar ve küçük yara enfeksiyonlarında yaygın görülen bakterileri öldürür.
%10 kanama olduğumu durumlarda bile bakterileri öldürür.
kalbe direkt sıkıldığında gönül yarasına da iyi gelebilir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?