sozlukte mutlaka bir cozum getirilmesi gereken durum.
(bkz: safiye)
devami: ama kayseriliyim...
bu isimlede anilan bir de safiye turkusu vardir.
bulgaristan ve yunanistan kokenli turkuler.
bazilarini dinlemek icin:
http://www.trakya-net.com/modules.php?name=muzik&action=category&id=3
bazilarini dinlemek icin:
http://www.trakya-net.com/modules.php?name=muzik&action=category&id=3
bir teselli ver sarkisinin icine etmeyi basarmis kisi.
(bkz: mesut yar la uyan turkiye)
mesut yarin sabah programi.
rumeli turkusu.
arap alfabesinde de gecen harf.
debreli hasan,dramada yetismis.debreli namiyla mubadele oncesi donemde drama-serez-sarisaban bolgelerinde faaliyet gostermis bir halk kahramani eskiyadir.
drama koprusunu,o devrin haksizlikla para kazanan halki ezen zenginlerinden aldigi haracla yaptirmistir.debreli hasanin yasadigi,donem kesinlikle bilinmemekle beraber cakircali efe ile cagdas oldugu gorusleri,hatta atistiklarina dair hikayeler onun 1870-1920 yillari arasinda makedonya daglarinda egemen oldugunu gostermektedir.bu konuda halk arasinda soylenen menkibeye gore;selanikli yahudi bir tuccar ticaret icin izmire gidecektir."eger bu civar daglarda hukumran olan debreliden gecsen,ege daglarinda cakircalidan gecemessin.."denir,kendisine.nitekim de oyle olur.
debrelinin cetesinde pek cok kisi yoktur.bilinen karakedi namiyla bir tek kizani oldugudur.halka onu sevdiren eskiya kisiliginin en ustun tarafi ise fakirlere yardim etmesi,bilhassa birbirini seven yoksul gencleri evlendirmesidir.bu konuda soyle bir menkibe de vardir. "evlenmek niyetinde olan dagli bir genc,tek danasini almis,iskece pazarina inmektedir.yolu,debreli hasan tarafindan kesilir.delikanlinin evlenmek icin parasi olmadigini anliyanca debreli kendisine dugun icin yetecek parayi verir ve ayrica danasini satmamasini salik verip ugurler."
makedon daglarinin debrelisi sonunda padisah affina ugrar veya soylentiye gore mubadelede guvenlik guclerinin elinden kacmayi basarir ve turkiyeye goc eder.
kisacasi rumeli turklerinin gonlune yerlesmistir efsanesiyle debreli hasan..
http://www.armory.com/~thrace/turku.htm
drama koprusunu,o devrin haksizlikla para kazanan halki ezen zenginlerinden aldigi haracla yaptirmistir.debreli hasanin yasadigi,donem kesinlikle bilinmemekle beraber cakircali efe ile cagdas oldugu gorusleri,hatta atistiklarina dair hikayeler onun 1870-1920 yillari arasinda makedonya daglarinda egemen oldugunu gostermektedir.bu konuda halk arasinda soylenen menkibeye gore;selanikli yahudi bir tuccar ticaret icin izmire gidecektir."eger bu civar daglarda hukumran olan debreliden gecsen,ege daglarinda cakircalidan gecemessin.."denir,kendisine.nitekim de oyle olur.
debrelinin cetesinde pek cok kisi yoktur.bilinen karakedi namiyla bir tek kizani oldugudur.halka onu sevdiren eskiya kisiliginin en ustun tarafi ise fakirlere yardim etmesi,bilhassa birbirini seven yoksul gencleri evlendirmesidir.bu konuda soyle bir menkibe de vardir. "evlenmek niyetinde olan dagli bir genc,tek danasini almis,iskece pazarina inmektedir.yolu,debreli hasan tarafindan kesilir.delikanlinin evlenmek icin parasi olmadigini anliyanca debreli kendisine dugun icin yetecek parayi verir ve ayrica danasini satmamasini salik verip ugurler."
makedon daglarinin debrelisi sonunda padisah affina ugrar veya soylentiye gore mubadelede guvenlik guclerinin elinden kacmayi basarir ve turkiyeye goc eder.
kisacasi rumeli turklerinin gonlune yerlesmistir efsanesiyle debreli hasan..
http://www.armory.com/~thrace/turku.htm
abd’nin ulusal kaynaklar savunma konseyi’nin hazırladığı rapora göre incirlik üssü’nde 90 nükleer bomba bulunuyor. rapora göre bombalardan 50’si abd, 40’ı ise türk savaş uçaklarına yüklenmek için hazır bekletiliyor.
türkiye’de 90 adet b 61 nükleer bombası bulunduğu ortaya çıktı. abd ulusal kaynaklar savunma konseyi tarafından hazırlanan hans m. kristensen imzalı "abd’nin avrupa’daki nükleer silahları" başlıklı rapora göre, türkiye’deki nükleer bombaların tamamı incirlik üssü’nde konuşlandırılıyor.
geçen yıl şubat ayında abd hava kuvvetleri’nin verilerine göre hazırlanan rapor, incirlik’teki nükleer silahların varlığı konusundaki spekülasyonlara yer vermeyecek kadar sağlıklı bilgiler taşıyor. hürriyet’in ilk kez açıkladığı rapor, bugün chp istanbul milletvekili şükrü elekdağ tarafından meclis’e getiriliyor.
bombalar depolarda
abd ulusal kaynaklar savunma konseyi’nin düzenlediği rapora göre, türkiye’de bulunan 90 adet b 61 nükleer bombanın 50’si amerikan, 40’ı ise türk uçakları tarafından atılmak üzere depolanıyor. nükleer bombaları kullanacak 25 amerikan f-16 c/d tipi uçak incirlik üssü’nde konuşlandırılarak, özel olarak hazırlanan ve hava saldırılarına dayanıklı sığınaklarda tutuluyor. bu sığınak depoların 25’i aynı zamanda nükleer bombaların saklanması için gerekli tüm donanıma sahip bulunuyor.
jetlerimiz balikesir’de
türk savaş uçakları tarafından kulanılmak üzere bekletilen nükleer bombalar, amerikan uçakları tarafından belirlenen hedeflere atılacak diğer nükleer bombalarla incirlik’te muhafaza ediliyor. ancak sözkonusu nükleer bombaları atacak türk savaş uçakları balıkesir’deki askeri üsde bekletiliyor.
elekdağ ise soğuk savaşın sona erdiğini belirterek yunanistan’ın nükleer bombaları ülkesinden çıkardığına dikkat çekti. elekdağ, bombaların türkiye’de tutulmasının, arap ve müslüman ülkelere iyi niyetli bir girişim olarak anlatılamayacağını savundu.
hürriyet
http://www.haberturk.com/newengine.php?haberturk=haber&@=230982
türkiye’de 90 adet b 61 nükleer bombası bulunduğu ortaya çıktı. abd ulusal kaynaklar savunma konseyi tarafından hazırlanan hans m. kristensen imzalı "abd’nin avrupa’daki nükleer silahları" başlıklı rapora göre, türkiye’deki nükleer bombaların tamamı incirlik üssü’nde konuşlandırılıyor.
geçen yıl şubat ayında abd hava kuvvetleri’nin verilerine göre hazırlanan rapor, incirlik’teki nükleer silahların varlığı konusundaki spekülasyonlara yer vermeyecek kadar sağlıklı bilgiler taşıyor. hürriyet’in ilk kez açıkladığı rapor, bugün chp istanbul milletvekili şükrü elekdağ tarafından meclis’e getiriliyor.
bombalar depolarda
abd ulusal kaynaklar savunma konseyi’nin düzenlediği rapora göre, türkiye’de bulunan 90 adet b 61 nükleer bombanın 50’si amerikan, 40’ı ise türk uçakları tarafından atılmak üzere depolanıyor. nükleer bombaları kullanacak 25 amerikan f-16 c/d tipi uçak incirlik üssü’nde konuşlandırılarak, özel olarak hazırlanan ve hava saldırılarına dayanıklı sığınaklarda tutuluyor. bu sığınak depoların 25’i aynı zamanda nükleer bombaların saklanması için gerekli tüm donanıma sahip bulunuyor.
jetlerimiz balikesir’de
türk savaş uçakları tarafından kulanılmak üzere bekletilen nükleer bombalar, amerikan uçakları tarafından belirlenen hedeflere atılacak diğer nükleer bombalarla incirlik’te muhafaza ediliyor. ancak sözkonusu nükleer bombaları atacak türk savaş uçakları balıkesir’deki askeri üsde bekletiliyor.
elekdağ ise soğuk savaşın sona erdiğini belirterek yunanistan’ın nükleer bombaları ülkesinden çıkardığına dikkat çekti. elekdağ, bombaların türkiye’de tutulmasının, arap ve müslüman ülkelere iyi niyetli bir girişim olarak anlatılamayacağını savundu.
hürriyet
http://www.haberturk.com/newengine.php?haberturk=haber&@=230982
isim ve is uyumu bu olsa gerek.
tdavin baskani.
turk dunyasi arastirmalari vakfinin bir organizasyonudur.
türk dünyası araştırmaları vakfı, 20 temmuz 1980 tarihinde, bakanlar kurulunun 8/1307 sayılı kararı ile kamu yararına hizmet veren bir vakıf olarak tescil edilmiştir. prof. dr. turan yazgan, prof. dr. emin bilgiç ve kısa bir süre sonra ayrılan iki üye tarafından kurulmuş, kurulduğu tarihten bu yana da prof. dr. turan yazgan tarafından yönetilmiştir. bugün varol dereli, mustafa birim, tevfik yamantürk, prof. dr. şaban karataş, turan yazgan ve saadet pınar yıldırım; yönetim kurulunu teşkil etmektedir. merkezimiz, büyükşehir belediyesinin arkasında bulunan ankaravî mehmed efendi medresesi olarak bilinen binada bulunmaktadır.
ankaravî mehmed efendi medresesi olarak bilinen bu bina, şeyhülislam ankaralı mehmed efendi tarafından yaptırılmıştır. vakfımız, 3 kasım 1687de vefat eden, merkez binamızın banisi şeyhülislam ankaralı mehmed efendinin 300. ölüm yıldönümünde metfun bulunduğu kovacı dede camiinde aziz ruhuna mevlüt okutmuştur. bu bina, vakfımızın sağlam temellere oturmasında birinci derecede rol oynamıştır.
bu sayfada türk dünyası araştırmaları vakfını kısaca tanıtmak ve son yıllardaki faaliyetlerini kamuoyuna duyurmak gayesi güdülmektedir. şüphesiz bütün faaliyetlerimizi kitaplara sığdırmak mümkün değildir.
şimdiye kadar hiçbir faaliyetimizi kamuoyuna duyurmak için özel bir gayret sarfetmedik. vakfımızı tanıtan hiçbir yazılı broşür veya kitap neşretmedik. bunun maksadı: sadece maliyetinden kaçınmak değil, hizmetlerin yalnız ve yalnız vakfın gayesi için yapılmakta olması ve hiçbir hizmetimizin veya faaliyetimizin başka hiçbir gayeye vasıta teşkil etmesinin, anlayışımıza ters düşmesidir.
bu sayfa bir mecburiyet karşısında meydana getirilmiştir. faaliyetlerimize katılan binlerce dostumuzun, kardeşimizin şiddetle talep etmesi ve diğer taraftan milletvekillerimizden bizim faaliyetlerimiz yanında sıkıntılarımızı da bilenlerin bize yardımcı olmak için böyle bir yayına ihtiyaç olduğunu ısrarla belirtmiş olmaları bu yayının gerekçesidir.
vakfımızın faaliyetlerini yürütürken gerekli olan finansmanı da bu faaliyetler içinde sağladığını, hiçbir şahıs veya kuruluştan yardım talep etmediğini belirtmemiz yerinde olur. vakıfların bir çeşit dilencilik yaparak faaliyet yapmalarına başından beri karşıyız ve bunu vakıf kavramı ile asla bağdaştıramıyoruz. bu prensib dahilinde, devletten de sırf yardım maksadlı bir talebimiz olmamıştır. bu sebeple vakfımız daima güçlükler içinde hizmetlerini yürütmüş, devletle ve dostlarıyla gerçek karşılığı olan hizmetler ifa ederek gelir sağlamıştır. hizmetlerimiz bu sebeple çok çeşitlidir. yurt içinde ve dışında yürüttüğümüz eğitimden yayınlarımıza, gezilerimizden konserlerimize, seminerlerimizden kurultaylarımıza kadar pek çok sahada hem gelir sağlamakta, hem de hizmet gerçekleştirmekteyiz. bu kadar çok faaliyetin bir kısmı, yalnız harcama kalemlerini oluştururken, bir kısmı da kendi kendini finanse eden veya başka hizmetleri de finanse eden gelir sağlamaktadırlar. ancak bunların hiçbirisi vakfın bünyesinden ayrı değildir, vakıf bütün faaliyetleriyle bir bütündür.
bu arada birçok faaliyetimizi de ister istemez ihmal etmek zorunda kaldık. meselâ: vakfımızın kuruluşundan bu yana getirttiği misafirlerimizin, değil resimlerini bulmak, isimlerini bile saymak mümkün olmadığı için, bu yayında misafirlerimizle ilgili bir bölüm açmaktan son dakikada vazgeçtik. biz, faaliyetlerimizi misafirlerimiz sayesinde genişlettik. onlara daima şükran borçluyuz. bunlar arasında cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, meclis başkanı ve yardımcıları, yazarlar birliği, ressamlar birliği gibi kuruluşların başkanları ve yardımcıları, rektörler, dekanlar, ilim adamları, her dalda sanatkârlar, çeşitli vakıf ve yardım kuruluşlarının başkanları, temsilcileri.... bulunmaktadır.
bu vesile ile, türk dünyası araştırmaları vakfı olarak, şimdiye kadar faaliyetlerimize ne sıfatla olursa olsun katılan, hizmetlerimizin ifasında ne sıfatla olursa olsun vazife gören, eserlerimizi, dergilerimizi yazan-okuyan, konferanslarımızı veren-dinleyen, seminerlerimizde, kurslarımızda öğreten-öğrenen,yemeklerimizde bulunan, yiyen... her ne sebeple olursa olsun bizimle maddeten veya manen beraber olan herkese, her kuruluşa ve devletimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. bu dünyada hiç kimse, hiçbir kuruluş, hiçbir şart altında, hiçbir şekilde tek başına bir şey yapamaz. bizimle beraber olanlara sonsuz teşekkürler...
türk dünyası araştırmaları vakfı başkanı
prof. dr. turan yazgan
http://www.turan.org/mb/index.php?option=com_content&task=section&id=6&itemid=27
ankaravî mehmed efendi medresesi olarak bilinen bu bina, şeyhülislam ankaralı mehmed efendi tarafından yaptırılmıştır. vakfımız, 3 kasım 1687de vefat eden, merkez binamızın banisi şeyhülislam ankaralı mehmed efendinin 300. ölüm yıldönümünde metfun bulunduğu kovacı dede camiinde aziz ruhuna mevlüt okutmuştur. bu bina, vakfımızın sağlam temellere oturmasında birinci derecede rol oynamıştır.
bu sayfada türk dünyası araştırmaları vakfını kısaca tanıtmak ve son yıllardaki faaliyetlerini kamuoyuna duyurmak gayesi güdülmektedir. şüphesiz bütün faaliyetlerimizi kitaplara sığdırmak mümkün değildir.
şimdiye kadar hiçbir faaliyetimizi kamuoyuna duyurmak için özel bir gayret sarfetmedik. vakfımızı tanıtan hiçbir yazılı broşür veya kitap neşretmedik. bunun maksadı: sadece maliyetinden kaçınmak değil, hizmetlerin yalnız ve yalnız vakfın gayesi için yapılmakta olması ve hiçbir hizmetimizin veya faaliyetimizin başka hiçbir gayeye vasıta teşkil etmesinin, anlayışımıza ters düşmesidir.
bu sayfa bir mecburiyet karşısında meydana getirilmiştir. faaliyetlerimize katılan binlerce dostumuzun, kardeşimizin şiddetle talep etmesi ve diğer taraftan milletvekillerimizden bizim faaliyetlerimiz yanında sıkıntılarımızı da bilenlerin bize yardımcı olmak için böyle bir yayına ihtiyaç olduğunu ısrarla belirtmiş olmaları bu yayının gerekçesidir.
vakfımızın faaliyetlerini yürütürken gerekli olan finansmanı da bu faaliyetler içinde sağladığını, hiçbir şahıs veya kuruluştan yardım talep etmediğini belirtmemiz yerinde olur. vakıfların bir çeşit dilencilik yaparak faaliyet yapmalarına başından beri karşıyız ve bunu vakıf kavramı ile asla bağdaştıramıyoruz. bu prensib dahilinde, devletten de sırf yardım maksadlı bir talebimiz olmamıştır. bu sebeple vakfımız daima güçlükler içinde hizmetlerini yürütmüş, devletle ve dostlarıyla gerçek karşılığı olan hizmetler ifa ederek gelir sağlamıştır. hizmetlerimiz bu sebeple çok çeşitlidir. yurt içinde ve dışında yürüttüğümüz eğitimden yayınlarımıza, gezilerimizden konserlerimize, seminerlerimizden kurultaylarımıza kadar pek çok sahada hem gelir sağlamakta, hem de hizmet gerçekleştirmekteyiz. bu kadar çok faaliyetin bir kısmı, yalnız harcama kalemlerini oluştururken, bir kısmı da kendi kendini finanse eden veya başka hizmetleri de finanse eden gelir sağlamaktadırlar. ancak bunların hiçbirisi vakfın bünyesinden ayrı değildir, vakıf bütün faaliyetleriyle bir bütündür.
bu arada birçok faaliyetimizi de ister istemez ihmal etmek zorunda kaldık. meselâ: vakfımızın kuruluşundan bu yana getirttiği misafirlerimizin, değil resimlerini bulmak, isimlerini bile saymak mümkün olmadığı için, bu yayında misafirlerimizle ilgili bir bölüm açmaktan son dakikada vazgeçtik. biz, faaliyetlerimizi misafirlerimiz sayesinde genişlettik. onlara daima şükran borçluyuz. bunlar arasında cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, meclis başkanı ve yardımcıları, yazarlar birliği, ressamlar birliği gibi kuruluşların başkanları ve yardımcıları, rektörler, dekanlar, ilim adamları, her dalda sanatkârlar, çeşitli vakıf ve yardım kuruluşlarının başkanları, temsilcileri.... bulunmaktadır.
bu vesile ile, türk dünyası araştırmaları vakfı olarak, şimdiye kadar faaliyetlerimize ne sıfatla olursa olsun katılan, hizmetlerimizin ifasında ne sıfatla olursa olsun vazife gören, eserlerimizi, dergilerimizi yazan-okuyan, konferanslarımızı veren-dinleyen, seminerlerimizde, kurslarımızda öğreten-öğrenen,yemeklerimizde bulunan, yiyen... her ne sebeple olursa olsun bizimle maddeten veya manen beraber olan herkese, her kuruluşa ve devletimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. bu dünyada hiç kimse, hiçbir kuruluş, hiçbir şart altında, hiçbir şekilde tek başına bir şey yapamaz. bizimle beraber olanlara sonsuz teşekkürler...
türk dünyası araştırmaları vakfı başkanı
prof. dr. turan yazgan
http://www.turan.org/mb/index.php?option=com_content&task=section&id=6&itemid=27
pakistanda yasak olan film.
(bkz: magdala li meryem in incili)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?