confessions
  1. toplam entry 342
  2. takipçi 0
  3. puan 1213

acunn.com

tuhaf ve postmodern bir sitenin domain adıdır. bir kaç kere de girdim baktım, içerisi gayet havadar ve güneş alıyor. bide domain adıyla bir "n" eksik olmak üzere aynı olan bir kardeşimiz burayı arada bir pencereleri açmak sureti ile havalandırıyor falan. postmodern demiştim dimi; aynen şöyle efendim, acun ılıcalı’dan geliyor:

"...bik bik bik üzülerek de olsa adada ki güvenliğin sağlanması amaçlı olarak kendisini diskalifiye bik bik bik... aynı zamanda bucaspor trabzonspor karşılaşmasının ilk üç dakikasını bik bik bik..."

nereden enreye enteresan gerçekten

antibakteriyel aldatmacasi

protex ve benzeri bi çok antibakteriyel ürünün domuzgribine karşı koruma sağladığı yönündeki saçmalıktır.

kardeşim kimse demiyomu sana o ürün antibakteriyel

yani bakterilere karşı dezenfektan etkisi var

domuzgribi virüstür

senin antiviral kullanman lazım

ama vahşi kapitalizm, ürünü sattırmak için bin bir türlü kelime oyunuyla antibakteriyel bir ürünü virüse karşı koruma sağlar mottosuyla rahatlıkla pazarlayabilmektedir. efendim neymiş eğer ellerinizdeki bakterilerden kurtulursanız doğal olarak bağışıklık sisteminiz de düşmez, bağışıklık sisteminiz düşmeyeceği için de dolaylı olarak domuzgribine karşı direnciniz de düşmeyecektir.

antibakteriyel ürün kullandıktan sonra gönül rahatlığıyla ellerimi yalayabilirim diyen arkadaşlar için.

dal sarkar kartal kalkar

dış mihraklar tarafından desteklenen bir katakulli olduğu konusunda hem fikir olduğum önermedir.

sarkan dal neyi sembolize etmektedir? zeytin dalı?

peki kalkan başka bir deyişle şahlanan yada yükselen kartal neyi sembolize etmektedir? post-nazizim?

bu kalp seni unutur mu

ilk bölümü 13 ekim itibarı ile şu an ekranda oynayan dizidir. melis birkan isimli şahsın ıssız adam dan sonra hala aynı kütük oyunculuğunu sergilediği bir yapım olmuş lakin dizi de geçen olaylar tam olarak ne zaman başlamaktadır anlayamadım.

darbeden bir gün sonra mı, darbe sabahı mı, darbe gecesi mi, darbeye 1 hafta kalamı, darbeden sonra süregelen bir kaç hafta içinde mi belli değil. belkide bellidir ben anlayamamışımdır.

kiefer sutherland

neredeyse herkesin bildiği 24 adlı dizideki karakterinin dışında inanılmaz rollerde görebildiğimiz bir aktördür. şimdilik aklıma gelenler;

flatliner da ölüm tecrübesine bağımlı olan aklını kaçırmış bir tıp öğrencisi

freeway da takıntılı bir otoban katili

truth or consequences da eğlence düşkünü marjinal bir soyguncu

dark city de uzaylıların insanlar üzerinde deney yapmalarına yardımcı olan bir doktor

beat de şahsen william s. burroughs un ta kendisi

phone boot ta topluma mesaj vermeye çalışan bir keskin nişancı

bunların haricinda adını hatırlayamadığım bir filmde hiçbir yapımcı filmlerini çekmediği için mecburen porno film endüstrisinde tutunmaya çalışan bir kayıp yönetmen

vs

her birinde de muhteşem oyunculuk performansları sergilememiş olsa da inanılmaz eğlencelidir. bu adamın oynadığı filmlerdeki roller gibi kariyeri olan her insan hayatımda yaşamadığım hiç bir şey kalmadı diyebilir.

ici boş bunların ici bos

eskilerden bir reklam sloganı olduğunu hatırlar gibi olduğum bir cümle.

sanırım gazetelerin ansiklopedi çılgınlığının olduğu döneme denk gelen zamanlarda söylenmiştir. bir diğer gazetenin verdiği ansiklopedilerin ne kadar dandik olduklarının vurgulanması içi reklamcıların ürettiği ve sokakta halka söylettikleri bir slogan.

bu slogan o günleri yaşamış insanların bu gün bile hala kullana geldikleri bir vurgudur. sığ yada yararsız olduğu düşünülen her şey için rahatlıkla kullanılmaktadır bu gün bile.

anal seks

daha sonraları gelişememiş ergen olarak adlandırılacak olan gelişen çocuğun altbeyninde anal dönemi atlatamaması ile ortaya çıkan bir sapkınlıktır. oidipus kompleksini doğal yollardan atlamayan bireylerde ortaya çıktığı yazılır, çizilir. annenin babaya ait olduğu gerçeğini kabul edemeyen çocuk cinsel kimliğinde fallus la beraber geliştirdiği bir takım fetişist eğilimler ortaya çıkartabilir. anal seks ihtiyacı ve bu ihtiyaçtan doğan eşcinsellik bunun sonuçlarından olma ihtimali vardır. yalnızca ihtimali vardır diyorum çünkü eşcinsel olup ta bu komplekse sahip olmayan insanlar da olabilir. burada bahsi geçen sapkin birey eşcinsel birey değildir, eşcinselliğinden utanan gizli eşcinsel bireydir.

gizli eşcinsellik #879739

çeşitli şekillerde dışa vurulur.

(bkz:göt sikmek) (başlı başına gizli eşcinsellik belirtisidir zaten. 3 yaşındaki bir çocuğun anal dönemi atlatamadığının göstergesidir)

(bkz:ne amından vazgeçerim ne götünden) (göt fetişizmi burda da ortaya çıkmaktadır.)

(bkz:götünde birdir bir oynarım) (göt fetişizmi)

(bkz:göte karpuz sokmak) (gizli eşcinselin anal seks ihtiyacının dışa vurumu)

(bkz:götün üstüne boşalmak) (alenen eşcinsellik ilanı olan göt vurgusu)

(bkz:yurdumun orospu kızları domalın) (domalma eylemi gene götle ilişkilendirileceğinden dolayı burada da aslında beraber olduğu kadını erkek olarak hayal etme durumu vardır)

nah atariz

video paylaşım istelerindeki yazık ki merakımı yenemeyip benim de izlediğim bir çocuğun fenerbahçe maçı esnasında babasına dert yanarken ki feryadıdır. feryadı kelimesini kullanırken ki amacım kesinlikle espri yapmak değildir. zira çocuk babası ölmüş kadar büyük bir üzüntü ve gözyaşları arasında gerçekten feryat etmektedir.

maç 1-1 dir çocuk ise nereden baksan 5-6 yaşındadır. tuttuğu takımın berabere olmasına içlenmiştir şuncacık yaşında. babasına telefon açmıştır. büyük ihtimal babasıda "üzülme yavrum atarız bi tane daha" demektedir telefonun diğer ucundan. ama nafile çocuk durur mu, yapıştırır cevabı.

nah atarız, nah atarız...

enteresan tabi böyle bir durum. video yu izlerken evin hali de insanın gözüne çarpıyor, orta-alt gelir, çekirdek aile, çalışan erkek aile reisi, kadın ev hanımı profilinde olduğu her tür dekorasyon ve malzeme kullanımından belli olan evde üst gelir grubunun bile zorlukla alacağı bir dev ekran flat televizyon vardır. çocuk bu televizyonda futbol seyretmektedir ve eminim ki perşembe akşamları da babası ile beraber kurtlar vadisi falan da izlemektedir. dikkati çeken bir başka unsurda salonda bir kütüphane bile omamasıdır. ilginç.

neyse izleyin o dev televizyonunuzu, 6 aşındaki çocuklarınızla beraber maçlar seyredin falan...

yakışır.

buyulu gerçeklik

büyülü gerçekçilik, normal ya da gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli ve mantık dışı öğeleri içeren sanatsal akım olarak tanımlanıyor sevgili vikipedi de.

ardından sıralıyor sevgili bilgi kaynağı; jorge luis borges, isabel allende, italo calvino, gabriel garcia marquez, milan kundera, salman rüşdi, patrick suskind ve tanımadığım bir çok yazarı. ki bilin bakalım bunlardan hangileri nobel ödülü almış...

artık anlayana.
0 /