olmecanın 1 senelik nadasının sonunda içime sunulmuş yaşamsal sıvıdır. sarı renklidir, lezizdir.
1997 yılında yayınlanan ilk ve en şahane nightwish albümü olmakla birlikte diğer albümleri gibi tutmamış olan projedir.
çöpe atılır genelde, çöp kutularına. böyle küçük küçük olurlar, evlerde bulunur. sokaklarda da bulunur ama onlar büyüktür.
nightwish ın 2001 yılında çıkarmış olduğu albüm olmakla birlikte, gary moore dan coverladığı parçadır.
leke albümünden renan bilek şarkısı. şöyle ki;
sabah kalktıgınızda belki de, coktan ölmüş olacagım
elime gözüme dilime yabancı, kendime yabancı bir halde
azı yaşıyor en çokta ve yalnızım bir tufanda
en çok içinde birim, en bir içinde çok
nolur cekin elleriniz benden; baba bu benim hayatım
anne doğurdugun cocuk istedigin gibi olmadı
ne yapabilirim bu benim hayatım
sabah kalktıgınızda belki de, coktan ölmüş olacagım
elime gözüme dilime yabancı, kendime yabancı bir halde
sabah kalktıgınızda mutlaka mutlaka.
sabah kalktıgınızda belki de, coktan ölmüş olacagım
elime gözüme dilime yabancı, kendime yabancı bir halde
azı yaşıyor en çokta ve yalnızım bir tufanda
en çok içinde birim, en bir içinde çok
nolur cekin elleriniz benden; baba bu benim hayatım
anne doğurdugun cocuk istedigin gibi olmadı
ne yapabilirim bu benim hayatım
sabah kalktıgınızda belki de, coktan ölmüş olacagım
elime gözüme dilime yabancı, kendime yabancı bir halde
sabah kalktıgınızda mutlaka mutlaka.
ekim 2006 tarihinde çıkacak olan evanescence albümü.
spoiler
çağlar önce bilinmeyen bir uzay gemisi dünyamızı bulmuştu. gemi adamları kısa sürede, gezegenimizin, akıllı yaratıkların gelişebilmesi için çok elverişli olduğunu anlamışlardı. ancak gelişimi beklenen insan homo sapiens değil, bir başka türden yaratıktı. uzay adamları bu türün dişilerini suni olarakdöllemiş, kadınları eski destanlarda belirttiğine göre, derin bir uykuya daldırarak dünyamızdan ayrılmışlardı. binlerce yıl sonra geri döndüklerinde karşılarına, yeryüzünün orasına burasına dağılmış homo sapiens örnekleri çıkmıştı
ileri uzaylılar dölleme deneylerini, toplum kurallarına uyabilecek yetenekte yaratıklar yetişene kadar sürdürmüşlerdi.
ancak ortaya çıkan insanlar hala barbarlardır. uzaylılar onların geriye dönerek* yine hayvanlarla yaşayabileceğini düşünerek bir çoğu yok etmiş, daha az ölçüde başarısız kalanlarıda başka kıtalara belkide başka gezegenlere taşımışlardır. geriye kalan başarılı örnekler toplum hayatının ilk ürünlerini vermeye başlamış, mağara duvarlarını süslemeye, çömlekciliği geliştirmeye, ilkel mimarlık örneklerini ortaya koymya yönelmişlerdi.
bu ilk insanların uzay adamlarına sonsuz saygısı vardı. çünkü onlar bilinmeyen bir yıldızdan gelmiş, yine oraya dönmüş "tanrılardı". esrarengiz nedenlerden dolayı bu "tanrılar" bilgilerini insanlara geçirmeye meraklıydılar. yarattıkları insanlara özen gösteriyor, onları kötülükten ve ahlaksızlıktan korumaya çalışıyorlardı. toplumların kurucu biçimde gelişmesini istiyorlar, bu yüzden uyumsuzluk gösterenleri ortadan kaldırıyor, kalanların gelişme yeteneğinde bir toplum kurması için gerekli temel kavramları öğretiyorlardı.
spoiler
çağlar önce bilinmeyen bir uzay gemisi dünyamızı bulmuştu. gemi adamları kısa sürede, gezegenimizin, akıllı yaratıkların gelişebilmesi için çok elverişli olduğunu anlamışlardı. ancak gelişimi beklenen insan homo sapiens değil, bir başka türden yaratıktı. uzay adamları bu türün dişilerini suni olarakdöllemiş, kadınları eski destanlarda belirttiğine göre, derin bir uykuya daldırarak dünyamızdan ayrılmışlardı. binlerce yıl sonra geri döndüklerinde karşılarına, yeryüzünün orasına burasına dağılmış homo sapiens örnekleri çıkmıştı
ileri uzaylılar dölleme deneylerini, toplum kurallarına uyabilecek yetenekte yaratıklar yetişene kadar sürdürmüşlerdi.
ancak ortaya çıkan insanlar hala barbarlardır. uzaylılar onların geriye dönerek* yine hayvanlarla yaşayabileceğini düşünerek bir çoğu yok etmiş, daha az ölçüde başarısız kalanlarıda başka kıtalara belkide başka gezegenlere taşımışlardır. geriye kalan başarılı örnekler toplum hayatının ilk ürünlerini vermeye başlamış, mağara duvarlarını süslemeye, çömlekciliği geliştirmeye, ilkel mimarlık örneklerini ortaya koymya yönelmişlerdi.
bu ilk insanların uzay adamlarına sonsuz saygısı vardı. çünkü onlar bilinmeyen bir yıldızdan gelmiş, yine oraya dönmüş "tanrılardı". esrarengiz nedenlerden dolayı bu "tanrılar" bilgilerini insanlara geçirmeye meraklıydılar. yarattıkları insanlara özen gösteriyor, onları kötülükten ve ahlaksızlıktan korumaya çalışıyorlardı. toplumların kurucu biçimde gelişmesini istiyorlar, bu yüzden uyumsuzluk gösterenleri ortadan kaldırıyor, kalanların gelişme yeteneğinde bir toplum kurması için gerekli temel kavramları öğretiyorlardı.
spoiler
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
günahkarların,
küfürbazların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili,sesi
yeraltı edebiyatı...
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
günahkarların,
küfürbazların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili,sesi
yeraltı edebiyatı...
demir demirkan şarkısı. şöyle ki;
bileklerimde birer altın kelepce
gögsümdeki bu izler pence pence
kuruyor toprak yaralarımın icinde
parcalandım bir ruyanın pesinde
tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
ölen bilir, hayat nedir?
giden gider.. kalan kalır..
ölen bilir, hayat nedir?
toz oldu tastan kalbim ellerinde
savrulurken küllerim tek nefeste
katilim ol gel bitir "bir tetikte"..
vur sırtımdan durma.. ölürüm hergün bin kere !
tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
kul yanarken ben kendimi gördüm
ölen bilir, hayat nedir?
laneti çözdüm kayıp özüme döndüm...
giden gider .. kalan kalır..
ölen bilir hayat nedir ?
ps: başlık altına cevap entry niteliğinde "hayat insanın kendisine yakışanı giymesidir" gibi ilginç bir entry giren yazar en asil duyguların insanıdır gözümde.
bileklerimde birer altın kelepce
gögsümdeki bu izler pence pence
kuruyor toprak yaralarımın icinde
parcalandım bir ruyanın pesinde
tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
ölen bilir, hayat nedir?
giden gider.. kalan kalır..
ölen bilir, hayat nedir?
toz oldu tastan kalbim ellerinde
savrulurken küllerim tek nefeste
katilim ol gel bitir "bir tetikte"..
vur sırtımdan durma.. ölürüm hergün bin kere !
tanrı gibi yasadım kul gibi öldüm
hayat nedir?, hayat nedir?
seytan gibi cehenneme gömüldüm
giden gider.. kalan kalır...
kul yanarken ben kendimi gördüm
ölen bilir, hayat nedir?
laneti çözdüm kayıp özüme döndüm...
giden gider .. kalan kalır..
ölen bilir hayat nedir ?
ps: başlık altına cevap entry niteliğinde "hayat insanın kendisine yakışanı giymesidir" gibi ilginç bir entry giren yazar en asil duyguların insanıdır gözümde.
boktan bir bomba olacağı gün gibi aşikar olacak olan atraksiyondur, üstelik bombayı yapacak veya yapmış olan mal girişimcinin bombanın ana maddesi olan bok ürününe bulaşmasından dolayı yayacağı yüksek desibeldeki koku sebebiyle pek çabuk yakalanacaktır, gereksizdir.
ps:(bkz: boktan bomba yapanın bok kadar aklı yoktur)
ps:(bkz: boktan bomba yapanın bok kadar aklı yoktur)
"bir zamanlar, insanlar birisi oldugunde...
ruhunu bir karganin
olumun ulkesine ta$idigina inanirlardi.
ama bazen cok kotu bir $ey oldugunda...
buyuk bir keder de ta$inirdi
ve ruh rahat edemezdi.
o zaman bazen, sadece bazen...
karga yanli$ $eyleri duzeltmek icin,
ruhu geri getirebilirdi ... "
ruhunu bir karganin
olumun ulkesine ta$idigina inanirlardi.
ama bazen cok kotu bir $ey oldugunda...
buyuk bir keder de ta$inirdi
ve ruh rahat edemezdi.
o zaman bazen, sadece bazen...
karga yanli$ $eyleri duzeltmek icin,
ruhu geri getirebilirdi ... "
en çok
senin yanında üşürdüm.
sen beni her zaman üşütürdün de
haddimi aştığım zamanlarda,
sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani.
en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme.
çok toydum
dayanamazdım
buz kesilirdim
ve son bir vuruşla
paramparça etmeyi de ihmal etmezdin
o buz kütlesini her seferinde.
yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını.
suya benzerdin.
musluktan damlardın mesela
ben uykuya dalmadan hemen önce
uykumu mek için
ya da durup dururken
bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan
bana armağan ederdin.
hiç bi şey yapmasan
ayakkabımın içine girerdin
tam da evden yeni çıkmışken ben
sen basbayağı suya benzerdin.
ne zaman kötü hissetsen
kötü hissettirmek için
yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle
tabi ki ben olurdum yokuşun altında
ve her zaman hazırdı savunman;
yokuş yukarı nasıl akacaktın
ve tabi ki gövdemi parçalardın
sen benim gövdemi parçalardın da
yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını.
sen suya benzerdin ya
sensiz olmazdı
olduğu kadar da olmazdı
yani ben bir hiç kimseydim
ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını.
sırf ayaklarına batmasın diye...
her koyunun kendi bacağından asıldığı gerçeğini kabul eden aklı hür vicdanı hür zihniyettir. o mukaddes kavramlar ne benim küfretmemle mukadesliklerinden bişey kaybeder, ne bir başkasının onun mukadesliğini savunmasıyla yüceliğine yücelik katar, kaldı ki herkesin mukadeslik kavramı sadece kendisini bağlar zira şahsımın evinde beslemekte olduğu bir çift minik su kaplumbağsıda bana göre oldukca mukaddes varlıklardı, lakin bir tanesi intihar etmek suretiyle yaşamına son verdikten sonra hüzünlere gark olduğumu gören muhterem pederimin "siktir et lan ibneyi, su kaplumbasının soyu mu tükendi" diyip yeni bir su kaplumbası getirmesi ile hüznümün yerini taze bir sevinç almıştı. ha muhterem peder beyimin "siktir et lan ibneyi, su kaplumbasının soyu mu tükendi" demesi ile mukaddes su kaplumbamının değeri azaldı mı? katiyen. bu sadece peder beyimin problemidir, o hala son derece mukadesdir.evet.
orhun anıtları referans alındığı takdirde siktir git bi cay koy denildiği görülür. hatta 25. paragraf, 42. satırda ayan beyan görülmektedir.
saat bir de sizi darlayan gecenin rahavetinden kurtulmak için uykunuzdan kalkıp
pencereyi açtığınızda rüzgarla birlikte içeri giren, oradan beyninize nüfuz edip kısa süreli bir felç yaşamanıza neden olan, uyku sersemliğinin de dengesizliğiyle kontrolü elinizden alıp düşte mi yoksa gerçekte mi olduğunuzu sorgulatan kokudur. aslında olmayan bir kokudur, özlem nedeniyle beyninizin size oynadığı küçük bir oyundur, her gece devam etmesi için dua edeceğiniz bir oyun.
pencereyi açtığınızda rüzgarla birlikte içeri giren, oradan beyninize nüfuz edip kısa süreli bir felç yaşamanıza neden olan, uyku sersemliğinin de dengesizliğiyle kontrolü elinizden alıp düşte mi yoksa gerçekte mi olduğunuzu sorgulatan kokudur. aslında olmayan bir kokudur, özlem nedeniyle beyninizin size oynadığı küçük bir oyundur, her gece devam etmesi için dua edeceğiniz bir oyun.
hayatım boyunca sadece kazara bi kaç defa dinlemiş olduğum halde sabahtan beri 3842 defa beynimde tekrar etmekte ısrar eden sezan aksu şarkısıdır.
dikkatsiz bireylerin sık sık düştüğü, içerisinde asansör isimli ulaşım aracının bulunduğu boşluk.
söylenen kişi üzerinde zerre etkisi olmayan bir çeşit öğüt.
vakt i zamanında dinlemekten bıkmadığımız bir grup olmuştur, hedef büyük isminde şahane bir albüm yapmışlardır lakin daha sonra anlamsız bir şekilde takındıkları siyasi tavırları ile kendilerinden soğutmuş, isimlerinin geçtiği yerde "a.k. onların" dememizi sağlamışlardır fazla geçmeden de dağılmışlardır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?