confessions

instrument

- Yazar -

  1. toplam entry 5029
  2. takipçi 1
  3. puan 87515

ben küçükken çok salaktım

instrument
benden salağı yoktu.

ben küçükken ufaktım, boyum kadar uçurtmalar yapar, evden etilere, levente sabancının binalarının tepesine kadar yollardım. bazen rüzgar terse eserdi boğaz köprüsünün üzerine kadar yollardım. o zamanlar uçurtmalar çoktu. herkes uçururdu. ipler birbirine karıştığında çabuk kurtulalım diye uçurtmaların kuyruğuna jilet bağlardık. bir kaç çekme salma sallama hareketiyle karıştığı uçurtmanın ipini keserdi.

benim süper uçurtmamın süper kuyruğu da gidip kendi ipini kesmişti.

kimler var

instrument
online uyeler
vanilla (2. nesil bilgic) *
ankakusu (2. nesil gammaz) *
goetica (moderator) *
schenardi (2. nesil bilgic) *
bitterend (2. nesil bilgic) *
sepulturk (moderator) *
eldrun (2. nesil bilgic) *
scapegoat (2. nesil bilgic) *
steroid (2. nesil bilgic) *
sistematik kedi (3. nesil bilgic) *
etom (4. nesil bilgic) *
shevek (4. nesil bilgic) *
instrument (4. nesil bilgic) *
kalipso (4. nesil bilgic) *
duncan mac leod (4. nesil bilgic) *
hitchcock (comez)

buz emmek

instrument
şeşerk emmek, çikolata emmek gibi zevklerden birisidir buz emmek. sıcak günlerde dolaptan bir küp buz çıkartır emersiniz. hep seinlersiniz hem de susuzluğunuz gider. şöytle olaylar da yaşanabilir

- oğlum yeme o buzları hasta olcaksın allah sebnin belanı versin hiç söz dinlemiyorsun ki.

kağıt mendil

instrument
kağıt mendil deyip geçiyoruz değil mi? ama insanlık dersi nedir alamıyurz bir türlü.

sokağa çıktığımızda sokakta anne ababsı tarafından zorla ya damecburiyetten çalıştırılan çocukları görmüyor muyuz? ellerinde kağıt mendil dolaşan çocukları. onlar için umut, onlar için ekmek parası, onlar için dayak yememek ve onlar için huzur kağıt mendil. çok para değil belki ama eve götürecekleri kağıt ya da demir parçaları üzerinde ytl yaıyorsa, ve sokaktaki bakkala götürdüklerinde karşlığında bir ekmek alabiliyorlarsa, onlar için herşeydir kağıt mendil.

kağıdın değeri ekmek çoğu zaman.

sivas katliamı

instrument
ben her zaman olayları temelinden bakarak, son derece objektif bakış açısıyla değerlendiririm. hiç kimse bana "sen bu sözlükte şu görüşün propagandasını yapıyorsun", "bize şu düşünceyi dayatıyorsun" sürekli "aynı görüş üzerinden düşüncelerini aktarmaya çalışıtyorsun" diyemez. bunları bana diyebilen kişi cevabını alır.

yine aynı bakış açısıyla söylüyorum ki,

sivasta yakılan o kadar insanın bü güne kadar hatırlanmasını sağlayan vicdan ve bu günlere kadar unutulmamasını sağlayan açık düşünceli insanlar bu konu hakkında bahsederken, diyorlar ki sivas katliamı.

bu konu biraz da iç güdüsel bir görüştür. o kadar insanın orada canlı canlı yakılması, öldürülmesi, yakanlara kayıtsız kalınması tabiki insanın elinde olan birşeydi. tüm bunların olmasına göz yumuyorsak o zaman katletmişiz demektir. bunun adı katletmekir. evet şimdiye kadar bunun ismini katletmek olarak telafuz ettiysek de, temelde bunun gerçekten katletmek olduğunu anlayamamışızdır. bu bir özleştiridir aynı zamanada.

o zaman ki devlet yöneytimiyle bu zamanki devlet yönetimi arasında bir fark yok. dolayısıyla katil olan devlet şimdiki devlettir. aynı zihniyet, aynı politikadır.

sivas katliamını temelde sadece alevileri yok etmek üzerine kurulu olan bir hareket olarak görmemek lazım. çünkü sivasta o gün katledilenler arasında sünniler de vardı, yabancılar da vardı.

sivas katliamı sadece demokrasiyi isteyenleri, halkın değerlerini ömür boyu yaşatma çabasında olanları, ezilen halkın sesini duyurmak isteyenleri hedef almıştır. bu amaçlarını başarmış gibi gözüküyorlar. biz sesimizi çıkartmadığımız sürece başardıklarını sanacaklar.

kabul edilmeli ki bu bir katliamdır. katliam kelimesinin anlamını henüz en ince ayrıntısına kadar düşünebilmiş değiliz. düşünün katliam nedir. katletmek nedir. bu gün hangi insan bir insanı katledebilir? hangi insanın vicdanına sığabilir böyle bir eylem?

katliamdır evet. düşünün katliam kelimesini. ya da resimleri araştırın izleyin, videoları seyredin, onlarca insanın diri diri yanmasının ne demek olduğunu anlayın.

yananların sıradan insanlar olmadığını düşünün. hepsinin birer aydın, birer sanatçı, birer hümanist olduklarını düşünün.

yine de katliam olmadığını düşünüyorsanız buna şaşırmayız. çünkü zaten her iki oydan bir tanesi akp lehine.

ben buna şaşırmam. yanmışız biz.

yana yana ağdınlığa çıkamamamışız biz.

karnıyarık

instrument
evet bir instrument mutfağına daha hoşgeldiniz. bu gün sizlere karnıyarık yapmanın inceliklerini anlatacağım

4 kişilik;

4 adet patlican (tabi her kişiye bir yarık düşsün diye 4 adet dedim, bir taneyle domayan ayı aile üyelerine sahipseniz patlican sayısını arttırabilirsiniz)
gerektiği kadar kıyma
gerektiği kadar soğan
gerektiği kadar baharat
gerektiği kadar salça
gerektiği kadar tuz
gerektiği kadar yeşil biber
gerektiği kadar mutfakta size beni yemek yap diye sırıtan ne varsa koyun içine.

karnıyarık için patlicanların içine doldurulacak harç hazırlanmalıdır. öncelikle soğanları ve biberleri ince ince doğruyoruz ve tavaya atıyoruz. soğanları ve biberleri koymadan önce tavaya yağ koyuyoruz. tavada soğanı pembeleşinceye kadar kavurun gibi muhabbetlere hiç gitmeyeceğim çünkü bu soğanların pembeleştiği yok. biraz kavurun işte 5-6 dakka. daha sonra kıymayı atıyoruz soğanlarla karıştırıyoruz. karıştırırken dikkat edin. teflon tavaysa tahta kaşık kullanın. hemen çiziliyor bu şerefsiz teflon tavalar. sonra anneniz o tavayla kovalamasın sizi. kıyma kırmızı renginden önce kahverengiye dönüşecek, daha sonra da grimsi bir renge dönüşürken içine baharat ve ruzu ekleyin. biraz daha bekledikten sonra ocağı kapatın. o hazırladığınız harç bir köşede beklesin.

bunları yaparken kirlettiğiniz tabakları, bıçakları ve kaşıkları yıkayın ki eliniz ayağınıza dolaşmasın sonradan.

sıra geldi patlicanları hazırlamaya.

patlicanları karnıyarık imalatı tarihinde hep yağda kızartarak hazırlanışını anlatıp durdular ama siz onları dinlemeyin. ama yine de siz bilirsiniz. yok ben yağlı yağlı seviyorum, ağzımda yağın vıcık vıcık etmesini seviyorum, yağlı yağlı yüyüp kilo almak istiyorum, göbeğim çıksın istiyorum, selülitlerim çıksın istiyorum diyorsanız yağda kızartın.

ama ailenizde yaşı büyük insanlar da varsa onları da düşünün. ayıptır. yağlı yemesin insanlar. ha ben onlara yağlı yedirip bir an önce kalp kriszi geçirtmek istiyorum gitsinler de kurtulsam diyorsanız yine siz bilirsiniz.

bunların tam tersini düşünüyorsanız patlicanları bir tavaya koyarak daha önceden 120 derece ısıtılmış fırına, ya da daha önceden kaç derece ısıtılmış olduğu hiç bir zaman bilinemeyecek olan bir adet davul fırına atın. yarım saat kadar kaldıktan sonra çıkartın. patlicanın fırında pişmesi demek daha yağsız ve sağlıklı bir yemek pişirmek demek. ama anne babasının kalp krizi geçirmesini isteyenlere söylemiyorum bunu.

fırından ya da yağdan çıkartılan patlicanlar çizgili çizgili soyulur ve yarılır. burada yarmak kısmı yemeğin en önemli noktasıdır. öyle bildiğimiz yarmak değildir bu. patlican yarmanın da bir adabı var. patlican bir bıçak yardımıyla sap kısmından malum işler için de kullanılan kısmına kadar yarılır. hiç heveslenmeyin cartttt sesi gelmiyor. yardıktan sonra tavaya yatırılan patlicana daha önce hazırlayıp bir köşede beklettiğimiz harcı dolduruyoruz. üzerine de süs olsun diye domates, biber ya da maydanoz koyabilirsiniz. süs olayını fazla abartmayın. süs olsun diye yapmıyoruz yemeği. yiyeceğiz onu biz.

daha sonra bir kapta su ve salçayı karıştırıyoruz ona da biraz tuz ekliyoruz ve fırına atıyoruz. bir süre sonra çıkartıp bi halta benzediyse yiyoruz.

instrument mutfağından bu günlük bu kadar

afiyet olsun.
163 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol