(bkz: aşure)
genellikle bir çok bölümüm bir arada olduğu bir fakülte olduğu için biraz büyüktür. kantin de büyür. ne kadar fakülte o kadar kantin mantığıyla safının, asistanının, ineğinin, tikkysinin, artistinin, sapsızının, dertlisinin, arabescisinin, kısaca memleketimim tüm genç profillerini görebileceğiniz kantindir.
ha unuttum, solcusu ve sağcısı da vardır ki zaten renk katarlar.
ha unuttum, solcusu ve sağcısı da vardır ki zaten renk katarlar.
birisi yolu net olarak tarif ederse çok büyük bir ihtimal istanbula ayak basarsam geleceğim zirve.
aklıma bir fıkra geldi anlatamadan edemeyeceğim;
türk araba üreticileri japonyaya bir araba fabrikasına gitmişler. garajda bitmiş halde bekleyen arabaların içinde kedi görünce sormuşlar;
- " bu kedi de nedir böyle"
- " biz bu kedileri arabanın içine koyuyoruz, 3 gün sonra kedi yaşıyorsa yalıtım süper olmuş demektir" diyor.
aylar sonra bu kez japon araba üreticileri türkiyeye bursaya geliyor ve arabaların içinde kedi görüyorlar;
- "bu yöntemi bizden öğrendiniz değil mi?"
- "evet ama bizimkisi biraz değişik, biz kedileri arabalara koyuyoruz 3 gün sonra kedi hala arabanın içindeyse yalıtım süper."
türk araba üreticileri japonyaya bir araba fabrikasına gitmişler. garajda bitmiş halde bekleyen arabaların içinde kedi görünce sormuşlar;
- " bu kedi de nedir böyle"
- " biz bu kedileri arabanın içine koyuyoruz, 3 gün sonra kedi yaşıyorsa yalıtım süper olmuş demektir" diyor.
aylar sonra bu kez japon araba üreticileri türkiyeye bursaya geliyor ve arabaların içinde kedi görüyorlar;
- "bu yöntemi bizden öğrendiniz değil mi?"
- "evet ama bizimkisi biraz değişik, biz kedileri arabalara koyuyoruz 3 gün sonra kedi hala arabanın içindeyse yalıtım süper."
(bkz: kuş ötüyor mu)
bana kara büyü yaparak küsmüş, sonra da büyücülükten istifa ederek bu durumu düzeltmemiş öylece bırakmış insan. sürekli kimsenin kendisini sevmediğinden yakınan, ortalık yerde çişim geldi diye bağıran, msn açıkken gidip hem houston hem de facebooktan mesajlar atan, bir yurt arkadaşını sorduk diye küsen, küsünce büyücülüğe tekrar başlaıp yarıda kesen, gıcık etmek için elinden geleni yapan, sorunlu bir insan.
derttir aslında. laf anlatamama derdi yaşarsınız. şöyle;
- nerelisin sen?
- istanbul
istanbul dediysen bitmez soru. sivas deseydin tamamdı. sorular devam eder
- aslen nerelisin?
- istanbul.
istanbul kendine yakışanı giymektir.
- nerelisin sen?
- istanbul
istanbul dediysen bitmez soru. sivas deseydin tamamdı. sorular devam eder
- aslen nerelisin?
- istanbul.
istanbul kendine yakışanı giymektir.
anket apartmanı.
-----------------------------spoiler----------------------------
gerilim filmidir.
-----------------------------spoiler----------------------------
gerilim filmidir.
-----------------------------spoiler----------------------------
ata demirer beyaz şovda sevgilisi olup olmadığı soran bir bayana
- niye vercen mi?
- niye vercen mi?
sibel canın şarkısı olan meleklerde sadece alt yapı adına bir güzellik var. şarkının arabesk olması bana biraz itici gelse de, gitarı çalan kimse sırf onu duymak için dinlemeye değer buluyorum.
(bkz: karamurat benim)
şebnem ferahın boş işlerle uğraşması demektir. gerek yoktur.
(bkz: long play)
bir röportajında erkan oğur diyor ki;
- "ben müzik yapamıyorum."
şimdi ben bu ankete katılıp instrument yazsam ne faydası olur.
- "ben müzik yapamıyorum."
şimdi ben bu ankete katılıp instrument yazsam ne faydası olur.
istanbulda bir ekmek kimi yerlerde 40 krş. simit ise her yerde 50 krş.
simit ve ekmeği yanyana koyduğumuzda boyut olarak simit daha küçük ve daha ucuz olması gerekiyor. sizce de öyle gerekmiyor mu?
devletin zamlarına göre yaşamayı öğrenmek de zor bizim ülkemizde. insan oturup derin derin düşündüğünde anlıyor o zaman saçmalığı. parası olmayan bir insanın aklına gelen ilk şey simittir. halbuki simit ekmekten daha pahalı. ekmek alsa daha çok doyacak. peki romantiklere ne demeli, bir bankta simit yemenin zevkini değişmek istemeyecekler ama ekmek simitten ucuz. e para da az. ne yapsınlar. ekmek alıp simitleri mi hayal etsinler.
vapurda ekmek atılmaz martılara. simit ucuzlasın. ekmeğe de zam gelmesin isteriz ama ne çare.
romantizmi bile sömüren bir devletimiz var.
simit ve ekmeği yanyana koyduğumuzda boyut olarak simit daha küçük ve daha ucuz olması gerekiyor. sizce de öyle gerekmiyor mu?
devletin zamlarına göre yaşamayı öğrenmek de zor bizim ülkemizde. insan oturup derin derin düşündüğünde anlıyor o zaman saçmalığı. parası olmayan bir insanın aklına gelen ilk şey simittir. halbuki simit ekmekten daha pahalı. ekmek alsa daha çok doyacak. peki romantiklere ne demeli, bir bankta simit yemenin zevkini değişmek istemeyecekler ama ekmek simitten ucuz. e para da az. ne yapsınlar. ekmek alıp simitleri mi hayal etsinler.
vapurda ekmek atılmaz martılara. simit ucuzlasın. ekmeğe de zam gelmesin isteriz ama ne çare.
romantizmi bile sömüren bir devletimiz var.
- bir günlüğüne incir yaprağı olursun; mahrem yerleri örterken kendini bulursun, yine incir yaprağı olursun; piknikte yiyip yiyip daha fazla dayanamayan göbekli amcanın çalıların arasında kıç bezi olursun.
- bir günlüğüne buğday olursun; çiftçinin umudu, fırıncının unu olursun.
- bir günlüğüne gül olursun; dalından koparılıp bir sevgili ya da anne koynunda kendini bulursun. sömürü aracı olursun sevgililer gününde, değerinden utanırsın.
- bir günlüğüne soğan olursun; bereketi zor sofralarda umut, kazancı dar evlerde her bir öğün olursun.
- bir günlüğüne ağaç olursun; altında sevgilileri ağırlarsın, misafirperverliğine karşılık bedeninde baş harflerini ve bir de kalplerini kazınmış bulursun. gökyüzüne değersin yıldız toplarsın.
- bir günlüğüne anne saksısında çiçek olursun, suyun hazır, toprağın bereketli ve dışarı kovulan çocuklardan korunursun top oynarken.
- bir günlüğüne orkide olursun; banu alkan tutar seni "beyaz beyaz orkidem" diye şarkı yapar.
- bir günlüğüne şifalı bitki olursun; kocakarıların eline düştün mü boku yersin.
- bir günlüğüne tütün olursun toplanıp işlenip gider bir garibin yüregine duman olursun.
- bir günlüğüne yosun olursun, sallanıp durursun mavilikler içinde.
- bir günlüğüne çınar oldun mu zaten, daha başka bir şey isteme.
kaynak: bazen yüreğim bazen kıçım...
- bir günlüğüne buğday olursun; çiftçinin umudu, fırıncının unu olursun.
- bir günlüğüne gül olursun; dalından koparılıp bir sevgili ya da anne koynunda kendini bulursun. sömürü aracı olursun sevgililer gününde, değerinden utanırsın.
- bir günlüğüne soğan olursun; bereketi zor sofralarda umut, kazancı dar evlerde her bir öğün olursun.
- bir günlüğüne ağaç olursun; altında sevgilileri ağırlarsın, misafirperverliğine karşılık bedeninde baş harflerini ve bir de kalplerini kazınmış bulursun. gökyüzüne değersin yıldız toplarsın.
- bir günlüğüne anne saksısında çiçek olursun, suyun hazır, toprağın bereketli ve dışarı kovulan çocuklardan korunursun top oynarken.
- bir günlüğüne orkide olursun; banu alkan tutar seni "beyaz beyaz orkidem" diye şarkı yapar.
- bir günlüğüne şifalı bitki olursun; kocakarıların eline düştün mü boku yersin.
- bir günlüğüne tütün olursun toplanıp işlenip gider bir garibin yüregine duman olursun.
- bir günlüğüne yosun olursun, sallanıp durursun mavilikler içinde.
- bir günlüğüne çınar oldun mu zaten, daha başka bir şey isteme.
kaynak: bazen yüreğim bazen kıçım...
(bkz: türksün di mi)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?