iron maiden in ilk gitaristi olan bireydir kendisi. daha sonra yerini adrian smith e bırakmıştır.
yurdumda ilk önce şahsımın evine uğrayan, en son yine şahsımın evini terk eden tabiat harikası.
bikaç sene daha sabredebilirse 27 yaşında ölüp "lan olm amy de 27 sinde gitti a.k." şeklinde efsane olabilir kendisi. onun dışında yalandır. ingiltere nin başarısız bir gazıdır sadece.
muhtemelen başındaki türbanın kafasını sıkması sonucu beyninde oluşan baskının etkisi ile vuku bulmuş hadisedir. o türban biraz gevşetilse, efil efil hava alsa, beyine yeterli miktarda oksijen gitse yaptığının ne denli yanlış olduğunun kendisi de farkına varacaktır. ya. evet.
edit: fotoğrafa baktım da hiç de öyle başlıkta iddia edildiği gibi genç kız modeli gibi değilmiş. bariz babaanneymiş.
edit: fotoğrafa baktım da hiç de öyle başlıkta iddia edildiği gibi genç kız modeli gibi değilmiş. bariz babaanneymiş.
(bkz: çok iyi düşünmüşsün)
yine "ölümden kaçış yoktur" teması ile çevrilmiş serinin üçüncü filmdir. gün itibari ile kanal d de yayınlanacaktır.
piton değildir o. sadece bir yanılsamadır. esasında kabızken güç bela çıkartılan bokun ta kendisidir. üç gün bekletilince içeride piton formuna dönüşmüştür. korkmayın. zararsızdır.
silinen başlıklar: seytan in bos vakitlerinde ugrastigi mesgaleler
silinme sebebi: anket de bir yere kadar. şeytanı felan karıştırmayın bari.
silen: angelus
silinme sebebi: anket de bir yere kadar. şeytanı felan karıştırmayın bari.
silen: angelus
herkesin bir şekilde saylon çıkmaya başladığı dizi olmuştur. hayırlısı.
(bkz: bertolt brecht)
passiflora gibi bir adamdır. böyle sessiz, sakin, huzur verici.
(bkz: improbable)
aksesuar olarak da kullanıldığı görülen nesnelerdir. çok zaman denk gelmiştir ki kişi elinde dolaştırdığı kitabın kapak rengini, ki zannediyorum başka da bir şey yapmamaktadır elinde dolaştırmaktan başka taktığı fular, kravat, ne bileyim kolundaki çanta ile aynı renk olmasına özen göstermektedir. bir renk armonisi yaratmaya çalışmakta, ilgili nesnenin kullanım alanını saptırmakta, minik beyinleri kötü etkilemektedir. ne ayıp bir şeydir. ha şimdi denilebilir ki; "ey angelus! el/alemin dedi seni mi gerdi?" yok germedi kutsal romanın aziz yurttaşları, naçizane bir tespitimi paylaşmak istedim sizlerle sadece. evet.
(bkz: yolda görsem merhaba merhaba)
gerek ekmek olsun, gerek yumurta olsun ufak çaplı alış/verişlerin yapıldığı, toplam birkaç dakikalık mesainizi harcayabileceğiniz, ve bu sebeple geniş perspektifli bir para hesabı olmadığı için evin en küçük bireyin yollandığı bölgelerdir.
ama marketler öyle değildir. buraya evin annesi, babası, veya herhangi bir büyüğü, olmadı bunlar bi kombine oluşturup o şekilde giderler. zira alış/veriş geniş çaplı olacaktır. zira ödenecek miktar evin küçük çocuğunun bir anda hesaplayamayacağı şekilde olacaktır. kimse bu riske girmek istemez. insan bakkalda yaptığı alış/verişin kat be kat fazlasını burada yapar çünkü. bazen istemeden de olsa yapar. unutkan bireylerin kağıt/kalem, hafızası kuvvetli bireylerin ise hafızalarında oluşturduğu alış/veriş listesinde bulunan maddeleri tek tek almaya başlar, sonra hiç anlamadığı o kısa zaman aralığında anlamsız bir gaza gelip peynir, zeytin, süt, zeytinyağı, pirinç felan alayım derken yaşamının herhangi bir dilimi içerisinde siksen kullanmayacağı ürünleri alırken yakalar kendini. işte tam bu noktada evde "büyük" olarak sıfatlandırılan bireylerin bu alış/veriş macerasındaki önemi ortaya çıkar. zira küçük çocuk o gereksiz materyalleri geri bırakmaktansa satın almayı tercih eder. ama büyükler yapmaz böyle. onlar her şeyi hesaplayarak alırlar, gereksiz şeyler almaz, güvenmek gerekir onlara. evet.
edit: tamam lan tamam gereksiz bi alış/veriş yaptım bugün. annem ceza olsun diye yazdırdı bu entry.
ama marketler öyle değildir. buraya evin annesi, babası, veya herhangi bir büyüğü, olmadı bunlar bi kombine oluşturup o şekilde giderler. zira alış/veriş geniş çaplı olacaktır. zira ödenecek miktar evin küçük çocuğunun bir anda hesaplayamayacağı şekilde olacaktır. kimse bu riske girmek istemez. insan bakkalda yaptığı alış/verişin kat be kat fazlasını burada yapar çünkü. bazen istemeden de olsa yapar. unutkan bireylerin kağıt/kalem, hafızası kuvvetli bireylerin ise hafızalarında oluşturduğu alış/veriş listesinde bulunan maddeleri tek tek almaya başlar, sonra hiç anlamadığı o kısa zaman aralığında anlamsız bir gaza gelip peynir, zeytin, süt, zeytinyağı, pirinç felan alayım derken yaşamının herhangi bir dilimi içerisinde siksen kullanmayacağı ürünleri alırken yakalar kendini. işte tam bu noktada evde "büyük" olarak sıfatlandırılan bireylerin bu alış/veriş macerasındaki önemi ortaya çıkar. zira küçük çocuk o gereksiz materyalleri geri bırakmaktansa satın almayı tercih eder. ama büyükler yapmaz böyle. onlar her şeyi hesaplayarak alırlar, gereksiz şeyler almaz, güvenmek gerekir onlara. evet.
edit: tamam lan tamam gereksiz bi alış/veriş yaptım bugün. annem ceza olsun diye yazdırdı bu entry.
(bkz: living darfur)
(bkz: rowan douglas williams)
anglikan toplumun ruhani lideri, canterbury başpiskoposu olan bireydir kendisi. yaptığı açıklamalarla gündemden inmeyen, en son yaptığı konuşmada şeriat yasalarının ingiliz hukuku ile bir arada yürürlüğe konulmasını ve müslümanların bu yasalar ile yargılanmasını önermiştir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?