yeni nesil partilerin yerini dolduracagiz, onlarin varisi bizleriz diye soyledikleri parti.
nitekim mehmet agar starda yayinlanan bir programda dypsinin dpnin devami oldugunu en az 10 sefer soyledi.
ridvan dilmenin imajini, prestijini gozumde alasagi etmis olaydir.
takimda bir ibnenin oldugu zaman gerceklesmesi muhtemel taktiktir...
topsuz hucum yapilmasi bir sey ifade etmez zaten...
ispanya her buyuk turnuvada oldugu gibi yine hayal kirikligi yaratmistir. evden bir ugurlama vesilesi ile ayrilmistim o zaman 1-0 ispanya ondeydi. geldigimde ise soka ugradim fransa beni de dahil ispanyayi oturtmus.
#303829
bir futbol taktigi, toplu hucum toplu defansi ongorur.
hollanda milli takimi ilk olarak boyle oynamistir ve bunu surdurmek icin elestirmenler yiginla elestiri yapmaktadir.
ayrica marco van bastenin sozlesmesinde takimi atak futbol oynatacak diye de bir madde var.
ulkemizde ise bu taktigi ilk olarak kayserispor ikinci ligdeyken uygulamistir. ve sonuc, ikinci ligde rekor gol sayisina ulasarak birinci lige cikma olmustur.
hollanda milli takimi ilk olarak boyle oynamistir ve bunu surdurmek icin elestirmenler yiginla elestiri yapmaktadir.
ayrica marco van bastenin sozlesmesinde takimi atak futbol oynatacak diye de bir madde var.
ulkemizde ise bu taktigi ilk olarak kayserispor ikinci ligdeyken uygulamistir. ve sonuc, ikinci ligde rekor gol sayisina ulasarak birinci lige cikma olmustur.
eski bir germen alfabesi.
run yazisi ile yazilmis olan.
runik yazidir. bunun sebebi ise tasa yazildigindan kaynaklanmaktadir. bir cok baska alfabe ile benzerlik gostermektedir. viking alfabesi ile benzerliginin ise iki kavminde birbirinden etkilenmis olabilecgine bagliyorum. nitekim yanilmiyorsam vikinglerde turkler gibi dogudan batiya goc etmislerdir.
bu abidelerde yazinin baska baska yazilardan karma bir yazi oldugu dusunebilir. cunku bir cok baska yazi ile benzerlik gostermektedir ki bu normaldir.ama viking yazisiyla benzerligi gercekten ilgincitir. yanlis bilmiyorsam alfabenin en onemli karakterleri sekil ve anlam bakimindan aynisidir.
uzun bir sure kanamayip oh be kurtuldum hissiyatina adami sokan. sonra, bir gun ansizin geri donebilirim mesajiyla tekrar olusan namert vaka.
burnu sikca kanayan insanlar burnun ne zaman kanayacagini bilebilir. ki bu tahminler belirtildigi gibi son 5 saniyede kesinlik kazanir.
burnu sikca kanayan insanlar burnun ne zaman kanayacagini bilebilir. ki bu tahminler belirtildigi gibi son 5 saniyede kesinlik kazanir.
kendini sagda solda birlesmeye adamistir su siralar.
siir.
bir görünmez duvar indi
bilmeden aştığımız çizgiye
öncesi dumanlar içinde
bir efsane şimdi
avucumuza soğuk çarpan
duvarın ardında gördüğümüz
değil miydi dün yürüdüğümüz çayır
şimdi bir yeşil pan
eski ormanlara kaçmadadır
bize doğru koşan tunç yüzlü kahramanalar
yansıyınca görünmeyen duvardan
günbatışında güneşlenir
batar yüce dağlardan
tunç yüzlü kahramanlar
daha dün biz değil miydik onlar
ve duaya başlarken son umutla biz
yıkılır tapınaklar ardarda
dönerler dağlarına tanrılar
kırılır dualar duvarda
çekilen sular gibi çekilmiş
saydam duvar ardına dün
bir çorak dünya kalmış bize
boşlukta bir gün
korkuyla döndük duvardan
bir umutla baktık yarına
yarın yaratılmamıştı yarın
kaldırdık başımızı kapanan göğe
izi yok tanrıların
ne yaratmak gelir elimizden
ne ölmek gelir gönlümüzden
içimizde bir ürküntü bir yalnızlık
sulardan ve çayırdan son kalan
kadınlarımıza sarıldık
tekerleği dönüyordu çağların
yaklaşıyordu bize doğru
bir yaratılmamış yarın
ne ölmek gelir gönlümüzden
ne yaratmak gelir elimizden
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=333
bir görünmez duvar indi
bilmeden aştığımız çizgiye
öncesi dumanlar içinde
bir efsane şimdi
avucumuza soğuk çarpan
duvarın ardında gördüğümüz
değil miydi dün yürüdüğümüz çayır
şimdi bir yeşil pan
eski ormanlara kaçmadadır
bize doğru koşan tunç yüzlü kahramanalar
yansıyınca görünmeyen duvardan
günbatışında güneşlenir
batar yüce dağlardan
tunç yüzlü kahramanlar
daha dün biz değil miydik onlar
ve duaya başlarken son umutla biz
yıkılır tapınaklar ardarda
dönerler dağlarına tanrılar
kırılır dualar duvarda
çekilen sular gibi çekilmiş
saydam duvar ardına dün
bir çorak dünya kalmış bize
boşlukta bir gün
korkuyla döndük duvardan
bir umutla baktık yarına
yarın yaratılmamıştı yarın
kaldırdık başımızı kapanan göğe
izi yok tanrıların
ne yaratmak gelir elimizden
ne ölmek gelir gönlümüzden
içimizde bir ürküntü bir yalnızlık
sulardan ve çayırdan son kalan
kadınlarımıza sarıldık
tekerleği dönüyordu çağların
yaklaşıyordu bize doğru
bir yaratılmamış yarın
ne ölmek gelir gönlümüzden
ne yaratmak gelir elimizden
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=333
bulent ecevit siiri.
pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum, bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden, kimi yüz
yüzüne baktım... bir giz gibi güldü
bir asa vardı elinde
bir solmuş krallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o, bir selçuklu
bir ermeniydi, bir kürttü
bir türk...
yaşını sordum, bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yolunda sürükleyerek eteğini
beni bir tek gözlü sarayına götürdü
koy yapısı kulübesinin
zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma türkiyeliğim.
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=324
pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum, bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden, kimi yüz
yüzüne baktım... bir giz gibi güldü
bir asa vardı elinde
bir solmuş krallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir hititliydi o, bir selçuklu
bir ermeniydi, bir kürttü
bir türk...
yaşını sordum, bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yolunda sürükleyerek eteğini
beni bir tek gözlü sarayına götürdü
koy yapısı kulübesinin
zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma türkiyeliğim.
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=324
"söyle arkadaşım" dedi anadolulu mehmet
yanıbaşındaki anzak erine
"nereden kopup gelmişsin,
neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?"
"dünyanin öbür ucundan" dedi gencecik anzak
"öyle yazmışlar mezar taşıma.
doğduğum yerler öylesine uzak,
örtündüğüm topraksa gurbet bana."
"dert edinme arkadaşım"dedi mehmet
"değil mi ki bizlerle birleşti kaderin,
değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet,
sende artık bizdensin,
sende bencileyin bir mehmet"
çanakkalede toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
"ya sen dedi mehmet
oyun çağındaki ingiliz erine,
"yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne?"
"yaşım sonsuza dek onbeş"
dedi ufak tefek ingiliz eri.
"köyümde askercilik oynar
coştururdum trampetimle bizimkileri
derken kendimi cephede buldum
oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
bir sahici kurşunla vuruldum.
sustu boynumdaki trampet,
son verildi böylece oyundan bozma işime
geliboluda bana da bir mezar kazıldı
mezar taşıma "on beşinde trampetçi" yazıldı.
öyküm de künyem de bundan ibaret.
yağmur yağıyordu usul usul toprağa
gözyaşları düşerek üstüne sanki
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
sahibini yitiren bir trampet.
"ya sizler" dedi mehmet
dünyanın dört kıtasından
mezarlar dolusu erlere,
"hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiniz yerlere"
kimi ingilizdi, kimi iskoç
kimi fransızdı, kimi senegalli
kimi hintli kimi nepalli
kimi avustralyadan kimi yeni zelandadan anzak
gemiler dolusu asker
her biri niye geldiğinden habersiz
gelibolunun oya gibi koylarından şizarak
tırmanmışlardı dağa bayıra
siper siper yara gibi yarılan toprak
mezar olmuştu savaş ardından onlara.
kiminin burada yattiği sanilir
kiminin adi bilinse de mezari bilinmez
kiminin de mezar taşında
on altı on yedi on sekiz yaşında
ebedi istirahate çekildiği yazılı.
çanakkale topraklarında,
her birinin erken biten yaşam öyküsü
eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.
"anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler"
adına yazılı taşı bile olmayan asker
anadolulu mehmet
"ben de yüzyıllarca yaban ellerde
neyin uğruna bilmeden can vermişim
kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
ilk kez çanakkalede ermişim.
uğrunda can verdikçe vatandı ancak
ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
değil mi ki sizler alamasanız bile
bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına
sizlere de vatan sayılır artık çanakkale.
çanakkalede toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
bir garip savaştı çanakkale savaşı
kızıştıkça kızgınlığı dindiren
ara verildikçe ateşe
düşmanı kardeşe
döndüren bir savaştı.
kıyasıya bir savaştı
ama saygı üreten bir savaş
yaklaştıkça birbirine
karşılıklı siperler
gönüller de yakınlaştı
düştükçe vuruşanlar toprağa
dostlar gibi kaynaştı.
savaş bitti.
ölenler kaldı sağlar gitti
köylü köyune döndü evli evine
kır çiçekleri geldiler akın akın
çekilen askerlerin yerine
yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar,
kilim kilim yayıldılar toprağa.
siper siper
toprağın savaş yaralarını örttüler
koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine.
çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
silah yerine saban tutan elleriyle
geri aldı savaş alanlarını doğa
can geldi toprağa silindikçe kan izleri.
yeryüzünde cennet oldu öylece
o cehennem savaş yeri
şimdi çanakkale gelibolu
bahçe bahçe, ülke ülke
mezar dolu.
üstü cennet altı mezar
çanakkale toprağının
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
huzur içinde uyusun
vuruştukları toprakta
kavgadan kinden uzakta
yanyan dostça yatanlar.
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=1485
yanıbaşındaki anzak erine
"nereden kopup gelmişsin,
neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?"
"dünyanin öbür ucundan" dedi gencecik anzak
"öyle yazmışlar mezar taşıma.
doğduğum yerler öylesine uzak,
örtündüğüm topraksa gurbet bana."
"dert edinme arkadaşım"dedi mehmet
"değil mi ki bizlerle birleşti kaderin,
değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet,
sende artık bizdensin,
sende bencileyin bir mehmet"
çanakkalede toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
"ya sen dedi mehmet
oyun çağındaki ingiliz erine,
"yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne?"
"yaşım sonsuza dek onbeş"
dedi ufak tefek ingiliz eri.
"köyümde askercilik oynar
coştururdum trampetimle bizimkileri
derken kendimi cephede buldum
oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
bir sahici kurşunla vuruldum.
sustu boynumdaki trampet,
son verildi böylece oyundan bozma işime
geliboluda bana da bir mezar kazıldı
mezar taşıma "on beşinde trampetçi" yazıldı.
öyküm de künyem de bundan ibaret.
yağmur yağıyordu usul usul toprağa
gözyaşları düşerek üstüne sanki
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
sahibini yitiren bir trampet.
"ya sizler" dedi mehmet
dünyanın dört kıtasından
mezarlar dolusu erlere,
"hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiniz yerlere"
kimi ingilizdi, kimi iskoç
kimi fransızdı, kimi senegalli
kimi hintli kimi nepalli
kimi avustralyadan kimi yeni zelandadan anzak
gemiler dolusu asker
her biri niye geldiğinden habersiz
gelibolunun oya gibi koylarından şizarak
tırmanmışlardı dağa bayıra
siper siper yara gibi yarılan toprak
mezar olmuştu savaş ardından onlara.
kiminin burada yattiği sanilir
kiminin adi bilinse de mezari bilinmez
kiminin de mezar taşında
on altı on yedi on sekiz yaşında
ebedi istirahate çekildiği yazılı.
çanakkale topraklarında,
her birinin erken biten yaşam öyküsü
eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.
"anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler"
adına yazılı taşı bile olmayan asker
anadolulu mehmet
"ben de yüzyıllarca yaban ellerde
neyin uğruna bilmeden can vermişim
kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
ilk kez çanakkalede ermişim.
uğrunda can verdikçe vatandı ancak
ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
değil mi ki sizler alamasanız bile
bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına
sizlere de vatan sayılır artık çanakkale.
çanakkalede toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
bir garip savaştı çanakkale savaşı
kızıştıkça kızgınlığı dindiren
ara verildikçe ateşe
düşmanı kardeşe
döndüren bir savaştı.
kıyasıya bir savaştı
ama saygı üreten bir savaş
yaklaştıkça birbirine
karşılıklı siperler
gönüller de yakınlaştı
düştükçe vuruşanlar toprağa
dostlar gibi kaynaştı.
savaş bitti.
ölenler kaldı sağlar gitti
köylü köyune döndü evli evine
kır çiçekleri geldiler akın akın
çekilen askerlerin yerine
yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar,
kilim kilim yayıldılar toprağa.
siper siper
toprağın savaş yaralarını örttüler
koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine.
çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
silah yerine saban tutan elleriyle
geri aldı savaş alanlarını doğa
can geldi toprağa silindikçe kan izleri.
yeryüzünde cennet oldu öylece
o cehennem savaş yeri
şimdi çanakkale gelibolu
bahçe bahçe, ülke ülke
mezar dolu.
üstü cennet altı mezar
çanakkale toprağının
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar.
huzur içinde uyusun
vuruştukları toprakta
kavgadan kinden uzakta
yanyan dostça yatanlar.
şair : bülent ecevit
http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&siir=48&id=1485
hellas veronada da oynamistir.
bilgic adayi. hosgelsin...
uc yil once oldugu gibi bu senede hollanda amator ligleri sampiyonlugunu finalde kaybetmistir. deplasmanda ki ilk maci 1-2 kazanmasina ragmen kendi evinde rakibine 0-3 maglup olmustur. galiba profosyonellige adim atmak istemiyorlar.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?