ornek icin
(bkz: cezmi ersoz)
(bkz: imgelem fakiri)
(bkz: kaos)
(bkz: paradox)
(bkz: perspektif)
(bkz: tepkisel karsitlik)
(bkz: laf salatasi yapan sozluk yazari)
ona baktyktan sonra da suna
(bkz: kendi dusen aglamaz)
(bkz: kaos)
(bkz: paradox)
(bkz: perspektif)
(bkz: tepkisel karsitlik)
(bkz: laf salatasi yapan sozluk yazari)
ona baktyktan sonra da suna
(bkz: kendi dusen aglamaz)
en az cezmi ersoz kadar iyi bir yazarimizdir.
(bkz: cezve morgoz)
tartisma uslubu bilmeyen insanlarin tercihidir. kisa surede kufur etmeye baslarlar, karsisindaki insan hala saygi ve sabir cercevelerini korur ya da korumak icin zorlarsa tekme tokat girmeye kadar gider boyle isler. bunun siyasette enteresan bir ornegi kafaya anayasa firlatmak seklinde olmus ve bir krize sebebiyet vermisti. olaylarin "gotune girsin bu laflar senin" demeye kadar varmamasi, kafaya sozluk falan firlatilmadan cozulmesi, ya da tartisma olmasi itibariyle herkesin fikrini soyleyip baskasina saldirmamasi en icten temennimiz olarak kalacaktir.
yalan soylemek anlamina gelir. ayni zamanda dusunmedigin seyler yazmak da soylemekten daha beter bir de altina imza atilan sekli oldugundan daha da dikkat edilmelidir. eger yasam tarzini olmadigi gibi belirtirsen ya da yazarsan ve bu suretle insanlari inandirir, kandirirsan bu kisilik problemi yasayan bir insan olduguna isaret etmezse neye isaret eder. bu insanlara ornek icin;
(bkz: cezmi ersoz)
bu insanlari seven ve koruyan insanlara ornek icin
(bkz: darklord)
(bkz: cezmi ersoz)
bu insanlari seven ve koruyan insanlara ornek icin
(bkz: darklord)
"soguk hava balkanlara geri don" seklinde sloganlar kadar ici bos, anlami bilinmeden, ne dedigini umursamadan, nouma bizi diskoya gotur tadinda siyasi slogan atildiginda yazarini komik duruma dusururken, okuyani ya da dinleyeni can sikintisina gark eder.
bununla doyamayanlar icin sunu da ekleyeyim, yazarin yazdiklari degil tavirlari ve yazdigi gibi yasamamasi hakkinda yorum yapilmis olup, aldigi odulleri bir baskasinin kapak olarak kullanmasi bu aciklamadan sonra muhtemeldir, muhtemel olmasinin yaninda kendisi icin hayirli olur. nitekim yine vere vere ayar bitti.
butun kitaplarini okudugum ve ancak okuduktan sonra hakkinda fikir beyan ettigim, ayrica okumakla kalmayip bir sure kendisini tanima sansina vakif oldugum insandir. lumpenin onde gidenidir. taksi parasini odedikten sonra ustu cikismayan takisiciye "madem bozuk paran yok ne cikiyorsun sefere" diyerek, sakiz satmaya calisan cocugu taksim parkinda azarlayip yanindan kovarak benim gozlerimle insanin yazdigi ve yasadiginin birbirinden farkli olabilecegini gordugum insandir. liseli kiz avcisidir ve bu insana bok, kar topu, iftira vs. atmak kimseye atmakla olmayacagi gibi bilgisozlukte de yazara prim yaptirmaz. yaptirsaydi o primlerle zengin olurdu insanciklar.
nitekim insani sinirlendirmemek, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekir.
bunla ilgili daha detayli bilgi icin;
(bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
nitekim insani sinirlendirmemek, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekir.
bunla ilgili daha detayli bilgi icin;
(bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
bir oliver stone filmi.
anthony hopkins, collin farrel, angelina jolie gibi insanlar oynuyor.
rezaletin son perdesi.
anthony hopkins, collin farrel, angelina jolie gibi insanlar oynuyor.
rezaletin son perdesi.
bu gece ulasilamayacagi sanilan entry sayisi.
bu demek oluyor ki 30000 baslyk bu gece zaten hepten yalan.
bu da ne demek oluyor 30000 falan yok size bu gece.
bu demek oluyor ki 30000 baslyk bu gece zaten hepten yalan.
bu da ne demek oluyor 30000 falan yok size bu gece.
(bkz: turkiye ve dunya)
(bkz: gote giren semsiye acilmaz)
acilmadigi gibi "sayfa goruntulenemiyor, lutfen basurunuzla oynayip tekrar deneyiniz" seklinde hata vermesi de muhtemeldir.
(bkz: kuru gurultu)
1944’de, izmirde dunyaya geldi. ankarada basladigi ilkokulu, babasinin meslegi dolayisiyla ulkenin muhtelif okullarinda tamamladi. ortaokuldan sonra da babasinin atesemiliter olarak tokyoya gonderilmesi alev alatlinin da tokyo macerasini baslatti. liseyi amerikan kolejinde bitirdi. daha sonra turkiyeye donduler ve alatli universiteyi de ortadogu teknik universitesi ekonomi-istatistik bolumune girdi.
universiteyi bitirdikten sonra yuksek lisans yapmak uzere amerikaya gitti. daha sonra doktorasini felsefe uzerine verdi. alatli bu donemde ilgi duymaya basladigi dusunce tarihi ve ilahiyat uzerine turkiyeye dondugunde 5 yil arastirmalar yapti. bu donemde istanbul universitesi ve dptde gorev aldi. daha sonra universty of california, berkeleyin turkiyede yuruttugu bir psiko-dilbilim projesinin istanbul ayagini ustlendi. cumhuriyet gazetesi ile ortak "bizim english" isimli, turkce temelli bir ingilizce ogretim dergisi cikardi. yazko yazarlar kooperatifinde gorev aldi. 1984 yilinda hep yapmak istedigi bir isi yapmak icin eve cekildi ve yazmaya basladi.
basilan ilk romani "yaseminler tuter mi hala?" ocak, 1985’de cikti. "yaseminler turer mi hala?" eleni olarak dogan, naciye’ye donusen, turk kocasina dort cocuk dogurduktan sonra eski hisar gocmeni bir anadolu rum’u ile evlenen bir kadinin sahiciye yakin hikayesidir.
ikinci kitabi, "iskenceci" bir yil sonra geldi, 1986. burada da "siddet"i ve siddetin turevi "iskence"yi irdeledi - turkiye toplumunun siddete yatkinligina isaret etti.
yazar bu eserden sonra turkiye psikoloji de denilebilecek eserler meydana getirmeye basladi. bu baglamda "orde kimse varmi?" adli dort ciltlik kitabini yayimladi. yazar bu kitap hakkinda sunlari soyluyor: "or’da kimse var mi? benim sordugum bir soruydu. bu dusunduklerimi sadece ben mi dusunuyorum diye bir soru. gorduk ki, hayir, kitap 1992’de basildi, o zamandan beri her yil sessiz sedasiz yeni bir baski yapiyor. or’da ne cok insan varmis, meger! dortlu, 1970-1990 arasi turk ruhunun cenklerini anlatir - sosyalizmle, sosyal demokrasiyle, ulkuculukle, islamiyetle, kurtculukle cenklerini. bu arada da trajik bir kadin, gunay rodoplu, kimselere dert anlatamadan omrunu tamamlar. dert anlatamadan, cunku gunay rodoplu, hic farkinda degildir ama "fuzzy"dir. "fuzzy" yani cokdegiskenli mantik, yani, yeni fizik, yani kaos teorisi, kelebek etkisi. "hem solcuyum hem de sagci" dedigi icin dislanmis, ne siran’a ne de selahattin’e yar olamamistir, mesela. zamanin toplumu "holistic" ya da "butuncul" dusunceden cok uzaktir onun icin kadina kiyarlar."
yazarin son kitabi iki ciltlik "schrodinger’in kedisi". kitap "2035 turkiye’sine dair, futuristik bir bilim kurgu degil, bilimi temel alan kurgu" olarak degerlendiriliyor yazar tarafindan. dinden, egitime, ekonomiden, aile yasamina kadar, bilimdeki yeni gelismeler isigi altinda ulkemize neler olabilecegini anlatiyor kitap.
universiteyi bitirdikten sonra yuksek lisans yapmak uzere amerikaya gitti. daha sonra doktorasini felsefe uzerine verdi. alatli bu donemde ilgi duymaya basladigi dusunce tarihi ve ilahiyat uzerine turkiyeye dondugunde 5 yil arastirmalar yapti. bu donemde istanbul universitesi ve dptde gorev aldi. daha sonra universty of california, berkeleyin turkiyede yuruttugu bir psiko-dilbilim projesinin istanbul ayagini ustlendi. cumhuriyet gazetesi ile ortak "bizim english" isimli, turkce temelli bir ingilizce ogretim dergisi cikardi. yazko yazarlar kooperatifinde gorev aldi. 1984 yilinda hep yapmak istedigi bir isi yapmak icin eve cekildi ve yazmaya basladi.
basilan ilk romani "yaseminler tuter mi hala?" ocak, 1985’de cikti. "yaseminler turer mi hala?" eleni olarak dogan, naciye’ye donusen, turk kocasina dort cocuk dogurduktan sonra eski hisar gocmeni bir anadolu rum’u ile evlenen bir kadinin sahiciye yakin hikayesidir.
ikinci kitabi, "iskenceci" bir yil sonra geldi, 1986. burada da "siddet"i ve siddetin turevi "iskence"yi irdeledi - turkiye toplumunun siddete yatkinligina isaret etti.
yazar bu eserden sonra turkiye psikoloji de denilebilecek eserler meydana getirmeye basladi. bu baglamda "orde kimse varmi?" adli dort ciltlik kitabini yayimladi. yazar bu kitap hakkinda sunlari soyluyor: "or’da kimse var mi? benim sordugum bir soruydu. bu dusunduklerimi sadece ben mi dusunuyorum diye bir soru. gorduk ki, hayir, kitap 1992’de basildi, o zamandan beri her yil sessiz sedasiz yeni bir baski yapiyor. or’da ne cok insan varmis, meger! dortlu, 1970-1990 arasi turk ruhunun cenklerini anlatir - sosyalizmle, sosyal demokrasiyle, ulkuculukle, islamiyetle, kurtculukle cenklerini. bu arada da trajik bir kadin, gunay rodoplu, kimselere dert anlatamadan omrunu tamamlar. dert anlatamadan, cunku gunay rodoplu, hic farkinda degildir ama "fuzzy"dir. "fuzzy" yani cokdegiskenli mantik, yani, yeni fizik, yani kaos teorisi, kelebek etkisi. "hem solcuyum hem de sagci" dedigi icin dislanmis, ne siran’a ne de selahattin’e yar olamamistir, mesela. zamanin toplumu "holistic" ya da "butuncul" dusunceden cok uzaktir onun icin kadina kiyarlar."
yazarin son kitabi iki ciltlik "schrodinger’in kedisi". kitap "2035 turkiye’sine dair, futuristik bir bilim kurgu degil, bilimi temel alan kurgu" olarak degerlendiriliyor yazar tarafindan. dinden, egitime, ekonomiden, aile yasamina kadar, bilimdeki yeni gelismeler isigi altinda ulkemize neler olabilecegini anlatiyor kitap.
bir alev alatli kitabi. butun kitaplari ile ilgili cesitli yerlerde kendisiyle yapilmis roportajlardan olusuyor. guzel bir kitap, diger kitaplari okumadan fikir vermesi acisindan faydali bir eser.
gicik bir seydir, nitekim gicik yapar akabinde zaten, uyutmaz, bir kuruluk ve garip bir agrisi vardir, diger agrilar gibi bu agrida anlatilmaz yasanir. kis aylarinda dikkat etmek gerekir, fazla soguk icmemek, terledikten sonra teri sirtta sogutmamak gerekir.
kenan isik ve hulya avsarin oynadigi turk filmi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?