montun üstüne giyilmesi biraz garip kaçardı elbet. mantıklı bir durum sanki böyle giyilmesi veyahut ben çok yüzeyselim. ayrıca montun altına giymişse de uyumlu giyin de laf olmasın demek gerekir bu kişiye.
(bkz: çabuk kalktı dikkat edersen)
(bkz: 21 cm)
galatasaray’da liseli furyasuna yenik düşmüş, galatasaray için yapmayacağı şey olmayan adam gibi adam. yönetimde olduğu dönemlerde galatasaray menfaatleri içn birçok şeyden ödün vermiştir. pek çok transferde kendi cebinden para aktarmıştır gerçekleşmesi için ve kim bilir daha ne yardımları olmuştur gizli saklı galatasaray adına.
adnan polat ise yeni yönetim içinde yer alacağını söyleyip daha sonra hayır sen yoksun cevabını iletmiştir. bu aynı şey gibi sanırım; hani futbol maçı yapmak için yanıp tutuşan bir çocuk düşünün. "yarın maç yapıcaz ali kesin oynuyosun giyin gel" derler. çocuk yarını düşünür, topu düşünür, çalımlarını düşünür. giyeceği formasını, ayakkabısı düşünür. heyecan yapar yarın için kısacası. yarın olur sahaya gelir çocuk. "abi yedişerden yapıyoruz, sen bu maçta yoksun" denir. orada yıkılır çocuk. öyle üzülür ki sessiz kalır bir şey de diyemez. ama yine orda o maçı izler yanında olur onların.
işte abürrahim albayrak gibi galatasaray için canını verebilecek olan abimiz de o çocuk misali yaralanmıştır. fakat öyle bir erdem göstermiştir ki "galatasaray’a zarar vermemek için daha fazla konuşmayacağım" diyebilmiştir.
halbuki olsaydı kendisi yanımızda, her golden, her başarıdan sonra onun gibi çıldırabilseydik ne güzel olurdu. öyle yada böyle yine galatasaray’ın yanında olacaktır elbet fakat içinde olmak pek tabi daha güzel olurdu.
(bkz: büyüksün abi)
adnan polat ise yeni yönetim içinde yer alacağını söyleyip daha sonra hayır sen yoksun cevabını iletmiştir. bu aynı şey gibi sanırım; hani futbol maçı yapmak için yanıp tutuşan bir çocuk düşünün. "yarın maç yapıcaz ali kesin oynuyosun giyin gel" derler. çocuk yarını düşünür, topu düşünür, çalımlarını düşünür. giyeceği formasını, ayakkabısı düşünür. heyecan yapar yarın için kısacası. yarın olur sahaya gelir çocuk. "abi yedişerden yapıyoruz, sen bu maçta yoksun" denir. orada yıkılır çocuk. öyle üzülür ki sessiz kalır bir şey de diyemez. ama yine orda o maçı izler yanında olur onların.
işte abürrahim albayrak gibi galatasaray için canını verebilecek olan abimiz de o çocuk misali yaralanmıştır. fakat öyle bir erdem göstermiştir ki "galatasaray’a zarar vermemek için daha fazla konuşmayacağım" diyebilmiştir.
halbuki olsaydı kendisi yanımızda, her golden, her başarıdan sonra onun gibi çıldırabilseydik ne güzel olurdu. öyle yada böyle yine galatasaray’ın yanında olacaktır elbet fakat içinde olmak pek tabi daha güzel olurdu.
(bkz: büyüksün abi)
sagopa kajmer eseri.
yunus temmuz başı yol sonu elinde çiçek bekler
geçen hergün için kapıma çelenk gönder
kahır bu adamı yere devirdi kulaklarım sağır
hoş sesinle bana bağır, hafiflesin yüküm ağır
gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte
ruhum yıpranmadıkça kalemim hareket etmemekte
nefesle inşa ettiğim sözüm kulaklarına borçtur
şeytan güvendiklerimi gömdü, lan ne iştir
ne olur üzme kendini, güneş habercisi geceler
zorlasam da çıkmamakta ağızdan, o kolay heceler
hiç bilmediğim bi yerde en çok bildiklerim değil
onları silmek isteyenlere karşı muharebedeyim
elim bir kitaptır arkadaşım, muhabbeti yarım kalır.
zaman sanığım olsa şimdi, idam ederim adı kalır
senden korkum olmasa kurşun, kafama ellerim hediye alır
anlaman zor ya neyse, ahım gider vahım kalır
kötü insanları tanıma senesi, can çekişmekte adımın beş hanesi
yaşamdan soğumanın çoktur bahanesi
günden güne yırtılmakta kalbimin 12 perdesi
korkutur cesaretimi iradesizlik zillesi
bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
elime belime varmıyor affet
bugünüme kusrum var
dostum canımamı kastın var
kim hekimse hakimim olsun
tek duvara tek kafa depremim olsun
sus yaralama şansın var
sago kaç firara hakkın var (2)
benim gerçekliğimin ölümsüzlüğü yaşatmakta hüznümü
kendimi kendime hediye ederek kutladım son doğum günümü
inanmasanda geçer zaman, nöbet vaktin dolacak
aslan sabrın tadıda acı da olsa, tatlıdır ya mevyan
bakacağım tek yön ölüm
doğru notayı izler gözüm
rüzgara emanet sözüm, hasretlerle yandı gönlüm
yalnızlığım kalbime zulüm, korkutmakta heran ölüm
ben bir pembe diziyim hergünüm bir ölüm
dişlerimden gardiyanlar, hislerimden çağlayanlar
kirlerimden bataklıklar, kemiklerimden korkuluklar
parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp
savunup kalemi, sırrı açmak cinayettir
bir kilo altın sukunettir.
toprakla aramdaki mesafe kadar hayat değil uzun
adiler yoluma tuzak kursun, geri teper her efsun
yunus un gözleri kara bulutlarla dolsun
yok elimde sabırdan öte bir .....
bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
elime belime varmıyor affet
bugünüme kusrum var
dostum canımamı kastın var
kim hekimse hakimim olsun
tek duvara tek kafa depremim olsun
sus yaralama şansın var
sago kaç firara hakkın var
yunus temmuz başı yol sonu elinde çiçek bekler
geçen hergün için kapıma çelenk gönder
kahır bu adamı yere devirdi kulaklarım sağır
hoş sesinle bana bağır, hafiflesin yüküm ağır
gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte
ruhum yıpranmadıkça kalemim hareket etmemekte
nefesle inşa ettiğim sözüm kulaklarına borçtur
şeytan güvendiklerimi gömdü, lan ne iştir
ne olur üzme kendini, güneş habercisi geceler
zorlasam da çıkmamakta ağızdan, o kolay heceler
hiç bilmediğim bi yerde en çok bildiklerim değil
onları silmek isteyenlere karşı muharebedeyim
elim bir kitaptır arkadaşım, muhabbeti yarım kalır.
zaman sanığım olsa şimdi, idam ederim adı kalır
senden korkum olmasa kurşun, kafama ellerim hediye alır
anlaman zor ya neyse, ahım gider vahım kalır
kötü insanları tanıma senesi, can çekişmekte adımın beş hanesi
yaşamdan soğumanın çoktur bahanesi
günden güne yırtılmakta kalbimin 12 perdesi
korkutur cesaretimi iradesizlik zillesi
bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
elime belime varmıyor affet
bugünüme kusrum var
dostum canımamı kastın var
kim hekimse hakimim olsun
tek duvara tek kafa depremim olsun
sus yaralama şansın var
sago kaç firara hakkın var (2)
benim gerçekliğimin ölümsüzlüğü yaşatmakta hüznümü
kendimi kendime hediye ederek kutladım son doğum günümü
inanmasanda geçer zaman, nöbet vaktin dolacak
aslan sabrın tadıda acı da olsa, tatlıdır ya mevyan
bakacağım tek yön ölüm
doğru notayı izler gözüm
rüzgara emanet sözüm, hasretlerle yandı gönlüm
yalnızlığım kalbime zulüm, korkutmakta heran ölüm
ben bir pembe diziyim hergünüm bir ölüm
dişlerimden gardiyanlar, hislerimden çağlayanlar
kirlerimden bataklıklar, kemiklerimden korkuluklar
parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp
savunup kalemi, sırrı açmak cinayettir
bir kilo altın sukunettir.
toprakla aramdaki mesafe kadar hayat değil uzun
adiler yoluma tuzak kursun, geri teper her efsun
yunus un gözleri kara bulutlarla dolsun
yok elimde sabırdan öte bir .....
bak dayandım olmadı, çek silahımı vur
elime belime varmıyor affet
bugünüme kusrum var
dostum canımamı kastın var
kim hekimse hakimim olsun
tek duvara tek kafa depremim olsun
sus yaralama şansın var
sago kaç firara hakkın var
genelde kuzu olur bunlar. onları da kurtlar kapar falan. böyle garip şeyler işte.
kötü bir davranış karşısında "yapma, affet" anlamında kullanılan bir söz.
üzülmek, acınmak.
insanların duygularıyla oynamayı kendisine bir görev edinmiş nefes alan canlı. ne ayıptır ki duygularımla oynamıştır. kendisine gösterilen kıymetli bir şeyi kıskandı sanırım. kendisini ayıplamakla birlikte esef ediyorum buralardan.
(bkz: düzenci)
(bkz: çöl)
sagopa kajmer eseri.
(yo sago kaf-kef kasvaaa)
bal saçan dudak ısır
malum çirkeflik kısır
iblis kanıma girmeni üstelerse bilki hile vardır .
bir aftır ayıba örtü
çirkef koparır gürültü
binlerce süprüntü ben şahidim ses var yok görüntü.
sadece bana mahsus bu mapushane
bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene .
hakkım üçtür kulağıma söyle, insan kaç tür ?
gördüğün halüsilasyonlar seni derinden ürkütür
günah yalan haram adamın suratına tükürtür
yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür.
dudaklarım çarpıştıkça meftun yunus gazaplarda
tahammülüm ayaklar altında izler minik bir karınca.
rüzgar şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar .
gam bağından ayaklarımı kurtar canım feci yanar.
güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar
sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar.
kader beter zengini duygu hazinem iflas
diline hakim ol bak sol elimde alyans.
bir kan pıhtısından oldum yoktur bundan gayrım
bana sorduğunuz saçma soru için hem evet hem hayırım .
dilsiz şairin dili çözülse kulak duymaz sağırım
güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım .
hey yabancı yolun yarısı 35 der sıtkı tarancı !
korkarım 5 sene sonra saracak içimi derin sancı.
sadece bana bak !
bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
çirkef kaf-kef deme ne olur..
tek başınalığın yolcusu tek olur.
beni boğmak için bin dereden su getirdiniz..
hepsini içtim !
felekle pençeleştim
anam-babamla helalleştim.
ve hiç bilmediğim savaşta içine düşüp cenk ettim.
harp ettim darbe aldım
hücum ettim affettim.
bu dağa ilk ben tırmandım
zirvede ciğerimi patlattım.
üzerime çığlar yağdı, bak ben hala hayattayım
hiç bir tehdit tenime rüzgar kadar zarar veremedi
özgürlüğüme çılgınca koşarken görmüş komşum beni
aklındaki dev ekranda neler gördüğünü anlat bana
hediyen anahtarı sende olan şu kapalı kutuda.
akıldır kutunun adı ..
tadından yenmez cümlelerimin balı.
seferdeyim üzerimde bulutlar, altımda uçan halı.
bırak umudun yeniden doğsun
her yeni gün seni neden boğsun.
daha önceden yapmadığın hataları yapabilmektenmi korkuyorsun yoksa. ?
haram ol.
bu sağnak yağmurun ardından güneşin doğsun
konuştuğum duvarların dili olsa susmaz asla
kendini öldürdün ruhunu unuttun son intiharında
bu gece uykumda göreceğim farklı rüyalar var
yarın sabahki kalkışımda vereceğim yepyeni bir karar
kendime hatırlatıp sonra unutturduğum hatıralar
atacakları bol çamur batacağım çok batak var
hoşuma gitmedi hayata kattıkları bu sert aroma
düzelebilmek için başvurduğum her tedavinin sonu koma !
sadece bana bak !
bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
çirkef kaf-kef deme ne olur..
tek başınalığın yolcusu tek olur..
(yo sago kaf-kef kasvaaa)
bal saçan dudak ısır
malum çirkeflik kısır
iblis kanıma girmeni üstelerse bilki hile vardır .
bir aftır ayıba örtü
çirkef koparır gürültü
binlerce süprüntü ben şahidim ses var yok görüntü.
sadece bana mahsus bu mapushane
bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene .
hakkım üçtür kulağıma söyle, insan kaç tür ?
gördüğün halüsilasyonlar seni derinden ürkütür
günah yalan haram adamın suratına tükürtür
yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür.
dudaklarım çarpıştıkça meftun yunus gazaplarda
tahammülüm ayaklar altında izler minik bir karınca.
rüzgar şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar .
gam bağından ayaklarımı kurtar canım feci yanar.
güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar
sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar.
kader beter zengini duygu hazinem iflas
diline hakim ol bak sol elimde alyans.
bir kan pıhtısından oldum yoktur bundan gayrım
bana sorduğunuz saçma soru için hem evet hem hayırım .
dilsiz şairin dili çözülse kulak duymaz sağırım
güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım .
hey yabancı yolun yarısı 35 der sıtkı tarancı !
korkarım 5 sene sonra saracak içimi derin sancı.
sadece bana bak !
bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
çirkef kaf-kef deme ne olur..
tek başınalığın yolcusu tek olur.
beni boğmak için bin dereden su getirdiniz..
hepsini içtim !
felekle pençeleştim
anam-babamla helalleştim.
ve hiç bilmediğim savaşta içine düşüp cenk ettim.
harp ettim darbe aldım
hücum ettim affettim.
bu dağa ilk ben tırmandım
zirvede ciğerimi patlattım.
üzerime çığlar yağdı, bak ben hala hayattayım
hiç bir tehdit tenime rüzgar kadar zarar veremedi
özgürlüğüme çılgınca koşarken görmüş komşum beni
aklındaki dev ekranda neler gördüğünü anlat bana
hediyen anahtarı sende olan şu kapalı kutuda.
akıldır kutunun adı ..
tadından yenmez cümlelerimin balı.
seferdeyim üzerimde bulutlar, altımda uçan halı.
bırak umudun yeniden doğsun
her yeni gün seni neden boğsun.
daha önceden yapmadığın hataları yapabilmektenmi korkuyorsun yoksa. ?
haram ol.
bu sağnak yağmurun ardından güneşin doğsun
konuştuğum duvarların dili olsa susmaz asla
kendini öldürdün ruhunu unuttun son intiharında
bu gece uykumda göreceğim farklı rüyalar var
yarın sabahki kalkışımda vereceğim yepyeni bir karar
kendime hatırlatıp sonra unutturduğum hatıralar
atacakları bol çamur batacağım çok batak var
hoşuma gitmedi hayata kattıkları bu sert aroma
düzelebilmek için başvurduğum her tedavinin sonu koma !
sadece bana bak !
bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
çirkef kaf-kef deme ne olur..
tek başınalığın yolcusu tek olur..
ölümün başlangıcı oluyor kendisi.
şöyle bir şeydir sanırım.
melankomik->mad: tanışalım mı?
(18.03.2008 19:59:52)
mad: olur tabi. yalnız hatun diye atladıysan ben erkeğim.
(18.03.2008 19:59:52)
melankomik->mad: tüh erkekmiş.
(18.03.2008 19:59:52)
melankomik->mad: tanışalım mı?
(18.03.2008 19:59:52)
mad: olur tabi. yalnız hatun diye atladıysan ben erkeğim.
(18.03.2008 19:59:52)
melankomik->mad: tüh erkekmiş.
(18.03.2008 19:59:52)
(bkz: ondokuz mayıs üniversitesi)
sözlüğe hoşgelmiş 4.nesil yazar. ne idüğü belirsiz olmakla birlikte ne yapacağı konusunda da bir fikrim yok bu şahsiyet için.
norveçli balıkçaya yapılsa yapılsa eline neutrogena krem sürülür o da olmadı ver solucan, sülük falan gitsin balık tutsun. böyle sapık girişimleri norveçli balıkçılarla bağdaşlaştırmak çok ayıp.
(bkz: gamzeli popo)
genellikle hayvanlık anlarında ağzımdan kontrolsüzce çıkan sözcük öbeği.
(bkz: oha amına koyim karıya bak)
(bkz: oha amına koyim karıya bak)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?