antalyanın alanya ilçesinde bir mağara.
mağara, alanyanın doğusunda cebireas güney eteğinde, şıhlar köyü yakınlarında bulunur. konya - gazipaşa yolunun, demirtaş bucağından ayrılan 15 km. lik stabilize yolla şeyhler köyüne, oradan da yürüyerek mağaraya ulaşılır. mağara yakınında romalılardan kalma tarihi eserler vardır.
toplam uzunluğu 10 m. olan mağara bir dik çıkış dışında tamamen yataydır. mağaranın içinde geliştiği kireçtaşı kalınlığının çok az ve sınırlı bir alanda bulunması nedeniyle, hidrolojik olarak tamamen kurudur. mağaranın havası açık havaya nazaran serindir. ortalama sıcaklığı 17ºc -20ºc civarındadır.
mağara, birbirleriyle bağlantılı çok sayıda odacık ve iki kattan meydana gelmiştir. başlangıçta doğu kuzeydoğu - batı güneybatı yönünde tek bir boşluktan oluşan mağara, zamanla traverten sütunlar tarafından bölünerek odacıklar meydana gelmiştir. ilk bölümde çok sayıda odacık vardır ve tamamen yataydır.
mağara +57 metrelik dik bir çıkışla ikinci bölüme geçer. girişe göre +10 m. yukarıda olan bu bölge, iki büyük odadan meydana gelmiştir. mağara traverten birikimi açısından son derece zengindir. odaları oluşturan traverten sütunlar geniş yer tutar. ayrıca yan duvarlar perde travertenler ile süslüdür.
damlataşlarının olduğu ve güzelliği ile yakınında bulunan tarihi eserler nedeniyle ilginç bir mağaradır. tarihi devirlerde kullanıldığı anlaşılan mağarada yapılan araştırmalarda henüz yazılı belge bulunamamıştır.
antalyanın serik ilçesinde bir mağara.
zeytinlitaş tepede yapılan ocak çalışması sırasında bulunan mağara 3 salonlu, sarkıt ve dikitlerle bezeli bir doğal oluşum mağarasıdır. açılan 10 metrelik galeriden sonra 2 metrelik sağ kol galerisi, mağaraya girişi sağlamaktadır. daha sonra 5x30 metre ebatlı delikten geçilerek salonlara girilir. 3. salonda 7 x 5 metre ebatlarındaki delik, mağaranın alt katlarına iniyor.
mağaranın oluşumları doğa harikasıdır.
zeytinlitaş tepede yapılan ocak çalışması sırasında bulunan mağara 3 salonlu, sarkıt ve dikitlerle bezeli bir doğal oluşum mağarasıdır. açılan 10 metrelik galeriden sonra 2 metrelik sağ kol galerisi, mağaraya girişi sağlamaktadır. daha sonra 5x30 metre ebatlı delikten geçilerek salonlara girilir. 3. salonda 7 x 5 metre ebatlarındaki delik, mağaranın alt katlarına iniyor.
mağaranın oluşumları doğa harikasıdır.
muğla ilinin yatağan ilçesi sınırlarındaki yerküpe yaylasında yer alan geçit konumlu yarı aktif bir mağaradır. genç bir mağara olan yerküpe mağarası, 100 m. uzunlukta tek bir galeriden oluşur. genişliği 3-10 m. yüksekliği ise 2-8 m.dir. mağaranın giriş ve çıkış bacaları arasında 17 m.lik bir yükseklik farkı vardır.
muğla valiliği ve menteşe belediyesince yapılan çalışmalar, mağaranın aydınlatılmasına ve geçiş düzenlemelerine yöneliktir.
mağaranın tabanından su birikintileri, çakıl ve kum, yan yüzeylerde ise sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
muğla valiliği ve menteşe belediyesince yapılan çalışmalar, mağaranın aydınlatılmasına ve geçiş düzenlemelerine yöneliktir.
mağaranın tabanından su birikintileri, çakıl ve kum, yan yüzeylerde ise sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
muğlanın ula ilçesinde bir mağara.
ulanın doğusunda, alicin dağının yükseldiği yerdedir. karyalılara ait olduğu bilinen bu mağaralarda 14 tane mezar bulunmaktadır. eski inanışa göre ölüm kabul edilmeyip, ölümden sonra ruhun dirildiğine inanıldığı için ölülerin dirildiklerinde insanların saldırmaması için yüksek kayalara açtıkları mezarlara ölülerini bırakırlardı. bu yedi delik o günkü mağaraların tahrip olmuş halidir.
ulanın doğusunda, alicin dağının yükseldiği yerdedir. karyalılara ait olduğu bilinen bu mağaralarda 14 tane mezar bulunmaktadır. eski inanışa göre ölüm kabul edilmeyip, ölümden sonra ruhun dirildiğine inanıldığı için ölülerin dirildiklerinde insanların saldırmaması için yüksek kayalara açtıkları mezarlara ölülerini bırakırlardı. bu yedi delik o günkü mağaraların tahrip olmuş halidir.
(bkz: magara)
istanbulun yaklaşık 22 kilometre batısında, küçükçekmece gölünün 1,5 kilometre kadar kuzeyinde bulunmaktadır ve eosen kökenli karstik kireçtaşı oluşumlarının içine oyulmuştur.
yukarı ve aşağı mağara olmak üzere iki bölümden oluşan mağara, doğal özellikleri kadar, içinde bulunan kültürel kalıntılarla da 19. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak jeologların, gezginlerin ve daha sonra da arkeologların ilgisini çekmiştir.
mağaranın pleistosen arkeolojisi ile ilgili öneminin anlaşılması, türkiyede pleistosen arkeolojisinin kurucularından olan ş. a. kansunun çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. daha sonraki dönemde mağara, istanbula yakınlığı dolayısıyla prehistorya anabilim dalı öğrencilerinin hemen hemen her yıl ziyaret ettiği bir yer olmuştur.
iski inşaatı ve mağarada 1986 yılına kadar çekildiği bilinen altı film yüzünden mağaranın yoğun olarak tahrip edilmesi nedeniyle 1986da mağaradaki arkeolojik kazılar yeniden başlamıştır. ancak kazı başlayana kadar mağaradaki geç antik çağ ve bizans çağı yerleşimleriyle ilgili tüm kalıntılar yok olmuş, mağarada doğal olarak bulunan sarkıt ve dikitler de kırılmıştır.
yarımburgaz mağarasındaki pleistosen arkeolojisiyle ilgili çalışmalar 1988-1990 yılları arasında üç yıl süreyle gerçekleştirilmiştir. bu çalışmalar sırasında sadece kültür tarihiyle ilgili çalışmalar yapılmamış, ayrıca jeomorfoloji, tafonomi ve arkeozooloji çalışmaları da yapılmıştır. yarımburgaz kazılarında bulunan maddesel kültür ürünleri, orta pleistosen boyunca uzun bir süre boyunca aynı genel kültür çerçevesinde üretilmişlerdir. o dönem insanının düşünce yapısını, ekolojik çevreyle olan ilişkilerini ve doğa ile mücadelesinin kanıtı olan taş aletlerin görünümü kaba ve ilkeldir. ancak bu aletler işlevseldirler ve planlı olarak yapılmışlardır. dolayısıyla aletlerin yapımı sırasında teknolojik olarak ne gerekiyorsa yalnızca o yapılmıştır ve gereksiz ayrıntılara zaman ve emek harcanmamıştır.
yukarı ve aşağı mağara olmak üzere iki bölümden oluşan mağara, doğal özellikleri kadar, içinde bulunan kültürel kalıntılarla da 19. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak jeologların, gezginlerin ve daha sonra da arkeologların ilgisini çekmiştir.
mağaranın pleistosen arkeolojisi ile ilgili öneminin anlaşılması, türkiyede pleistosen arkeolojisinin kurucularından olan ş. a. kansunun çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. daha sonraki dönemde mağara, istanbula yakınlığı dolayısıyla prehistorya anabilim dalı öğrencilerinin hemen hemen her yıl ziyaret ettiği bir yer olmuştur.
iski inşaatı ve mağarada 1986 yılına kadar çekildiği bilinen altı film yüzünden mağaranın yoğun olarak tahrip edilmesi nedeniyle 1986da mağaradaki arkeolojik kazılar yeniden başlamıştır. ancak kazı başlayana kadar mağaradaki geç antik çağ ve bizans çağı yerleşimleriyle ilgili tüm kalıntılar yok olmuş, mağarada doğal olarak bulunan sarkıt ve dikitler de kırılmıştır.
yarımburgaz mağarasındaki pleistosen arkeolojisiyle ilgili çalışmalar 1988-1990 yılları arasında üç yıl süreyle gerçekleştirilmiştir. bu çalışmalar sırasında sadece kültür tarihiyle ilgili çalışmalar yapılmamış, ayrıca jeomorfoloji, tafonomi ve arkeozooloji çalışmaları da yapılmıştır. yarımburgaz kazılarında bulunan maddesel kültür ürünleri, orta pleistosen boyunca uzun bir süre boyunca aynı genel kültür çerçevesinde üretilmişlerdir. o dönem insanının düşünce yapısını, ekolojik çevreyle olan ilişkilerini ve doğa ile mücadelesinin kanıtı olan taş aletlerin görünümü kaba ve ilkeldir. ancak bu aletler işlevseldirler ve planlı olarak yapılmışlardır. dolayısıyla aletlerin yapımı sırasında teknolojik olarak ne gerekiyorsa yalnızca o yapılmıştır ve gereksiz ayrıntılara zaman ve emek harcanmamıştır.
antalyanın finike ilçesinde bulunan bir mağaradır.
suluin mağarası, 80 metrelik giriş ağzıyla asya kıtasının bilinen en derin mağarasıdır. 27 ağustos 1995 tarihinde bir su altı araaştırma ekibinin mağaraya yaptıkları dalışta 122 metreye kadar inmişler, fakat mağara sonuna ulaşamışlardır.
antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. bu oluşumun altından birçok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır. kırkgöz mevkiindeki suluin mağarası bu kaynakların doldurduğu ve içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir. 1995 yılında yapılan araştırmada mağara derinliğinin 83 metreye ulaştığı ve kanallardan daha ilerlendiğinde 45 metre civarı bir derinlikte büyük bir salonun içine girildiği saptanmıştır. bu salonun duvarları sarkıtlar, traverten havuzlar ve diğer oluşumlarla kaplıdır. salona giren ve çıkan çok sayıdaki yan kollar olduğu yapılan araştırma dalışlarında görülmüştür.
suluin mağarası, 80 metrelik giriş ağzıyla asya kıtasının bilinen en derin mağarasıdır. 27 ağustos 1995 tarihinde bir su altı araaştırma ekibinin mağaraya yaptıkları dalışta 122 metreye kadar inmişler, fakat mağara sonuna ulaşamışlardır.
antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. bu oluşumun altından birçok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır. kırkgöz mevkiindeki suluin mağarası bu kaynakların doldurduğu ve içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir. 1995 yılında yapılan araştırmada mağara derinliğinin 83 metreye ulaştığı ve kanallardan daha ilerlendiğinde 45 metre civarı bir derinlikte büyük bir salonun içine girildiği saptanmıştır. bu salonun duvarları sarkıtlar, traverten havuzlar ve diğer oluşumlarla kaplıdır. salona giren ve çıkan çok sayıdaki yan kollar olduğu yapılan araştırma dalışlarında görülmüştür.
antalyanın kaş ilçesinde bir mağara.
kaş - kalkan arasında deniz kıyısında olan mavi mağara, kaşa 18 km. kalkana ise 6 km. uzaklıkta olup, kaputaş plajı yakınlarındadır. eskiden fokların içinde yaşadığı bilinen mavi mağara 1972 yılında jeolog dr. temuçin aygen tarafından bulunmuştur. güneş ışıkları mağaranın içine deniz dibinden yansıyarak girmekte ve mavi parlak fosforesson rengi meydana getirmektedir. mağara 50 m. uzunluğunda, 40 m. genişliğinde ve 15 m. yüksekliğindedir.
kaş - kalkan arasında deniz kıyısında olan mavi mağara, kaşa 18 km. kalkana ise 6 km. uzaklıkta olup, kaputaş plajı yakınlarındadır. eskiden fokların içinde yaşadığı bilinen mavi mağara 1972 yılında jeolog dr. temuçin aygen tarafından bulunmuştur. güneş ışıkları mağaranın içine deniz dibinden yansıyarak girmekte ve mavi parlak fosforesson rengi meydana getirmektedir. mağara 50 m. uzunluğunda, 40 m. genişliğinde ve 15 m. yüksekliğindedir.
antalyanın alanya ilçesinde bulunan bir mağaradır.
korsanlar mağarası, alanya kalesi’nin bulunduğu tarihi yarımadanın altında bir deniz mağarasıdır. teknelerle gidilir. yarımada çevresindeki tekne turlarında ilk mağaradır. 10 metre genişliğinde ve altı metre yüksekliğinde ağzı vardır. küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir. tekne gezisi sırasında yüzerek de mağaraya girilir. bir söylenceye göre mağaranın içinden kaleye çıkan gizli bir yol vardır ve antik çağın korsanları ganimetlerini bu yoldan yukarı çıkarır. deniz dibindeki kayaların görüntüsü, mağaraya ayrı bir gizem katmaktadır.
korsanlar mağarası, alanya kalesi’nin bulunduğu tarihi yarımadanın altında bir deniz mağarasıdır. teknelerle gidilir. yarımada çevresindeki tekne turlarında ilk mağaradır. 10 metre genişliğinde ve altı metre yüksekliğinde ağzı vardır. küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir. tekne gezisi sırasında yüzerek de mağaraya girilir. bir söylenceye göre mağaranın içinden kaleye çıkan gizli bir yol vardır ve antik çağın korsanları ganimetlerini bu yoldan yukarı çıkarır. deniz dibindeki kayaların görüntüsü, mağaraya ayrı bir gizem katmaktadır.
antalya - burdur karayolunun 13. km.sinde karain işaret levhasından sola dönülerek karain mağarası yoluna girilir. antalyaya uzaklığı 27 km.dir.1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. türkiyenin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır. buluntular karaindeki küçük bir müzede ve antalya müzesindeki tarih öncesi bölümünde sergilenmektedir.
karain mağarası, anadolu ve yakın doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik merkezdir. karain alt paleolitikten geç roma dönemine kadar görülen yerleşim izleri ile anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. yeryüzünde bilinen paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken karain alt, orta ve üst olarak kesintisiz bir katmanlaşma göstermekte ve bu katmanlardan elde edilen veriler, özellikle avrupa ve yakın doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir vermesi açısından önem taşımaktadır. karainden ele geçirilen anadoluda bilinen en eski insan kalıntılarının yanısıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri anadolu sanatının ilk örnekleridir. ayrıca, verdiği bitki ve hayvan kalıntıları ile batı akdenizin eski çevresinin ortaya konmasında önemli bir rol üstlenen karain çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla karma sit olarak dünya miras listesine önerilmektedir.
karain mağarası, anadolu ve yakın doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik merkezdir. karain alt paleolitikten geç roma dönemine kadar görülen yerleşim izleri ile anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. yeryüzünde bilinen paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken karain alt, orta ve üst olarak kesintisiz bir katmanlaşma göstermekte ve bu katmanlardan elde edilen veriler, özellikle avrupa ve yakın doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir vermesi açısından önem taşımaktadır. karainden ele geçirilen anadoluda bilinen en eski insan kalıntılarının yanısıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri anadolu sanatının ilk örnekleridir. ayrıca, verdiği bitki ve hayvan kalıntıları ile batı akdenizin eski çevresinin ortaya konmasında önemli bir rol üstlenen karain çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla karma sit olarak dünya miras listesine önerilmektedir.
kadıini mağarası, antalyanın alanya ilçesinde bir mağara.
mağara, alanya’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda çatak mevkiindedir. kent merkezindeki damlataş mağarasından üç kat büyük sarkıt ve dikitleri vardır. 1957 yılında uzmanların mağarada yaptıkları araştırma sırasında insan iskeleti ve fosil kalıntıları bulunmuştur. kalıntıların 20 bin öncesine ait olduğu saptanmış ve alanya’daki ilk yerleşimin burada olduğu belirlenmiştir.
mağara, alanya’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda çatak mevkiindedir. kent merkezindeki damlataş mağarasından üç kat büyük sarkıt ve dikitleri vardır. 1957 yılında uzmanların mağarada yaptıkları araştırma sırasında insan iskeleti ve fosil kalıntıları bulunmuştur. kalıntıların 20 bin öncesine ait olduğu saptanmış ve alanya’daki ilk yerleşimin burada olduğu belirlenmiştir.
antalyanın alanya ilçesinde bir mağara.
mağara, alanyaya dört kilometre uzakta olan hasbahçe mahallesi’nde inişdibi mevkiindedir. damlataş mağarası’ndan yaklaşık dört kat daha büyüktür. henüz ziyarete açılmadığı gibi oluşumu hakkında da bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. içindeki havanın serinliği nedeniyle bir dönem narenciye ürünleri depolamak için kullanılan mağara gezenlerin anlatımına göre sarkıt ve dikitlerle süslüdür.
mağara, alanyaya dört kilometre uzakta olan hasbahçe mahallesi’nde inişdibi mevkiindedir. damlataş mağarası’ndan yaklaşık dört kat daha büyüktür. henüz ziyarete açılmadığı gibi oluşumu hakkında da bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. içindeki havanın serinliği nedeniyle bir dönem narenciye ürünleri depolamak için kullanılan mağara gezenlerin anlatımına göre sarkıt ve dikitlerle süslüdür.
antalyanın kaş ilçesinde bir mağara.
ince burunun arkasında yer alan bu mağara kalkana 2 km. mesafededir. güvercinlik deniz mağarası, çok sayıda yabani güvercini barındırmaktadır. mağaranın içinden küçük bir yeraltı deresi denize karışır.
ince burunun arkasında yer alan bu mağara kalkana 2 km. mesafededir. güvercinlik deniz mağarası, çok sayıda yabani güvercini barındırmaktadır. mağaranın içinden küçük bir yeraltı deresi denize karışır.
antalyanın finike ilçesinde bir mağara.
finikede bulunan gök mağarası, asyanın dalışı yapılmış en derin mağaralarından biridir. mağaradan çıkan tatlı su 15 metre derinlikten sonra suyla karışır. geniş bir koridorla dibe doğru inen mağarada sarkıtların bulunması daha önceden kuru olduğunun işaretlerindendir.
finikede bulunan gök mağarası, asyanın dalışı yapılmış en derin mağaralarından biridir. mağaradan çıkan tatlı su 15 metre derinlikten sonra suyla karışır. geniş bir koridorla dibe doğru inen mağarada sarkıtların bulunması daha önceden kuru olduğunun işaretlerindendir.
antalyanın alanya ilçesinde bir mağara.
fosforlu mağara, alanya yarımadasının damlataş tarafındaki yamacında bir deniz mağarasıdır. küçük tekneler mağaranın içine girebilir. mağaranın jeolojik yapısından kaynaklanan zemini, geceleri ay ışığının yansıması nedeniyle fosfor gibi parlamaktadır. parıltı gündüzleri de fark edilmektedir. gezi tekneleri, fosforlu mağara’nın önünde de kısa yüzme molaları vermektedir.
fosforlu mağara, alanya yarımadasının damlataş tarafındaki yamacında bir deniz mağarasıdır. küçük tekneler mağaranın içine girebilir. mağaranın jeolojik yapısından kaynaklanan zemini, geceleri ay ışığının yansıması nedeniyle fosfor gibi parlamaktadır. parıltı gündüzleri de fark edilmektedir. gezi tekneleri, fosforlu mağara’nın önünde de kısa yüzme molaları vermektedir.
antalyanın ormana ilçesinde bulunan mağara.
altınbeşik düdensuyu mağarası (www.ormanabeldesi.azbuz.com )ilk kez 1966 yılında, bölgede oymapınar barajı ile ilgili yapılan araştırmalar sırasında bulunmuştur. adını bir üst kısmında yer alan altınbeşik tepesinden almıştır.
1966 - 1967 yıllarında ingiliz ve fransız mağaracılar ile ilk denemeler yapılarak kamuoyuna tanıtılmıştır.
mağara içinden çıkan su, yeraltından beyşehir gölü ile irtibatlıdır. beyşehir gölünün kuzeyindeki mada adasında bulunan bir düdene kaçan su üzerinde yapılan boya deneyi, düdensuyu mağarasından çıkan ve manavgat çayına karışan suyu boyamış ve böylece bu yer altı ilişkisi kanıtlanmıştır.
altınbeşik düden suyu mağarası iki kat üzerine yayılmıştır. mağaraya 200 mt. uzunlukta bir yeraltı gölü üzerinden botla girilmektedir. bu gölün sonunda traverten oluşumları vardır. göl sonundan 44 mt.lik dikey bir traverten oluşumu üzerinden ikinci kata çıkılmakta ve oradan 130 mt. uzunluğunda ince uzun sığ bir göl başlamaktadır. ikinci katın sonuna kadar küçük gölükcükler ve orta kısmındada göçük yapan çok büyük ve yüksek bir salondaki kalker blokları üzerinden, 1,5 km. kadar ilerlenebilmektedir. mağaranın bu bölümü kısmen fosil durumuna geçmiştir, üst kat sağ ve sol cihetlerde bulunan yan kolların hepsi henüz araştırılmamıştır.
1985 yılında 10 kişilik bir japon mağara grubu mağarada araştırma yapmış; 1.göl sonundaki 44 m.lik duvar önünden, memba şeklinde çıkansuya dalış yaparak sifonun arka tarafına geçtikleri ve kumsal bir zemin üzerinden birçok gölleri geçerek dağın içine doğru 3500 mt. ilerledikleri bildirmişlerdir.
1992da orta doğu teknik üniversitesi su altı dalış ekibine mensup, mağara sifonlarına dalış yapan dalgıçlar, mağara içindeki yer altı gölüne dalış yapmışlar, fakat arkaya geçit veren sifonun ağzını bulamamışlardır.
mağaradaki araştırmalar henüz bitmemiştir. zaten mağara turizme açıldığında da bütün sistemin dolaşılması mevzubahis değildir. düden suyu halen aktif bir sistem olduğundan, bu durumu gözetilerek turizme açılmıştır. yağışlı günlerde düden patlaması olmakta ve mağaradan çok büyük su çıkmaktadır.
altınbeşik düdensuyu mağarası (www.ormanabeldesi.azbuz.com )ilk kez 1966 yılında, bölgede oymapınar barajı ile ilgili yapılan araştırmalar sırasında bulunmuştur. adını bir üst kısmında yer alan altınbeşik tepesinden almıştır.
1966 - 1967 yıllarında ingiliz ve fransız mağaracılar ile ilk denemeler yapılarak kamuoyuna tanıtılmıştır.
mağara içinden çıkan su, yeraltından beyşehir gölü ile irtibatlıdır. beyşehir gölünün kuzeyindeki mada adasında bulunan bir düdene kaçan su üzerinde yapılan boya deneyi, düdensuyu mağarasından çıkan ve manavgat çayına karışan suyu boyamış ve böylece bu yer altı ilişkisi kanıtlanmıştır.
altınbeşik düden suyu mağarası iki kat üzerine yayılmıştır. mağaraya 200 mt. uzunlukta bir yeraltı gölü üzerinden botla girilmektedir. bu gölün sonunda traverten oluşumları vardır. göl sonundan 44 mt.lik dikey bir traverten oluşumu üzerinden ikinci kata çıkılmakta ve oradan 130 mt. uzunluğunda ince uzun sığ bir göl başlamaktadır. ikinci katın sonuna kadar küçük gölükcükler ve orta kısmındada göçük yapan çok büyük ve yüksek bir salondaki kalker blokları üzerinden, 1,5 km. kadar ilerlenebilmektedir. mağaranın bu bölümü kısmen fosil durumuna geçmiştir, üst kat sağ ve sol cihetlerde bulunan yan kolların hepsi henüz araştırılmamıştır.
1985 yılında 10 kişilik bir japon mağara grubu mağarada araştırma yapmış; 1.göl sonundaki 44 m.lik duvar önünden, memba şeklinde çıkansuya dalış yaparak sifonun arka tarafına geçtikleri ve kumsal bir zemin üzerinden birçok gölleri geçerek dağın içine doğru 3500 mt. ilerledikleri bildirmişlerdir.
1992da orta doğu teknik üniversitesi su altı dalış ekibine mensup, mağara sifonlarına dalış yapan dalgıçlar, mağara içindeki yer altı gölüne dalış yapmışlar, fakat arkaya geçit veren sifonun ağzını bulamamışlardır.
mağaradaki araştırmalar henüz bitmemiştir. zaten mağara turizme açıldığında da bütün sistemin dolaşılması mevzubahis değildir. düden suyu halen aktif bir sistem olduğundan, bu durumu gözetilerek turizme açılmıştır. yağışlı günlerde düden patlaması olmakta ve mağaradan çok büyük su çıkmaktadır.
kırklareli ilinin demirköy ilçesinin sarpdere köyü yakınlarında yer almakta ve trakyanın turizme açılmış tek mağarasıdır. mağaranın uzunluğu toplam 2720 metredir.
ps: yarasa yuvasıdır...
ps: yarasa yuvasıdır...
antalya ili, alanya ilçesi dolayında turizme açık bir mağaradır.
dim mağarası, alanyanın doğusunda, 1691 m. yüksekliğindeki cebireis dağının batı yamacında bulunur. dim mağarası otoparkının hemen ön kısmında, 232 m. aşağıda piknik alanı olarak kullanılan, tabanı çınar ağaçları, yamaçları çam ormanları ile kaplı bulunan dim çayı ve dim vadisi yer alır. çevrede yaşayan insanlara dimli denilmektedir. bu nedenle de mağaraya dim mağarası adı verilmiştir.
mağaraya, hem dim çayı vadisinden hem de kestel beldesinden asfalt yol ile ulaşım sağlanmaktadır. kestel beldesinde ki alanya işletme fakültesi ile dim mağarası arasındaki mağara ulaşım yolu üzerinde alanyalı haşim yetkin hocanın (öğretmen) organizasyonunda zaman zaman toplu olarak yürüyüş sporu yapılmaktadır. mağara ulaşım yolu, cebireis dağı eteğinde açılmış olan yaylalı köyü sulama kanalı boyunca 300 m devam eder. bu yolda gezi yürüyüşü yaparak da akdeniz, alanya, çam ormanları ve zaman zaman toros dağlarını seyrederek 50 dakikada mağaraya varılabilir.
dim mağarasının toplam uzunluğu 410 m. yatay ve yarıkuru mağara sınıfındadır. 360 metrelik bölümü ziyarete açıktır. dört ana salondan oluşan mağaranın gezi yolları boyunca en ve yüksekliği değişken olup 10-15 m dir. günümüzde tavandan yer yer su damlamaları ve dolayısı ile makarna sarkıtlar oluşmaktadır. mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır. ayrıca şehir elektriği kesilmeleri durumunda için jeneratör de bulunmaktadır. mağara içi sıcaklığı yıl içinde sabit olup, 18 c derecedir. mağara içinde küçük havuzlar ve son bölümde 200 m2 yüzeyli, 2 metre derinlinde bir göl vardır.
dim mağarası, türkiyenin en güzel mağaralarından biridir. mağara içinde sarkıt, dikit, sütun, perdemakarna ve duvar oluşumları olarak çok süslü ve zengindir. alanyaya 11 km. ve çevrenin piknik yerleri ve ormanlarla kaplı olması nedeniyle ziyaretçi akınına uğramaktadır. mağara yıl boyunca ziyarete açıktır. dim mağarası tesisleri kapsamında 150 kişiye hizmet verebilecek restoran vardır. mağarada akdenizi, alanya ve alanya kalesini, torros dağlarından bir kesiti izleyebilmek amacı ile seyir terası ve dürbünü bulunmaktadır.
dim mağarası işletmesi 24 ekim 2002 tarihinde uluslararası turizme açık mağaralar birliği’nin “international show caves association” (isca) üyeliğine kabul edilmiştir. dim mağarası, türkiye’de özel teşebbüs tarafından turizme açılıp işletilen ilk mağaradır.
mağaranın bir bölümü tarih öncesi ve tarihi devirlerde insanlar tarafından yaşam alanı olarak kullanılmış, turizme açılana kadar da zaman zaman keçi barınağı olarak da değerlendirilmiştir.
dim mağarası, alanyanın doğusunda, 1691 m. yüksekliğindeki cebireis dağının batı yamacında bulunur. dim mağarası otoparkının hemen ön kısmında, 232 m. aşağıda piknik alanı olarak kullanılan, tabanı çınar ağaçları, yamaçları çam ormanları ile kaplı bulunan dim çayı ve dim vadisi yer alır. çevrede yaşayan insanlara dimli denilmektedir. bu nedenle de mağaraya dim mağarası adı verilmiştir.
mağaraya, hem dim çayı vadisinden hem de kestel beldesinden asfalt yol ile ulaşım sağlanmaktadır. kestel beldesinde ki alanya işletme fakültesi ile dim mağarası arasındaki mağara ulaşım yolu üzerinde alanyalı haşim yetkin hocanın (öğretmen) organizasyonunda zaman zaman toplu olarak yürüyüş sporu yapılmaktadır. mağara ulaşım yolu, cebireis dağı eteğinde açılmış olan yaylalı köyü sulama kanalı boyunca 300 m devam eder. bu yolda gezi yürüyüşü yaparak da akdeniz, alanya, çam ormanları ve zaman zaman toros dağlarını seyrederek 50 dakikada mağaraya varılabilir.
dim mağarasının toplam uzunluğu 410 m. yatay ve yarıkuru mağara sınıfındadır. 360 metrelik bölümü ziyarete açıktır. dört ana salondan oluşan mağaranın gezi yolları boyunca en ve yüksekliği değişken olup 10-15 m dir. günümüzde tavandan yer yer su damlamaları ve dolayısı ile makarna sarkıtlar oluşmaktadır. mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır. ayrıca şehir elektriği kesilmeleri durumunda için jeneratör de bulunmaktadır. mağara içi sıcaklığı yıl içinde sabit olup, 18 c derecedir. mağara içinde küçük havuzlar ve son bölümde 200 m2 yüzeyli, 2 metre derinlinde bir göl vardır.
dim mağarası, türkiyenin en güzel mağaralarından biridir. mağara içinde sarkıt, dikit, sütun, perdemakarna ve duvar oluşumları olarak çok süslü ve zengindir. alanyaya 11 km. ve çevrenin piknik yerleri ve ormanlarla kaplı olması nedeniyle ziyaretçi akınına uğramaktadır. mağara yıl boyunca ziyarete açıktır. dim mağarası tesisleri kapsamında 150 kişiye hizmet verebilecek restoran vardır. mağarada akdenizi, alanya ve alanya kalesini, torros dağlarından bir kesiti izleyebilmek amacı ile seyir terası ve dürbünü bulunmaktadır.
dim mağarası işletmesi 24 ekim 2002 tarihinde uluslararası turizme açık mağaralar birliği’nin “international show caves association” (isca) üyeliğine kabul edilmiştir. dim mağarası, türkiye’de özel teşebbüs tarafından turizme açılıp işletilen ilk mağaradır.
mağaranın bir bölümü tarih öncesi ve tarihi devirlerde insanlar tarafından yaşam alanı olarak kullanılmış, turizme açılana kadar da zaman zaman keçi barınağı olarak da değerlendirilmiştir.
antalyanın batı kıyısında konyaaltı caddesi ile deniz kıyısı arasında bulunan atatürk parkının içinde bulunan bir mağaradır.
124 metre toplam uzunluğundaki mağaranın girişe göre en derin noktası 35,65 metredir. dikey mağara tipindedir. güney kenarı deniz içinde olduğu için "deniz mağarası" olarak da adlandırılabilir. mağara kuru ve gelişimi durmuş bir mağaradır. mağaranın denizde olan kesimleri yarı tuzlu deniz suları ile kaplıdır.
büyük salonda az miktarda dikit ve duvar traventenleri gelişirken, güneye doğru sarkıt ve dikitler artmaktadır. bu bölgede tatlı su kaynakları çatlaklardan çıkarak deniz suyuna karışmaktadır. mağaranın asıl girişinin 40 m. batısında ikinci bir girişi daha vardır. 0,5 m. genişliğinde ve 1 m. uzunluğunda genişlemiş bir yarık görünümündedir.
124 metre toplam uzunluğundaki mağaranın girişe göre en derin noktası 35,65 metredir. dikey mağara tipindedir. güney kenarı deniz içinde olduğu için "deniz mağarası" olarak da adlandırılabilir. mağara kuru ve gelişimi durmuş bir mağaradır. mağaranın denizde olan kesimleri yarı tuzlu deniz suları ile kaplıdır.
büyük salonda az miktarda dikit ve duvar traventenleri gelişirken, güneye doğru sarkıt ve dikitler artmaktadır. bu bölgede tatlı su kaynakları çatlaklardan çıkarak deniz suyuna karışmaktadır. mağaranın asıl girişinin 40 m. batısında ikinci bir girişi daha vardır. 0,5 m. genişliğinde ve 1 m. uzunluğunda genişlemiş bir yarık görünümündedir.
antalyanın alanya ilçesinde bir mağaradır.
damlataş mağarası,alanya şehir içinde ve deniz kıyısında merkeze 3 km. uzaklıkta bulunmaktadır.
toplam uzunluğu 30 m. olan mağara kuru, yatay mağara tipindedir. 200 m.lik bir alanı kaplamaktadır. çok sayıda sarkıt ve dikitin eşsiz bir görüntü verdiği mağara 15 m. yüksekliktedir. karbondioksit gazı, yüksek ölçüde nem, düşük ısı ve radyoaktif havasıyla astım hastaları için son derece yararlıdır. bu nedenle astım hastaları mağaranın en yoğun ziyaretçi gruplarını oluştururlar.
mağaradaki sarkıt ve dikitlerin m.ö. 20.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır.
damlataş mağarası,alanya şehir içinde ve deniz kıyısında merkeze 3 km. uzaklıkta bulunmaktadır.
toplam uzunluğu 30 m. olan mağara kuru, yatay mağara tipindedir. 200 m.lik bir alanı kaplamaktadır. çok sayıda sarkıt ve dikitin eşsiz bir görüntü verdiği mağara 15 m. yüksekliktedir. karbondioksit gazı, yüksek ölçüde nem, düşük ısı ve radyoaktif havasıyla astım hastaları için son derece yararlıdır. bu nedenle astım hastaları mağaranın en yoğun ziyaretçi gruplarını oluştururlar.
mağaradaki sarkıt ve dikitlerin m.ö. 20.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?