confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 441963

die leiden des jungen werthers

angelus
spoiler

hikaye, werther’in mektuplaştığı arkadaşı willhelm’in eliyle, mektuplar biçiminde anlatılır, zaman zaman, willhelm sonradan öğrendiklerini de ekler(bu kısımlar bir sahne canlandırması tarzındadır); büyük kentin yarattığı ruhsal çöküntüden doğaya kaçarak wahlheim’e yerleşen aydın bir geçtir werther. orada tanıştığı soylu bir ailenin güzel kızı lotte’ye aşık olur. lotte de kayıtsız değildir bu aşka ama albert’le nişanlıdır ve verilen sözler, ahlaki değerler önemlidir. lotte albert ile evlenir. werther ise bir aile dostu olarak yer alır yanlarında. ne var ki aşk ve dostluk arasındaki sınır çizgisi zayıftır. sınırı geçmekten korkan lotte, bir daha görüşmemeleri gerektiğini bildirir genç adama. werther’in bu acıya dayanması ise imkansızdır. lotte’ye bir mektup yazar; “bak lotte! bana ölümün sarhoşluğunu tarttıracak olan o soğuk ve korkunç kadehi elime alıyorum. onu bana sen uzatıyorsun, ben de alırken hiç duraklamıyorum. hayatımın bütün istekleri ve ümitleri yerine geldi. ölümün çelikten kapısını vurmak öylesine titretici ve çetin ki” diyen werther, “silahlar dolu. saat on ikiyi vuruyor. alınyazısı bu, önüne geçilmez. lotte! elveda lotte! elveda” sözleriyle son verir mektubuna ve yaşamına...

spoiler

die leiden des jungen werthers

angelus
goethe nin 25 yaşında yazarak hem kendi hem de okuyucularının hayatını değiştirdiği kitabıdır. kitabın piyasaya çıkmasına mütakip bir çok intihar vakaları görülmüştür, alman halkına öyle etki etmiştir ki ortalık kitabın kahramanı olan werther tipli bireylerle dolmuştur.

aci çekmek

angelus
"bu acıyı cesar vallejo olarak çekmiyorum. şu anda ne sanatçı, ne bir insan, hatta ne de bir canlı varlık olarak acı çekmiyorum. bu acıyı bir katolik, bir muhammedi yahut dinsiz olarak çekmiyorum. yalnızca acı çekiyorum bugün. adım cesar vallejo olmasaydı da çekecektim bu acıyı. sanatçı olmasaydım, aynı acıyı duyacaktım yine. insan da olmasaydım, hatta canlı varlık ta, böylesine çekecektim bu acıyı. katolik te olmasam, tanrı-tanımaz da olmasam, muhammedî de olmasam yine acı içinde olacaktım. bugün en dipten başlayarak acı çekiyorum. yalnızca acı çekiyorum bugün.

açıklamasız bir acı içindeyim şu anda. öyle derin ki acım bir sebebe bağlanamaz, bir sebebe de bağlanamaz. sebep ne olsun ki? ona sebep olabilecek önemdeki şey nerede? hiçbir şey sebebi değil, hiçbir şey ona sebep olacak güçte değil. bu acıdan doğan şey ne işe yarar. benim acım bir tuhaf kuşların kuzey ve güney rüzgârlarından döllenip saldıkları tarafsız yumurtalardandır. sevdiğim kız ölseydi, acım çektiğim acı olmakta devam ederdi. boynumu kesselerdi usturayla, ben yine şimdi duyduğum acıyı duyardım. bu hayatta değil bir başka hayatta olsaydım çekeceğim bundan başka bir acı olmazdı. bugün en yücelerden başlayarak acı çekiyorum. yalnızca acı çekiyorum bugün.

açların acısına bakıyorum da benimkinden nasıl da uzakta görüyorum onu. açlıktan ölecek olsam, bir ot olsun biterdi mezarımda. aynı şey âşıklar için de öyledir. âşığın kanı, hangi kaynaktan ve ne yöne aktığı belli olmayan benim kanım yanında nedir ki?

şimdiye dek evrendeki her şeyin kaçınılmaz olarak baba-oğul bağlantısı içinde olduğunu düşünürdüm. oysa bugün işte bakın ne babadır benim acım ne oğul. batan gün olmaya tümseği yok, fazlasıyla sinesi var doğan gün olmak için ve loş bir yere konacak olsa hiç ışık salmayacak, aydınlık bir yere koysan gölgesi olmaz. bugün acı çekiyorum, olsun ne olacaksa. bugün acı çekiyorum yalnızca."

ben gideyim

angelus
tapılası hayko cepkin eseri. şöyle ki;

ah çeker bu yürek ah canım
sen bilmezsen kim bilir
zor zamanlar gördüm ah canım
söyleyemem dert benimdir

su gibidir berraktır bu gönül
kana kana iç iyi gelir
kor alevler yaktı bu gönül
söndürmeye kim gelir

ateşini gördüm yandım yanında kor ettin
yalanını bildim bak en sonunda öğrendim

çok sevmeyi isterdim ah canım
yol vermedin ben neyleyim
tuz basmadan yarama ah canım
görünmeden ben gideyim

ateşini gördüm yandım yanında kor ettin
yalanını bildim bak en sonunda öğrendim

nazım hikmet

angelus
"seni nasıl seviyorum biliyor musun? ot yağmuru nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların annelerini sevdiği gibi, lenin’in inkilabı ve inkilabın marx’ı sevdiği kadar. velhasıl seni nazım hikmet’in piraye’yi sevmesi gibi seviyorum"

mezarliktan çiçek çalmak

angelus
efendim çiçek alınması gereken olan bir takım günlerde "a.k ot parçasına bu kadar para verilir mi hiç" şeklinde düşüncesi olan bireyin gerçekleştirmesi muhtemel hayvanlıktır. tabi çiçek fiyatlarının pahalılığından yakınan lakin gidip mezarlıktan çiçek çalmayan bireyleri bu hayvanlıktan tenzih ederim ama diğer grubun yaptığı ayıptır, günahtır.
798 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol