confessions

passive

- Yazar -

  1. toplam entry 4839
  2. takipçi 1
  3. puan 97150

tübitak

passive
beni zaman zaman gülmekten yerlere düşürmüş efsanevi emrah ablak köşesi. kemal sunal filmleri tadındadır. emrah ablak’ın ne kadar yetenekli bir karikaturist olduğunu gözler önüne serer... tabi fermuar’a geçtiken sonra sayfa sayısı 1 en fazla 2 sayfaya düşmüştür tadı tuzu kaçmıştır o ayrı.

hilal

passive
psikopat bir anne ve pısırık bir baba tarafından yalnızlığa itilmiş bir kızın karşısına ona aşık bir şeytan çıkarsa neler olur? işte kenan yarar’ın o efsanevi köşesinde bu fantastik konu işlenmektedir...

saftirikler

passive
oky’nin bugüne kadar yaptığı en güzel, en samimi olayı. yani o kadar güzel ki cihangir’de bi ev den bile güzeldi bence. karakterler devamlı değişse de o samimiyeti her daim kullanır, her insanın gülebileceği komik ve içten esprilerle tamamen lombak’taki çevresini anlatır, bizleri gülme komasına sokardı. malesef çizmiyor artık. belki de o eski lombak havasını bulamadığındandır...

ignition

passive
trivium’un son albumu the crusade’in ilk şarkısı. kanımca albumun en iyi şarkısıdır, introsu ve matt’in olağanüstü vokaliyle şahane bir parçadır. sözleri de şöyledir:


raise the guns
at every self-made suspicion
build the bombs
corrupt policy’s decision
thats the sound
of intergity breaking its back
in a country founded as a thievry act

raise the guns
at every self-made suspicion
build the bombs
corrupt policy’s decision
times are dark with our children spoon-fed ignorance
inheriteance of an anxious trigger finger

raise the guns
at every self-made suspicion
build the bombs
corrupt policy’s decision
our leaders preach if we disagree
we’re the traitors of society
homophobia
racism
sexism
our systems breed supremacy

ignition
inception
burning is a fuse to destruction
break the walls of ignorance
to disarm the world for the its last chance

time again for war
on an enemy that isn’t real
greedy selfish warlords
feed the agenda, death’s the meal

[solo : matt]

thats the sound
impending fever crawling up your spine
in a country
where nothing is truly made clear

raise the guns
at every self-made suspicion
build the bombs
corrupt policy’s decision
our leaders preach if we disagree
we’re the traitors of society
homophobia
racism
sexism
our systems breed supremacy

ignition
inception
burning is a fuse to destruction
break the walls of ignorance
to disarm the world for the its last chance

çarşı

passive
anarşist taraftarlar topluluğu.

gelecekten gelen edit: özür dilerim, sanırım anarşistin anlamı her zaman olduğu gibi yanlış anlaşılmış ve direk eksi oy butonlarına saldırılmış. efendim anarşistin anlamı her cesit duzen ve otoriteye isyan eden ve bunu hayat gorusu olarak benimseyen kişi/kişiler demektir. he bu entrye eksi oy veren bunun anlamını biliyor muydu? orası tartışılır tabi..

fikri nin orospu çocukluğu

passive
vizontele filminin en güzel repliğidir. masa etrafında oturmuş 4 tane adam bir yandan kart oynayıp bir yandan sohbet etmektedir ve sohbetleri esnasında aralarında şöyle bir konuşma geçer:

-e fikri’nin orospuçocukluğu
-hoop hop! sen ne biçim konuşuyosun. sen bilmiyomusun ki fikri benim amcaoğlum?
-reis bey de benim amcaoğlum.
-tamam. ben ona orospuçocuğu dedim mi?
-diyemezsin. çünkü değil.
-e fikri orospuçocuğumu?
-lan dua et ki senin amcaoğlun yoksa ondan büyük orospucocuğu olmazdı.
-heh şöyle düzgün konuş.

nick nicki nickince

passive
çok pis bir insandır efendim kendisi. aman passive adamın doğumgünü tut kendini dedim dedim durdum ama yeter artık söyleyeceğim.
bakınız ben kendisinin gammazlığını bu şekilde tebrik etmişim: ’gammazlık görevini en iyi şekilde yerine getireceğine inandığım şahsiyet. bu yetki ona doğum günü hediyesi gibin oldu sanki ama du bakalım’ bakınız bu pis adam benim gammazlığımı nasıl tebrik etmiş: "ulan yeter artık bir kendin ol" nidalarını çığırttığım ben kopyası. ama karbon kağıdı ucuzmuş, çok net bir kopya olmamış...
yani görüyorsunuz herşey ortada kendisine diyecek lafım yoktur takdir sizin.
ama ne yaparsa yapsın seviyorum ulan ben bunu!

tuncay özkan

passive
türkiye’nin aydınlık yüzüdür... şu zor günlerde en örnek alınması gereken kişidir. değerinin bilinmesi lazım.
14 nisan 2007 tandoğan mitingi, 28 nisan 2007 burhaniye mitingi ve 29 nisan 2007 çağlayan mitingi... üç mitinge de gözünü kırpmadan cesurca katılmış, üçünde de muhteşem konuşmalar yapmış, üçünde de milletine önderlik etmiş ve türk medyasının daima aydınlık yüzü olmuştur. umarım devlet büyükleri(!) tarafından susturulmaz... tebrik ediyorum ve ayakta alkışlıyoruım kendisini...

edit: lafımı yedim, bekliyorum..

29 nisan 2007 çağlayan mitingi

passive
7 yaşında bayrak sallamaktan yorulmuş ve babasının kucağında uyuyakalmış olan çocuktan 70 yaşındaki gözleri yaşlı gaziye kadar herkesin hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan katıldığı, sesini duyruduğu türkiye’nin görmüş olduğu en büyük mitinglerden biridir...

her taraf cumhuriyet kadınlarıyla doluydu... erkeklerden çok kadınlar vardı... cumhuriyet kadınları! o paçavrayı kafasında istemeyen, laik bir toplum isteyen kadınlarla doluydu...

ve tuncay özkan... ona diyecek hiçbir şey bulamıyorum! bugüne kadar değerini bilmemişiz onun! türkiye’nin en cesur adamıdır o. her türlü zorluğa göğüs gerecek kadar güçlü, mitingte sahneye çıkıp hüngür hüngür ağlayacak, ölsem de gam yemem diyecek kadar da içtendir...

işte şimdi o koltuğa oturdukları zaman başlarına gelecekleri, okoltukta devamlı altlarına bişeylerin batacağını anladılar, en güzel en sevyeli şekilde anlattık onlara...
135 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol